Efes Pilsen One Love Festival yaklaşıyor!

Bayan Arıza tarafından Nisan - 26 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Bu yıl 12.’si gerçekleştirilecek olan Efes Pilsen One Love Festival, 20 – 21 – 22 Haziran olmak üzere üç gün boyunca Parkorman’da yine dünyadan ve Türkiye’den sevilen müzisyen ve grupları ağırlayacak.

Daha önce Britpop’un efsane ismi “Blur”un sahne alacağının açıklandığı Festival’de, diğer sanatçılar da belli olmaya devam ediyor.

Fransız post hip-hop sanatçısı “Wax Tailor” ve İngiliz indie rock grubu “Foals”, Efes Pilsen One Love Festival 12’de sahne alacağı açıklanan isimler arasında yerlerini aldı.

Efes Pilsen tarafından Pozitif Live organizasyonuyla gerçekleştirilen Efes Pilsen One Love Festival, 12. yılında da müzikseverlere unutulmaz bir müzik, eğlence ve festival deneyimi yaşatmaya hazırlanıyor. 20 – 21 – 22 Haziran tarihlerinde üç gün sürecek festival, İstanbul’un sevilen etkinlik mekanlarından Parkorman’da gerçekleştirilecek. Geçtiğimiz haftalarda Britpop’un efsane ismi Blur’un sahne alacağının açıklandığı Festival’de diğer sanatçı ve gruplar da belli olmaya devam ediyor. Indie Rock müziğin yeni nesil temsilcilerinden İngiliz grup Foals ve asıl adı Jean-Christophe Le Saoût olan ve son albümü “Dusty Rainbow From the Dark” ile büyük beğeni toplayan Fransız Hip Hop sanatçısı Wax Tailor, festival coşkusuna eşlik edeceği açıklanan yeni isimler. İkisi de Türkiye’deki müzikseverlerle ilk kez Efes Pilsen One Love Festival aracılığıyla buluşacak olan Foals 21 Haziran’da, Wax Tailor ise 22 Haziran’da sahne olacak.

25 yıldır alternatif rock dünyasının en önemli isimleri arasında yer alan İngiliz grup Blur da, Türkiye’ye ilk kez Efes Pilsen One Love Festival 12 kapsamında gelecek. Vokal ve klavyede Damon Albarn, gitarda Graham Coxon, bas gitarda Alex James ve davulda Dave Rowntree’den oluşan efsane grup müzikseverlerle 21 Haziran akşamı buluşacak.

Wax Tailor

Çok yönlü ve bağımsız sanatçı Wax Tailor post hip-hop ve düşük tempo müzik sahnesinin önde gelen seslerinden biri olarak kısa sürede ün kazandı. 3 albüm, 50 den fazla ülkede 400’den fazla konser ile dünya çapında hayranlarını eşsiz müzik içeriği ile cezbetti. Fransız prodüktör şimdi de müzikal konseptli albümü “Dusty Rainbow From The Dark” ile başarılı bir geri dönüş yaptı. 4 sene boyunca üzerinde çalışılan albüm 2012’de yayınlandı ve fanları tarafından büyük ilgi ile karşılandı. Efes Pilsen One Love Festivali’nin son gününde ana sahnede yer alacak olan Wax Tailor Sharon Jones, Ursula Rucker, Keziah Jones, Aloe Blacc, Charlie Winston, Alice Russell, Charlotte Savary, A.S.M, Mattic, Archive, RJD2, DJ Format, DJ Vadim, General Elektriks, Daedelus gibi birçok isimle iş birliği yaptı.

Foals

Yannis Philippakis, Jack Bevan, Walter Gervers, Edwin Congreave ve Jimmy Smith tarafından kurulan Oxford, İngiltere çıkışlı indie rock grubu Foals ilk albümleri Antidotes (2004) ile en çok aranan canlı performans gruplarından biri oldu. Şimdi 30’lu yaşlarına yaklaşan grup üyeleri en iyi muziği üretebilmek adına yeraltı kulüplerinde başlayan müzik kariyerlerinin 6 yıl içinde nasıl geliştiğini müziklerine yansıtmaya çalışıyorlar. Grubun üçüncü albümü olan Holy Fire, Foals’un en bilinen ve tanınmalarını sağlayan albüm olma özelliğine sahip. Holy Fire kontrastların bulunduğu bir kayıt olmakla beraber Foals’u en iyi yansıtan ritimlere sahip bir albüm oldu. İngiliz prodüktörlerden Flood ve Alan Mudler grubu sürekli yaratıcı işler yapmaya teşvik ederek, Foals’un gerçek müzik kimliklerini yakalamaya yardımcı oldular.

Blur

1989 senesinde Londra’da Seymour ismiyle kurulan grup, 1991 senesinde Leisure albümüyle çıkış yaptı. Vokal ve klavyede Damon Albarn, gitarda Graham Coxon, bas gitarda Alex James ve davulda Dave Rowntree’den oluşan İngiliz grup, 90’larda önemli Britpop temsilcilerindendir. Bir çoğumuzu Blur’la tanıştıran Song 2, FIFA 98’in de soundtrackleri arasında yer almış hatta oyunun kendisiyle özdeşleşmiştir. İngiliz popüler rock müziğinde adeta bir devrim yaratan sound’uyla Blur, Modern Life Is Rubbish, Parklife, The Great Escape, Think Tank adlı alümleriyle yerini iyice sağlamlaştırdı. 2010’da, Blur’u anlatan No Distance Left To Run adlı bir film yapıldı. Britpop efsanesi Blur, 2012 Olimpiyat Oyunları’nın kapanış töreninde Londra Hyde Park alanında sahne aldı. Bu muazzam gösteriden önce The Puritan ve Under The Westway adlı iki yeni şarkı yazan grup, Londra’da bir çatı katından tüm dünyaya yapılan özel bir video gösterimi ile bu parçaları Twitter üzerinden canlı olarak yayınlandı. İlk albümlerinin yayınlandığı tarihten 21 yıl sonra, 2012 yılında tüm Blur albümlerinin ve çalışmalarının olduğu Blur 21: The Box özel setini çıkardı. 2012 yılında BRIT ödüllerinde “Outstanding Contribution to Music” ödülüne layık görüldü. Efes Pilsen One Love Festival

