Konser İzlenimleri’ kategorisi için Arşiv

Konser+Film: Kurt Cobain Anma Gecesi (23 Şubat 2019, Grand Pera)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 25 - 2019 zamanında yazılmıştır.

Bir kez daha O’nu andık. Etkinlik, söz edildiği üzere 20.00’yi biraz geçe “Singles” filminin gösterimi ile başladı. Filmimiz romantik komedi tadında olsa da Seattle’da çekilmesi ve o dönemi yansıtması itibariyle çok manidar idi biz grunger’lar için.

Konser: Nirvana Tribute Band (20 Şubat 2019, Zorlu PSM)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 21 - 2019 zamanında yazılmıştır.

Kurt Cobain’in doğum günü kutlaması vesilesi ile Zorlu’da buluştuk. Radyo Eksen’in düzenlediği konserde, konser öncesi 90’lar dinledik (Smashing Pumpkins, Soundgarden, Alice in Chains, Sonic Youth, Nirvana, Pearl Jam, Stone Temple Pilots vb.).

Konser: Uriah Heep (11 Şubat 2019, Zorlu PSM)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 12 - 2019 zamanında yazılmıştır.

10 Şubat 2019’da olacak olan konser gümrüğe takılan alet edavattan dolayı 11 Şubat 2019’a ertelenmişti. Pazar günü yaşadığımız hayal kırıklığına rağmen konser o kadar mükemmel geçti ki, ne üzüntü kaldı ne de yorgunluk…

Konser: Empyrium (8 Eylül 2018)

Bayan Arıza tarafından Eylül - 10 - 2018 zamanında yazılmıştır.

Bir sene sonra yine aynı mekânda aynı grubu izlemek mümkün oldu. Şahsına münhasır Alman senfonik doom metal grubu Empyrium’u 8 Eylül 2018’de Zorlu Turkcell Platinum Sahnesi’nde izledik. 7-8 Eylül, 2 gece üst üste çaldılar.

Moonspell Konser Kritiği (20 Kasım 2016 Dorock XL)

Bayan Arıza tarafından Kasım - 21 - 2016 zamanında yazılmıştır.

Portekizli metal devi Moonspell, Opium, Awake, Ruin & Misery, Ravenclaws ve Full Moon Madness gibi en önemli şarkılarını içeren Irreligious albümünü 1996'da yayımladı ve bu albümün 20. yılını bazı festivaller ve konserlerle kutluyor. Bu kutlamalara İstanbul'u da dahil edince hem onları 2. kez izleyelim istedik; hem de konseri merak etmeye başladık.

Bir gün öncesi Sepultura yorgunluğu nedeniyle istediğimiz halde ön grup "Sülfür Ensemble"a yetişemedik ki o kadroyu da çok seviyoruz, hepsi bizim jenerasyon. Radical Noise, Antisilence, uçk grind. Hepsini defalarca canlı izlemişliğimiz var. Bu konser Pazar değil de Cumartesi olsaymış tadından yenmezmiş. Neyse mızmızlanmayı bırakıp, biletin hakkını fazla fazla veren Moonspell'e teşekkür ediyor, yazıya dönüyorum.

22.00'de başlayacağı söylenen konser için 22.30'da Dorock XL'deydik ve Sülfür Ensemble sahneden inmişti.

23.00 gibi Portekizli Fernando ve ekibi sahneye çıktı. Tabii ki onlardan beklediğimiz gibi muhteşem bir sahne şovu ile. Bitmesini istemediğimiz bir konser oldu. Zira neredeyse bütün hitlerini çaldılar. Seyirci de muhteşemdi. Tüm şarkılara eşlik edildi.

Gotik grubu olmalarından kelli o atmosferik ve teatral havayı fazlasıyla soluduk. Hele hele Vampiria'da "n!'oluyouz ulan?" dedik. Çünkü sahnede bir vampir vardı.

Ziyadesiyle müthiş konserdi. Arka arkaya tüm o bildiğimiz ve sevdiğimiz şarkıları çaldılar. Mekân da doluydu ve yine yaş ortalaması yüksek, gelenler de harbi Moonspell fanlarıydı.

Sahneye yine bir dansöz çıkardılar (olmazsa olmazlardan):P

"Alma Mater" ile konser biter mi? Bitmez tabii. Ardından da klibine özellikle tav olduğum "Everything Invaded" geldi.

Ayrıca Vokalist Fernando Riberio muhteşem bir sese sahip. Kendi kategorisi içinde en güzel sese sahip vokallerden biri.

Moonspell'i bir kez daha izlememize vesile olan Dorock XL ekibine teşekkürler. Çok keyifli konserdi, eyvallah.

