Misfits

Bayan Arıza tarafından Mart - 16 - 2012 zamanında yazılmıştır.

Bugüne dek izlediğim en iyilerden, delicesine hastası olduğum ve maalesef sona ermiş olan dizi. IMDb'nin 8.8 vermekle sonuna dek haklı olduğu bu dizinin yaratıcısı Howard Overman. Biraz komedi, biraz drama ve biraz da fantastik öğeler içeriyor.

Müthiş aksanlara sahip bir İngiliz dizisi. Özellikle Kelly karakterinin "ay fukin lev yu" demesi ayrıca süper hiper bir durum.

Konusu spoiler vermeden şöyle; birbirinden problemli beş genç toplum hizmetlerinde çalışırken bir fırtına kopar ve bir takım güçlere sahip olurlar. Süper kahraman olamayacak kadar problemli olan gençler her bölümde bizi maceradan maceraya sürükler. Herhalde böyle muhteşem absürdlükte bir şey de ancak İngilizlerin elinden çıkabilirdi.

Dizi, 2009'da başladı ve son sezon 2011'de yayınlandı. Toplamda 3 sezondan oluşan Misfits'in son sezonu geçtiğimiz yıl sona erdi. Bölümler süre olarak uzun ama bölüm sayısı az maalesef.

Dizideki en sevdiğim karakterler Kelly ve Nathan, ancak Nathan karakterini oynayan Robert Sheehan 3. sezonda diziyi bıraktı. Gerekçe olarak da "artık aktör olmak istemiyorum" demiş. Dizideki en parlak oyunculardandı. "Simon" karakterini canlandıran Iwan Rheon da oyunculuğuyla göz dolduruyor.   Misfits; konusuyla, her biri şahsına münhasır süper oyunculuklara sahip tipleriyle ve müzikleri ile muhteşem bir dizi, kesinlikle tavsiye edenzi.

Oyunculardan bazıları:

Iwan Rheon  …  Simon Bellamy  Lauren Socha  …  Kelly Bailey  Nathan Stewart-Jarrett  …  Curtis Donovan Antonia Thomas  …  Alisha Bailey  Robert Sheehan  …  Nathan Young   

Nick Hornby “Düşerken”

Bayan Arıza tarafından Haziran - 29 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Türkçe'ye çevrilmiş tüm kitapları kütüphanemin en güzel yerini süslüyor. Irvine'den sonra Nick'e sardırdım. Her şey "High Fidelity" filminin hayatımın filmlerinden biri olması ile başladı. Hemen senaryoyu araştırdım ve bir kitaptan uyarlama olduğunu öğrenince resmen iz sürdüm, sonunda Nick Hornby'ye ulaştım.

Kitap, konu itibariyle birbirinden farklı dört insanın bir binanın tepesinde intihar etmek üzereyken tanışmaları ve sonrasındaki olayları konu alıyor. Hornby'nin dili, üslubu yine şahane. Müthiş seviyorum bu adamı. Kitap diğer Nick Hornby kitapları gibi Sel Yayıncılık'tan çıktı. Bendeki birinci baskısı, Mayıs 2006. Orjinal adı "A Long Way Down". 312 sayfalık şahane bir roman. Aynı zamanda bu kitabı Whitbread Roman Ödülü'ne aday gösterilmiştir.

Bu da kitabın geniş bir özeti:

Ünlü sabah programı sunucusu Martin Sharp ayyaşlığı ve çapkınlığı yüzünden defalarca gazetelere manşet olmuş, sonunda küçük yaşta bir kızla ilişkiye girdiği için hapse düşmüş, ailesini, dostlarını, saygınlığını, işini, kısacası her şeyini kaybetmiştir. Hapisten çıktıktan sonra onu hayata bağlayan hiçbir şey kalmadığını anladığında yılbaşı gecesi İngiltere'nin en yüksek binalarından biri olan Toppers Binası'nın tepesine çıkıp kendisini çatıdan aşağı atmaya karar verir. Ancak bu iş sandığı kadar kolay olmayacaktır; aynı gece aynı yerden intihar etmek isteyen üç kişi daha vardır:

Hayatını engelli oğluna adamış, yıllardır kilise ile evi arasında mekik dokumaktan başka bir şey yapmamış, ürkek, yalnız bir kadın, Maureen…

Birkaç yıl önce esrarengiz biçimde ortadan kaybolan kız kardeşini bir türlü aklından çıkaramayan, bürokrat babasından ve onun savunduğu tüm değerlerden nefret eden, çareyi alkolde, uyuşturucuda arayan saldırgan, asi Jess…

Rock grubu dağılınca kız arkadaşının peşinden İngiltere'ye gelmiş, ilişkisi sona erince de bir pizzacıda çalışmaya başlamış, müzik yapmadan yaşayamayacağını düşünen, kitaplara tutkun Amerikalı JJ.

Nick Hornby, Düşerken'de tek ortak noktaları intihar etme isteği olan dört farklı kişiyi hüzünlü ama bir o kadar da eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor.

"Nick Hornby kimdir?" sorusunun cevabını da vikipedia'dan copy-paste yapıyorum. Bu muhteşem yazarı şimdiye dek keşfetmediyseniz tam zamanı! Nick Hornby'yi sevmemin bir nedeni de, kendime çok benzetiyor olmam. Bu adamın edebiyata olan ilgisi aşikâr, aynı zamanda sağlam bir müziksever, müzik adamı, bilge biri benim için.

Nick Hornby (d. 17 Nisan 1957, Surrey, İngiltere), roman ve deneme yazarı.

Kendisi en çok Ölümüne Sadakat, 1 Erkek Hakkında ve futbol anılarını anlattığı Futbol Ateşi isimli kitaplarıyla tanınmaktadır. Kitaplarında spor, müzik ve karakterlerinin gayesiz hayatları ve takıntılı kişilikleri sık sık öne çıkmaktadır.

Kariyeri Hornby'nin ilk kitabı Fever Pitch (Futbol Ateşi) 1992 yılında yayınlanmıştır. Kitap, yazarın Arsenal F.C.'ye olan fanatik düşkünlüğünü anlatan otobiyografik bir hikâyedir. Bu kitapla Hornby, William Hill Yılın Spor Kitabı Ödülü'nü almıştır. Kitap 1997 yılında İngiltere'de filme alınmış ve 2005 yılında takımın Boston Red Sox beysbol takımıyla değiştirildiği bir Amerika versiyonu çekilmiştir. Bu ilk kitabından sonra, Hornby İngiltere Sunday Times, Time Out ve Times'ın Edebiyat Eki'ndeki makalelerinin yanı sıra The New Yorker için de müzik eleştirileri yazmaya başlamıştır. İkinci kitabı ve ilk romanı olan High Fidelity (Ölümüne Sadakat), 1995 yılında yayınlanmıştır. Nevrotik bir müzik koleksiyoncusu ve onun başarısız ilişkilerini anlatan roman, 2000 yılında başrollerinde John Cusack'in oynadığı bir filme uyarlanmıştır.

