Radiohead Konserleri Ertelendi

Bayan Arıza tarafından Haziran - 25 - 2012 zamanında yazılmıştır.

Radiohead’in geçtiğimiz hafta başına gelen tatsız olay tüm müzik dünyasında konuşulmuştu.

Kazanın ardından üzüntülerini kendi sitelerinde yaptıkları açıklama ile dile getiren ekip, 30 Haziran – 9 Temmuz arasında gerçekleşecek tüm konserlerini ertelediklerini açıkladı. Grubun Avrupa konserleri 27 Haziran’dan sonraya ertelendi.  Kimsenin mağdur olmaması için ellerinden gelenin en iyisini yapacaklarını belirten Thom Yorke, meydana gelen kaza sonucunda ekipmanlarının hasar gördüğünü ve yenilerini toparlamak için zamana ihtiyaçları olduğunu, bu yüzden konserleri ertelemek zorunda kaldıklarını söyledi. Moral olarak toparlanmaya ihtiyaçları olduğunu ve ertelenen konserleri en iyi şartlarda gerçekleştirmek için çalıştıklarını söyleyen Radiohead, yeni konser tarihlerini kendi web sitesinde duyuracak. 

Kaynak: Radyo Eksen

Radiohead Konserinden Önce Sahne Çöktü

Bayan Arıza tarafından Haziran - 20 - 2012 zamanında yazılmıştır.

Radiohead konserinden önce sahne çöktü. 3 kişinin yaralandığı ve bir kişinin de hayatını kaybettiği Toronto konseri iptal edildi.

Radiohead’in 33 yaşındaki bateri teknisyeni Scott Johnson, 16 Haziran günü Toronto konseri öncesi sahne çatısının üzerine düşmesi nedeniyle hayatını kaybetti.

Downsview Park’ta yaşanan bu olayda, biri ağır olmak üzere yaralanan 3 kişinin de sahne kuran ekipten olduğu belirtildi.

Kapılar açılmadan bir saat önce gerçekleşen olayda acil durum ekipleri  hızlı davranıp herhangi bir izdiham olmadan dışarıdaki kalabalığı dağıtarak konser alanı ve çevresini boşalttı.

BBC’ye konuşan kazanın tanıklarından, konser alanındaki görevli Alexandra Halbert, havai fişeğe benzer sesler duyduklarını söyledi. "’Arkamı döndüğümde  sahnenin üst kısmının tamamen çöktüğünü gördüm. İlk birkaç dakikalık şok sırasında kimse ne yapacağını bilemedi. Ardından durumun ne kadar ciddi olduğunu farkettik’’.

Radiohead grubu, twitter hesaplarından hayranlarına konserin iptal olduğunu duyurarak alandan uzak durmaları konusunda uyardı.

Biletlerin günler öncesinden tükendiği konsere 40,000 kişilik bir katılım bekleniyordu.

Kaynak: Radyo Eksen

Yeni Radiohead Şarkısı “Full Stop” ve Jack White Ortaklığı

Bayan Arıza tarafından Haziran - 11 - 2012 zamanında yazılmıştır.

Radiohead, Bonnaroo performansları sırasında büyük bir süprizi, Jack White ile olabilecek bir ortaklığı ima etti. “Supercollider” parçasını White’a armağan eden Thom Yorke “White ‘a teşekkür ederiz. Neden olduğunu şu an size söyleyemeyiz. İlerde görürsünüz” dedi. Kimilerinin hoşuna gidecek, kimilerininse hoşlanmayacağı bu ortaklıkla ilgili henüz net bir bilgi olmadığını da eklemek isteriz.

Kaynak: Radyo Eksen

Thom Yorke’un Süpergrubu Atoms For Peace’ten İlk Parçalar

Bayan Arıza tarafından Mayıs - 2 - 2012 zamanında yazılmıştır.

Atoms For Peace’i  Thom Yorke’un 2006′da yayınladığı solo albümü the Eraser’dan bir parça olarak hatırlıyoruz. Atoms For Peace aynı zamanda Yorke’un diğer grubu, Radiohead prodüktörü Nigel Godrich, Red Hot Chilli Peppers’dan Flea, Beck ve R.E.M.’in davulcusu Joey Waronker ve perküsyoncu Mauro Refosco’dan oluşan süper grubunun da adı.

