Soundgarden King Animal Albümü 13 Kasım’da Yayında

Bayan Arıza tarafından Eylül - 20 - 2012 zamanında yazılmıştır.

Soundgarden, 16 senelik arayı 13 Kasım’da yayınlanacağı kesinleşen albümleri ile kapatacak. Grunge devi Soundgarden’ın “King Animal”  adını verdiği yeni albümü için heyecanlanmaya başlamanın zamanıdır.

Kaynak: Radyo Eksen

Soundgarden Kaldığı Yerden Devam

Bayan Arıza tarafından Haziran - 14 - 2012 zamanında yazılmıştır.

16 yıl önce dağılan Soundgarden 2010′da ekibi toplamış ve yeni bir albüm için stüdyoya girmişti. 1996 yılında yayınlanan Down On The Upside‘ın ardından stüdyodan çıkan ilk çalışması “Live To Rise” ile geri dönüş yapan topluluk geçtiğimiz gün ilk sahne performansını Download Festival’da verdi. Performansın ardından vokal Chris Cornell sonbaharda yayınlanacak yeni albümlerinin çok zengin ve kaldıkları yerden devam niteliğinde olduğunu  söyledi.

Kaynak: Radyo Eksen

15 Yılın Ardından Soundgarden’dan “Live To Rise” Videosu

Bayan Arıza tarafından Mayıs - 7 - 2012 zamanında yazılmıştır.

Yarattıkları Seattle sound rüzgârı ile birçok isme ilham vermiş Soundgarden son albümü Down on the Upside‘ı 96 yılında yayınlamış, takip eden sene de dağıldığını açıklamıştı.

Ayrılığın ardından vokal Chris Cornell, Rage Against The Machine ekibinin kurduğu Audioslave’den, rapçi Timbaland’e uzanan geniş bir çerçevede kariyerine devam etmişti.

Soundgarden’ın 2010′da birleşmesi belki de sırf bu yüzden bizleri mutlu etmişti. Söylentilere göre grup bu yıl, hatta önümüzdeki aylarda yeni bir albüm çıkartacak. Şu ana kadar gruptan çıkan ilk stüdyo çalışması The Avengers filminin soundtrack'i için oldu.

Kaynak: Radyo Eksen

Alice In Chains yeni albüm kayıtlarına başladı

Bayan Arıza tarafından Ocak - 12 - 2012 zamanında yazılmıştır.

Alice in Chains gitaristi Jerry Cantrell, 2009 senesinde yayınladıkları geri dönüş albümleri ‘Black Gives Way To Blue’dan sonra yayınlayacakları şarkılar için önümüzdeki ay stüdyoya gireceklerini bunun için omuzunun iyileşmesini beklediğini söyledi. Cantrell: “Omuzumu incittim. İyileşmesi için bana bir süre verin ama bu sırada yeni şarkıları yazmaya devam edeceğiz.” dedi.

Kaynak: Radyo Eksen

Rest in Peace: Kurt Cobain “Balık burcundaki İsa”

Bayan Arıza tarafından Nisan - 5 - 2011 zamanında yazılmıştır.

1967 – 1994 Rest in peace

Müzik dünyası, 5 Nisan 1994 sabahı bir kahramanın daha sonsuzluğa kanat açtığını öğrenmenin şokuyla çalkalandı. Kurt Cobain, Seattle'daki evinin garajında çenesine dayadığı tüfeğinin tetiğini çekerek 27 yıllık hayatını noktalamıştı. Ardında bıraktığı mektupta, artık acı çekmek istemediğini söylüyordu Cobain. Herkes bulduğunu sanmıştı ama demek ki aslında O hep Nirvana'yı arıyordu.

"Hangimiz kusursusuz Dayanamadım gittim İçimdeki yırtılan ince zar sesine Kayıp düştüm…"

Gruntruck

Bayan Arıza tarafından Şubat - 23 - 2011 zamanında yazılmıştır.

İşte Seattle'ın metal ayağı diyebileceğimiz muhteşem bir grunge grubu daha!

Gruntruck maalesef bugün artık müzik yapmıyor ama albümleri hâlâ aynı lezzeti veriyor.