İlk kez 2002 tarihinde düzenlenmeye başlanan Efes Pilsen One Love Festival, her yıl dünyadan ve Türkiye’den müziğin önemli isimlerini ülkemizde ağırlıyor. Her yaz sabırsızlıkla beklenen festivallerden biri olan Efes Pilsen One Love Festival, bugüne kadar aralarında Pulp, Kaiser Chiefs, Suede, Editors, Cake, Groove Armada, Sophie Ellis-Bextor, Röyksopp, Gogol Bordello, Beastie Boys, The Black Eyed Peas, Morrissey, The Chemical Brothers, Peter Gabriel, Moby, Manu Chao’nun da bulunduğu 80 grup ve 1.543 sanatçıyı Türkiye’deki müzikseverlerle buluşturdu. Ülkemizin en önemli şehir festivallerinden biri olan ve 2011 yılından bu yana Avrupa’nın festival birliği “Yourope” üyesi olan Efes Pilsen One Love Festival, müziğin yanısıra pek çok farklı etkinliklerle her yıl onbinlerce katılımcıya gerçek bir festival deneyimi yaşatıyor.

Kaynak: Milliyet

One Love Festival’e kimler geliyor?

Bayan Arıza tarafından Şubat - 28 - 2013 zamanında yazılmıştır.
Efes Pilsen One Love Festival 12 Britpop’un efsane ismi Blur’u ağırlayacak   Efes Pilsen tarafından bu yıl 12.’si gerçekleştirilecek Efes Pilsen One Love Festival, 2013’te de dünyadan ve Türkiye’den müziğin önemli isimlerini ülkemizde ağırlayacak. Bu yıl, 20 – 21 – 22 Haziran olmak üzere üç gün boyunca sürecek festivalin ana gruplarından biri ise ünlü İngiliz alternatif rock grubu, Britpop efsanesi Blur olacak.   Efes Pilsen tarafından Pozitif Live organizasyonuyla gerçekleştirilen Efes Pilsen One Love Festival, 12. yılında da müzikseverlere İstanbul’da unutulmaz bir müzik ve eğlence deneyimi yaşatmaya hazırlanıyor. 20 – 21 – 22 Haziran 2013 tarihlerinde, üç gün sürecek Efes Pilsen One Love Festival 12’nin ana gruplarından biri ise yaklaşık 25 yıldır alternatif rock dünyasının en önemlileri arasında yer alan İngiliz grup, Blur. Britpop’un efsane ismi Blur, Efes Pilsen One Love Festival 12 kapsamında 21 Haziran’da Türkiye’deki müzikseverlerle buluşacak.   Britpop efsanesi Efes Pilsen One Love Festival’de   1989 senesinde Londra’da Seymour ismiyle kurulan grup, 1991 senesinde Leisure albümüyle çıkış yaptı. Vokal ve klavyede Damon Albarn, gitarda Graham Coxon, bas gitarda Alex James ve davulda Dave Rowntree’den oluşan İngiliz grup, 90’larda önemli Britpop temsilcilerindendir. Bir çoğumuzu Blur’la tanıştıran Song 2, FIFA 98’in de soundtrackleri arasında yer almış hatta oyunun kendisiyle özdeşleşmiştir. İngiliz popüler rock müziğinde adeta bir devrim yaratan sound’uyla Blur, Modern Life Is Rubbish, Parklife, The Great Escape, Think Tank adlı alümleriyle yerini iyice sağlamlaştırdı. 2010’da, Blur’u anlatan No Distance Left To Run adlı bir film yapıldı. Britpop efsanesi Blur, 2012 Olimpiyat Oyunları’nın kapanış töreninde Londra Hyde Park alanında sahne aldı. Bu muazzam gösteriden önce The Puritan ve Under The Westway adlı iki yeni şarkı yazan grup, Londra’da bir çatı katından tüm dünyaya yapılan özel bir video gösterimi ile bu parçaları Twitter üzerinden canlı olarak yayınlandı. İlk albümlerinin yayınlandığı tarihten 21 yıl sonra, 2012 yılında tüm Blur albümlerinin ve çalışmalarının olduğu Blur 21: The Box özel setini çıkardı. 2012 yılında BRIT ödüllerinde “Outstanding Contribution to Music” ödülüne layık görüldü. 19 senelik müzik kariyerleri boyunca dikkatleri her seferinde üzerlerine çekmeyi başaran grup, bu sene Efes Pilsen One Love festivali’nde Türk seyircisi ile ilk kez bulaşacak.   Efes Pilsen One Love Festival Hakkında   İlk kez 2002 tarihinde düzenlenmeye başlayan Efes Pilsen One Love Festival, her yıl dünyadan ve Türkiye’den müziğin önemli isimlerini ülkemizde ağırlıyor. 2002 yılından bu yana her yaz sabırsızlıkla beklenen festivallerden biri olan Efes Pilsen One Love Festival, bugüne kadar aralarında Pulp, Kaiser Chiefs, Suede, Editors, Cake, Groove Armada, Sophie Ellis-Bextor, Röyksopp, Gogol Bordello, Beastie Boys, The Black Eyed Peas, Morrissey, The Chemical Brothers, Peter Gabriel, Moby, Manu Chao’nun da bulunduğu 80 grup ve 1.543 sanatçıyı Türkiye’deki sevenleriyle buluşturdu. Her yıl on binlerce kişinin katıldığı Efes Pilsen One Love Festival, müziğin yanısıra pek çok farklı etkinliklerle, katılımcılara gerçek bir festival deneyimi yaşatıyor.   Kaynak: Milliyet

Efes Pilsen One Love Festival yaza damgasını vuracak!

Bayan Arıza tarafından Haziran - 18 - 2012 zamanında yazılmıştır.
Bu yıl 11. kez müzikseverlerle buluşacak olan Efes Pilsen One Love Festival’in tanıtım toplantısı santralistanbul’da düzenlendi.

Efes Pilsen One Love Festival 14 – 15 Temmuz’da gerçekleşecek.