1998 yılında yayınlanan üçüncü romanı About a Boy (1 Erkek Hakkında), aslında iki "erkek" hakkındadır: Biri bekar bir annenin yetiştirdiği tuhaf fakat sevimli ergen genç Marcus, diğeri de Marcus'la olan arkadaşlığıyla kendi toyluğu ve bencilliğinin üstesinden gelen 30lu yaşlarını süren avare Will Freeman'dır. 2002 yapımı filmde Hugh Grant ve Nicholas Hoult rol almıştır. 1999 yılında Hornby, Amerika Sanat ve Edebiyat Akademisi'nin E. M. Forster Ödülü'nü almıştır.

How to Be Good (İyi de Nasıl?) adlı romanı 2001 yılında yayınlanmıştır. Romanın kadın kahramanı Katie Carr, günümüzün ahlak sistemini, evliliği ve ebeveynliği ele almaktadır. 2002 yılında kitap WH Smith Öykü Ödülü'nü almıştır. Speaking with the Angel (Melekle Sohbet) adlı bir sonraki kitabından aldığı paranın bir kısmını otistik çocuklar için kurulan TreeHouse isimli vakfa baışlamıştır. 12 arkadaşının yazdığı kısa hikâyeleri içeren kitabın editörlüğünü Hornby yapmıştır. Hornby, 2003 yılında pop şarkılarını ve ona hissettirdiklerini anlattığı denemeleri içeren 31 Songs (31 Şarkı) adlı bir kitap yayınlamıştır. Hornby aynı yıl yazar meslektaşları tarafından London Edebiyat Ödülü'yle onurlandırılmıştır.

Hornby aynı zamanda popüler kültürden bahseden denemeler de yazmış ve özellikle pop müzik ve karışık kaset severlerinin dikkatini çekmiştir. The Believer isimli aylık dergi için yazdığı Stuff I've Been Reading (Okuduğum Şeyler) isimli köşeden bazı yazılar 2004 yılında Polysyllabic Spree (Hece Cümbüşü) ve 2007 yılında Housekeeping vs. The Dirt kitaplarında derlenmiştir.

A Long Way Down (Düşerken) isimli romanı 2005 yılında yayınlanmıştır. Kitap, Whitbread Roman Ödülü'ne aday gösterilmiştir.

Hornby'nin Slam! (Çat!) isimli en son romanı 2007 yılında yayınlanmıştır ve Hornby'nin gençler için yazdığı ilk kitaptır. Kitap, 15 yaşındaki kaykaycı Sam'in hayatının, kız arkadaşının hamile kalmasıyla değişmesini anlatmaktadır.

Uyarlamalar

Sinema Hornby'nin bazı kitapları beyazperdeye uyarlanmıştır. Hornby, Fever Pitch'in Colin Firth'ün başrolünde oynadığı 1997 yapımı uyarlamasının senaryosunu yazmıştır. Arkasından 2000 yılında John Cusack'in başrolünde oynadığı High Fidelity (Sensiz Olmaz) gelmiştir; bu filmde hikâyenin geçtiği mekanlar Londra'dan Chicago'ya taşınmıştır. Filmin başarısından sonra 2002 yılında About a Boy (Bir Erkek Hakkında) da filme aktarılmıştır. Jimmy Fallon'ın başrolünde bir Boston Red Sox hayranını oynadığı ve sevgilisi Drew Barrymore'la barışmaya çalıştığı Amerikanlaştırılmış bir Fever Pitch uyarlaması 2005 yılında yapılmıştır. A Long Way Down (Düşerken) isimli kitabının da filme çekileceğine kesin gözüyle bakılmaktadır; Johnny Depp filmin haklarını daha kitap yayınlanmadan almıştır.

Müzik Hornby'nin hayatında ve eserlerinde geniş yer bulan müziğin önemi, yazarın Dave ve Serge Bielanko tarafından kurulan Marah isimli rock grubu ile yaptığı uzun soluklu ve başarılı çalışmalardan da görülebilir. Hatta Hornby grupla birlikte Amerika ve Avrupa turnesine çıkmış, sahneye çıkıp şahsi müzik geçmişinde onun için önemli anları ve yorumcuları anlattığı denemeleri okumuştur. Yazarın Bob Marley, Rory Gallagher ve The Clash gibi sanatçılar hakkında yazdığı denemelerin ardından grup bu sanatçıların bir şarkısıyla konsere devam eder.

Hornby, ve ufak ama yadsınamayacak hayran kitlesi arasında Stephen King ve Bruce Sprinsteen gibi isimleri barındıran Marah bu projeyi uzun süre yürütmüş ve sonunda tüm denemeleri ve şarkıları içeren bir gösteri hazırlamıştır. Hornby'nin okuduğu son deneme Marah hakkındadır ve bu denemeden itibaren grup kendi şarkılarıyla devam eder.

A Long Way Down (Düşerken) karakterlerinden JJ, kariyeri yolunda gitmediği için Londra'da pizza servisi yapmakta ve 1999'un son gününde intihar etmeyi planlamaktadır. Karakterin Serge Bielanko'nun Londra deneyimleri esas alınarak yazıldığı düşünülmektedir.

Eserleri

Romanları (1995) High Fidelity ((Ölümüne Sadakat, Çeviri: Defne Orhun. Sel Yayıncılık, Nisan 2005. ISBN 978-975-570-244-5) (1998) About a Boy(1 Erkek Hakkında, Çeviri: Esin Eşkinat. Sel Yayıncılık, Haziran 2005. ISBN 978-975-570-249-0) (2001) How to Be Good (İyi de Nasıl?, Çeviri: Melek Aslı Öztürk. Sel Yayıncılık, Ekim 2005. ISBN 978-975-570-259-9) (2005) A Long Way Down (Düşerken, Çeviri: Banu Tellioğlu Altuğ. Sel Yayıncılık, Mayıs 2006. ISBN 9789755702986) (2007) Slam (Çat!, Çeviri: Süha Sertabiboğlu. Sel Yayıncılık, Kasım 2007. ISBN 978-975-570-337-4) (2009) Juliet, Naked (Juliet Çıplak, Çeviri: Tülin Er. Sel Yayıncılık, Kasım 2010. ISBN 9789755704838)

Öykü kitapları (1998) Faith (2000) Not a Star (2005) Otherwise Pandemonium

Kurgusal olmayan kitapları (1992) Contemporary American Fiction (1992) Fever Pitch (Futbol Ateşi, Çeviri: Bağış Erten. Sel Yayıncılık, Eylül 2006. ISBN 978-975-570-295-7) (2003) 31 Songs (31 Şarkı, Çeviri: Betül Kadıoğlu. Sel Yayıncılık, Ağustos 2010. ISBN 9789755704708) (2004) The Polysyllabic Spree (Hece Cümbüşü, Çeviri: Defne Orhun. Sel Yayıncılık, Aralık 2005. ISBN 978-975-570-270-4) (2006) Housekeeping vs. the Dirt (2008) Shakespeare Wrote for Money (Shakespeare Para İçin Yazdı, Çeviri: Didar Zeynep Batumlu. Sel Yayıncılık, Eylül 2009. ISBN 9789755704227)

Hazırladığı antolojiler (1993) My Favourite Year: A Collection of Football Writing (1996) The Picador Book of Sportswriting (2000) Speaking with the Angel (Melekle Sohbet, Çeviri: Can Kantarcı. Sel Yayıncılık, Temmuz 2006. ISBN 9789755702926) (2005) Otherwise Pandemonium

Film uyarlamaları 1997 Fever Pitch — yönetmen: David Evans; senaryo: Nick Hornby 2000 High Fidelity — yönetmen: Stephen Frears 2002 About a Boy — yönetmenler: Chris ve Paul Weitz 2005 Fever Pitch — yönetmenler: Bobby ve Peter Farrelly 2009 An Education — yönetmen: Lone Scherfig, senaryo

Irvine Welsh “TRAINSPOTTING”

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Irvine Welsh "TRAINSPOTTING"

Aşağıdaki notlardaki her şey kitaptaki gibidir. İskoç ingilizcesini Türkçe'ye böyle çevirmiş çevirmen. Konuşma dili jargonu ve bolca da argo kullanmış.