1989 yılında Ben McMillan ve Scott McCullum'ın bir araya gelmesiyle Seattle'da kuruldu. Tommy Niemeyer Accüsed'ten Tim Paul de gruba dahil oldu. Grup, 1989-1993 ve 1996-2002 yılları arasında aktif olarak müzik yaptı.

1992 yılında Alice in Chains'e Kanada ve Amerika turlarında ön grup olarak eşlik etti.

1990 yılında "Inside Yours" ve 1992'de "Push" isimli iki güzide albüm çıkaran gürültülü Gruntruck "Seattle" dendiğinde ilk akla gelen gruplardan biri. Son olarak da 1996 yılında "Shot" isimli bir EP çıkarıp dağıldılar.

Grup kurulduğundan beri vokal ve gitarı üstlenen Ben McMillan 26 Ocak 2008 yılında şeker yüzünden vefat etti. Yeri gelmişken O'nu da burada anıyor ve "toprağı bol olsun" diyorum.

Grup üyeleri: Ben McMillan – vokal, gitar Tom Niemeyer – gitar Tim Paul – bass (1989-1993, 1997-2002) Scott McCullum – davul (1989-1993, 1997-2002)

Gruba girip çıkanlar: Alex Sibbald – bass (1993-1996) Josh Sinder – davul (1993-1996)

Albümler: 1990 Inside Yours  1992 Push 

The Melvins

Bayan Arıza tarafından Şubat - 22 - 2011 zamanında yazılmıştır.

1983 yılında kurulan Seattle'lı bir grunge grubu. Seattle'ın heavy metal ayaklarından biridir.

Vokal/gitar Buzz Osborne, bassta Matt Lukin ve davulda da Mike Dillard Washington'daki Wheeler High School'da bir araya gelir ve grubun temelini atar. Sene 1983'tür. Kurulduklarından sonra sağda solda çalmaya ve bolca Jimi Hendrix ve Cream cover'ları yapmaya başlarlar. Davulcu Mike Dillard gruptan ayrılır ve yerine Dale Crover (Nirvana ile de çalmıştır) gelir. Dale Crover'ın Aberdeen'daki ailesinin evinde bol bol pratik yaparlar.

Grup kurulduğu günden bugüne dek sayısız albümlere imza atar. Kurt Cobain'in de en sevdiği grupların başında gelen The Melvins hâlâ müzik yapmakta ve birçok gruba ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Gruba girip çıkanlarla beraber elemanlar şöyle sıralanıyor.

Asıl elemanlar:

Buzz Osborne – vokal, gitar (1983'ten günümüze) Dale Crover  – davul, perküsyon, vokal (1984'ten günümüze) Jared Warren – bass, vokal (2006'dan günümüze) Coady Willis – davul, vokal (2006'dan günümüze)

Geçmişte kalanlar:

Mike Dillard – davul (1983–1984, 2008–2011) Matt Lukin – bass gitar (1983–1987) Lori "Lorax" Black – bass gitar (1987–1991, 1992–1993) Joe Preston – bass gitar (1991–1992) Mark Deutrom – bass gitar, gitar (1993–1998) Kevin Rutmanis – bass gitar (1998–2005) Additional and touring musiciansTom Flynn – bass gitar (1990) Dave Sahijdak (aka Dave Sharp) – bass gitar (1993) David Scott Stone – gitar, bass gitar (1997–2005) Adam Jones – gitar, bass gitar (1998, 2002, 2004, 2005, 2008) Jello Biafra – vokal (2004–2005, 2008) Trevor Dunn – bass gitar, geri vokal (2005–2009)

Albümler:

1987 Gluey Porch Treatments 1989 Ozma 1991 Bullhead 1992 Lysol 1993 Houdini 1994 Prick Amphetamine 1994 Stoner Witch 1996 Stag 1997 Honky Amphetamine 1999 The Maggot 1999 The Bootlicker 2000 The Crybaby 2001 Electroretard 2002 Hostile Ambient Takeover 2004 Pigs of the Roman Empire (w/ Lustmord) 2006 (A) Senile Animal 2008 Nude with Boots 2010 The Bride Screamed Murder

Green River

Bayan Arıza tarafından Şubat - 21 - 2011 zamanında yazılmıştır.

İşte öz Seattle'lı bir grunge grubu. Birçok grubun da kurulmasına sebep.