Mini bir festival havasında gerçekleşen davette katılımcılar bir yandan eğlenceli oyunlarla zaman geçirirken, diğer yandan da festivalin bu yılki konuklarından Elif Çağlar’ın akustik performansı ile keyifli bir akşamüstü geçirdiler.  

14 – 15 Temmuz’da gerçekleşecek Efes Pilsen One Love Festival’de bu yıl festivalciler Yuck, Damien Rice, Kaiser Chiefs, Selah Sue, Kimbra ve Pulp ile müzik dolu, benzersiz 2 gün geçirecek.    Efes Pilsen tarafından düzenlenen ve kapılarını 14 – 15 Temmuz tarihlerinde santralistanbul’da açmaya hazırlanan Efes Pilsen One Love Festival, bu yıl da herkese eğlence, dans, müzik dolu saatler yaşatacak.    Pozitif Live organizasyonuyla düzenlenecek festivalin tanıtım toplantısında Efes Pilsen One Love Festival’in “hayatı dolduran”; hayata değer katan bir festival olduğunu belirten Efes Türkiye Sponsorluk, Dijital ve Sosyal Pazarlama Müdürü Emre Topsakaloğlu; “Efes Pilsen One Love Festival bugüne kadar hep dünyaca ünlü grup ve sanatçıları müzikseverlerle buluşturan bir festival oldu. Bugüne kadarki 10 festivalimizde 72 grup ve 1459 sanatçı ağırlandı. Bildiğiniz gibi geçen yıl Avrupa Festivaller Birliği’ne dahil edildik. Bir diğer ifadeyle, festivallerin şampiyonlar ligine dahil olduk. Geçtiğimiz yıl 30 bin gibi rekor bir katılımla Efes Pilsen One Love Festival’in 10. yaşını kutladık. Bu yıl da yine birbirinden önemli sanatçılar ve grupları izleme fırsatı bulacağız.  14 – 15 Temmuz tarihlerinde Santralistanbul’da, keyifli vakit geçirmek isteyen festival katılımcılarını müzik dolu saatlerin yanı sıra sınırsız eğlence dolu iki gün bekliyor”  dedi.    Dünyaca ünlü isimler Efes Pilsen One Love Festival sahnesinde!   Bu yıl saat 14:00’da kapılarını açacak festivalde 14 Temmuz Cumartesi günü festivalciler, ana sahnede Ahmet Musluoğlu, Neyse ve Replikas ile festivale hızlı bir giriş yapacak. Ardından son iki yılın en çarpıcı müzik gruplarından Yuck, Closer filminin soundtrack mimarı, “Blower’s Daughter” parçası ile büyük beğeni toplayan Damien Rice ve canlı performansı ile bir efsaneye dönüşen Kaiser Chiefs festivalcilere muhteşem bir gün yaşatacak.    15 Temmuz Pazar günü Efes Pilsen One Love Festival; Style-Ist, Mira ve Elif Çağlar’dan sonra son dönemlerin en çarpıcı kadın vokallerinden Selah Sue’yu ve neo-soul ve dans müzik etkileşimli pop'un yeni kraliçesi Kimbra’yı ağırlayacak. Festival, Brit-Pop’un efsane gruplarından Pulp’ın çarpıcı performansı ile sona erecek.    15 Yerli Grup 2. Sahneyi Sallayacak!    Festivalde iki gün boyunca 15 yerli grup, 2. Sahne’de müzikseverlere keyifli saatler yaşatacak. 14 Temmuz Cumartesi günü Social Inclusion Band, Puik's Journey, Halimden Konan Anlar, Softa, Les Males Propres, Rock'n Dark 5 Birincisi Ahali, Kolektif İstanbul ve Korhan Futaci & Kara Orkestra 2. Sahne’de olacak. 15 Temmuz Pazar günü ise Barıştık Mı, Erkin Gören, The Away Days, On Your Horizon, Kafabindünya, Sapan ve Ayyuka performans sergileyecek.    Gün boyunca arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirmek isteyen festivalciler, müzik dolu saatlerin yanı sıra pek çok keyifli aktivite ve çeşitli sürprizlerle dolu iki eğlenceli gün geçirecek.    Bu Yıl da Sosyal Medya’da Efes Pilsen One Love Rüzgarı Esecek   2011 yılındaki Efes Pilsen One Love Festival’de ilk kez kullanılan, temassız iletişim teknolojisi uygulaması OneLike bu yıl da festivalin gözdesi olacak. OneLike sayesinde katılımcılar, bu yıl da festival deneyimlerini anında Facebook ve Twitter hesaplarından paylaşabilecek.    Festivalin girişinde verilen OneLike bilekliklerini Facebook ve Twitter hesapları ile eşleştiren katılımcılar; festival deneyimlerini ve alanda yer alan pek çok sürpriz aktiviteyi bilekliklerini özel noktalara okutarak sosyal medya hesaplarında kolayca paylaşabilecek.   Geçen yıl festival sırasında OneLike uygulaması ile toplamda 3776 Facebook girişi yapılmış, 11.667 tweet ve 4276 Facebook fotoğrafı paylaşılmıştı.   Festivale İstanbul Dışından Katılmak İsteyenlere Özel Fırsat   Efes Pilsen One Love Festival festival ruhunu İstanbul dışındaki müzikseverlerin de doyasıya yaşaması için Pegasus işbirliğinde çok özel bir fırsat sunuyor. Pegasus tarafından Efes Pilsen One Love Festival’e özel hazırlanan paket kapsamında kombine festival bileti ve Adana, Ankara ve İzmir illeri için Pegasus gidiş dönüş uçak biletini kapsayan sınırlı sayıda paket tüm vergiler ve hizmet bedeli dahil 170 TL’den sunuluyor. Özel paketin öğrenciler için satış bedeli ise sadece 145 TL.    www.biletix.com internet sitesi üzerinden satışı yapılan Pegasus’un indirimli paketleri hakkında detaylı bilgiye Efes Pilsen One Love Festival’in Facebook sayfasından (www.facebook.com/onelovefest) ve Pegasus’un flypgs.com adresinden ulaşabiliyor.   Kaynak: Milliyet Kültür Sanat

var atype = 'HaberDetay'; var IsAuthorDetail = false; if (atype.indexOf("YazarDetay") > -1) IsAuthorDetail = true;

Selah Sue

Bayan Arıza tarafından Mayıs - 5 - 2012 zamanında yazılmıştır.