Kitaptan Altını Çizdiklerim:

·    Kadınlar hakkında gerçekten de fazla bişey bilmiyodum. Hiçbi şey hakkında fazla bişey bilmiyodum.

·    Bıktım şu Elvis Costello götünden, ama herifi dinlemeden de duramiyom ki! Büyüleyici ibnenin teki bu herif!

·    On kutu Heinz domates çorbası, sekiz kutu mantar çorbası (hepsi de soğuk tüketilecek), bi büyük tüp vaniyalı dondurma (eritilip içilecek), iki şişe magnezyumlu süt, bi şişe paresetimol, on iki tane Rinstead ağız pastili, bi şişe multivitamin, beş şişe içme suyu, on iki tane Lucozade izotonik içicek ve bazı dergiler; hafif porno, Viz, Günümüz İskoç Futbolu, Golcü vs.

·    Odam boş ve halısız. Zeminin ortasında bi tane hasır var, üzerinde bi uyku tulumu, yanında bi elektrikli ısıtıcı ve az ötedeki bi sandalyenin üzerinde de siyah beyaz bi televizyon. Üç tane kahverengi plastik kovam var; yarıya kadar su ve bi mikrop öldürücüyle doldurulmuş; biri kusmak, biri işemek, biri sıçmak için.

·    Arkadaşlar ne büyük bi zaman kaybı! Her zaman sizi kendi toplumsal, cinsel ve zihinsel sıradanlıklarına çekmeye hazırdırlar.

·    Göğsümde ki büyük kara deliği doldurmak için bulduğum başka her yol boştur.

·    Annemi seviyom, onu çok seviyom, ama tanımlaması zor olan bi biçimde, ona anlatması zor olan, nerdeyse olanaksız olan bi biçimde. Ama yine de onu seviyom. O kadar ki artık benim gibi bi oğlu olmasını istemiyom. Keşke kendi yerime ona daha iyi bi oğul bulabilseydim. Bunu istiyom, çünkü değişimin bizim elimizde olan bişey olmadığını düşünüyom.

·    Eğer havalı bi okulu bitirmediysen bu şehirde asla doğru düzgün bi işe giremezsin.

·    Begbie'yle arkadaşlık etmek bi kadınla arkadaşlık etmek için mükemmel bi hazırlıktı. Bu size duyarlılık ve karşınızdaki insanın değişen hislerine karşı dikkatli olmayı öğretirdi.

·    Bizi sömürgeleştirdikleri için İngilizleri suçlamaya hakkımız yok. Ben İngilizlerden nefret etmem. Serseridirler o kadar. Bizi sömüren serseridir. Kendimizi sömürtecek eli yüzü düzgün, adam gibi bi kültür bile bulamamışız. Evet. Kala kala sikik serseriler sömürgeleştirmiş bizi. Bu bizi ne yapar? Aşağılığın aşağılığı, dünyann en iğrençleri yapar. Yaradılışından beri dünyaya gelmiş en berbat, iğrenç, sefil çöpler yapar. Ben İngilizlerden nefret etmem. Onlar üstlerine düşen boku yapmışlar o kadar. Ben İskoçlardan nefret ederim.

·    Hayat sıkıcı ve boş. Büyük umutlarla başlıyoz, sonra sıçıyoz. Sonra gerçek yanıtları bulamadan geberip gidececeğimizi fark ediyoz. Varlığımızı gerçekten değerli bi bilgiye, gerçek şeyler hakkındaki o bilgiye tam eriştiremeden, hayatımızı sadece farklı biçimlerde yorumlayan bütün o büyük fikirleri geliştiriyoz. Aslında, sadece kısa ve hayal kırıklığı dolu bi hayat yaşıyoz, sonra da geberiyoz. Hayatlarımızı kariyer veya kendimizi tamamen aldatmaya yönelik ilişkiler kurmak filan gibi boklarla doldurmaya çalışıyoz. Eroin iyi bi uyuşturucu, çünkü bütün o aldanışları ortadan kaldırıyo. Çekince kendini iyi hissediyosun, ölümsüz hissediyosun. Zaten kötüysen, o zaman daha da kötü oluyosun.

·    Benim sorunum şu: ne zaman sahip olmayı çok istediğim bişeye sahip olma olasılığı karşıma çıksa; kız arkadaş, ev, iş, eğitim, para filan, birden o şey bana çok aptalca ve anlamsız geliyo. O kadar ki artık onu istemiyorum zaten!

·    Rents bi keresinde polisin ve devlet büyüklerinin hiçbi şeyden koyu bi tenden daha fazla kıl kapmadıklarını söylemişti: kesin doğru.

·    Eski bitakım savaşların yıldönümünü kutlamak bence öküzlük, annıyo musun?

·    Birilerinden nefret etmek bizi neriye ulaştırır? Ne siktiminin yerine ulaştırır ki bizi nefret!

·    En yakın dostlarım çevremdeydi, ama kendimi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim. Hayatta.

·    Toplum sıradanlığın dışında olduğunu fark ettiği insanları absorbe etmek ve değişirmek için ilginç bi mantık kullanıyo. Düşünün ki ben bişeyi biliyom, ama yine de hayatın kısa olduğunun farkında olduğum için ot kullanmak istiyom. Seni bırakmazlar ki. Seni bırakmazlar, çünkü bu onların başarısızlıklarının bi simgesi olur. İşin aslı, sen sadece onların sana önerdiklerini reddediyosun hepsi bu. Bizi seç. Hayatı seç. Banka ipoteklerini seç, çamaşır makinelerini seç, otomobilleri seç, bi divana oturup televizyondaki sulu zırtlak, iğrenç programları seyretmeyi seç, ağzına rezil gıdalar tıkıştırmayı seç. Çürüyüp gitmeyi ve yetiştirdiğin gerzek veletlere rezil olacak biçimde kendi altına etmeyi seç. Hayatı seç.

·    Jimmy Cagney gibi konuşmaya çalışıyordum, ama berbattım; genelde olduğu gibi. Yine de, başarısızlık, başarı…bunlar ne ki? Kimin sikinde. Hepimiz yaşıyoz, sonra ölücez, bu kadar da kısa bi zamanda. Bu kadar; siktiminin konusu kapanmıştır.