Grubun aktif olduğu yıllar 1984'ten 1988'e dek kısacık bir zaman dilimiydi. İnanılmaz adamları kadrosunda barındıran şahane grup bu kısacık zamana muhteşem bir albüm sığdırıp, sonra başka grupları kurdular (Pearl Jam, Mother Love Bone, Mudhoney vb.)

Jeff Ament, Mark Arm, Alex Vincent, Stone Gossard, Steve Turner ve Bruce Fairweather'dan mütevellit Green River, grunge'ın mihenk taşlarından biridir.

Grup, 1984 yılında vokal/gitar Mark Arm, diğer gitar Steve Turner, davulda Alex vincent ve bassta da Pearl Jam'in adı gibi incisi olan Stone Gossard'la bir araya gelir. Zaten Arm ve Turner birlikte çalıyorlardı.

İlk kayıtları olan "Come on Down" 1984 yılında çıkar. 1985 yılının ortalarında ilk debut albümleri "Come on Down" yayınlanır. Grupta eleman değişiklikleri olur. 1986'ların ortalarına geldiğimizde bir EP yayınlarlar. Bu EP'nin adı "Dry as a Bone" dur. Grup, bir sonraki albümleri "Rehab Doll" u çıkarmak üzereyken dağılır.

Grunge gruplarının kalesi olan Sup Pop plak şirketinin 20.kuruluş yılında grup bir araya gelir ve bir de konser verir.

Hâlâ aynı lezzetle dinlenebilen ve ruhu olan bu müthiş grup "iyi ki var!" dediklerimizden biri sadece.  

Röportaj: Bad Trip

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2011 zamanında yazılmıştır.

“Grunge öldü” diyebilmemiz için ölmesi gerekenden daha fazla insan var…

Bad Trip ile fena halde tribe girdik. “Aslolan samimiyettir” dedik!

Yasemin Kanat (Bayan Ariza): Bad Trip’in ilk bir araya gelişinden söz eder misin? Yani ilk demonuzu çıkardığınız Mayıs 2006’dan önceki zamanlar? Her şey nasıl başladı? Grup nasıl bir araya geldi?

Rıdvan Ali Patat (Bad Trip): Özgür’le aynı işyerinde çalışırken tanışmıştık. Davul çaldığından bahsetmişti. Ben de gitar çalamadığımdan bahsettim. Girip birkaç kez birlikte, akustik gitar-davul line-up’ıyla çaldık. Böyle başlamıştı. İronik aslında…

YK: Nedir ironik olan?

Dönüp dolaşıp yine aynı hale dönmüş olmamız.

Sonrasında, birbirimizle içerde iyi vakit geçirdiğimizi fark edince diğer enstrümanlara ilişkin bir arayışa giriştik. Bulduk, sonra kaybettik sonra tekrar bulup tekrar kaybettik. Rutin yaşam seyri işte…

YK: İlk çıkardığınız demonun ismi neydi? Kaç şarkı vardı içinde? Nerede kaydedildi ve insanlara nasıl ulaştınız?

RP: Darmadağın’dı ismi. Yanlış anımsamıyorsam 6 şarkı vardı içinde. Bence fena şarkılar değildi ama hiçbirimizin hiçbir şey hakkında hiçbir fikri yoktu. O yüzden berbat bir kayıttı aslında. Yine de samimiyet vardı içinde. İnsanlarla ilk o demodaki şarkılarla tanıştık ve özeldir bu yüzden. Sanırım 400-500 kopya basıldı o demo ve sağda solda dağıtmıştık.

YK: Bugüne dek kaç demo kaydettiniz? Demolar hakkında neler söyleyebilirsin?

RP: Üç demo sanırım. Her yıl bir tane. Hayır dört! 2009 başında evde Özgür’le birlikte kaydettiğimiz “Kirli ve Çıplak” diye bir şeyi de sayarsak dört.

Söyleyecek çok fazla bir şey yok aslında. Yapmak zorundaydık bunları ve yaptık. Başka bir seçenek yoktu ortada. Her birinin ve hepsinin arkasındayız. Bazıları kötü ve bazıları berbattı ama hepsini iyi ki yaptık.

