Konser: Uriah Heep (11 Şubat 2019, Zorlu PSM)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 12 - 2019 zamanında yazılmıştır.

10 Şubat 2019’da olacak olan konser gümrüğe takılan alet edavattan dolayı 11 Şubat 2019’a ertelenmişti. Pazar günü yaşadığımız hayal kırıklığına rağmen konser o kadar mükemmel geçti ki, ne üzüntü kaldı ne de yorgunluk…

Moonspell Konser Kritiği (20 Kasım 2016 Dorock XL)

Bayan Arıza tarafından Kasım - 21 - 2016 zamanında yazılmıştır.

Portekizli metal devi Moonspell, Opium, Awake, Ruin & Misery, Ravenclaws ve Full Moon Madness gibi en önemli şarkılarını içeren Irreligious albümünü 1996'da yayımladı ve bu albümün 20. yılını bazı festivaller ve konserlerle kutluyor. Bu kutlamalara İstanbul'u da dahil edince hem onları 2. kez izleyelim istedik; hem de konseri merak etmeye başladık.

Bir gün öncesi Sepultura yorgunluğu nedeniyle istediğimiz halde ön grup "Sülfür Ensemble"a yetişemedik ki o kadroyu da çok seviyoruz, hepsi bizim jenerasyon. Radical Noise, Antisilence, uçk grind. Hepsini defalarca canlı izlemişliğimiz var. Bu konser Pazar değil de Cumartesi olsaymış tadından yenmezmiş. Neyse mızmızlanmayı bırakıp, biletin hakkını fazla fazla veren Moonspell'e teşekkür ediyor, yazıya dönüyorum.

22.00'de başlayacağı söylenen konser için 22.30'da Dorock XL'deydik ve Sülfür Ensemble sahneden inmişti.

23.00 gibi Portekizli Fernando ve ekibi sahneye çıktı. Tabii ki onlardan beklediğimiz gibi muhteşem bir sahne şovu ile. Bitmesini istemediğimiz bir konser oldu. Zira neredeyse bütün hitlerini çaldılar. Seyirci de muhteşemdi. Tüm şarkılara eşlik edildi.

Gotik grubu olmalarından kelli o atmosferik ve teatral havayı fazlasıyla soluduk. Hele hele Vampiria'da "n!'oluyouz ulan?" dedik. Çünkü sahnede bir vampir vardı.

Ziyadesiyle müthiş konserdi. Arka arkaya tüm o bildiğimiz ve sevdiğimiz şarkıları çaldılar. Mekân da doluydu ve yine yaş ortalaması yüksek, gelenler de harbi Moonspell fanlarıydı.

Sahneye yine bir dansöz çıkardılar (olmazsa olmazlardan):P

"Alma Mater" ile konser biter mi? Bitmez tabii. Ardından da klibine özellikle tav olduğum "Everything Invaded" geldi.

Ayrıca Vokalist Fernando Riberio muhteşem bir sese sahip. Kendi kategorisi içinde en güzel sese sahip vokallerden biri.

Moonspell'i bir kez daha izlememize vesile olan Dorock XL ekibine teşekkürler. Çok keyifli konserdi, eyvallah.

Sepultura Konser Kritiği (19 Kasım 2016 Garaj İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Kasım - 21 - 2016 zamanında yazılmıştır.

Sepultura'yı 3. kez, Max ve Igor kardeşleri ise ilk kez izlediğim konserdi. Yeni Melek'e yıllar önce geldiklerinde ve tam bir sene önce hatta geçen sene doğum günümde yine Garaj İstanbul'da izlediğimizde çok keyif almıştım. Evet neticede Sepultura'yı Sepultura yapan bu biraderler değil mi? Evet! Ama bu konser "Roots" albümü konseptli olduğu için Motörhead ya da Celtic Frost cover'ı yerine Arise'dan, Beneath the Remains'den, Chaos A.D'den şarkılar dinlemek leziz olurdu diye düşünüyorum. Artık kanımca telif hakkından mıdır yoksa sadece albümü komple çalıp bir başka şarkı çalmamaları gerektiğinden mi bilemiyorum. Yardırdılar tabii o ayrı. Yine de keyifli konserdi. Yine olsa gider miyim? Yok artık diyorum. Üçledik işte daha ne olsun:)

