Okurken altını çizdiklerim: 4. Bölüm: Size B612 numaralı gök taşının ayrıntılarını anlatıyor, bir de üstelik numarasını veriyorsam bunun nedeni yine büyükler. Büyükler sayılara bayılır. Örneğin yeni bir arkadaş edinip büyüklere ondan bahsettiniz, size asla en önemli soruyu sormazlar. "Sesinin tonu nasıl? Hangi oyunları sever? Kelebek koleksiyonu var mı?" gibi sorular…
Charles Bukowski “Kediler” Parantez Yayınları Çeviri: Avi Pardo Editör: Abel Debritto Birinci Baskı, Ocak 2016 Okurken altını çizdiklerim: “Araplar kediye hayranlık duyar, kadınları ve köpekleri hakir görürler, çünkü onlar sevgilerini belli ederler ve sevgi, kimilerine göre, zayıflığa işaret eder. Öyledir belki. Ben sevgimi fazla belli etmem. Karılarım ve kız arkadaşlarım…
Lisa Gardner'ın "Anlatmak İçin Yaşa" isimli kitabını geçen hafta bitirdim. Tahmin ettiğiniz üzere yine bir gerilim kitabı. Birçok insanın aksine gerilim, polisiye, korku kitapları beni çok mutlu eder. Ortada çözülmesi gereken bir cinayet, kafası karışık insanlar ve işlenen suçlar vardır. Her şeyden öte olayın psikolojik boyutu beni daha çok cezbeder. Yani…
Pamela “Cupcakes” Wood “Charles Bukowski’nin Kızıl’ı” Çeviri: Avi Pardo Altıkırkbeş Yayın, Kadıköy 2012 Okurken altını çizdiklerim: · Georgia başını kaldırdı ve Bukowski’nin kendisini seyretmekte olduğunu fark etti. Hayranlarından biri olarak kadınların bacakları hakkında ne hissettiğini biliyordu muhtemelen. Belki de bu yüzden kanepeye sere serpe uzanmıştı ya da kafası umursayamayacak kadar iyiydi.…
Örümcek wilson babamın herifin tekine asla olmayacak duaya amin dememesini söylediği noktada yunanlı’nın los traşı duruyordu örümceğin yığılıp kaldığını görünce dizleri üzerine çöküp örümceğin boynuna parmağını koyup nabzını yokladı ölmüş mü diye sordu yunanlı evet ddi babam yunanlı örümceğin kafasına vuracakmışçasına ayağını arkaya doğru gerince ölü bir adama sataşmak adil…
Üç valium’un yanında içkisini de shot yapıp indirdi midesine, önce dölümü yutmak & sonra da kalbimi kırmak ihtiyacı duydu. yedinci gün yatağımda uzanmış dirseğimin iç tarafına yumuşak bir iğne batırıyor, dilime deniz suyu tadı geliyor. Aşkımı bir kaşığın içinde eriten Fahişenin tekine aşık olmuştum, gökyüzündeki hilaldeki eksiklik gibi…
Bu Pazar sabahı yağmur yağmıyor, ama Carver gibi ben de aynı hayatı tekrar tekrar yaşar ve aynı affedilmez hataları yapardım, yarım şanstan da azı tanınsa bile. Bu sabah yönümü şaşırmış gibiyim, sanki kaderim zihnimin asla içerisine girmeyi düşünmeyeceği ve ruhumun rüyalarında bile işinin düşmediği mahmur bir kilise evinde kaybolmuştu…
dmşti ringo 45’lik otomatiğe şarjör takarken hedefler çit direkleri üzerine koyduğumuz viski şişeleriydi bize lisede okuttukları bütün o afilli gereksiz kafiyeleri siktir edin diye bağırdı ringo jim beam’i vururken ve cam patlayıp otların içine dağılmıştı memelerini bir çift altı patlar misali tutan bir kadının bulunduğu porno dergisi sayfasının üzerine basıp…
Bazı insanlar vardır ki savunurlar hayatlarını Bir hadımın savunması gibi Harem kapısını Önemli bir tüyo almış Bir borsacı gibi Şu anki doların Gerekenden daha kısa sürede Bugünkü değerinin çeyreği Edeceğini bilen Bir bankacı gibi Bir bardak kahvenin Başında oyalanmaktansa Yeğdir ölmek Övünmeye ihtiyacı olmayan Becerikli bir âşık gibi Amerika’daki bütün…
Küçük bir kızken annemin Pow Wow Cafe’de garsonluk yaparken giydiği kırmızı benekli kumaştan kısa eteğini ve dekolteli beyaz köylü bluzunu kolalayıp ütülemesini izlerdim ya da araca servisçilik işi için giydiği beyaz püsküllü botlarını parlatışını izlerdim, ona ne kadar güzel göründüğünü ve benim de büyüyünce garson olacağımı söylerdim ona ve…