YK: Grup elemanlarından söz edelim, dört kişi çıktığınız yola şimdilerde iki kişi devam ediyorsunuz. Avantajlar ve dezavantajlar neler, kafanıza göre adama rastlayamamaktan dolayı mı iki kişi Bad Trip?

RP: Müzikalite açısından elbette bir eksilme oldu, bunu inkâr edecek değilim. Ama müzik sadece müzikalite / armoni / ses zenginliği vb. değil. Bizim için değil. İkimiz için değil. Aslolan kusabilmek ve samimiyet. Bizim için böyle ve iyi vakit geçirmek. Çünkü zaten bir milyon fedakârlık yapman gerek müzik yapabilmek için. Ne biliyim, stüdyoya gitmek için 3 vesait değiştirmen gerek, o gece daha az uyuman gerek. Bunun nihayetinde iyi vakit geçirmezsen hiçbir anlamı yok ve iyi vakit geçirmek hakikaten pahalı bir getiri, günün sonunda. O yoksa diğerlerine gerek de yok. Biz denedik aslında pek çok başkalarıyla birlikte çalmayı. Olmadığı zaman olmuyor. Kimsenin kusuru yok burada.

YK:  Başlangıçta süreç nasıl gelişti peki? İlk konser ne zaman oldu?

RP: Cover gruplarını ve böyle bir fikri hep salakça bulduk zaten. Kendi şarkılarımızı çalmayı tercih ettik. Sadece yeterince hazır şarkımız yoktu. Daha da kötüsü, tanıdığımız doğru insanlar yoktu. Başka grupların şarkılarından birkaç tane hazırlayıp orda burada başka cover gruplarıyla çalmaya başladık. Sanırım ilk kez Ekşi Limon’da sahneye çıktık biz.

YK: Depresif Melodi nasıl bir albüm, anlatır mısın?

RP: Depresif Melodi bence muhteşem bir albüm. Hiç tevazu yapamayacağım bu konuda. Bilemiyorum, belki de kayıt sürecinin çok harika geçmesi ve içimize çok sinmiş olması yüzünden böyle düşünüyorum. Yarı Türkçe yarı İngilizce şarkıların ve fakat her iki durumda da iyi şarkıların olduğu bir albüm. İsminin hakkını veren bir albüm ve içi dopdolu, tamamıyla ’konsept’ dedikleri türden bir albüm. İyi şeyler yaptık o kayıt sırasında biz. Miksaj, mastering vb. teknik unsurlar bir yana, gayet güzel kustuk. İyi oldu.

Bir şarkıda Posteriti vokalisti Ersin’le birlikte şarkı söyledik ki Bad trip dinleyen çoğu insan bayıldı o şarkıya.

YK: Geçenlerde "Kirli ve Çıplak” stüdyo konseri düzenlediniz, 20 kişilik sınırlı bir Bad Trip dinleyicisine stüdyo konseri verme fikri nereden çıktı ve tepkiler nasıldı?

RP: Kirli Müzik’i yayınladıktan sonra o şarkıları herhangi bir yerde çalmamıştık. Onun evvelinde benim askere gitmem gerekti filan. Upuzun bir süre hiç çalmamıştık. “Dinleyicilerimiz”e hiç hiç çalmamıştık. Böyle birazcık özel bir şey yapalım dedik. Gelenler gayet memnun ayrıldılar sanırım. Gayet samimi geçti. Esas olan odur zaten ve hepimiz çok eğlendik. Az şey değil.

YK: Peki nasıl bir albüm Kirli Müzik? Farklı bir şeyler var mı?   RP: Özel bir albüm. Bir kere, iki kişi kaydettik tümünü. Sırf onun için bile özel ve hep öyle kalacak. 11 şarkı var albümde. Sound tamamıyla biz nasıl olmasını istediysek öyle. Bass gitarın olmadığı, sırf o nedenle bile özgün sayılabilecek bir albüm.  Ve birlikte şarkı söylemek istediğim herkesle birlikte şarkı söylediğim bir kayıt. Bu bile yeterli. Özver Yılmaz, Aytaç Bilge ve Güneş Ünüvar bizi kırmadı bu kayıt sırasında, konuk vokal olarak destek verdiler. Bu önemli bence.