·    Güneşin bi gücü var. İnsanların ona neden taptığını anlamak zor değil.

·    Kendinden ödün vermeden, iğrenç ikiyüzlülüğe fazla bulaşmadan ve bu çürümüşlüğe kendini fazla kaptırmadan bi topluluğu tatmin etmenin en iyi yolu klişelere sadık kalmaktır. İnsanlar böyle zamanlarda klişeleri severler. Çünkü gerçek görünürler ve bi anlamları vardır.

·    Bende yirmi yaşıma gelene kadar, yirminin üstündeki herkesin hıyar olduğunu düşünürdüm. Yaşadıkça haklı olduğumu fark ediyom. Ötesi de çirkin özveriler ve çekingen bi geri çekilmedir ve bu ölene kadar artarak devam eder.

·    Bu dünyada biraz geyiğin ve içkinin silemeyeceği hiçbi dert yoktur.

·    Gerçi ahlakın politikayla ne işi olabilir ki! Politikanın tek derdi kıç yalamaktır.  

Irvine Welsh “Porno”

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Irvine Welsh "Porno"

Aşağıdaki notlardaki her şey kitaptaki gibidir. İskoç ingilizcesini Türkçe'ye böyle çevirmiş çevirmen. Konuşma dili jargonu ve bolca da argo kullanmış.

Kitaptan Altını Çizdiklerim:

./. Hayatını yaşa! Kontrollü yaşa! Dışarı çık. Gez, dolaş. Takılmak istediğin her şeye takıl ama kontrolü elden bırakma. Artık sevişirken karşındaki insana doğum kontrol hapı ya da prezervatif kullanmadığını sor. Geçmişinden kaçma, ona saygı duy. Ölümü ciddiye al. Yaşını saklama. Sabahları uyandığında, akşamdan kaldığın için etrafa ve kendine söylenme. Başın ağrıyorsa ve ciğerlerin sana “bu ev yıkılıyor” mesajı veriyorsa doktora görünmeyi de ihmal etme. Alışkanlıklarını tamamen bırakmayı yeğleme; yoksa ya intiharı ya da hayattan ‘boş’ bi şeymiş gibi tiksinmeyi seçersin. Deşarj olmanın yollarını ara. Öfkeni sakla, yüzüne maske tak. Ruhsal, fiziksel ve zihinsel kaynaklarını tüketmek yerine hafta sonları spor salonlarına git, karateye başla mesela. Koşu bandında hızını artır. Hafızanı ve ciğerlerini boşalt ama beyninde delikler açmamaya dikkat et. Yavaş yavaş insan zaaflarına saygı duymayı öğren. Yeni arkadaşlar edin. Ölümü düşün. Bir gün öleceğini…

./. Kendim olmak için hiç zamanım kalmıyor.

./.  Çoğu kız yaşlandıkça kadın olur ama erkekler çocuk olmaktan hiç vazgeçmiyorlar.

./.  Bazen bir insanı tanımamak için çaba harcamanız gerekir.

./.  Bir insanı onun yokluğunda sevmek kolay ya da ondan nefret etmek, gerçekten tanımadığınız birisini…

./.  Seni tekrar görmek istediğini söyleyen birini terk etmek her zaman daha iyidir, çünkü kaçınılmaz olarak seni bir daha görmek istemedikleri için onları terk edeceğin bir gün mutlaka gelecektir. Hiç uğraşmamak en güzeli.

./.  Gene de bir edebiyat birimine asılmam gerekliydi ve ben de İskoç Edebiyatı’nı seçtim, İngiliz olduğumdan ve karşıtlığın bir şeyi yapmak için her zaman iyi neden olmasından.

./.  Bize öğretilen tek şey dışarı çıkıp bişiler yapmaya cesaret eden insanlara nasıl bok atacağımız ya da kıçlarını nasıl yalayacağımız. Sanat derslerinin yaptığı şey bu, bir sürü daha asalak parazit üretmek.

./.  Ya, cidden de modern hayata uyum sağlamak için tasarlanmamışım abi, bu kadar işte. Bazen her şey yumuşak yumuşak akmıya başlıyo sora harbiden panikliom ve her şey eskiye dönüyo. N’apabilirim ki?

./.  Kim olduğunu ve kim olmadığını anlamaya çalışmalısın. Hayatımızın gerçek macerası bu. Kendini bir yerde bulduğunda arkada bırakmış oldukların ve her zaman kendinle beraber taşıdıkların vardır.

./.  Bir Pazar günü e-maillerinizi kontrol etmeye çalışmak, kız arkadaşınızla aynı odada oturmaya dayanamadığınızdandır. Hayat bundan daha üzücü bir hale gelemez, kesinlikle.

./.  Ama insanlar değişiyor. Bazen yaşlandıkça daha çaresizleşiyorlar, özellikle artık gemiyi kaçırdıklarını düşünüyorlarsa.

./.  Çünkü kendini bok gibi hissettiğinde, bütün enerjin akıp gittiğinde, lavaboda koca bi bulaşık yığını görürsen; bu en kötü şeydir abi, olabilecek en kötü şey budur, bütün enerjin sanki lavabo deliğinden akıp gitmiş gibi olur abi, son damlasına kadar.

./.  Bizim moruk peder bir Cagney filminden alıntıladığı şu eski repliği tekrarlar dururdu ‘enayiler için boşuna zaman harcama’, ve bu bana verdiği en iyi öğüt olma özelliğini bugüne kadar korudu. Bunu yapmak cidden çok alçakça olurdu. Eğer onlara iyi davranmaya devam ederseniz, hiçbir şey öğrenemezler. Sırf bu yüzden, gelecekte, daha etraflıca s.kilirler, ve daha acımasız biri tarafından. İyi olmak çok acı, Shaky’nin dediği gibi.

./.  Bazı piliçler insanın içine işler çünkü onlarda sizi yakıp tutuşturan ne olduğunu kestirebilmek zordur. O da böyle; güzel evet, ama size her seferinde başka bir şey gösterebilme yeteneğine sahip. Lens ya da okuma gözlükleri. Açık ve dökülen saçlar veya at kuyruğu veya taç ya da topuz. Pahalı butik dekolte elbiseler veya günlük spor kıyafetler. Sıcak bir duruş ve beden dili sonra buz gibi. Erkeklerde hangi düğmelere basılması gerektiğini tam olarak biliyor, ve bunu içgüdüsel olarak yapıyor. Evet, o tam benim için yaratılmış.

./.  Bazı piliçler vardır ki etraflarına yaydıkları arıza kokusunu alabilirsiniz, kötü bir baba ya da üvey babanın bıraktığı tedavi edilemez bir ruhsal yaradan kaynaklanır genelde, bir süreliğine sosyal bir egzema gibi uykuya yatsa da her an patlamayı beklemektedir. Orada gözlerinde görürsünüz, o bozulmuş, yaralı ifadeyi, kötücül bir güce yıkıcı bir aşkla bağlanma ihtiyacını ortaya koyarlar, o güç kendilerini tüketene kadar da bağlanmaya devam ederler.