Roots çıkalı da 20 yıl olmuş. Haliyle tüm eski tayfa oradaydı. Yaş ortalaması 35 diyelim bari de şey olmasın:)

Çok kısa sürdü, nasıl başladı bitti anlayamadık. Zamanında başladı. 22.00 olmadan konser bitti. Sanırım konser camiasında bir ilktir bu kadar erken evlere dağılmak. ki biz dağılmadık, oradan da kesmediği için Dorock'a gidip en sevdiğimiz cover grubu olan Razor dinledik. Ertesi güne Moonspell'e gideceğimiz için çok yorgun olmayalım filan demiştik ama hepsi nafile oldu. Boyun tutuldu, ayaklar şişti, ses kısıldı, sarhoş olundu 🙂

Şimdi sözlük'e baktım da arkadaşın biri muhtemel set list demiş ki bi kısmı tutuyor.

muhtemel setlisti

-ıtsári -roots bloody roots -attitude -cut-throat -ratamahatta -breed apart -straighthate -spit -look away -dusted -born stubborn -jasco -ambush -endangered species -dictatorshit -procreation (of the wicked)

-ace of spades -song played from tape -canyon jam

Sigur Rós Kritiği (11 Haziran 2016, Zorlu PSM, İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Haziran - 13 - 2016 zamanında yazılmıştır.

"Von" ile başlayan Sigur Rós sevgim yıllar boyu artarak devam etti. 90'lı yılların sonuydu onları ilk duyduğumda. Dolayısıyla neredeyse 17-18 senedir bu an'ı bekliyordum. Ama bu kadar muhteşem olabileceğini düşünemezdim.

Jónsi'nin bu dünyaya ait olmayan sesi hâlâ kulaklarımda yankılanıyor. Eğer izlediğime "konser" dersem bugüne dek izlemiş olduğum 1500 tane grubu hiçe saymam gerekir. Çünkü üzgünüm bu yaşadığımız an'a "konser" diyemiyorum. Bu dünyanın dışından bir şeyler yaşadık. Bir ilâhi gibi, bir dua, bir yakarış gibi.

Radiohead'i 2000 yılında "Kid A" turnesi kapsamında Selanik'te izlediğim zaman da "bu adamlar buraya ait olamaz" demiştim. Bunu 2. kez diyorum şimdi.

Sadece kulaklarımıza değil gözlerimize de hitap ettiler. Hatta ruhumuza girdiler! Muhteşem bir sahne şovu, müzikle uyumlu ışıklar, görseller, her şey…

İlk kez Zorlu PSM'de deneyim yaşadım. Konseri oturarak izledik. Sahneye uzaktık. Ama sahneyi tamamıyla görebildik ve o görsel şovu uzaktan izlemek müthişti. Rüya mıydı, gerçek miydi, ben neredeydim, bu adamın sesi nasıl bu kadar büyülü olabilirdi? Cennetin müziğini yaptıkları kesin.

glosoli, ny battery, kveikur, hafsol, vaka, e-bow aklıma gelenler.

"ovedur" ile başlayan konser "hafsol" ile bitti sandık. bis yapıp geri geldiler "popplagid"i çaldılar.

Hiç bitmesin istedim, sonsuza dek sürsün. Ya da ben o an'ın içinde huzurlu ve mutlu bir şekilde öleyim. İyi ki varlar! Ve iyi ki onları izleyebilme şansı yakaladık!

Kultur Shock Kritiği (5 Kasım 2015, Nublu İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Mart - 6 - 2015 zamanında yazılmıştır.

Evet efenim yine bir Kultur Shock kritiği ile karşınızdayım. 15 aydır konsere gitmemiştim. Ama Kultur Shock söz konusu olduğunda akan sular duruyor. Evdeki şartları zorladım ve kendimi yine sahne önünde buluverdim. Çünkü Gino ve tayfasını çok seviyorum ve artık aileden biri oldular benim için. 