Sepultura Konser Kritiği (19 Kasım 2016 Garaj İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Kasım - 21 - 2016 zamanında yazılmıştır.

Sepultura'yı 3. kez, Max ve Igor kardeşleri ise ilk kez izlediğim konserdi. Yeni Melek'e yıllar önce geldiklerinde ve tam bir sene önce hatta geçen sene doğum günümde yine Garaj İstanbul'da izlediğimizde çok keyif almıştım. Evet neticede Sepultura'yı Sepultura yapan bu biraderler değil mi? Evet! Ama bu konser "Roots" albümü konseptli olduğu için Motörhead ya da Celtic Frost cover'ı yerine Arise'dan, Beneath the Remains'den, Chaos A.D'den şarkılar dinlemek leziz olurdu diye düşünüyorum. Artık kanımca telif hakkından mıdır yoksa sadece albümü komple çalıp bir başka şarkı çalmamaları gerektiğinden mi bilemiyorum. Yardırdılar tabii o ayrı. Yine de keyifli konserdi. Yine olsa gider miyim? Yok artık diyorum. Üçledik işte daha ne olsun:)

Roots çıkalı da 20 yıl olmuş. Haliyle tüm eski tayfa oradaydı. Yaş ortalaması 35 diyelim bari de şey olmasın:)

Çok kısa sürdü, nasıl başladı bitti anlayamadık. Zamanında başladı. 22.00 olmadan konser bitti. Sanırım konser camiasında bir ilktir bu kadar erken evlere dağılmak. ki biz dağılmadık, oradan da kesmediği için Dorock'a gidip en sevdiğimiz cover grubu olan Razor dinledik. Ertesi güne Moonspell'e gideceğimiz için çok yorgun olmayalım filan demiştik ama hepsi nafile oldu. Boyun tutuldu, ayaklar şişti, ses kısıldı, sarhoş olundu 🙂

Şimdi sözlük'e baktım da arkadaşın biri muhtemel set list demiş ki bi kısmı tutuyor.

muhtemel setlisti

-ıtsári -roots bloody roots -attitude -cut-throat -ratamahatta -breed apart -straighthate -spit -look away -dusted -born stubborn -jasco -ambush -endangered species -dictatorshit -procreation (of the wicked)

-ace of spades -song played from tape -canyon jam

Empyrium Kritiği (3 Eylül 2016, Zorlu PSM, İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Eylül - 8 - 2016 zamanında yazılmıştır.

Rüya gibi konserdi. Resmen melankoliyi ruhumuzun her parçasında hissettirdi Alman grup.

İki gece üst üste çaldıkları Zorlu PSM'nin Drama sahnesini de bu vesileyle görmüş olduk. Konseri balkondan izlemek de iyi bir fikirmiş.

Tatlı bir melankoli içerisinde, Lover's Grief, The ensemble of Silence dinledik; Markus gerçekten de çok sıcakkanlı ve nazik biriydi. Siyah bir atmosfer içerisinde geçen konser ziyadesiyle keyifliydi. "Hiç bitmesin" dediklerimizden biri oldu. Bis yapıp döndüklerinde "Many Moons Ago" ile ruhlarımızda fırtınalar kopartıp, melankolinin dibine soktular seyirciyi. Davula özellikle çok bayıldım.

Dünya gözüyle Empyrium'u da izlemiş olduk. Umarım yine böyle iyi grupları izleyebilme şansımız olur.

Efenim bu da grup hakkında info:

Markus Stock, yani hayranlarınca ezberlenen adıyla Uf Theodor Schwadorf'un Andres Bach'la birlikte kurduğu Empyrium, melankolinin tarifsiz bir atmosferle hayat bulduğu şarkılarıyla, doom metal’den folk’a, kendini özgü sound'unun son dönem karşılığı neofolk'tan dark folk'a kadar uzanan yelpazesiyle, özellikle metal müzik hayranları için kült mertebesinde bir grup.

İlk demonun ardından, 1996 tarihli ikonik albüm A Wintersunset…'le başlayan Empyrium serüveni, Songs of Moors and Misty Fields, Where at Night the Wood Grouse Plays, Weiland ve 12 yıllık aranın ardından yayınlanarak büyük bir hasrete son veren The Turn of the Tides'la bugünkü şeklini aldı.

Temasını doğadan alan, melankolinin benzersizce işlendiği, senfonik dokunuşları ve folk'a yatkınlığıyla büyük beğeni toplayan Empyrium albümleri, grubun hayranlarınca adeta birer başucu eseriymişçesine seviliyor. Bu sevgi, grubun en az albümleri kadar çarpıcı canlı performansıyla pekiştiğinde, Empyrium'un büyüsü daha da derinleşiyor.