./.  Sanki bir uçurumun yanındayım, hem en kenara kadar gitmek istiyorum, ama aynı zamanda da bunun düşüncesi bile beni dehşete düşürmeye yetiyor.

./.  Temizlikçilere temizlemeleri için mi temizlememeleri için mi para veriyoruz? Yo, eğer insanlar yapmaları gereken işleri yapsalardı hayat çok sıradan, çok İskoç dışı olurdu.

./.  Sıkıcı komplo teorilerden bahsedip duran öğrenci tipli bir grubun yanına oturuyoruz, heyecanla kimlerin kimlerin ölmemiş olabileceğini tartışıyorlar: Elvis, Jim Morrison, Prenses Di. Kendi gençliklerine ve ölümsüzlüklerine olan inançları o kadar güçlü ki birinin sahneyi gerçekten de terk etmiş olabileceğine inanmıyorlar. Yaşamı doğrulayan, ölümü reddeden burjuva hayal dünyasında takılıp kalmışlar.

./.  Tamamen normal olan size acayip geldiğinde, sıçmış ve de kopmuş bir hayat yaşamış olduğunuzu anlıyorsunuz.

./.  Ama birine rastladığınızda, geçmişte kaç kere sıçmış olursanız olun, her zaman diyorsunuz ki…evet. O kadar umut doluyuz ki beklentileri aklımıza getirmiyoruz bile.

./.  Kendi ruhuna yalan söyleyemezsin.

./.  Birinin sizi kafaladığını bildiğiniz ama bunu böylesine gösterişli ve ikna edici bir şekilde yaptıkları için de kendinizi kapılmaktan alıkoyamadığınız o ürkünç-güzel an, o acı-tatlı çıkmaz bir kez daha yaşanıyor…yo, bunun nedeni yaşamınızın o anında tam olarak duymak istediğiniz şeyleri size eksiksiz olarak söylemeleri aslında.

./.  Sınıf savaşına inanıyorum. Cinsiyetler arasındaki savaşa inanıyorum. Kendi kabileme inanıyorum. Ölü beyinli salak kitlelere karşı ve sırada, ruhsuz burjuvalara karşı dürüst, aydın işçi sınıfının savaşına da inancım tam. Punk Rock’a inanıyorum. Northern Soul’a. Acid House’a. Mod’lara. Rock’n Roll’a. Ticarileşmeden önceki samimi rap ve hiphop’a da inanıyorum.  

Clinic (6 Nisan 2004 – Manhatthan)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Clinic (6 Nisan 2004 – Manhatthan)

25 Haziran 2000 senesinde Radiohead'in "Kid A" turnesi kapsamında Selanik'te izleme şansına eriştiğim Clinic ile 6 Nisan 2004'te Taksim Manhattan'da tekrar buluştum.

Son dönemlerde ismini sıkça duyduğumuz Liverpool'lu indie grubu Clinic'in konseri  21.30 gibi başlaması gerektiği halde 22.45 gibi start aldı. Zaten kapıdaki görevliden konserin 22.30 gibi başlayacağını öğrendiğimiz için konser öncesi bir hayli demlenme şansımız oldu.

Adamlar sahneye çıkınca şok oldum:) Zira herifler "Clinic" e nazire olsun gibisinden doktor kıyafetleri ile sahne aldılar. Klavye olayina bittim. Ahsap bir zemin icine monte etmisler aleti. Ade Blackburn kişisi klavye çalıyor, gitar çalıyor, vokal yapıyor, bir de üflemeli bir şey çaldı ama onun tam olarak ne olduğunu anlayamadım. Sanki ağızla çalınan bir org gibiydi. Velhasıl, çaldılar ve gittiler. Çok az kaldılar sahnede, ara verdiler, verdikleri ara da çok uzundu. Tabii ki Distortions'u, Porno'yu, Walking With Thee'yi çaldılar, Internal Wrangler'ı çaldıklarında tüm seyirciler çoştu.

Kod Müzik'e teşekkürler. İyi ki böyle organizasyonlar yapıyorlar da biz de böyle grupları izleme şansına erişiyoruz.  

Muse (7 Nisan 2002 – Maslak Venue)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

MUSE (7 Nisan 2002 – Maslak Venue)

Alt Grup: Suitcase

Biletler çıkar çıkmaz aldım. Bir tane kardeşime, bir tane kendime. Yıllardır sayısız konser izlediğimden hiç heyecanlanmadım bu kez. Ama bu adamlar Ada'dan geliyorlardı. Hani benim en sevdiğim müzisyenlerin yaşadığı yerden…

Açıkçası Muse'un ilk albümünü ne kadar çok beğendiysem, ikinci albümünü de o kadar tutmamıştım. Ama yurdumda fazla konser olmadığından ve ada mefhumundan dolayı konsere gitmeliydim. Konserlere açız zaten. Kaçırmamak gerekiyordu.

Söz konusu gün saat 18.00 gibi mekândaydım. Arkadaşlarımız önlere yakın bir yerde mevzilenmişti. Haliyle biz de hemen çöreklendik. Türlü bürokratik hadiselerden sonra boynumuzda yanıp-sönen o garip ışıklı kalemlerle ön sıralarda yerimizi aldık.

Birçok kez Bronx'ta ve Zoo'da izlediğimiz eşsiz cover'ları ile tanıyıp-sevdiğimiz Suitcase çıktı sahneye. Heyecanlı oldukları göze çarpıyordu. Çünkü ilk kez bu kadar çok insana çalıyorlardı ve Muse gibi bir grubun dinleyicileri vardı karşılarında. Türkçe bestelerini beğendim ben. Özellikle içlerinden birkaç tanesini çok çok beğendim.

Muse saat 10'a çeyrek kala gibi sahne aldı. Başarılı bir konserdi. Ne Uno'yu dinleyebildik, ne Unintended'i, ne Fillip'i, ne de Escape'i. İkinci albüm tanıtım kapsamında geldikleri için setlist ona göre hazırlanmıştı. Sahnede çok az kaldılar. 21.45 gibi başlayan konser 23.00'te bitmişti bile. Tadın damakta kalma hikâyesi bu olsa gerek. Adamlar hakkını verdi ama kalkmışlar kaç bin km. yol tepmişler, e çalın be kardeşim biraz daha fazla, bu bize yapılmaz ki:) PJ Harvey konserinde de aynı şeyi yaşamıştık. Tam ısınmaya başlamıştık ki hooop bitmişti konser. "İngilizlerin genel tavrı mı?" dicem ama yok diğer konserlerde böyle olmamıştı ki hiç.

New Born, Muscle Museum, Bliss, Feeling Good, Space Demantia, Micro Cuts, Plug in Baby ilk aklıma gelenler…

Yurdumdan bi Muse geçti. Umarım Radiohead'i de burada görmek mümkün olur. Yoksa ben yine onların peşinden vuracam kendimi yollara…  

2009’un en iyilerini bir hatırlayalım…

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2011 zamanında yazılmıştır.