Grunge denince evvela Temple of the Dog, Mad Season gibi işlerin yeri apayrıdır. Hep özenmişimdir. Özenmek doğru ifade evet. birlikte bir şeyler yapmak, kaydetmek kutsal bence. Kirli Müzik bu yüzden bile özel ve öyle kalacak.

YK: Anladığım kadarıyla konserler keyifli geçiyor. Seattle ve grunge ruhunu hissedebiliyor musun konserlerde?

RP: Evet, diyeceğim buna olanca iyimserliğimle galiba. Bahsettiğim performanslardan birinde Pearl Jam’in Last Kiss’ini çaldıktan sonra birinin “siz kimsiniz, nerden bulucam sizin şarkılarınızı” şeklinde bağırdığını anımsıyorum. İyi bir histi. Nirvana şarkıları çaldığımızda karşılaştığımız şaşkınlıkla karışık sevinç de fena sayılmazdı.

YK: Peki biraz da geçmiş konserlerden söz edelim. Fethiye, Bursa filan ilk aklıma gelenler? Tepkiler nasıl, en çok etkilendiğin konser hangisi oldu?

RP: Bizim şehirdışı-İstanbul dışı konserlerimizin tamamı herhangi bir organizatör tarafından değil doğrudan Bad Trip’i canlı dinlemek isteyen dinleyiciler tarafından organize edildi. Bu iyi bir şey sanırım. Fethiye konseri o anlamda apayrı bir öykü. Açık havada çaldık, konserin orta yerinde son 10 yılın en sağlam fırtınası patlak verdi bölgede, elektrikler kesildi, yarıda kesmek zorunda kaldık filan. İlginçti.)) Bursa’da 8-10 kişiye çaldık. Ama tamamı da şarkıları biliyordu ve dinlemek için ordaydılar. Bu yeterli. Yine de sonuçta yol paramızı bile alamadan döndük. O da ilginçti, evet, (gülüşmeler).

Ankara’da iki kez çaldık. İkisi de harikaydı bence. Mümkün mertebe kendi şarkılarını çalan bir grupsan, bir şarkının ilk 2 notasına dokunur dokunmaz insanların hareketlenip ses vermesi harika bir duygu. Ankara’daki Bad Trip dinleyicilerine çalmak her zaman başka oldu. Umarım tekrar çalabiliriz onlara.

YK: Umarım. Ankara’da da güzel gruplar çıkıyor. Orada da sağlam müzik dinleyicileri var. Peki, bundan sonraki ilk konser nerede olacak?

RP: Hiçbir fikrim yok:)

YK: Süper! Merak ediyorum da Rıdvan, söyler misin Grunge hayatının neresinde?

RP: Sanırım hayatım grunge’ın içinde bir yerlerde benim.

YK: 90’lardaki o patlama artık yok biliyorsun ve grunge popüler değil ama bizim çok önemli. Yine de soruyorum, sence grunge öldü mü?

RP: Bence sakıncası yok. Ölmüş olabilir. Sence, diye sorduğun için rahat konuşacağım, ben nekrofil diye tanımlanabilecek biriyim zaten. Fakat, biz şu anda bundan bahsediyorsak “grunge öldü” demek adil olmaz herhalde. Belki biz ve birkaç başka kişi daha öldükten sonra…

Popüler değil, evet; bu kötü mü? Not so “overblown” anymore. Bu yudum 90’larda Seattle’da sürten herifler ve hatunlar için o zaman…

YK: Kesinlikle kötü değil, hatta çok daha iyi, ne kadar az piyasa, o kadar iyi diye düşünüyorum. Türkiye’de grunge müzik yapan grup var mı sence? Bu işe hakkını veren,  kimleri seviyorsun yerlilerden?

RP: Deli Gömleği, evet.  Çok iyi şarkılar. Ve cesaret verici. İlham verici… Ben Duman şarkılarını da severim. Özellikle ilk iki albümdeki şarkıları. Güneş Ünüvar diye bir adam var, Neira adlı bir grubu vardı. Kişisel hayranı olduğumu söyleyebilirim. Umarım daha fazla zaman ayırabilir müziğe.