Son yıllarda duyduğum en iyi sese sahip bu hatun kişi Belçika doğumlu cici bir kız. Evet "cici kız" diyorum çünkü kendisi 1989 doğumlu genç bir yetenek. Gerçek adı "Sanne Putseys".

"Soul ve reggea müziğinin yeni kraliçesi" diyorlar O'nun için. Selah Sue'nun müziği daha çok soul ve funk müziği çağrıştırıyor benim üzerimde. Amy Winehouse sevenler bu hatunu daha da çok seveceklerdir kesin. Hatta Amy Winehouse'un müziğini sevmeyenler bile bu hatunun müziğini seveceklerdir, iddia ediyorum.

One Love Festival sayesinde canlı kanlı izleme şansımız da olacak. Garanti Caz Yeşili kapsamında Babylon'a geldiğinde kaçırmıştım. Bu geç keşif için kendime kızıyorum.

Albümü muhteşem. Beste yapıyor, gitar çalıyor, şarkı söylüyor. Şarkı söylerken şekilden şekile giriyor, dudaklarını büzüyor, dans ediyor. Jennifer Aniston'a da benzetiyorum kendisini her nedense:)

Albümü çok sevdim, dikkatimi çekenler; daha önceden de tanıyıp sevdiğim "Raggamuffin", "Fyah Fyah", bunun dışında "This World", "Peace of Mind", "Crazy Vibes", özetle hepsi şahane.

Albümü kendisiyle aynı ismi taşıyor ve 2011'de çıktı.

Single'ları ise şöyle:

2010 "Raggamuffin"           "Crazy Vibes"           "This World"

2011 "Summertime"           "Zanna"

Bunlar da EP'leri:

Black Part Love (2008) Raggamuffin (2010)

One Love Festival'in bu yıl ki tanıtımında "Selah Sue" yu şöyle anlatmışlar:

Soul ve reggae müziğin yeni nesil temsilcilerinden Belçikalı yıldız Selah Sue, sınırları olmayan bir jenerasyonun müziğine ait olan, gerçek bir başarı hikayesi! İlk albümünü Efes Pilsen One Love’da geçtiğimiz yaz sahne alan yeni nesil hip hop yeteneklerinden NNeka’nın prodüktörlüğünde hazırlayan Selah Sue’nun albümü Mart 2011’de Because Records tarafından yayınladı. Albümü ile sadece Belçika’da 400.000’i geçen bir satış grafiği yakalayan Selah Sue, “Raggamuffin” ve “Crazy Vibes” gibi sevilen hitlerinin yanı sıra performanslarında Erykah Badu, Adele ve The Zutons gibi isimlerini de cover’lıyor. Sanatçı şimdiye kadar Lowlands, Sziget, Pukkelpop ve North Sea Jazz Festival gibi önemli yurtdışı festivallerde performans gösterdi. 2011 senesinde European Border Breakers ödülünü kazanan Selah Sue, ödülün verildiği Eurosonic konferansının katılımcıları tarafından EBBA Public Choice ödülüne de layık görüldü.

Efes Pilsen One Love Festival Kritik (2-3 Temmuz 2011 – Santralistanbul)

Bayan Arıza tarafından Temmuz - 4 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Biletini çıktığı gün aldığım ve merakla beklediğim bir Efes Pilsen One Love Festival daha süper bir şekilde sona erdi.

Bu yıl 10.'su gerçekleşen bu leziz festivale 7 kez iştirak etmiş bir insan evladı olarak ziyadesiyle mutlu etti beni yine.

2 Temmuz Cumartesi

2007 yılında gerçekleşen Rock'n'Coke'ta izleme şansı yakaladığım Galli grup Manic Street Preachers ilk güne damgasını vurdu. Zaten verdikleri o ilk konserden de çok etkilenmiş ve bu kadar güzel bir sahne performansı karşısında gözlerim dolmuştu. Konseri en önden izleyebilmek için dünya tatlısı Nneka, ardından geç de olsa görebildiğimiz 80'lerde İngiliz müziğinin baştan sona değiştirip şimdiki tüm gruplara adeta öncü olan Happy Mondays konserlerini de en önden izlemiş oldum:)

Sahne önünü kaptırmamak için festival boyunca hiçbir şey içmedim -su bile-. Sonunda İngiliz müzik tarihine adını altın harflerle yazdıran Manics'i en önden izlemeyi başardım.

Grup, yaklaşık 20 yıldır bir arada ve birbirinden başarılı albümlere imza attı. 1990'lardan bu yana farklı şarkı sözleri ve entellektüel duruşları ile adeta kült gruplar statüsünde. Geçtiğimiz yıl 10. albümleri olan "Postcards from a Young Man"i yayınlayan efsane grup bizleri birkez daha kendilerine aşık etti.

Açıkçası Manic Street Preachers'dan hemen önce sahne alan Happy Mondays bende biraz hayal kırıklığı yaratmış olsa da yine de dünya gözüyle onları izleyebilmek müthişti. Tabii Shaun Ryder'ı daha genç görmek isterdim. Gruba sonradan dahil olan iki müthiş sesli ve enerjik siyahi müzisyenler sayesinde grup süperdi. Böylece 80'lerde İngiltere'de indie rock ve elektronik müziği baştan başa değiştiren, "Madchester" akımının katalizör grubu Happy Mondays'i de izleyebilme şerefine eriştik. Acid House ve elektronik müziğin doğuşunda büyük pay sahibi olan grup; hip-hop müziğin ritmleri, funk etkili basları ve cesur sözleriyle bizi büyüledi -her şeye rağmen-.

Nedense bende görüntü itibariyle Neneh Cherry, lirikler itibariyle de Tracy Chapman'ı çağrıştıran Nneka müthişti. Nijerya asıllı Alman müzisyen giydiği "Africa is the Future" t-shirti, verdiği mesajlar ve kendine özgü tarzıyla harika bir yetenek. Hem Nijerya dili Igbo hem de İngilizce olarak şarkılarını söyleyen Nneka, ilk EP'si "The Uncomfortable Truth"u "Yo Mama Recordings"ten çıkardı, biz de böyle güzel bir sesle tanışmış olduk.