Grup, geçtiğimiz sonbahar tamamladıklarını söyledikleri albümlerine ait olduğunu tahmin ettiğimiz parçaları Beastie Boys Mike D ‘nin küratörlüğünü yaptığı müzik ve görsel sanatlar sergisi Transmission LA:AV Club ‘da çaldı. Henüz resmi bir açıklama olmasa da albümün 2012′de yayınlanacağına dair söylentiler var.

Kaynak: Radyo Eksen

Radiohead İki Yeni Parça: “Identikit” ve“Cut A Hole”

Bayan Arıza tarafından Şubat - 29 - 2012 zamanında yazılmıştır.

Radiohead 2012 dünya turnesine geçtiğimiz gün Miami’de başladı. American Airlines Arena’da verdiği konserde 24 parça çalan topluluğun setlistinde 2 de yeni parça var. Setlistde daha önce hiç dinlemediğimiz “Identikit” ve “Cut A Hole”un yanısıra grubun daha önce hiç canlı çalmadığı 1997 çıkışlı OK Computer albümlerinden b-side parçası “Meeting in the Aisle” var.

Bu şarkıları Radyo Eksen'in sitesinden izleyebilirsiniz.

Kaynak: Radyo Eksen  

Radiohead’in Duyulmamış Demo Kayıtları

Bayan Arıza tarafından Kasım - 30 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Bu haberi sevgili enderinden bizlerle paylaştı:

Radiohead’in daha önce duymadığımız 3 demo kaydı internete düştü. Geçtiğimiz ay klootme adında bir kullanıcı tarafından youtube’a yüklenen şarkılar Radiohead’in 1986 yılında hazırladığı demoda yer alıyor.

Grubun On A Friday adıyla sahne aldığı o günlerde kaydettikleri demo kayıtta “Fragile Friend” , “Girl ( In The Purple Dress)”, ve “Everybody Knows” adlı parçalar var. Şarkıları yayınlayan klootme’nin grubun Oxford’da sahne aldıkları dönemden bir arkadaşları olduğu söyleniyor.

Kaynak: Radyo Eksen

 

Bayan Arıza “Sobe”

Bayan Arıza tarafından Mart - 4 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Radiohead dinliyorum yatıyorum / kalkıyorum Radiohead dinliyorum yüzlerine bakıyorum gözlerinin içini isabet ettiriyorum bakıyorum iyice "bir şeyler var mı acaba içerde?" diye kocaman boşluklar görüyorum   gidişler iyi değil beraberinde götürüyorsan kendini hiç iyi değil.

insan kendisinden kaçabilir (mi?) nasıl, ne kadar? tıpkı saklambaç oynamak gibi sonunda sobeleniyorsun kendine. hep.

sağa bakıyorum sola bakıyorum ileriye yürüyorum geriye bakıyorum hiçbir şey yok

boşluklar üzerime üzerime geliyorlar konuşacak bir şey yok, konuşacak kimse yok kabuğumu görüyorlar, suretime bakıyorlar "Yasemin" diye birini tanıyorlar ama beni bilmiyorlar.

ben artık yoruldum ve şimdiden sonra kimseye, kimseciklere anlatmam kendimi. kâğıttan kanatlarla oyalanmaktan da bıktım. kendimi kapattım. * Bayan Arıza *

Radiohead’in “Kid A” si nedir? Ne değildir?

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2011 zamanında yazılmıştır.

2000 yılında Kid A

Kid A hakkında söylenebilecek tek şey, Ok. Computer'dan çok farklı bir albüm olduğu. Son derece farklı, oldukça derin ve karanlık. Tek başına dinlemek büyük cesaret gerektiriyor. İlk albümleri Pablo Honey'e bakıp, Creep gibi bir şarkı beklemeyin. Çünkü adamlar uçmuş tek kelime ile. Gitar sesi duymak nerdeyse imkansız. Çoğunlukla efektler, piyano, organ vs. gibi sesler yoğunlukta. Bass'ı ise çok rahat duyabilirsiniz. Thom, sesinde oynamalar, efektler yapmış. Gerçi Selanik konseri bana "Kid A" hakkında fikirler vermişti. Çok farklı olacağını tahmin etmiştim. Albümde 11 şarkı var ve bunların ikisi enstrümantal.

01 Everything in its Right Place 02 Kid A 03 The National Athem 04 How To Disappear Completely 05 Treefingers 06 Optimistic 07 In Limbo 08 İdioteque 09 Morning Bell 10 Motion Picture Soundtrack 11 Genchildren (Hidden track)

Giriş parçası "Everything in its Right Place" ile hemen bir sarsılıp, "yahu neler olmuş böyle?" diyorsunuz. Doğrusu bu ya, "Airbag" gibi bir giriş beklemeyin. Organ sesi ile başlayan şarkı, Thom'un anlaşılmaz tiz vokali ile devam ediyor. Sonra "Everything" dediğini duyuyorsunuz, "oh be Thom'muş bu" diyorsunuz.