Sigur Rós Kritiği (11 Haziran 2016, Zorlu PSM, İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Haziran - 13 - 2016 zamanında yazılmıştır.

"Von" ile başlayan Sigur Rós sevgim yıllar boyu artarak devam etti. 90'lı yılların sonuydu onları ilk duyduğumda. Dolayısıyla neredeyse 17-18 senedir bu an'ı bekliyordum. Ama bu kadar muhteşem olabileceğini düşünemezdim.

Jónsi'nin bu dünyaya ait olmayan sesi hâlâ kulaklarımda yankılanıyor. Eğer izlediğime "konser" dersem bugüne dek izlemiş olduğum 1500 tane grubu hiçe saymam gerekir. Çünkü üzgünüm bu yaşadığımız an'a "konser" diyemiyorum. Bu dünyanın dışından bir şeyler yaşadık. Bir ilâhi gibi, bir dua, bir yakarış gibi.

Radiohead'i 2000 yılında "Kid A" turnesi kapsamında Selanik'te izlediğim zaman da "bu adamlar buraya ait olamaz" demiştim. Bunu 2. kez diyorum şimdi.

Sadece kulaklarımıza değil gözlerimize de hitap ettiler. Hatta ruhumuza girdiler! Muhteşem bir sahne şovu, müzikle uyumlu ışıklar, görseller, her şey…

İlk kez Zorlu PSM'de deneyim yaşadım. Konseri oturarak izledik. Sahneye uzaktık. Ama sahneyi tamamıyla görebildik ve o görsel şovu uzaktan izlemek müthişti. Rüya mıydı, gerçek miydi, ben neredeydim, bu adamın sesi nasıl bu kadar büyülü olabilirdi? Cennetin müziğini yaptıkları kesin.

glosoli, ny battery, kveikur, hafsol, vaka, e-bow aklıma gelenler.

"ovedur" ile başlayan konser "hafsol" ile bitti sandık. bis yapıp geri geldiler "popplagid"i çaldılar.

Hiç bitmesin istedim, sonsuza dek sürsün. Ya da ben o an'ın içinde huzurlu ve mutlu bir şekilde öleyim. İyi ki varlar! Ve iyi ki onları izleyebilme şansı yakaladık!

Sepultura Konser Kritiği (26 Kasım 2015 Garaj İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Aralık - 4 - 2015 zamanında yazılmıştır.

Çok uzun zamandır konser yazısı yazmadığımı fark ettim. Sebebi basit, artık çok fazla konsere gidemiyorum! Bunca yıl boyunca gittiğim konserlere sayıp kendimi avutmak istiyorum ama yine de eski günleri çok özlüyorum.

90’lı yıllarda sıkça dinlediğim, Beneath The Remains, Arise ve Chaos AD kasetlerimi walkman’de sürekli döndürdüğüm -Brezilya’dan çıkmış en güzel şeylerden biri olan- Sepultura’yı doğum günümde sahnede izlemek ilâç gibi geldi. Adamlar 26 Kasım 2015 Perşembe günü sahne alarak bana orta yaşımı konserde kutlama şerefini de vermiş oldular.

Efenim, bu kendilerini 2. Kez izleyişim oldu. Bir önceki konser Yeni Melek’te idi. Üzerinden de bayaa zaman geçmişti. Madem 30. Yılları, gidip sahnede tekrar görmek ve eski günleri yad etmek lâzım dedik ve iyi ki gitmişiz.

Konser mekânı olan Garaj İstanbul’u sevmiyor olsam da bu konserde beni yanılttılar. Hem havalandırma hem de ses düzeni gayet iyiydi.

Kapılar 20.00’de açılacak ve konser 21.00’de başlayacak idi. Hafta içi konserleri hafta sonu konserleri kadar geç başlamaz. Nitekim biz 21.00 de oradaydık ama henüz sahne almamışlardı. Fakat Garaj İstanbul doluydu. “Sokakta biraz demlenelim” dedik ki bi baktık herifler sahnede. Dikdörtgen sayılabilecek bir mekân. En arkadan 2. Sıraya kadar ilerledik ve konseri ziyadesiyle güzel bi yerden izledik.

Yine tanıdıkları gördük, genelde yaş ortalaması yüksekti. Buna sevindik.

Eski albümlerinden çaldılar. Çok gaza geldik, kafa salladık, pogo yaptık ve eğlendik. Her ne kadar 90’lı yıllardan sadece iki elemanı (Paulo Xisto Pinto, Jr ve Andreas Kisser) kalmış olsa ve grubu kuran Cavalera kardeşler çoktaaaan başka gruplara yelken açmış olsalar da bu haliyle bile çok sert adeta taş gibiydiler.

