Yüklenmiş tüm eşyalar bir kamyona. Arkasındayım kasanın, ayaklarımı aşağı sallandırıp şarkılar söyleyerek gidiyorum. Mutlu değilim ama mutsuz da. Bildiğinden uzaklaşmanın, bilmediğine doğru gitmenin huzursuzluğu ve elimdeki menekşenin sorumluluğu var sadece üzerimde. Bir de yastığa değen kirpiğimin yatağımın altında birinin olduğu korkusunu yaşatması. Alışması ne zor yeni evlere odalara. Toplu bir…
Yaşamın daha doğrusu yaşamın ortasında, tüm özlemlerimin doyumsuz kaldığını nasıl da algılıyorum. Ama artık yorulmaksızın aramak yok. Aranan yaşantılar arandı. Yaşandı. Bir kısmı gömüldü. Yeniden toprak oldu. Canlılıklarını duyduğum, canlılıklarını birlikte bölüştüğüm birtakım insanlar gitti. Onlar adına, onları da özlemek, onlar için özlemek, onlar için de sevmek. İnsan yaşamının mutlak…
Kapıyı açtı. Ağlıyordu. Sevgilisi dün sabaha karşı beşte… Bir daha hiç dönmemek üzere… Anlıyorsunuz değil mi, cam kırıkları ağzının içinde… Koca adam oysa, koskocaman bir şey. Ama işte konuşsa dili kanayacak sanki, ağzı bütün cam kesiği. Bu hayatta olan son şeymiş, gibi sevgilinin gidişi, bunun üzerine artık hiçbir şey olmayacakmış…
Demek ayırt edebileceğini sanıyorsun cehennemi cennetten, Mavi gökleri acıdan. Ayırt edebilir misin yeşil bir tarlayı soğuk çelik raylardan? Gülüşü bir peçeden? Ayırt edebileceğini mi sanıyorsun? Ve kahramanların yerine hayaletleri koymaya mı zorladılar seni? Sıcak küllerin yerine ağaçları? Sıcak havanın yerine serin bir meltemi? Donuk rahatlık yerine değişimi? Ve savaştaki bir…
arızamı anlatmak yerine, hafif edebi, hafif sıyırmış ve hafif kelebeğin çığlığını andıran bir ses çıkaran kendi kelimelerimi göstermek, çoğu zaman kısa devre yapan beynimin gri-mor kıvrımlarında ufak bir gezintiye çıkarabilir hepimizi…(yine de tavsiye etmem kimseye) Ruh Okyanusundaki Denizatları Dört Nala Kafama vuracak sert bir şey aradı gözlerinden ateş çıkararak ve…
Bugunlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasina, bir baska ülkeye, daglara, uzaklara… Hayatindan memnun olan yok. Kiminle konussam ayni sey… Her seyi, herkesi birakip gitme istegi. Öyle ''yanina almak istedigi üç sey'' falan yok. Bir kendisi. Bu yeter zaten. Her seyi, herkesi götürdün demektir. Keske kendini birakip gidebilse insan.…
Bugün 5 nisan. bilmeyenler için söyleyeyim. bugün kimilerine göre bir ilham belki de bu dünyadan gitti. belki de hayatta kalmayı en çok hak eden insan gitti. benim de içimden bir şeyler geldi onları buraya çiziktirmek istedim. herkes dilediği gibi karar verebiliyorken, dilediği gibi yüzsüz dilediği gibi alçak olabiliyorken, bizler belki…
Artık umursamak yok Bu gece boyunca tek başıma amacım olmadan dolaşıyorum İçimde sahip olduğum acıyı hissetmek yok Gözlerim sayesinde bu dünya görünüyor Nereye gittiğimi gerçekten de umursamıyorum Daima daha sıcak hissedişi araştırıyor Hayatın direksiyonları ben olmadan da çevriliyor Şimdi sen uzaktasın…Hiç bitmeyecekmişcesine Hayır… Beni burada bırakma Rüya taşıyor İçeriye Biliyorum……
Hava kararırken çıktım sonu görünmeyen sokağa. İlk adımımı atmadan oynamaya başladım çakıl taşlarıyla ayaklarımın arasında. Karar veremedim hangi yöne gideceğime, sağı mı solu mu onurlandıracağıma. Sol daha bir neşeli göründü bulutlanmış gözlerime. Kirli, küçük çocuklar kararmış elleriyle, yüzleriyle koşuyorlardı top peşinde. Belki geçerken top ayağıma çarpar, onlara atayım derken oyuna…
"Garip Yaratiklar ansiklopedisinden; Tutunamayan (Disconnectus Erectus): Beceriksiz ve korkak bir hayvandir.Insan boyunda olanlari bile vardir.Yalniz penceleri ve ozellikle tirnaklari cok zayiftir. Dik arazide, yokus yukari hic tutunamaz. Yokus asagi, kayarak iner.(Bu arada sik sik duser.)Tuyleri yok denecek kadar azdir.Gozleri cok buyuk olmakla birlikte, gorme duygusu zayiftir.Bu nedenle tehlikeyi uzaktan goremez.…