Ondan sonra gelen, albüme adını veren "Kid A" de de durum pek farklı sayılmaz. Gitar sesi duyulmuyor. Elektronik organ var,  değişik sesler kullanmışlar. Thom'un sesi de alıştığımız gibi değil, vızır vızır bir ses. Yani bir hayli elektonik süzgeçten geçmiş.

"The National Athem", albümün 3. parçası.  Bu şarkıya takılmamın sebebi, biraz eski Radiohead'e yakın hissettiğim için. Bass riffleri ile başlıyor. Derinden bir uğuldama efekti var. Yaklaşık 1 dakika 35 saniyelik girişten sonra bilindik Thom vokali ile karşılaşıyorsunuz. Sürekli olarak "Everyone, Everyone just stop, Everyone stop the fear, What's going on? What's going on?" tekrarlanıyor. Şarkının finaline doğru gitar devreye giriyor. Bass ise sürekli aynı tonda çalıyor. Bu sizi sürüklüyor adeta.

"How To Disappear Completely", ise 4.şarkı ve bu şarkıyı önceden dinlemiştim. Eski bir kayıt bu. Çünkü bu şarkıları zaten vardı. Heralde çok sevmişler ki, 4. albüme koymayı uygun bulmuşlar. Bu da yine eski kayıt olduğundan olsa gerek, alıştığımız Radiohead şarkılarından. Akustik gitarı çok rahat duyabiliyorsunuz.  Oldukça güzel bir şarkı. Biraz "Exit Music" i anımsattı bana. Çünkü Thom'un vokali hep önde. "I'm not here, This isn't happening, I'm not here, I'm not here" dizeleri şimdiden beynime kazınmış durumda. "Strobe lights and blown speakers" diye yükselen vokal sizi orgazmın doruklarına çıkarıyor.

"Treefingers" da söz yok. Son derece korkutucu. Karanlıkta ve tek başınıza dinlemeyin.

"Optimistic" in özel bir anlamı var benim için. Selanik konserinin açılış parçası idi. İlk kez duyduğumda çok sevmiştim. Bildiğimiz Radiohead şarkılarından diyebilirim. Fazla efekt yok. "If you try the best you can" dizesine çok alışacaksınız. Bu şarkıyı dinlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

"In Limbo": bu şarkıyı da canlı olarak izleme ve dinleme şansım olmuştu. Çok çok iyi bir parça. Fransa'da kaydedilmiş. Lirikleri ile sizi derinden etkileyeceğini düşünüyorum. "Canımı sıkma, denizde kayboldum" diyor Thom. Dalga sesi gibi garip bir efektle sona eriyor. Şarkıları tek tek anlatmam zor,  Dinleyin ve görün!

Buz çağı geliyor! "İdioteque", bi kere bu şarkının ismini çok sevdim. İdiotek, sanki idiotların mekanı, uğrak yeri gibi. Bu şarkıyı çok seveceksiniz, çok çıstaklı. Biraz discovari. Trainspotting filmi için harika bir fon olurdu sanıyorum. Bu şarkıyı dinlerken sürekli olarak "Ice age coming, ice age coming" diyeceksiniz. Discovari başlayıp, öylece bitiyor. Değişik bir radyokafa parçası, bana hak vereceksiniz.

"Morning Bell" aynı zamanda Amnesiac'ta da yer alıyor. Alıştığımız Radiohead parçalarından. Onlar da çok sevmiş olacaklar ki her iki albüm de -küçük bir versiyon farklığı da olsa- koymuşlar.

"Motion Picture Soundtrack" te, yeni eski bir kayıtları. Defalarca dinlemiştim bu şarkılarını. Üstelik de live versiyonu da mevcut elimde. Arızalı bir şarkı daha. Kesinlikle alışkanlık yaratacak 1 şarkı bu. "I think you're crazy, maybe". Bildiğim kadarı ile Thom'un bu albümdeki favori parçası aynı zamanda. Keyboard efektleri yine muhteşem.

"Genchildren (Hidden track)", albümdeki son parça, Aslında 48 sn'lik bir final demeliyim, kısacık bir şarkı.  

