Henry Charles Bukowski adına birçok film çekildi. Kıyak filmler değildi aslına bakarsanız. İlk izlediğim Factotum’du, ikincisi de Barfly oldu. Factotum kitaba göre çok eksikti. Üçüncü sınıf işçi durumları, iş meseleri hakkında Chinaski’nin çarpık yaşamını ele alıyordu. Barfly’da isminden anlaşılacağı gibi bir bar kelebeğini ele alıyor. Serseri, aylak biçimde gezen işşiz…
Sinemada kitaplardan uyarlanan filmler son zamanlar sinemaya daha çok uyarlanır oldu. Kimileri anlatımdan yoksun kurgusu bozuk işlerle uygularken bu işleri, kimileriyse gerçeklik bağlantısını çok başarılı biçimde sinemaya aktarıyor. Anlatım olarak, görsellik olarak, oyuncuların başarılı performansı, mekân seçimleri, kostümsel özellikler ve birçok unsur sayılabilir. Bunları saymamın amacı Ang Lee gibi başarılı…
Sinema olaylarında bazı filmler var o kadar gereksiz yapım olmasına rağmen Oscar alıyor, kimi yapımlar var iyi iş çıkarsa da Oscar alamıyor. Mesele Oscar meselesi değil tabii. Herkesin aldığı Oscarlar kendine. Oyuncu, yönetmen, film her neyse Oscar aldığında değişmiyor gözündeki yeri. “Far And Away” romantik-komedi adı altında zihinlere kazınacak öyle…
Hükümetler… Dünyadaki bütün hükümetler hemen hemen masum insanları katletmekle yükümlüdürler. Bulamadıkları suçluları masumların üzerine yıkıp bir yol ararlar. Sisteme karşı bir tokattır “In the Name of the Father”. Demokrasi çirkinlikleri adı altında yapılan, politik düzmecelerle ırkçılığın sembolünü gösteren bir resmidir. Sistemin işleyişine dair birçok ipucu veren Baba-Oğul ilişkisini iyi inceleyen…
Yeşil Yol…Kimilerinin saplandığı kara delikten çıkamayacağı ağzı kokuşmuş gardiyanların kötü davrandığı düşündüğü bir yer. Tam bir hayat dersi veren, fare ve bir mahkumun nasıl dost olacağını, gardiyanların idam sehpasında olan bir mahkuma nasıl davranılması gerektiğinin bir portres…İstediğiniz kadar tanımlama getirebilirsiniz. 1999- 2000 yıllarında usta kalem Stephen King’in romanından sinemaya uyarlanarak…
Değerler bir bir gidiyor Yerini dolduranlarsa olmuyor! Gerçek sanatlarıyla tarih yazmış olanlar gidiyor en acısı. Bunlardan biri de Dinçer Çekmez. 70’li yıllara damgasını vurdu Daha çok Kemal Sunal’la ortalıkta göründü Özellikle Kemal Sunal’la birlikte Şark Bülbülü, Tarzan Rıfkı, İnek Şaban, Şaban Askerde, Süt Kardeşler, , Şabanoğlu Şaban, Atla Gel Şaban…
Her kesimden seveni vardı Sanatçılığını konuşturmuştu "Olacak O Kadar" ile tanıdık biz onu Yabancı filmlere yaptığı dublajların yanısıra çok iyi işler başardı İyi bir Fenerbahçe'liydi Tiyatro yönünden bakınca çok adam yetiştirdi Ortada çok görünmezdi Ama göründüğünde de iz bırakırdı Kolay bir adam değildi Zordu Duruşu vardı "Türk tiyatrosu azınlıklar sayesinde…
Savaş… Bunun hakkında türlü türlü şey uydurabilirsiniz. Dünyadaki savaşların çıkarları ölen askerler üzerinden sağlanıyor, büyük patronlar köşeyi dönüyordu. Bir p.rno misali savaş da askerleri farklı pozisyonlara sokabiliyordu. Dünyadaki büyük savaşlardan biri de Vietnam Savaşı. Şu ana kadar Vietnam savaşı hakkında çok şey yazıldı, çizildi, filmleri çekildi ama bu film kadar…
Yazan: Charles Bukowski Yayın Yönetmeni: Metin Celal Kapak Düzeni: Nurcan Zamur Kitabın Orjinal Adı: "Women" Türkçesi: Avi Pardo Baskı: Üçüncü Baskı 2009 Yayınevi: Parantez Sayfa: 320 “Pek çok iyi adam bir kadın yüzünden köprü altını boylamıştır…” –Henry Chinaski Kadınlar tarafından bok çukuruna atılmış oradan çıkamadığınız, ziftlerle dökülmüş sokaklardan geçmiş,…
Hiçbir zaman sıkı arabesk dinleyicisi olmadım. Ama hep bir dem dinledim. Cengiz Kurtoğlu, Ümit Besen, Müslüm Gürses, Orhan Gencebay dinlemişliğim hep oldu. Hepsini arabesk olarak kategorize edemem. Müslüm Gürses bir dönemin tarihini yazan bir adamdı. Gerek oynadığı filmlerle, gerek müziğiyle. Arabeskin babasıydı, deplasman otobüslerinde dillerden düşmezdi şarkıları,O’nun uğruna jilet çekenler…