YK: Tüm bu işler bu ülke sınırları içinde yapılıyorken sorum şu olacak Rıdvan, Türkiye’de grunge müzik yapmak zor mu? Eskiye göre diyelim, dünyada da bir popüler durum yok açıkçası. Zaman zaman müzik piyasası belli türleri pompalıyor. 80’lerde glam rock’ın ya da heavy metal’in, 90’larda grunge ve death metal’in patlaması gibi, 2000’lerde de maalesef Nu Metal furyası çıktı ki rezaletti. Ne düşünüyorsun bu konuda, bu durumda grunge nerede kaldı?

RP: Türkiye’de “iyi” herhangi bir şey yapmak zor, evet… herhangi bir şey. İyi bir şiir yazmak zor, iyi bir elbise dikmek zor, iyi bir şişe şarap yapmak zor, iyi bir yaşam sürmek de öyle ve tabii ki iyi müzik yapmak da… Ama yeterince güzelse ve yeterince istiyorsan ya da bunu yapmaktan başka bir çaren yoksa yaparsın. Yapabilirsin. Böyle olunca da sanırım kimin neyi pompaladığının bir önemi kalmıyor. Ne yapman gerektiğini biliyorsun çünkü manipülasyona kapalısın, at gözlüklerin var, seni koruyorlar (gülüşmeler).

YK: Grubun adını kim buldu ve şu hani bildiğimiz bad trip mi ya da direkt sorayım, grubun adı nereden geliyor?

RP: Evet aslında, o bildiğiniz bad trip. Drug çağrışımlı olan. Oradan geliyor ismi. (gülüşmeler)

YK: En son Deli Gömleği ve Toro ile beraber bir konser verdiniz Marlon’da, değerlendirir misin?

RP: Nedenini bilmiyorum ya da bilmezden geliyorum ama insanlar artık konsere gitmeye üşeniyor sanki. Her neyse; konser iyiydi. Benim gördüğüm kadarıyla orada olanlar iyi vakit geçirdi. Biz, ah evet, gerçekten iyi vakit geçirdik. Evet. Deli Gömleği her zaman birlikte çalmak istediğim bir grup. Umarım bundan 20 yıl sonra da.

Toro da özellikle orada olmasını istediğim gir gruptu zaten ve henüz çok yeni olmasına rağmen bence gayet iyiydi. Birlikte çalmaya devam ederlerse iyi olacak. Onlar için de bizim için de.

YK: Rıdvan, 20 yıl sonra Deli Gömleği ile çalacaksınız, adım kadar eminim. Emin olduğum bir şey daha var ki, ben hâlâ sizi dinliyor ve son nefesimle pogo yapıyor olacağım. (gülüşmeler).

Müziğe dönelim, en sevdiğin albüm hangisi, sevdiğin müzisyenler? Senin için olmazsa olmaz herifler kimler?

RP: Hmm.. “en sevdiğim”.. bunu yanıtlamıyim mümkünse, mazur gör lütfen.  Herifler konusunda ama; Kurt’ün adını anıyim. Layne’in de. Andy’nin de. Nick Drake’i ve de. Diğerleri gücenmezler umarım. Henry’ye de selamlar iletiyorum vasıtanızla:)

YK: Selamını iletirim, endişelenme! (gülüşmeler). İnsanlar size nasıl ulaşabilirler peki?

RP: İnsanlar bize kolaylıkla ulaşabiliyorlar. Hemen her yerde, albüm kapaklarında, internetteki her Bad Trip sayfasında bir msn adresi var. Tamamıyla dinleyicilerle iletişim amaçlı.

YK: Merak ettiğim şu, müziğinizin feedback’leri nasıl? Ne diyor dinleyiciler?

RP: Feedback konusunda… Biz şu ana kadar iki tepkiyle karşılaştık.

Nefret eden ve ettiğini gayet açıkça ifade edenler oldu; bir de tersi. Bu iyi bir şey sanırım. Bence öyle. Kişilikli bir şeyler yaptığımızı gösteriyor olmalı.

YK: İnternet ve müzik hakkında ne düşünüyorsun? Birbirlerine ne kadar bağlılar?