Birçok insan Cavalera’sız Sepultura’nın Sepultura olmadığını savunuyor, bir grup insan da –benim gibi- Sepultura’nın şu anki durumundan memnun.

Vokalist Derrick Green çok sempatik bir herif. Davulcunun yaşı henüz 24 ama dünyanın en genç yeteneklerinden biri olarak gösteriliyordu çünkü 10-11 yaşlarında bile inanılmaz davul çalıyordu. Nitekim yine davulu konuşturdu Eloy Casagrande.

Konserin sonunda bis yaptılar. Son olarak Türk bayrağı açarak seyircilerle selfie yaptılar. Pek keyifli, tadından yenmez bir konser oldu. Umarım bu kış yine böyle güzel grupları izleyebiliriz.

Konserde çaldıkları ilk aklıma gelen şarkılar; Arise, Dead Embryonic Cells, Roots Bloody Roots, Ratamahatta, Refuse/Resist, Territory, İnner Self, Choke, Sepultura Under my Skin.

Biraz da ansiklopedik bilgi vereyim, bilmeyenler için;

Temellerini 1984’te atan efsanevi Brezilyalı grup ilk albümleri Morbid Visions’ı 1986 yılında yayınladı. Peşpeşe çıkardıkları albümlerle kısa sürede adını duyuran Sepultura, 1991 yılında yayınlanan Arise albümüyle dünya çapında büyük bir başarı yakaladı. 1993’te bütün zamanların en iyi heavy metal albümlerinden biri olarak görülen Chaos A.D.’yi yayınladılar. 1996 yılında çıkardıkları Roots albümüyle metal dünyasındaki yerini sağlamlaştıran grup, Max Cavalera’nın ayrılmasıyla vokalleri üstlenen Derrick Green önderliğinde Against, Nation, Roorback, Dante XXI, A-lex, Kairos, The Mediator Between Head and Hands Must Be the Heart albümleri ile başarılarına devam etti.

Şu anki kadrosu da şöyle:

Paulo Xisto Pinto, Jr – Bas gitar

Andreas Kisser – Gitar ve vokal

Derrick Green – Vokal ve vurmalı çalgılar

Eloy Casagrande – Davul

Kultur Shock Kritiği (5 Kasım 2015, Nublu İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Mart - 6 - 2015 zamanında yazılmıştır.

Evet efenim yine bir Kultur Shock kritiği ile karşınızdayım. 15 aydır konsere gitmemiştim. Ama Kultur Shock söz konusu olduğunda akan sular duruyor. Evdeki şartları zorladım ve kendimi yine sahne önünde buluverdim. Çünkü Gino ve tayfasını çok seviyorum ve artık aileden biri oldular benim için. 

Konser mekânı ilk kez Kultur Shock sayesinde gittiğim Nublu idi. Daha çok caz gruplarının sahne aldığı bir yer olduğundan, benim de cazla çok haşır neşirliğim olmadığından henüz orayı tecrübe edememiştim. Doğrusu bu ya, Kultur Shock için doğru bir mekân seçimi değildi. Özellikle eski adıyla Balans'ta, Ghetto'da hatta Roxy'de izlemişliğim oldu onları, burası onlar için biraz küçüktü. Sahne, kalabalık ve çok enerjik bir grup için ufaktı. Merdivenli oluşu da sıkıntılıydı. Ancak yine de her şey çok çok güzeldi. O daracık yerde pogo yapıp, göbek atmayı yine başardık 🙂

Yeni albümleri IX'den de çaldılar. Eski albümlerden de çalarak bizi mest ettiler. İlk aklıma gelenleri sıralayayım hemen: İstanbul, Nadija, Country Muhammed, Hashishi, Sarajevo, God Is Busy, May I Help You, Duna ve olmazsa olmaz Zumbul, Mastika, King for today, Home, Unamerikan, Rage Aginst Old Age, Tamni Vijalet, Tutti Frutti:) 

Yaş ortalaması orta şekerdi. Gençler çoğunluktaydı ama bizim gibi orta yaşın başındakiler hatta bizden daha da büyük izleyiciler de vardı. Hepimiz şarkılara eşlik ettik. Boşnakçam her gün daha da ilerliyor :=) "vratiti se" demek istiyorum kendilerine 🙂

Amy ve Paris yine harikaydı. Her konserde olduğu gibi bu konserde de mütevazilikleri ve samimiyetleri göz kamaştırıyordu. Resmen kulaklarımızın pasını sildiler. Biliyorum defalarca söyledim ama iyi ki varlar iyi ki!