Cumartesi günü yine Dark Brown standınta takıldık 10-12 kişilik arkadaş grubumuzla. Yine langırt oynadık, bilumum aktivitelere katıldık, etrafta dolandık durduk, bir sürü arkadaşımızı gördük, iki lafın belini kırdık ve yine çok eğlendik.

Fakat süper bir fikirmiş gibi görünen Facebook'a ve Twitter'a mesaj gönderen bileklikler hiç mesaj gönderemedi. O kadar emek ettikleri belli olan bu uygulama bence tam bir fiyaskoydu. Zira her bir noktada bilekliğimi dokundurmama rağmen eve gittiğim zaman Facebook ve Twitter ile ilişkilendirilmediğini gördüm. Sanırım teknik sorunlar giderilmemişti.

3 Temmuz Pazar

Çıkan grupları yine sahne önünden izleyebilmek için Pazar günü de bir şey iç(e)medim.

Merakla beklediğim konserlerden biri de daha önce yine en önden izleme şansı yakaladığım Cake oldu.

California'lı grup Cake, 1991 yılında kuruldu. Solist John McCrea yine bilumum ilginçlikler yaptı, sevdiğim tuhaf sözlü şarkılarının çoğunu da çaldılar: Satan is my motor, Never There, onları ilk keşfettiğim şarkıları Distance, Short Skirt/Long Jacket, Love You Madly, Sheep Go to Heaven vb. Çok eğlenceli adamlar, bir o kadar da kaliteliler.

Daha önce geldiklerinde izleyemediğim için çok merak ettiğim Editors'u de en önden izledim. Tabii ki Cake'den sonra da hiçbir yere hareket etmeyerek yapabildim bunu.

2002 yılında Birmingham'da kurulan ve post-punk'a şekil veren isimler arasında kabul edilen Editors, ilk parçaları "Bullets"ı 2005'te yayınladı. Eleştirmenler tarafından dramatik şarkı sözleriyle övgüler alan İngiliz grup, ikinci single'ları "Munich" ile ismini duyurdu. Çıkış albümleri "The Back Room" -ki muhteşem bir albümdür- ile dikkatleri iyice çeken Editors, 2007 yılında "Mercury" ödülüne aday oldu, aynı sene "An End Has a Start" albümünü piyasaya sürdü ve albüm İngiltere albümler listesine 1 numaradan girmeyi başardı. Konser boyunca yerinde duramayan müthiş sese sahip vokal (gitar, piyano vb.) Tom Smith süper bir herifmiş doğrusu:)

Editors konserinden sonra artık ayaklarımı hareket ettiremediğim ve bayılmak üzere olduğumdan en ön sırayı terkedip oradan uzaklaştık. Karnımızı doyurduk ve kendimize geldik:) Biraz dolandıktan sonra Suede'i görebileceğimiz bir alan bulduk, bu kez sahneye uzaktık ama tüm sahneyi uzaktan rahatlıkla izleyebileceğimiz en iyi noktalardan birindeydik.

İlk kez 2003 yılında H2000 festivalinde yine en önden izlediğim Suede'i geçtiğimiz yıllar boyunca 4 kez izleme şansı yakaladım (bunlardan biri "The Tears" idi). Bir Suede konseri daha mükemmel bir şekilde sona erdi. Brett Anderson, yılların gazabına uğramayan bir adam. O kadar içten ve o kadar müthiş ki bizler orta yaşa merdiven dayamış olmamıza rağmen bu müthiş müzik adamı hâlâ aynı. Sevdiğim tüm şarkılarını çaldılar yine. Hele ki bisi "Saturday Night" ile yapmaları harikaydı. Bende Suede'in ve suede ile geçen yıllarımın o kadar çok anısı var ki…

Adamlar "brit-pop" denince akla gelen ilk grup. Özellikle 90'larda İngiltere'de yaşanan devrimsel müzikal gelişmelerin öncüsü sayılır. İsimlerini Morrissey'in şarkısı "Suedehead" ten alan grup, 1992 yılında henüz bir albümleri bile yayınlanmamışken İngiliz basını tarafından "En İyi Yeni Grup" olarak lanse edilmişti. Glam-rock etkileri taşıyan ilk albümleri "Suede"i 1993'te yayınlayan Suede, bu albümle Mercury ödülüne lâyık görüldü.

Üzüldüğüm şey, sevgili arkadaşım ve bence Türkiye'nin en iyi kadın müzisyenlerinden olan Ece Dorsay'ı izleyememek oldu. Cake konseri ile aynı ana denk geldiğinden ve en sahne önünü kaptırmak istemediğim için maalesef böyle talihsiz bir olay yaşandı. Kendisinden özür diliyor ve bir daha ki performansında en önde olacağımı belirterek, buradan kendisini selamlıyorum.

Ayrıca diğer gruplar, Büyük Ev Ablukada, 123, Neşeli Milis'i de izlemek isterdim. Maalesef onlar da arkadaşlarla yaptığımız langırt maçlarının ve muhabbetlerin gazabına uğradı. Ancak küçük sahnede Kırık Çizgi, Seni Görmem İmkansız, Toz ve Toz itinayla izlendi:)

Sevmediklerim,

* her festivalde ve konserde olduğu gibi oraya neden geldiklerini bilmediğim (müzik için gelmedikleri kesin olan) bir takım tuhaf insanlar, * grup sahnedeyken grup izlemek yerine ön sevişme moduna giren tipler, * yine grup sahnedeyken sürekli car car car konuşan tipler, * ve yine grup sahnedeyken "şarkılara eşlik edecem" diye kulaklarımı düzen tipler! Sonunda MSP konserinde sol kulağımı beceren kız, arkamdakiler tarafından tartaklandı, hiç kusura bakmasın ama çenesini kapatmalıydı, sonuçta ben o hatunun karga sesini değil, James Dean Bradfield'ın büyülü sesini dinlemek için oradaydım. * Konsere değil de adeta defileye gelir gibi gelenler; örneğin sandalet, bermuda, t-shirt yerine; düğüne gider gibi giyinenler, sivri topuklu ayakkabılarıyla ayakta durmaya çalışanlar ve ne hikmetse bunu da beceremeyenler, * Konsere değil de Merter E-5'te iş tutanlar gibi gelenler; üstte tülden elbise, büstiyer ya da bikini, altta 2 cm boyunda şort, etek vb., * Güneş gittiği ve yıldızlar tepeye çıktığı halde "karizmatik olayım" düşüncesiyle güneş gözlüğü takanlar * Abuk subuk hareketler yapıp, size çarpıp özür dilemeyenler, * Tüm o kalabalığın arasında sigara içip bir de içtikleri sigarayla sizi yakanlar ve bunu da normal bir şeymiş gibi görüp özür dileme zahmetine bile girmeyen sözde insan müsvetteleri.