2009'un en iyilerini bir hatırlayalım…

KERRANG! 1. Gallows – Grey Britain 2. Alice In Chains – Black Gives Way To Blue 3. Biffy Clyro – Only Revolutions 4. Mastodon – Crack The Sky 5. Mariachi El Bronx – El Bronx 6. Pearl Jam – Backspacer 7. Converge – Axe To Fall 8. Paramour – Brand New Eyes 9. The Prodigy – Invaders Must Die 10. Rammstein – Liebe Ist Fur Alle Da 11. Brand New – Daisy 12. Enter Shikari – Common Dreads 13. Alexonfire – Old Crows/Young Cardinals 14. The Wildhearts – Chutzpah! 15. Steel Panther – Feel The Steel 16. The Ghost Of A Thousand – New Hopes, New Demonstrations 17. Lamb Of God – Wrath 18. Lethermouth – Xo 19. Placebo – Battle For The Sun 20. Kylesa – Static Tention

SPIN 1. Animal Collective – Merriweather Post Pavillion 2. Yeah Yeah Yeahs – It's Blitz! 3. Phoenix – Woulfgang Amadeus Phoenix 4. Grizzly Bear – Veckatimest 5. Girls – Album 6. Bat For Lashes – Two Suns 7. Mos Def – The Ecstatic 8. Florance And The Nachine – Lungs 9. Drake – So Far Gone 10. The Dead Weather – Horehound 11. Miles Benjanib Anthony Robinson – Summer Of Fear 12. Ida Mara – Fortress Round My Heart 13. Jay Retard – Watch Me Fall 14. Amadou & Mariam – Welcome To Mali 15. Niko Case – Middle Cyclone 16. Japandroids – Post-Nothing 17. Mastodon – Crack The Skye 18. Antony And The Johnsons – The Crying Light 19. Lily Allen – It's Not Me It's You

Q MAGAZINE 1. Kasabian – West Ryder Pauper Lunatic Asylum 2. Florence And The Machine – Lungs 3. Yeah Yeah Yeahs – It’s Blitz 4. Animal Collective – Merriweather Post Pavilion 5. Manic Street Preachers – Journal For Plague Lovers 6. Arctic Monkeys – Humbug 7. Muse – The Resistance 8. Lilly Allen – It’s Not Me, It’s You 9. U2 – No Line On The Horizon 10. Phoenix – Woulgang Amadeus Phoenix 11. Doves – Kingdom Of Rust 12. Jack Penate – Everything Is New 13. Grizzly Bear – Veckatimest 14. Devendra Banhart – What Will We Be 15. Dizzee Rascal – Tongue ‘N Cheek 16. Empire F The Sun – Walking On A Dream 17. Green Day – 21st Century Breakdown 18. Mika – The Boy Who Knew Too Much 19. Monsters Of Folk – Monsters Of Folk 20. Fever Ray – Fever Ray

NME 1. The Horrors – Primary Colours 2. The XX – The XX 3. Yeah Yeah Yeahs – It’s Blitz 4. Wild Beasts – Two Dancers 5. Animal Collective – Merriweather Post Pavilion 6. Grizzly Bear – Veckatimest 7. The Big Pink – A Brief History of Life 8. Fuck Buttons – Tarot Sport 9.  Fever Ray – Fever Ray 10.Jamie T – Kings&Queens 11.Kasabian – West Ryder Pauper Lunatic Asylum 12.Arctic Monkeys – Humbug 13.La Roux – La Roux  14. Manic Street Preachers – Journal For Plague Lovers 15. The Pains of Being Pure At Heart – The Pains of Being Pure At Heart 16.Mumford and Sons – Sigh No More 17.Girls – Album 18.Future of The Left – Travels With Myself And Another 19.The Maccabees – Wall Of Arms  20.Dirty Projectors – Bitte Orca 

UNCUT 1. Animal Collective – Merriweather Post Pavilion 2. Super Furry Animals – Dark Days/Light Years 3. The Dirty Projectors – Bitte Orca 4. Bob Dylan – Together Through Life 5. Wild Beasts – Two Dancers 6. The XX – The XX 7. Wilco – Wilco (The Album) 8. Grizzly Bear – Veckatimest 9. Yeah Yeah Yeahs – It’s Blitz! 10. Phoenix – Wolfgang Amadeus Phoenix 11. Bill Callaham – Sometimes I Wish We Were An Eagle 12. Fever Ray – Fever Ray 13. White Denim – Fits 14. The Flaming Lips – Embryonic 15. Bassekou Kouyate And Ngoni Ba – I Speak Fula 16. Florance And The Machine – Lungs 17. Doves – Kingdom Of Rust 18. Graham Coxon – The Spinning Top 19. Sonic Youth – The Eternal 20. The Horrors – Primary Colours

MOJO 1. Animal Collective – Merriweather Post Pavilion 2. Bill Callahan – Sometimes I Wish We Were An Eagle 3. Richard Hawley – Truelove’s Gutter 4. The Horrors – Primary Colours 5. Tinariwen – Imidiwan: Companions 6. Bob Dylan – Together Through Life 7. Florence And The Machine – Lungs 8. Fuck Buttons – Tarot Sport 9. Madness – The Liberty Of Norton Folgate 10. Yeah Yeah Yeahs – It’s Blitz 11. The Cribs – Ignore The Ignorant 12. The Low Anthem – Oh My God, Charlie Darwin 13. Grizzly Bear – Veckatimest 14. Mayer Hawthorne – A Strange Arrangement 15. Kasabian – The West Rider Pauper Lunatic Asylum 16. Dirty Projectors – Bitte Orca 17. The Phantom Band – Checkmate Savage 18. Fever Ray – Fever Ray 19. Sunn O)) – Monoliths & Dimentions 20. Manic Street Preachers – Journal For Plague Lovers

2008’in en iyilerini bir hatırlayalım…

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2011 zamanında yazılmıştır.

2008'in en iyilerini bir hatırlayalım…

2008 EN İYİ ALBÜMLER

AC-DC: BLACK ICE METALLICA: DEATH MAGNETIC REM: ACCELERATE KINGS OF LEON: ONLY BY THE NIGHT TIAMAT: AMANETHES THE NIGHTWATCHMAN: THE FABLED CITY THE GUTTER TWINS: SATURNALIA OPETH: WATERSHED AMON AMARTH: TWILIGT OF THE THUNDER GOD MGMT: ORACULAR SPECTACULAR

* Bu sene efsanelerin dönüş yılı oldu, sağolsunlar Rock müziğin nasıl bir şey olduğunu hatırlattılar. AcDc, Judas Priest, Metallica, Whitesnake, Motörhead gibi Rock müziğin babaları güzel albümlerle beni ve milyonlarca hayranını mest ettiler. Guns’n’Roses, The Cure, The Black Keys, The Ting Tings, The Raconteurs, NIN,  Replikas, My Morning Jacket’ın yeni işleri de güzeldi.(Gururumuz Pentagram’ın konser DVDsi de yılın ayrı bir güzelliğiydi.) Evime 10 dakika uzaklığında gerçekleşen Metallica-Down konserine iş seyahatim sebebiyle gidemediğim için sinirlerim altüst oldu; acımı Judas Priest, REM, Amon Amarth konserleri ile bir nebze atabildim. Umarım daha güzel albümler ve konserlerle bir sene geçiririz. (İLKER YILDIRIM)

R.E.M. IN ISTANBUL (4 EKİM 2008)

JUDAS PRIEST (13 TEMMUZ 2008)

* Aşağıda çeşitli dergilerin 2008 en iyi albümler listeleri yer almakta. Ama en iyi liste herkesin kendi listesidir bence, yine de göz atmakta zarar görmüyorum.