Konser mekânı ilk kez Kultur Shock sayesinde gittiğim Nublu idi. Daha çok caz gruplarının sahne aldığı bir yer olduğundan, benim de cazla çok haşır neşirliğim olmadığından henüz orayı tecrübe edememiştim. Doğrusu bu ya, Kultur Shock için doğru bir mekân seçimi değildi. Özellikle eski adıyla Balans'ta, Ghetto'da hatta Roxy'de izlemişliğim oldu onları, burası onlar için biraz küçüktü. Sahne, kalabalık ve çok enerjik bir grup için ufaktı. Merdivenli oluşu da sıkıntılıydı. Ancak yine de her şey çok çok güzeldi. O daracık yerde pogo yapıp, göbek atmayı yine başardık 🙂

Yeni albümleri IX'den de çaldılar. Eski albümlerden de çalarak bizi mest ettiler. İlk aklıma gelenleri sıralayayım hemen: İstanbul, Nadija, Country Muhammed, Hashishi, Sarajevo, God Is Busy, May I Help You, Duna ve olmazsa olmaz Zumbul, Mastika, King for today, Home, Unamerikan, Rage Aginst Old Age, Tamni Vijalet, Tutti Frutti:) 

Yaş ortalaması orta şekerdi. Gençler çoğunluktaydı ama bizim gibi orta yaşın başındakiler hatta bizden daha da büyük izleyiciler de vardı. Hepimiz şarkılara eşlik ettik. Boşnakçam her gün daha da ilerliyor :=) "vratiti se" demek istiyorum kendilerine 🙂

Amy ve Paris yine harikaydı. Her konserde olduğu gibi bu konserde de mütevazilikleri ve samimiyetleri göz kamaştırıyordu. Resmen kulaklarımızın pasını sildiler. Biliyorum defalarca söyledim ama iyi ki varlar iyi ki!

Malt Konser Kritiği (10 Ocak 2014: Kadıköy Sahne)

Bayan Arıza tarafından Ocak - 12 - 2014 zamanında yazılmıştır.

Kadıköy Sahne’deki ilk konser deneyimimizi Malt ile yaşamış olduk, pek leziz oldu nitekim. Efenim, Kadıköy’de canlı müzik yapılan mekân sayısı az olduğundan ve sevdiğimiz gruplar genellikle Taksim’de sahne aldıklarından açıkçası bizim için son zamanlarda konserler hayâl olmuştu. Evimizin Anadolu yakasında olmasından dolayı ve Taksim’in gitgide kaosa dönen hali sebebiyle hiç yolumuz oraya düşemiyordu. Özellikle o betonlaştırılmış iğrenç halinden sonra görmek bile istemiyorduk.

Web siteme etkinlik eklemek için Biletix’teki konserlere göz atarken Malt’ın Kadıköy konseri haberini gördüm. Görünce de hemen atladım tabii. Hem de Kadıköy Sahne’yi bir tecrübe edelim diyorduk.

Konser mekânı tam Shaft’ın karşısında kalıyor sayılır. Üstteki gişeden de etkinliklere bilet alabilirsiniz. Biz şahsen konser günü biletimizi aldık. Biletix hizmet bedeli alıyor, gişeden aldığınızda hizmet bedeli de ödemiyorsunuz. Aklınızda olsun.