Tabii diyeceksiniz ki "bunlardan sanane!". Kesinlikle bunlar beni ilgilendiriyor. Ben oraya müzik dinlemeye gidiyorum, o lavukların başka niyetleri var ise lütfen bunu başka yerde yapsınlar. Sahnemi, göz zevkimi ve müzik aşkımı p.ç etmeye kimsenin hakkı yok!!!

Son olarak, Efes Pilsen One Love yine olsun, hep olsun. Çünkü her daim söylerim, bu festival Türkiye'nin yüz akı. Organizasyon anlamında neredeyse 4/4'lük bir festival (diğerleriyle kıyaslayınca). Aktivitenin, eğlencenin ve seçilen grupların da harika olduğu bir organizasyon. Umarım 10.yıldan sonra bitmez de bir daha ki yıl da tekrar buna benzer cümleler kurabilme şansım olur.

Sevgiler…

Bayan Arıza (4 Temmuz 2011)

EFES PİLSEN ONE LOVE FESTİVAL 9 (19-20 2010 Haziran – santralistanbul)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

EFES PİLSEN ONE LOVE FESTİVAL 9 (19-20 2010 Haziran – santralistanbul)

Efes Pilsen One Love Festival bu yıl da santralistanbul'da gerçekleşti. Dokuz yaşına basan festivalin ağır topları Groove Armada, The Ting Tings, NY'dan muhteşem adamlar Fischerspooner oldu. The Whitest Boy Alive, Sophie Ellis-Bextor, Wild Beasts de müthişti doğrusu. Benim için çok önem arz eden gruplar yoktu ancak Efes Pilsen One Love Festival bugüne dek en çok katıldığım, neredeyse pek sorun yaşamadığım, etkinliğin ve eğlencenin en çok olduğu, insanın sıkılmaya bile zamanının olmayacağı bir festival. Dolayısıyla benim için süper bir headliner olmasa bile (Sonisphere'deki Alice in Chains gibi) yine de keyifli geçti tıpkı diğerleri gibi. Yerli gruplardan Multitap'i çok merak ediyordum, onları da izleme şansım oldu.

Sahneler yine aynıydı, özellikle Tamirane sahnesi dans müziğinden hoşlanan arkadaşlar için süper oldu. Dans anlamında yukarıdaki gruplara ilave olarak Matias Aguayo ile Rainer Truby & Yakuza ikilisi Tamirane'yi çoşturdu.

Pazar günkü İstanbul Sessions yağmurun akibetine uğradı maalesef. The Revolters süperdi eminim çünkü onları langırta dalınca kaçırdık.

Parti Arena'da Murat Beşer'in Oldies But Goldies gecesi ise şüphesiz tüm festivalde en çok eğlendiğimiz kısımdı, sevgili Murat Beşer arka arkaya 80'lerin, 90'ların en gözde şarkıları çaldıkça biz de kendimizden geçip, saatlerce dans ettik. Pazar akşamı Mabbas'ın Mabbas Rock Party'sine kalamadık ertesi gün mesai olduğundan kelli.

Festivalde "Senin Sahnen" diye bir alan vardı. Sponsor Samsung idi. Burada da hem festivalciler hem de Türkiye’nin umut vaat eden yeni grupları yeteneklerini sergilediler ki bazıları Ramadan, Neşeli Milis, Soaked, Dengesiz Herifler, Ars Longa, Model, Kung-Fu gibi. Ramadan'ı ilk kez izledik ve bizi çok şaşırttılar doğrusu 🙂

Bir festival daha böyle geçti. Seneye ne olur bilinmez. Ülkedeki yasaklar gün geçtikçe artıyor. Bir bira firması festival düzenleyebilir mi artık bilemiyorum ama umuyorum ki seneye 10.Efes Pilsen One Love Festival gerçekleşir ve biz de yine gidip eğleniriz. Efes Pilsen One Love Festival Programı ise şöyleydi:

19 Haziran Cumartesi Ana Sahne Groove Armada Fischerspooner The Whitest Boy Alive Sattas Multitap

19 Haziran Cumartesi Senin Sahnen Ramadan Neşeli Milis Soaked

19 Haziran Cumartesi – Club 14.1 FuchsCervus DearHead

19 Haziran Cumartesi – Tamirane Matias Aguavo Band

19 Haziran Cumartesi – Parti Arena Oldies But Goldies

20 Haziran Pazar Ana Sahne The Ting Tings Sophie Ellis-Bextor Wild Beasts İstanbul Sessions The Revolters Gizli Özne

20 Haziran Pazar Senin Sahnen Dengesiz Herifler Ars Longa Model Kung Fu

20 Haziran Pazar – Club 14.1 Just Jack

20 Haziran Pazar – Tamirane Rainer Trüeby vs. Yakuza

20 Haziran Pazar – Parti Arena Rock Party

Efes Pilsen One Love Festival 8 (20-21 Haziran 2009 – santralistanbul)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Efes Pilsen One Love Festival 8 (20-21 Haziran 2009 – santralistanbul)

Bu yıl sekizincisi düzenlenen Efes Pilsen One Love Festival yine tam bir festival havasındaydı. Efes Pilsen One Love Festival’i düzenleyenler bu işi yıllardan beri yapıyorlar ve çok güzel kotardıkları da bir gerçek. Elbette eksikler, gedikler ve sakat durumlar da var. Misal çok da geriye gitmeden geçen yıl ile kıyaslayacak olursam daha bu yıl ki festivalin sönük geçtiğini söyleyebilirim. Geçen yıl sadece Pazar gününe katılmış, Shantel ve Gogol Bordello ile zevkin doruğuna çıkmıştık.