Q MAGAZINE 1. Kings of Leon – Because of the Times 2. Fleet Foxes – Fleet Foxes 3. Coldplay – Viva la Vida 4. Vampire Weekend – Vampire Weekend 5. Glasvegas – Glasvegas 6. Duffy – Rockferry 7. TV On the Radio – Dear, Science 8. Elbow – Seldom Seen Kid 9. Raconteurs – Consolers of the Lonely 10. Nick Cave & the Bad Seeds – Dig!!! Lazarus, Dig!!! 11. Sigur Rós – Me? Su? í Eyrum Vi? Spilum Endalaust 12. Keane – Perfect Symmetry 13. MGMT – Oracular Spectacular 14. Kaiser Chiefs – Off With Their Heads 15. Lil Wayne – Tha Carter III 16. Hot Chip – Made In the Dark 17. Adele – 19 18. British Sea Power – Do You Like Rock Music? 19. Goldfrapp – Seventh Tree 20. Gaslight Anthem – ‘59 Sound

NME TOP 20 01 MGMT – Oracular Spectacular 02 TV On The Radio – Dear Science 03 Glasvegas – Glasvegas 04 Vampire Weekend – Vampire Weekend 05 Foals – Antidotes 06 Metronomy – Nights Out 07 Santogold – Santogold 08 Mystery Jets – Twenty One 09 Kings Of Leon – Only By The Night 10 Friendly Fires – Friendly Fires 11 Neon Neon – Stainless Style 12 Crystal Castles – Crystal Castles 13 Fleet Foxes – Fleet Foxes 14 Laura Marling – Alas, I Cannot Swim 15 Last Shadow Puppets – The Age of Understatement 16 Ladyhawke – Ladyhawke 17 Elbow – The Seldom Seen Kid 18 Late Of The Pier – Fantasy Black Channel 19 Fucked Up – The Chemistry of Common Life 20 Spiritualized – Songs in A and E

UNCUT 1. Portishead – Third 2. Fleet Foxes – Fleet Foxes 3. TV On the Radio – Dear Science 4. Bon Iver – For Emma, Forever Ago 5. Vampire Weekend – Vampire Weekend 6. Elbow – Seldom Seen Kid 7. Neon Neon – Stainless Style 8. Nick Cave & the Bad Seeds – Dig!!! Lazarus, Dig!!! 9. Kings of Leon – Only By the Night 10. Paul Weller – 22 Dreams 11. Drive-By Truckers – Brighter Than Creation’s Dark 12. Hold Steady – Stay Positive 13. James Blackshaw – Litany of Echoes 14. Randy Newman – Harps & Angels 15. Hot Chip – Made In the Dark 16. Wild Beasts – Limbo, Panto 17. Goldfrapp – Seventh Tree 18. Stephen Malkmus – Real Emotional Trash 19. Shearwater – Rook 20. My Morning Jacket – Evil Urges

MOJO 1. Fleet Foxes – Fleet Foxes 2. Last Shadow Puppets – Age of the Understatement 3. Paul Weller – 22 Dreams 4. Bon Iver – For Emma, Forever Ago 5. Nick Cave & the Bad Seeds – Dig!!! Lazarus, Dig!!! 6. Hold Steady – Stay Positive 7. Glasvegas – Glasvegas 8. Week That Was – Week That Was 9. The Bug (Kevin Martin) – London Zoo 10. Neil Diamond – Home Before Dark 11. Portishead – Third 12. Don Cavalli – Cryland 13. Drive-By Truckers – Brighter Than Creation’s Dark 14. British Sea Power – Do You Like Rock Music? 15. Eli ‘Paperboy’ Reed & the True Loves – Roll with You 16. Erykah Badu – New Amerykah Pt 1: 4th World War 17. Sigur Rós – Meğ Suğ í Eyrum Viğ Spilum Endalaust 18. Pete Molinari – A Virtual Landslide 19. Beck – Modern Guilt 20. TV On the Radio – Dear Science

ROLLING STONE  1 | TV on the Radio: Dear Science 2 | Bob Dylan: Tell Tale Signs — The Bootleg Series Vol. 8 3 | Lil Wayne: Tha Carter III 4 | My Morning Jacket: Evil Urges 5 | John Mellencamp: Life, Death, Love and Freedom 6 | Santogold: Santogold 7 | Coldplay: Viva la Vida or Death and All His Friends 8 | Beck: Modern Guilt 9 | Metallica: Death Magnetic 10 | Vampire Weekend: Vampire Weekend 11 | Fleet Foxes: Fleet Foxes 12 | Guns n' Roses: Chinese Democracy 13 | Blitzen Trapper: Furr 14 | Ryan Adams and the Cardinals: Cardinology 15 | The Black Keys: Attack & Release 16 | Randy Newman: Harps and Angels 17 | B.B. King: One Kind Favor 18 | Lucinda Williams: Little Honey 19 | Erykah Badu: New Amerykah: Part 1 (4th World War) 20 | Kings of Leon: Only by the Night  

2005’in en iyilerini bir hatırlayalım…

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2011 zamanında yazılmıştır.

2005'in en iyilerini bir hatırlayalım…

Sevgili Arızalılar Kulubu müdavimleri, Uzun uzun düşünüp, bu sene çıkan ve en çok dinlediğim albümleri sıralamaya karar verdim. Sizin fikirlerinizi de almak isterim. Kendi listenizi email'le ulaştırabilirsiniz.

Bayan Arıza Top 10:

1.. Bloc Party – Silent Alarm 2.. Arctic Monkeys – Arctic Monkeys 3.. Arcade Fire – Funeral 4.. Kaiser Chiefs  – Employment 5.. Çilekeş – Yok 6.. Hard-Fi – Stars of CCTV 7.. Spoon – Gimme Fiction 8.. Doves – Some Cities 9.. Sigur Ros – Takk 10..The Bravery – The Bravery

Sevda Genç Top 10:

1-franz ferdinand- you could have it so much better 2-björk- drawing restraint 9 (original soundtrack) 3-tarwater- needle was traveling 4-white stripes- get behind me satan 5-morissey- you are the quarry 6-mercury rev- the secret migration 7-sigur ros – takk 8-110- atomların harika dünyası 9-coldplay- x&y 10-block party- silent alarm

Ozan Güler Top 5:

1-bloc party-silent alarm 2-morrissey-you are the quarry 3-arcade fire-funeral 4-antony and the johnsons-i am a bird now 5-the bravery-the bravery

Mikael Akerfeldt Top 5:

Merhabalar,bende 2005 çıkışlı, baya bir zamanımı almış ve halen almakta olan albümleri paylaşmak istedim..

