TiananMenian “Yeraltı Manifestosu”

Bayan Arıza tarafından Şubat - 22 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Her şey geçer; toz ve kül kalır geriye. Kan, ter ve gözyaşı ile doğup, sabırla günü birlik ölmek bizimkisi sadece. Arada kalmışlık, aidiyetsizlik, biat ile itaat köprüsünde kılıçtan keskin, kıldan ince zorlu viraj ve yollarda çoğu karavana atışa maruz kalan trafik işareti levhaları gibi delik deşiğiz biz, hatta bu zavallı ve anlamsız eylemin isabet kaydetmeyen her kör kurşunun esaslı hedefiyiz. Kimse bize dikensiz çay bahçesi vaat etmemişti daha en başından, artık talep de etmiyoruz. İlişilmemesi yeterli. Ne hayatlarımızla destanlar yazacağız, ne de yazılı tarihin süprüntü sayfalarında anılacak adımız… Süslü kelimelerimiz ve küçücük dünyalarımız var ve onu idame ettirmenin telaşındayız ez cümle. Öğretilerden ve kurtarıcılardan yorulduk artık, kendi dünyamızın soytarısı olarak devam etmek istiyoruz bundan sonra. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden zayıf not alıyorduk durmadan, Beden Eğitimi halı saha futbol maçlarından ibaret, Fizik, Kimya kafadan ölü doğmuş yabancılık, Matematik kahvehanede çay parası hesabı ve Edebiyat ağdalı geçmiş zaman ülkesi oldu hep bizim için. Ortalamanın altındayız, yer altının izlerini sürüyoruz şimdilerde ve kaçırdık epeydir ipin ucunu.

Varolanı beğenmiyoruz, değiştirmeye ise gücümüz yetmiyor! Üzerimize üzerimize geliyor her şey, en babasından ekonomik kriz çıkıyor bir yerlerde ve fazladan iki dal sigarayı ekmeğimizin üzerine katık ettiğimizde bütçemiz sarsılıyor aniden. Siyasi kast ve ekonomik cenderenin pençesindeyiz ve artık yer altındayız.

Ve bilinmeyen,

Çoğu zaman korkulan ikisi beşi bir araya geldiğinde, fakat sokakta geçip giderken diğerleri, biz sadece bulanık görüntüler zinciriyiz. Fabrikada işçi, bankada gişe memuru, köşe başlarında gazete bayii, tinerci, serseri, marangoz ve akla gelen binlerce ıvır zıvır muhabbetin kahvehane köşesi müdavimiyiz. Üzerine film çekilmiş siyah araba camından içeri bir türlü sızamayan kalabalık, özel garajlı boğaz manzaralı evlerin "dikkat köpek" var yazısının tek muhatabıyız. Güneydoğu'da dağ başlarında vururlar bizi bazen, Tuzla tersanelerinde ise günaşırı eksiliriz. Ama sayımız çoktur, her eksilenin yerine bir gider beş geliriz. Seçimlerin tüm hesapları bizim üzerimize yapılır yine, kararsızlığımız tutar bazen, bazen bir patatese oyumuzu satarız, biz ne hin oğlu hiniz. Yani "Sizi gidi Sizi!" dendiği kadar varız. Gidinin kimi zaman arkasından geleni, bazen önünde koşanıyız. Ayrı bir evren, farklı bir rüya, hayra yorulmayan düş, bilinmeziz.

"Helk" diye adlandırılırız pazar akşamları, alkışlarız, "Hala bıraktığımız yerde otluyorsunuz…" denir durduk yere, dava açar para kazanırız. Evimizi su basar, malımızı eşkıya çalar, geleceğimizi hükümetler satar, biz her akşam kahvehanede pişpirik oynarız. Çıraklara tokat atar, biraz iyi giyimli ve yüksek perdeden konuşan devlet memurları karşısında hazırola geçeriz. Asıl işimizi ise hiç sormayın, emireriyiz…

Arızalar bizden çıkar, arıza yazıların okuyanıyız biz. "Baltalı İlah" ile kendinden geçmiş bir çocukluk ve Kemalettin Tuğcu ile gözleri dolan annelerle dolu geçmişimiz. Karmakarışığız, dolambaçlıyız, lakin statlarda ses desibelini zorlayan mutlu azınlığız.

Azız!

Kimi zaman içer dağıtırız, kimi zaman kavga eder dağılırız, biz evlenirken bile adam gibi kız istemek yerine, tutar kızı kaçırırız… Toplu taşıma araçları fiyatlarına yapılan zammın ise en esaslı düşmanıyız. İlk sigara zammında sigarayı bırakmaya niyetlenir, bir hafta sonra alt kaliteden bir tanesiyle yola devam ederiz. Yağmur yağar ıslanır, kar yağar üşür, güneş çıkar kavruluruz. Ne siper alırız ne de karşı koyarız. TC kimlik no'muz bile var, muhtardan 2,5 lira karşılığında elimize tutuşturulmuş ikematgah kağıtlarımız. İşlere girer çıkarız yılmadan, durmadan, bıkmadan, usanmadan. SSK primimiz ödeniyorsa eğer bir şekilde, halimize şükrederiz. Cuma ve Bayram namazları bizden sorulur, ayakkabımızı çaldırmadan camiden ayrılırsak şayet o gün, kendimizi bahtlı sayarız. Taksim meydanı 1 Mayıs harici bize hizmet eder mesala, Kadıköy Rıhtım caddesindeki umumi hela çok pahalı diye bir sürü alternatifler ararız. Korsan CD, korsan kitap, korsan bilgisayar programı hastasıyız, hastahanelere 'ne Allah düşürsün ne de onsuz bıraksın' deyince esaslı bir kelam ettiğimizi sanır, bu sözü duyduysak eğer bir başkasından, kederli kederli kafamızı eğeriz.

Dalga dalgayız, her devlet kurumunun kapısında müşteri, her iş kuyruğunun arka sırasındayız. İflah olmayız! Tüm kapılardan kovulur, her bacadan içeri gireriz…

Biz var ya biz, ne kadar da gereksisiz…

Yani benim iki gözüm,

Baba Zula'nın o muhteşem şarkısında söylediği gibi; "Babamız bizi sevmedi, çirkiniz, çirkiniz…

TiananMenian’dan bir öykü “Tut Mangava”

Bayan Arıza tarafından Şubat - 22 - 2011 zamanında yazılmıştır.

TiananMenian bir Bukowski sever. Mottosu "Ben yazmak için yaratıldım". Bizimle bir öyküsünü paylaşıyor. Aşağıdaki linkten öyküyü okuyabilirsiniz.

TUT MANGAVA