Ayrıca bu yıl ki ses düzeni de yetersizdi, sesler birbirine karıştı ve çoğu zaman bazı enstrümanların sesi tam olarak duyulmadı.

Yıllardır Parkorman'da yapılan Efes Pilsen One Love Festival, son iki yıldır santralistanbul'da gerçekleşiyor. Bu yıl ki sanatçılar önceki yıllara göre biraz daha sönüktü sanki ancak biz festivalin sonuna kadar tadını çıkardık ve de ziyadesiyle tatmin olduk, yorgun ama mutlu ayrıldık.

Cumartesi günü festival alanına girdim ve arkadaşlarımla buluştuk. Efes'in kendi düzenlediği festivalde bira fiyatları keşke daha uygun olsaydı, her festivalde bunu dile getiriyoruz ama işe yaramıyor maalesef.

Biralarımızı yudumlarken Ayça Şen'i uzaktan izledik; O'nu şarkı söylerken görmek tuhaf geliyor hâlâ. İlk albümü “Astronot” tan şarkılar seslendirdi Ayça.

Bora Uzer yine coşturdu ki kendisini Kangroove'dan beridir takip etmekteyim. Bora Uzer James Brown’ın ön grubuydu ve birçok müzisyenle sahne aldı, festivallerde en çok alkış alan adamlardan biri. Bir süre Panik Attack’in de vokalistiydi. Yine çok funky ve eğlenceliydi. Yeni albümü “B1” den canlı şarkılar dinledik. İnsanlarını çoşturmasını iyi biliyor, sahne performansı kesinlikle görülmeye değer.

Benim için festivalin en merakla beklediğim konseri elbette ki Portecho idi, kendilerini zaten festivalden 1-2 hafta kadar önce Galatasaray Lisesi şenliklerinde izlemiştim ama doyamamıştım:) Onlar da yere göğe sığdıramayacağım, canlı performansları ile sizi havalara uçuracak, rock enstürmanlarıyla dans müziğini bambaşka bir boyuta taşıyan muhteşem ikili. Konserin başından sonuna dek aralıksız dans ettik ve müthiş eğlendik. O kadar bağırmamıza rağmen “Crazy Nights” ı çalmamış olmaları üzüntü verici ama en azından daha önceki konserlerinde canlı izleme şansı yakalamıştık.

Cumartesi gününe geri dönecek olursam, oldukça kalabalık bir arkadaş grubuyla festival alanında bilumum aktivitilere takılarak, futboldan dart’a hatta langırt’a kadar her köşeye uğrayarak, muhabbet, eğlence derken baya bi grup izledik.

Şüphesiz M83 festivalin en iyi performansına sahip gruplarındandı. Gündüz gözüyle ve en önden görebilmek de iyiydi. Grup, 2001 yılında Anthony Gonzales ve Nicolas Fragmeu tarafından Fransa'da kuruldu. Shoegaze akımının öncülerinden olan M83’ün 4 tane stüdyo albümü var.

Klaxons ve Tricky'de festival boyunca içilen biralar etkisini gösterdi, power point sunumu tadında geçti konserler:)

Tricky müthişti. Trip-Hop’un en önemli temsilcilerinden olan Tricky, 1995'te yayınlanan ilk stüdyo albümü "Maxinquaye" ile Mercury ödülüne aday oldu. Hatta NME dergisi okuyucuları "yılın albümü" ödülünü verdi kendisine.

Klaxons'a gelince, Nu-Rave akımının yaratıcısı sayılan Klaxons’un 2007 yılında çıkardıkları "Myths of the Near Future" adını taşıyan tek bir albümleri var ve bayılıyorum onlara. Çok eğlenceliler ve Adalılar bu işi iyi gayet iyi yapıyor. Bloc Party’i de bekliyoruz…

Röyksopp ise tam anlamıyla göz doldurdu. Torbjorn Brundtland ve Svein Berge’den oluşan grup, sadece 3 albüm çıkardı ama tüm dünya onları tanıyor, Norveç’li abiler birçok festivalde onbinlere seslendiler.

Yasemin Mori’de göz dolduran şarkıcılardan biriydi, yine pek tatlı, pek güzeldi.

Ana sahnede konserler erken bitti ama Otto ve Tamirane’de eğlence sabaha dek devam etti. Aeroplane, Filthy Dukes, Zero 7 & Ross Allen ilk aklıma gelenler…

Bir Efes Pilsen One Love Festival daha böylece sona erdi. Tuvaletler, yiyecek-içecek fiyatlarının yüksek oluşu, ses düzeninin yeterli olmayışı vb. eksiklikler de oldu tabii ama güzel yanları da vardı. Size yukarıda anlatmaya çalıştım. Seneye daha iyi gruplar bekliyoruz Efes’ten, Sigur Ros’u getirse, Interpol’u kapıp gelse, The Strokes cilası olsa hiiiiiç hayır demem:)

Efes Pilsen One Love Festival (22 Haziran 2008 – santralistanbul)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Shantel'in elini tuttum, Eugene Hutz'un votkasından içtim, karaokede Radiohead söyledim.

Eveeet, bir Efes Pilsen One Love Festival'i daha gördük, etti 7. Bu adamlar işi biliyor. Bu yıla dek hepsi Park Orman'daydı ve benim de en sevdiğim konser mekânı hep Park Orman olmuştur. Santral'de hiç konser izlememiştim, nasıl bir yer, uygun mu filan gibi endişelerim vardı ama sahne yine muhteşemdi, konser, her şey harikaydı.

Hangi birinden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum.

Shantel'in bundan sonraki tüm konserlerine gitme kararı aldım. Ne kadar sevimli bir insanmış, küçücük, minicik, tatlıcık, şekercik bir insan. Bis yaptıktan sonra Türkiye forması giymişti, gerçi forma mıydı o bilmiyorum, zira futboldan pek anlamam. Neyse efenim bu Shantel efendi çok seviyor bizi, biz de onu.