İskeçe, Kavala ve derken Selanik…

Bayan Arıza tarafından Şubat - 7 - 2011 zamanında yazılmıştır.

İskeçe, Kavala ve derken Selanik… (23-26 Haziran 2000)

Radiohead'in 25 Haziran Selanik konseri için düştük yollara. İyi ki düşmüşüz. 8 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Selanik'e vardık. Yolun ilk 4 saati sınıra kadardı, sonrasında ise Yunanistan topraklarına adım attık.

Yunanistan'ın köyleri aynı bizim köylerimiz. Ya da tam tersi, bizim köylerimiz Yunanistan'ın köyleriyle aynı, kasketli dedeleri dahil. Tek fark, caminin yerine kilise var. Bir de alfabeleri farklı. Latin alfabesi değil, Kiril alfabesine benzeyen kökeni Kıpti alfabesi olan 31 harfli bir alfabe. Alfa, beta, gamma, delta diye gidiyor. Yazılar sizi şaşırtabilir.

Adamlar tarihlerine sahip çıktığından pek İngilizce kullanmıyorlar ama hepsi İngilizce -bir çoğu da Türkçe- biliyor.

Selanik aynı İzmir, sahil şeridine baktığınızda kendinizi Karşıyaka'da, Kordon'da hissetmemeniz için bir neden yok:)

Yunanlılar aynı Türk'ler. Yanınızdan geçen tipin Türk olduğuna dair iddiaya girmeyin, kesinlikle yenilirsiniz. Tiplerimiz, davranışlarımız, konuşma, yeme şeklimiz hep aynı. Aynı coğrafyadan geliyoruz, mevsimler de tutuyor.

Kaldığımız otelin kahvaltı salonunda domates, salatalık, beyaz peynir ve zeytin bulmak da harikaydı. Odamızı temizleyen house keeping'ci ablaların bizi "Kalimera" diye selamlayıp, sarılması da pek güzeldi.

Otele yerleşir yerleşmez hemen keşfe çıktık. Sırt çantalarımızı aldık, otelden henüz bir adım atmıştık ki yaşlı bir amca bize yaklaşıp şiveli bir şekilde "hoşgeldinisss hoşgeldinisss, talebe misiniss?" dedi. Kendi aramızda Türkçe konuşmamızdan anlamış Türk olduğumuzu. Türkiye'de bir süre yaşadığını ve Türkleri çok sevdiğini söyledi. İlk karşılama harikaydı bu anlamda.

Yunanistan'da gündüz saatlerinde her yer kapalı. Gece açılıyor mekânlar. Aynen bizim turistik bölgelerimizdeki gibi millet dondurmasını ve çekirdeğini alıp sahilde arkadaşlarıyla turluyor. Frappe içiyor tüm gençler. Kısaca "soğuk ve buzlu nescafe" diyebiliriz buna. Bir sürü yerde yedik içtik, Türkçe konuşan tezgâhtarla, garsonlarla ya da Türkiye'ye gelmiş insanlarla karşılaştık hep. Tavır hep dostaneydi.

Cumartesi ve Pazar günü hep şehri dolaştık, Beyaz Kule ve Arkeoloji Müzesi'ne gittik.

Cumartesi akşamı Selanik'te rock bar ararken bizim gibi tiplerle karşılaştık, sohbet ettik, sarıldık, mekânı tarif etmekle kalmayıp mekâna götürdüler, hatta takıldık, eğlendik. İçeri girdiğimizde Pearl Jam çalıyordu.

Konserin yapılacağı mekânı çok merak ediyorduk aslında. Ama enterasan bir şey vardı, o da şehirde hiçbir yerde konser olacağına dair işaret olmamasıydı. Türkiye'de bar programlarında bile duvarlara afiş yapıştırırlar öyle değil mi? Konser biletim de olmasa sanki rüya olduğuna inanacaktım.

Pazar günü de Atatürk'ün doğduğu evi ziyaret ettik. 3 günlük Yunanistan macerasının büyük bir kısmı Radiohead'in heyecanından hayâl gibi geçse de iyi ki de gitmişim o topraklara. Fırsat olursa yine gitmek isterim.

Radiohead Selanik Konseri

Bayan Arıza tarafından Ekim - 10 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Radiohead'in peşinden Selanik'e…

Thom gözlerimin içine baktı. O’nun bakışlarını yakaladım. Nereden başlamalı, nasıl anlatmalıyım bilmiyorum. Sanki her şey rüya gibi geliyor. O herifi göreceğimi düşünemezdim hiç. Onca yolu, kilometreleri, yorgunluğu boş verdim! Her şeye değdi. Hatta şöyle söyleyebilirim; daha iyisi olamazdı ve benim hayatım gerçekten bir kez daha kaydı.