RP: İnternet bir sürü şeyi çok kolay kıldı. Bu yüzden ona borçluyuz. Ve bir sürü kıymeti de alıp götürdü. Bu yüzden de o bize borçlu. Hepimize yani ve sanırım artık çok ayrılmaz biçimde bağlandı müzikle internet birbirine. Bilmiyorum. İyi ya da kötü diyemeyeceğim açıkçası. Ne var ki zaten sadece iyi ya da sadece kötü diye tanımlanabilecek?

YK: Müzik haberleri için takip ettiğin, sevdiğin ve bizlere de tavsiye edebileceğin siteler var mı?

RP: Çok fazla bir şey söyleyemeyeceğim korkarım bu konuda. Garaj.org’a bakınırdım eskiden. Artık pek fazla değil. Bunu sen değil başkası sorsaydı arizalilarkulubu.com’u önerirdim aslında ama. Reklâma girer şimdi (gülüşmeler).

YK: Eyvallah, sağol, önerebilirsin de, gurur duyarım. Hep sözünü ettiğimiz sokakedebiyati.net oluşumundan haberdar mısın, ne düşünüyorsun bu konu hakkında?

RP: Evet tabii ki, siteye de üyeyim hatta! (gülüşmeler). İçerik olarak biraz zamana ihtiyaç var. Ama herhalükârda iyi bence o site.

YK:  sokakedebiyati.net üzerinde grunge temalı bir program yapıyorum. Programın adı “grunge is not dead”. Gelen tepkiler güzel, 20’li yaşlardaki tipler grunge dinliyorlar, bu çok iyi bir şey. Benim iddiam grunge’in ölmediği, hâlâ Bleach, Ten, Dirt ya da Purple mihenk taşlarımız ve bu kadar iyi müzik yapan adamlar da artık yok. Netice itibariyle bu radyo programı daha çok insana grunge’ı ulaştırmak için bir adım oldu, ne düşünüyorsun tüm bu gelişmeler hakkında?

RP: Programı birkaç kez dinledim. Senin yapman gereken bir şeydi bu zaten. O kadar çok şey biriktirdiğin bir kafayı insanlardan sakınmak günah olurdu.

Ve evet, insanların ilgi gösteriyor olması sevindirici. Demek ki “grunge öldü” diyebilmemiz için ölmesi gereken daha fazla insan var.

YK: Zaman ayırdığın için teşekkür ederim Rıdvan. Son olarak ne iletmek istersin?

RP: Ben teşekkür ederim sana ve birlikte çalıştığın insanlara. Bu söyleşiyi sonuna kadar okuyanlara da. İyi ol. İyi olunuz. Görüşürüz…

Yasemin Kanat a.k.a bayan ariza (6 Mart 2009 – İstanbul)  

2009’un en iyilerini bir hatırlayalım…

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2011 zamanında yazılmıştır.

2009'un en iyilerini bir hatırlayalım…

KERRANG! 1. Gallows – Grey Britain 2. Alice In Chains – Black Gives Way To Blue 3. Biffy Clyro – Only Revolutions 4. Mastodon – Crack The Sky 5. Mariachi El Bronx – El Bronx 6. Pearl Jam – Backspacer 7. Converge – Axe To Fall 8. Paramour – Brand New Eyes 9. The Prodigy – Invaders Must Die 10. Rammstein – Liebe Ist Fur Alle Da 11. Brand New – Daisy 12. Enter Shikari – Common Dreads 13. Alexonfire – Old Crows/Young Cardinals 14. The Wildhearts – Chutzpah! 15. Steel Panther – Feel The Steel 16. The Ghost Of A Thousand – New Hopes, New Demonstrations 17. Lamb Of God – Wrath 18. Lethermouth – Xo 19. Placebo – Battle For The Sun 20. Kylesa – Static Tention

SPIN 1. Animal Collective – Merriweather Post Pavillion 2. Yeah Yeah Yeahs – It's Blitz! 3. Phoenix – Woulfgang Amadeus Phoenix 4. Grizzly Bear – Veckatimest 5. Girls – Album 6. Bat For Lashes – Two Suns 7. Mos Def – The Ecstatic 8. Florance And The Nachine – Lungs 9. Drake – So Far Gone 10. The Dead Weather – Horehound 11. Miles Benjanib Anthony Robinson – Summer Of Fear 12. Ida Mara – Fortress Round My Heart 13. Jay Retard – Watch Me Fall 14. Amadou & Mariam – Welcome To Mali 15. Niko Case – Middle Cyclone 16. Japandroids – Post-Nothing 17. Mastodon – Crack The Skye 18. Antony And The Johnsons – The Crying Light 19. Lily Allen – It's Not Me It's You