Bir merdivenle aşağı hemen iniyorsunuz. Giriş, çıkışlar kolay. Vestiyeri var. Vestiyere kışlık ne varsa bıraktıktan sonra içeri geçtik. 22.30’da başlaması gereken konser 23.00’te başladı. Cuma olduğundan ve geç başlayacağını bildiğimizden 22.40 gibi mekâna geçerek sahne önü sayılabilecek bir noktada yerimizi aldık. İçerisi geniş sayılır. Tek dezavantaj içeride kolon olması. O kolonlar da olmasa mekân daha da geniş olurmuş. Taksim’deki mekânlara göre -hele ki en son Anathema konserinde yaşadığımız rezalet Garajİstanbul tecrübesinden sonra- burası cennet gibi geldi. İçerisi havadar sayılır, çok basık değil, ışıklar güzel, en azından Garajİstanbul’daki gibi ısıtmıyor, sadece ışık veriyor:) Ulaşımı kolay, müzik sistemi güzel. Garsonlar sürekli olarak “bir şey içer misiniz?” diye tepenize binmiyor. Tipik Kadıköy kibarlığı mevcut yani. Canınız ne zaman isterse o zaman içiyorsunuz. Şişe bira 15TL. Bu da uygun sayılır. Kaldı ki biz sürekli Kadıköy’de Zincir’e gidiyoruz. Orada canlı müzik olmadığı halde 9-10TL bira. Burada canlı müzik olduğundan ve alkole yapılan zamlardan sonra bira fiyatı çok gelmedi açıkçası.

Malt çıkana kadar Türkçe rock gruplarının şarkılarını dinledik, Şebnem Ferah, Vega, Kurban, Radical Noise, Dejavu, Feridun Düzağaç, Hayko Cepkin, Manga vb.

Nihayetinde 90’lı yıllarda “Badluck” grubunun solistliğini yapan, radyo ve televizyonların tanınan simalardan Cenk Durmazel, Barış Ertunç ve Cenk Turanlı’dan oluşan pek sevdiğimiz Malt sahne aldı. Davulda soyadını hatırlayamadım ama adı Gerçek olan sıkı bir davulcu vardı. Hemen alışmıştı Malt şarkılarına.

Malt 2005’te kuruldu. 2007’de “Kendi Adını Taşıyan İlk Albüm” ve 2010’da “Arıza” adlı iki albüm çıkarttılar. Yine bu leziz iki albümden şarkılar ve Nilüfer ile ortak söyledikleri “Ara Sıra Bazı Bazı”yı da dinlemiş olduk.

Hangi şarkıları çaldılar? Eh iki albümden de dolu dolu bi’sürü şarkı dinledik zevkle. Aklıma gelenleri hemen sıralayanzi:  ilk albümden katır, portakal, dolmuş, deprem, gezegen, motor, aşkın gözü, gol; ikinci albümden en sevdiğim Malt şarkısı olan neanderthal, olmaz, yangın, yeniden, arıza, doldur, evdeymiş ve vefat eden arkadaşları için yazdıkları kapıya yazdır. Yine “Mutlu” da sahneye bi sürü kişi çağırdılar ve halay çekilerek “ben mutluyum ulan” diye bağırıldı:)

Çok kalabalık değildi içerisi –böyle olmaması da iyiydi-. Sıkış tepiş bir durum olmadığından konser de keyifli, mutlu ve eğlenceliydi.

Yaş ortalamasını çok kestiremedim. Çünkü, yeni jenerasyon da vardı. 22-23 yaş diyelim. 90’lı yıllar tayfasından yaşı kemale ermiş bizim gibi tipler de vardı. Ama kaliteli bir seyirci grubuydu. Taksim’dekilerle kıyaslayınca gayet düzgündü insanlar. Yani düşünsenize eviniz Anadolu yakasında, sevdiğiniz grup neredeyse ayağınıza kadar gelmiş, eh gitmemek olmaz:)

Şahsen biz bundan sonra Kadıköy’de izlicez gruplarımızı. Redd umarım yakında bir konser verir de onları da orada izleriz. Mekânı bir gün siz de tecrübe edin efenim. Sevgiler…

Bronx Pi’de ne var ne yok?