Konser mekânında

25 Haziran 2000'de "Kid A" nin tanıtım turnesi kapsamında Yunanistan Selanik konserine gittim. Konser mekânı bizim Açık Hava’ya benziyordu. Dağların arasını oyup konser mekânı yapmış adamlar, 6000 kişilik mekândı.

Konser 21.00’de başlayacaktı. 19.00’da içeri girdim. Hemen sahneye yapıştım. En önden izleyecektim, plânım buydu, hiçbir kuvvet beni ordan uzaklaştıramazdı.

Enterasan bir şey daha vardı, o da şehirde hiçbir yerde konser olacağına dair işaret olmamasıydı. Türkiye'de bar programlarında bile duvarlara afiş yapıştırırlar öyle değil mi? Konser biletim de olmasa sanki rüya olduğuna inanacaktım. Hatıra olarak Radiohead t-shirtü aldım (W.A.S.T.E.).

Sahnenin önünde beklemeye başladım. Yunanlı elemanlarla tanıştım. İstanbul’dan geldiğimi söyleyince çok mutlu oldular. Radiohead hakkında ve diğer gruplar hakkında konuştuk. Bir tanesi bana en çok Jeff Buckley’i sevdiğini ve Radiohead’i üçüncü kez izleyeceğini söyledi. Bana en sevdiğim Radiohead şarkısını sordu. Ben de "Let down" dedim. Bunu söyleyince herifin gözleri parladı ve kendisinin de en favori şarkısının o olduğunu söyledi bana. İkimiz de "Let Down" diye bağırmaya başladık. Boşa bağırdığımızı konser bittiğinde anlayacaktık:)

Radiohead'i canlı-kanlı görebilmek için oradaydım. Yunanlı bir herifle yabancı bir ülkede "Letdown" diye bağırıyordum. Bu gerçekten de muhteşemdi.

Ve nihayet konser! Ön grup “Clinic” adını taşıyordu. Vokalist acayip heyecanlı bir tipti. Şarkı söylerken kasıyordu kendini. Yarım saat filan çaldılar. Hepimizi heyecan sardı. Sahnede düzenlemeler yapıldı. Hava karardı. İyice yapıştık sahneye.

Sonra birden bir alkış koptu ve önce Johnny kırmızı t-shirtü ve gözünün üstüne düşen saçları ile koştu tam geldi karşımda durdu. Herkes bağırıyordu, çığlıklar yükseliyordu. Sonra Phil, Ed ve Colin geldiler. Sonra da ufacık tefecik, zayıf ve çelimsiz bir adam -Thom Yorke- göründü. Şu anda yazarken bile tüylerim diken diken oluyor. Adamı görünce adeta öleceğimi sandım. Tam karşımdaydı ve öylece duruyordu. Aramızda 1-1,5 metre filan vardı. Bize baktı, biz O’na baktık.

Yine albümlerinden olduğunu sandığım bir şarkı ile başladılar. Sonra "Bones"u çaldılar. Işıklar renk değiştiriyor, biz ise her defasında ölüp, tekrar diriliyorduk. Bu kadar güzel bir ses, bu kadar muhteşem bir adam karşımızda en sade haliyle duruyor ve bize gülümsüyordu.

“Neler çaldılar?” derseniz;

Çaldıkları parçalar, sırası ile: Optimistic Bones Karma Police Morning Bell How To Disappear.. Street Spirit Talk Show Host National anthem My Iron Lung In Limbo No Surprises Dollars And Cents Fake Plastic Trees Nice Dream Airbag Just Everything In Its Right Place

(bis) Lucky You And Whose Army You Paranoid Android

(2.bis) Exit Music

Ağladık, yalvardık, bağırdık ama dönmediler. Kalbimizi de alıp götürdüler.

"Lucky"de beyaz ve sarı ışıklar vardı sahnede. Thom, nakarat kısmına gelip “pull me ouuttttt” diye bağırınca tüm spotlar kırmızıya döndü.

Kahretsin, İstoş'a geri dönüş başlıyor!

01.00 gibi yola çıktık. Saat 10.00’dan bindiğimiz yere geri döndük. Aslında dönmedik. Kalbimi Thom’a verdim ben!

Konser Fotoğrafları

Thom sahnede

Thom yine

Lucky'yi çalarken

Greenwood bey