Q MAGAZINE 1. Kasabian – West Ryder Pauper Lunatic Asylum 2. Florence And The Machine – Lungs 3. Yeah Yeah Yeahs – It’s Blitz 4. Animal Collective – Merriweather Post Pavilion 5. Manic Street Preachers – Journal For Plague Lovers 6. Arctic Monkeys – Humbug 7. Muse – The Resistance 8. Lilly Allen – It’s Not Me, It’s You 9. U2 – No Line On The Horizon 10. Phoenix – Woulgang Amadeus Phoenix 11. Doves – Kingdom Of Rust 12. Jack Penate – Everything Is New 13. Grizzly Bear – Veckatimest 14. Devendra Banhart – What Will We Be 15. Dizzee Rascal – Tongue ‘N Cheek 16. Empire F The Sun – Walking On A Dream 17. Green Day – 21st Century Breakdown 18. Mika – The Boy Who Knew Too Much 19. Monsters Of Folk – Monsters Of Folk 20. Fever Ray – Fever Ray

NME 1. The Horrors – Primary Colours 2. The XX – The XX 3. Yeah Yeah Yeahs – It’s Blitz 4. Wild Beasts – Two Dancers 5. Animal Collective – Merriweather Post Pavilion 6. Grizzly Bear – Veckatimest 7. The Big Pink – A Brief History of Life 8. Fuck Buttons – Tarot Sport 9.  Fever Ray – Fever Ray 10.Jamie T – Kings&Queens 11.Kasabian – West Ryder Pauper Lunatic Asylum 12.Arctic Monkeys – Humbug 13.La Roux – La Roux  14. Manic Street Preachers – Journal For Plague Lovers 15. The Pains of Being Pure At Heart – The Pains of Being Pure At Heart 16.Mumford and Sons – Sigh No More 17.Girls – Album 18.Future of The Left – Travels With Myself And Another 19.The Maccabees – Wall Of Arms  20.Dirty Projectors – Bitte Orca 

UNCUT 1. Animal Collective – Merriweather Post Pavilion 2. Super Furry Animals – Dark Days/Light Years 3. The Dirty Projectors – Bitte Orca 4. Bob Dylan – Together Through Life 5. Wild Beasts – Two Dancers 6. The XX – The XX 7. Wilco – Wilco (The Album) 8. Grizzly Bear – Veckatimest 9. Yeah Yeah Yeahs – It’s Blitz! 10. Phoenix – Wolfgang Amadeus Phoenix 11. Bill Callaham – Sometimes I Wish We Were An Eagle 12. Fever Ray – Fever Ray 13. White Denim – Fits 14. The Flaming Lips – Embryonic 15. Bassekou Kouyate And Ngoni Ba – I Speak Fula 16. Florance And The Machine – Lungs 17. Doves – Kingdom Of Rust 18. Graham Coxon – The Spinning Top 19. Sonic Youth – The Eternal 20. The Horrors – Primary Colours

MOJO 1. Animal Collective – Merriweather Post Pavilion 2. Bill Callahan – Sometimes I Wish We Were An Eagle 3. Richard Hawley – Truelove’s Gutter 4. The Horrors – Primary Colours 5. Tinariwen – Imidiwan: Companions 6. Bob Dylan – Together Through Life 7. Florence And The Machine – Lungs 8. Fuck Buttons – Tarot Sport 9. Madness – The Liberty Of Norton Folgate 10. Yeah Yeah Yeahs – It’s Blitz 11. The Cribs – Ignore The Ignorant 12. The Low Anthem – Oh My God, Charlie Darwin 13. Grizzly Bear – Veckatimest 14. Mayer Hawthorne – A Strange Arrangement 15. Kasabian – The West Rider Pauper Lunatic Asylum 16. Dirty Projectors – Bitte Orca 17. The Phantom Band – Checkmate Savage 18. Fever Ray – Fever Ray 19. Sunn O)) – Monoliths & Dimentions 20. Manic Street Preachers – Journal For Plague Lovers