1-Sigur Ros – Takk 2-Opeth – Ghost Reveries 3-Nine Inch Nails – With Teeth 4-Depeche Mode – Playing The Angel 5-Porcupine Tree – Dead Wing

İlker Yıldırım Top 10:

2005’te Bloc Party ve Arcade Fire ve canlı canlı seyrettiğim için The Cure anlamına geldi. Benim listem de şöyle oluştu:

1-Arcade Fıre: Funeral 2-Bloc Party: Sılent Alarm 3-The Edıtors: The Back Room 4-Death Cab For Cuttıe: Plans 5-Robert Plant&The Strange Sensatıon:Mıghty Arrenger 6-Franz Ferdınand: You Could Have It So Much Better 7-Maxımo Park: A Certaın Trıgger 8-Coldplay: X&Y 9-The Dead 60s: The Dead 60s 10-Kaiser Chiefs: Employment (Replikas Ve Beck’i de yazmak lazım aslında)

İtiraf: Son albümleri 2004’te çıkmasına rağmen 2005’te en çok Interpol dinledim:)

Sinan İhtiyaroğlu Top 5:

1. Duman – Seni kendime sakladım 2. Replikas – Avaz 3. White Stripes – Get behind me satan 4. Morissey – You are the quarry 5. Rammstein – Reise reise

Musa Okur (papyon) Top 5:

1. Laura Weirs – Year of meteor 2. Ani Difranco – Knuckle down 3. Sigur Ros – Takk 4. Sia – Colour the small one 5. Antony and the Johnsons – i am a bird now  

Radiohead’in “Kid A” si nedir? Ne değildir?

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2011 zamanında yazılmıştır.

2000 yılında Kid A

Kid A hakkında söylenebilecek tek şey, Ok. Computer'dan çok farklı bir albüm olduğu. Son derece farklı, oldukça derin ve karanlık. Tek başına dinlemek büyük cesaret gerektiriyor. İlk albümleri Pablo Honey'e bakıp, Creep gibi bir şarkı beklemeyin. Çünkü adamlar uçmuş tek kelime ile. Gitar sesi duymak nerdeyse imkansız. Çoğunlukla efektler, piyano, organ vs. gibi sesler yoğunlukta. Bass'ı ise çok rahat duyabilirsiniz. Thom, sesinde oynamalar, efektler yapmış. Gerçi Selanik konseri bana "Kid A" hakkında fikirler vermişti. Çok farklı olacağını tahmin etmiştim. Albümde 11 şarkı var ve bunların ikisi enstrümantal.

01 Everything in its Right Place 02 Kid A 03 The National Athem 04 How To Disappear Completely 05 Treefingers 06 Optimistic 07 In Limbo 08 İdioteque 09 Morning Bell 10 Motion Picture Soundtrack 11 Genchildren (Hidden track)

Giriş parçası "Everything in its Right Place" ile hemen bir sarsılıp, "yahu neler olmuş böyle?" diyorsunuz. Doğrusu bu ya, "Airbag" gibi bir giriş beklemeyin. Organ sesi ile başlayan şarkı, Thom'un anlaşılmaz tiz vokali ile devam ediyor. Sonra "Everything" dediğini duyuyorsunuz, "oh be Thom'muş bu" diyorsunuz.

Ondan sonra gelen, albüme adını veren "Kid A" de de durum pek farklı sayılmaz. Gitar sesi duyulmuyor. Elektronik organ var,  değişik sesler kullanmışlar. Thom'un sesi de alıştığımız gibi değil, vızır vızır bir ses. Yani bir hayli elektonik süzgeçten geçmiş.

"The National Athem", albümün 3. parçası.  Bu şarkıya takılmamın sebebi, biraz eski Radiohead'e yakın hissettiğim için. Bass riffleri ile başlıyor. Derinden bir uğuldama efekti var. Yaklaşık 1 dakika 35 saniyelik girişten sonra bilindik Thom vokali ile karşılaşıyorsunuz. Sürekli olarak "Everyone, Everyone just stop, Everyone stop the fear, What's going on? What's going on?" tekrarlanıyor. Şarkının finaline doğru gitar devreye giriyor. Bass ise sürekli aynı tonda çalıyor. Bu sizi sürüklüyor adeta.

"How To Disappear Completely", ise 4.şarkı ve bu şarkıyı önceden dinlemiştim. Eski bir kayıt bu. Çünkü bu şarkıları zaten vardı. Heralde çok sevmişler ki, 4. albüme koymayı uygun bulmuşlar. Bu da yine eski kayıt olduğundan olsa gerek, alıştığımız Radiohead şarkılarından. Akustik gitarı çok rahat duyabiliyorsunuz.  Oldukça güzel bir şarkı. Biraz "Exit Music" i anımsattı bana. Çünkü Thom'un vokali hep önde. "I'm not here, This isn't happening, I'm not here, I'm not here" dizeleri şimdiden beynime kazınmış durumda. "Strobe lights and blown speakers" diye yükselen vokal sizi orgazmın doruklarına çıkarıyor.

"Treefingers" da söz yok. Son derece korkutucu. Karanlıkta ve tek başınıza dinlemeyin.

"Optimistic" in özel bir anlamı var benim için. Selanik konserinin açılış parçası idi. İlk kez duyduğumda çok sevmiştim. Bildiğimiz Radiohead şarkılarından diyebilirim. Fazla efekt yok. "If you try the best you can" dizesine çok alışacaksınız. Bu şarkıyı dinlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

"In Limbo": bu şarkıyı da canlı olarak izleme ve dinleme şansım olmuştu. Çok çok iyi bir parça. Fransa'da kaydedilmiş. Lirikleri ile sizi derinden etkileyeceğini düşünüyorum. "Canımı sıkma, denizde kayboldum" diyor Thom. Dalga sesi gibi garip bir efektle sona eriyor. Şarkıları tek tek anlatmam zor,  Dinleyin ve görün!

Buz çağı geliyor! "İdioteque", bi kere bu şarkının ismini çok sevdim. İdiotek, sanki idiotların mekanı, uğrak yeri gibi. Bu şarkıyı çok seveceksiniz, çok çıstaklı. Biraz discovari. Trainspotting filmi için harika bir fon olurdu sanıyorum. Bu şarkıyı dinlerken sürekli olarak "Ice age coming, ice age coming" diyeceksiniz. Discovari başlayıp, öylece bitiyor. Değişik bir radyokafa parçası, bana hak vereceksiniz.

"Morning Bell" aynı zamanda Amnesiac'ta da yer alıyor. Alıştığımız Radiohead parçalarından. Onlar da çok sevmiş olacaklar ki her iki albüm de -küçük bir versiyon farklığı da olsa- koymuşlar.

"Motion Picture Soundtrack" te, yeni eski bir kayıtları. Defalarca dinlemiştim bu şarkılarını. Üstelik de live versiyonu da mevcut elimde. Arızalı bir şarkı daha. Kesinlikle alışkanlık yaratacak 1 şarkı bu. "I think you're crazy, maybe". Bildiğim kadarı ile Thom'un bu albümdeki favori parçası aynı zamanda. Keyboard efektleri yine muhteşem.

"Genchildren (Hidden track)", albümdeki son parça, Aslında 48 sn'lik bir final demeliyim, kısacık bir şarkı.