Baba Zula'da yine göbek attık arkadaşlarla. Dansöz yine vardı. Zaten bir ay önce Mimar Sinan'daki şenliklerde izlemiştim. Gogol Bordello'yu izlemek üzere aramıza geldikleri zaman (ki en öndeydik yine) bizzat Murat Ertel'e de söyledim bunu," Mimar Sinan'da sizi izledik, harikaydı, tabii ki bu akşam da öyleydiniz" dedim:)

Shantel evet, ne diyordum, ahh ahh Shantel ve Bucovina Club Orkestrası, ne adamlar bunlar be kardeşim, insanın alıp eve götüresi geliyor komple orkestrayı. Hayat böyle geçse hep, bayram havasında. Gogol Bordello'da ne enerji varmış, Eugene ne adammış, ilk kez izledim ve şok ettiler beni resmen. Müthişler!

Gevende'yi yıllar önce ilk kez Barışa Rock'ta izlemiştim. Ama zaten Ahmet'i kısa filmlerinden dolayı da tanıyordum. Çok naif adamlar, harikalardı yine.

Etkinlikler çoktu festival alanında. Hayatımda ilk kez Karaoke yaptım ve herkesin seçtiği piyasa şarkıların aksine ben Radiohead'den "No Surprises" i seçtim ve söyledim. Nasıl yaptım bilemiyorum, kafam güzeldi tabii ki:) Yoksa nasıl yani, o kadar insanın karşısında:)

Sonra elektronik davul gibi bişey (gibisi bile çok) koymuşlar, bi de gitar. Gittik onu da denedik, ben haliyle davula geçtim, "ben istediğim gibi çalmak istiyorum" dedim. Eh biliyoruz ya çalmayı nacizane biraz, şöyle bir şov yapayım dedim ama nafile. Neymiş efendim, sadece Black Sabbath koymuşlar, ona uycakmışız, tabii ben uymadım ve kafama göre çaldığım için, ilk dakikada mort olanzi:)

Dart ve langırt oynadık. Hatta langırtın başında çok zaman geçirdik o arada Selim Sesler'i kaçırmışız, içim acıdı.

Başkaa, içerde beleş bira da vardı da böyle sembolik olarak tabii, kahveli dark bira vardı, tadını çok sevdim. Bunun dışında bol alkol tükettik tabii haliyle Efes Pilsen'in festivaliydi.

Gogol'dan sonra Otto'ya uğradık, çok fazla kalamadık, ertesi gün iş güç tabii, herkes yoruldu, ayrılmak zorunda kaldık. Bana kalsa ben orada 3 gün 3 gece dans ederdim:)

Şimdiden bir daha ki Efes Pilsen One Love için gün saymaya başladım. Ama bunun öncesinde ne kadar Balkan, çingene ve 9/8'lik aktivite varsa hepsine gidicem. Harikaydı, aylardır beklediğime kesinlikle değdi.

Efes Pilsen One Love Festival – 6 (15-16-17 Haziran 2007)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Efes Pilsen One Love Festival – 6 (15-16-17 Haziran 2007)

Festival Programı

15 Haziran 2007, Cuma

18:00                 Kapı Açılış 18:00-21:00     Fuchs (DJ SET) 21:00-22:15     Idlewild 22:15-23:00     Fuchs (DJ SET) 23:00-00:30     Underworld  00:30-               Efes Pilsen One Love Party @ Pine Club / Fuchs (DJ SET)

16 Haziran 2007, Cumartesi

18:00                Kapı Açılış 18:00-19:45     Babylon Soundsystem 19:45-20:45     Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars 20:45-21:15     Babylon Soundsystem 21:15-22:30     Orishas 22:30-23:00     Babylon Soundsystem 23:00-00:30     Brooklyn Funk Essentials & Hüsnü Şenlendirici 00:30- …..         Efes Pilsen One Love Party @ Pine Club / Style – iSt (DJ SET) 

17 Haziran 2007, Pazar

18:00                 Kapı Açılış 18:00-20:00     Style- iSt (DJ SET) 20:00-21:15     cirKus featuring Neneh Cherry 21:15-22:00     Style- iSt (DJ SET) 22:00-23:30     Beastie Boys  

Efes Pilsen One Love Festival, 2.gün (10 Haziran 2006 – Park Orman)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Efes Pilsen One Love Festival, 2.gün (10 Haziran 2006 – Park Orman) Mor ve Ötesi

Mekâna vardığımızda Çilekeş konseri henüz bitmişti. Mor ve Ötesi'ni hayranlıkla izledim tabii ki, her MVÖ konserinden sonra olduğu gibi yine kendime gelemedim: darbe, ayıp olmaz mı, beyaz, gül kendine, daha mutlu olamam, şirket, kördüğüm, cambaz, bir derdim var, aşk içinde, re, uyan ilk aklıma gelenler. "23" diye bağırdım her zamanki gibi ama en az onun kadar sevdiğim "beyaz" ı çaldılar. Ben onları çok seviyorum, her zaman sevdim ve her zaman seveceğim.

Morrissey

Moz, söylenilen saatte sahne aldı. Üzerinde çok şık bir smokin:) Önce "merhaba" dedi, sonra "Zeki Müren" 🙂 Büyülü sesiyle bizi mest etti adeta. Çok güzeldi konser. Morrissey'den dinlemeyi hayal ettiğim 2 şarkı vardı. Biri "Girlfriend in a coma" idi, diğeri de "you haved killed me", sağolsun söyledi, mutlu etti bizi. Başka neler söyledi peki? Elbette Let me kiss you, life is a pigsty, how soon is now, at last i am born, the youngest was the most loved, irish blood english heart aklımdakiler.

Her şey iyi güzeldi, ortam kalabalıktı, boş kalabalık ya da kuru kalabalık da sayılmazdı. Bir kaç yeni nesil tip hariç, Morrissey'den bihaber oldukları ve oraya başka sebeplerle geldikleri aşikârdı. Zaten bunu her konserde yaşıyoruz.

Bence negatif olan tek şey konserin çok kısa sürmesiydi, daha ne olduğunu anlamadan bitiverdi. Zamanında başladı, 23.05'te 2.şarkıdaydı ama çok erken bitti, sadece bir bis yetmedi, kesinlikle yetmedi.