Bayan Arıza tarafından Ocak - 5 - 2014 zamanında yazılmıştır.
8 Ocak Çarşamba : Beyler Pop/rock/indie grubu Beyler, 8 Ocak’ta Bronx Pi Sahnesi’nde kendi şarkılarını ve beğenilen cover şarkıları seslendirecek. Beyler grubu 2011 senesinde Can Köymen, Can Saçkan, Can Koçak ve Mikail Özgüneş tarafından kuruldu. Sahnelerinde kendi besteleri ve güncel cover şarkılar çalan grup, bugüne kadar Bronx Pi Sahne, Mahalle, Ghetto ve Rock’n Coke 2013 sahnelerinde performans gösterdi. 2013 yazında İskender Paydaş ile albüm çalışmalarına başlayan Beyler, 2014 senesi süresince albüm çalışmaları devam edecek. Bilet: 20 TL. 9 Ocak perşembe : Tilt ve Antre Çok yakında albümleri yayımlanacak iki grup Tilt ve Antre, albüm öncesi Bronx Pi Sahne’de dinleyicilerle buluşuyor!Bu keyifli konseri kaçırmayın! Tilt “Tilt” 2005 yılında Derhan Arabacı (vokal), Fatih Göger (gitar), Ahmet Uçak (bas gitar) ve Emir Akkaya (davul) tarafından kuruldu. Bir araya geldikleri dönemden itibaren beste çalışmalarına başlayan grup, birçok bar programında ve konserde yer aldı. Verdikleri konserler ile hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi elde eden “Tilt”, 2009 yılında kendi studyolarını açtıktan sonra burada demo kayıtları aldılar. Grup, 2013 Şubat ayında Erim Arkman ile Babajim Stüdyoları’nda albüm kayıtlarına başladı. Kayıtları son aşamaya gelen albüm, çok yakında dinleyiciler ile buluşacak! Antre Türkçe sözlü rock müzik yapan “Antre”, 2010 Kasım ayında daha önce “Buz” grubunda birlikte çalışan Tercan Şener (davul) ve İsmet Tümer (vokal) tarafından kuruldu ve Caner Hız (gitar) ile “Sınır” grubundan Ferit Keser‘in katılmasıyla son halini aldı. 2010 Aralık’tan itibaren albüm çalışmalarına hız veren Antre, 2011 Mayıs ayında 10 şarkılık albüm kayıtlarını MMA Stüdyoları’nda Bora Uslusoy ve İlter Kalkancı beraber aldı ve Tarkan Gözübüyük de şarkılara yapmış olduğu mix’ler ile katkıda bulundu. 10 Ocak Cuma:  Kıvılcım Ural Şarkı yazarı ve yorumcu Kıvılcım Ural, 10 Ocak’ta Bronx Pi Sahne’de sevenleriyle buluşuyor. Mavi Işıklar grubunun eski gitaristi Fikret Ural’ın kızı İstanbul doğumlu şarkı yazarı ve yorumcu Kıvılcım Ural, içinde hiç müzik susmayan bir evde büyüdüğü için müziğe olan düşkünlüğünü ve kafasında susmayan orkestranın kökünü, çocukluğuna bağlıyor. Kendine özgü tarzı ile bağımsız müzik yazarı ve yorumcuları arasında katılmaya hazırlanan Kıvılcım Ural’ın ilk albümü “Rüya Raporları” Dokuzsekiz Müzik yapımcılığında dinleyicisi ile buluşuyor. Yüzyüzeyken Konuşuruz Yüzyüzeyken Konuşuruz, son dönem İstanbul şehir müziğinin yükselen isimlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Cover şarkıların yanı sıra kendi imzalarını taşıyan harika şarkılarla da iyi müziğin temsilcileri olarak takip edilmeye değerler. 11 Ocak Cumartesi: Marsis Karadeniz müziğinin önemli isimlerinden Marsis yeniden Bronx Pi Sahnesi’nde. Eğlenceli ve güzel şarkıları ile herkesi konserlerine bekliyorlar. Kaynak: Milliyet

Anathema Konser Kritiği (2 Kasım 2013, Garajİstanbul)

Bayan Arıza tarafından Kasım - 6 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Ülkemizde büyük bir hayran kitlesine sahip olan ve yakında Türk vatandaşlığı vereceğimiz İngiliz grup Anathema, Gold’N Strings etkinlik sersinin ilk konuğu olarak akustik bir konserle 2 Kasım 2013 Cumartesi günü Garajİstanbul’daydı.

Kurulmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın bir süre içerisinde metal müzik dinleyicileri ile bu tarzın uzağındaki kesimi birleştiren tınıları, müziklerindeki duygusal atmosferi ve etkileyici canlı performanslarıyla tanınan Anathema son olarak “Weather Systems” albümüyle bir kez daha karşımıza çıktı. Kariyerinin en başarılı albümü olan 2012 tarihli “Weather Systems” birçok ödüle layık görülürken, grup son yıl içerisinde dünya çapında verdiği konserler sayesinde hayranlarıyla buluşma imkânı yakalarken, yeni kitlelere ulaşarak dinleyici sayısını artırmayı başardı.

Gold’N Strings serisinin ilk konserinde bu kez Liverpoollu dostlarımız Vincent, Danny ve Lee’nin sesinden Fragile Dreams, Flying, Closer, A Natural Disaster, Deep, Lost Control, Forgotten Hopes, Far Away gibi parçaları akustik olarak dinleyebildik. Hatta bir de U2 cover’ı çaldılar.

Yıllar yılı 350-400 konser izlediysem hiçbirinin zamanında başladığını görmemiştim. Bu anlamda bir ilk yaşandı ve konser söylenen saatte yani 22.30’da başladı. Her şey iyi güzeldi de, mekân seçimi berbattı. Garajİstanbul’da izlediğim ilk  ve son konser oldu bu. Bir daha orada konser İçerisi çok kalabalık ve sıcaktı. Havalandırma sistemi berbattı, klimalar çalışmıyordu. Zaten Vincent ta sahneden mekân sahiplerine seslenerek havalandırmayı açmaları gerektiğini söyledi. Ayrıca spot ışıkları da ısı yayıyordu ve göz alacak derecede parlaktı. Bu anlamda konser mekânı olarak bugüne dek gördüğüm en berbat yerdi. Buna rağmen dayanabildiğimiz noktaya kadar dayandık. “Lost Control” dan sonra nefes alamayacak hale geldik ve hava almak için dışarı çıktık. Çıkış o çıkış! 🙂

Konseri yukarıda saydığım etkenlerden dolayı sonuna kadar izleyemedik maalesef. İzlediğimiz bölümü keyifliydi. Umarım bir daha gelişlerinde daha iyi bir mekânda izleriz. Nasılsa sürekli geliyorlar, yaknda yine gelirler bence 🙂 Bundan önce Yeni Melek’te izlemiştim mesela ben ve harikaydı. Konser mekânı ferahtı ve ses düzeni de iyiydi.

Akustik konser de bir entreresan tabii. Tamam bunun akustik konser olduğunu biliyorduk, bunu bilerek gittik, ama yine de davul olmayınca bir garip geliyor. Bass benim için olmazsa olmazlardan değil ama her daim vurmalı çalgıları sevdiğimden davulsuz bir garip. Onlar açısından aynı parçaları gitarla bunu yakalamak da zor tabii.

Benim açımdan yarım bir konser oldu. Her şeye rağmen “nice konserlere” diyor ve kritiğimi bitiriyorum efenim. Müzikli günler!

İlker Yıldırım’dan Konser Kritiği: 9 Ağustos 2013/Duman/Altınoluk

Bayan Arıza tarafından Ağustos - 12 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Tatil için geldiğim Altınoluk’ta yeğenim ve arkadaşları ebeveynlerinden izin almak için bana da bilet alarak kendilerine eşlik etmeye ikna ettiler. Duman’ın ilk iki albümünü zamanında çok dinlediğim ve grunge’a olan gönülbağımdan dolayı amfi tiyatroda yerimizi aldık. İstanbul’daki kimi konserlerdeki giriş çıkış kepazeliğine öyle alışmış ki bünye, görevlilerin de yardımıyla giriş ve yerimize oturma işlemimiz bir dakika ancak sürünce inanılmaz keyiflendim. Kişisel ramazan etkinliklerim kapsamında üstüste izlediğim Iron Maiden ve Roger Waters gibi iki devden sonra Ege sahillerinin şirin bir beldesinde rock musikisi icra edilen bir etkinliğe katılmanın nasıl olacağını gerçekten merak ediyordum.   Seyirci Rock formatında olmasa da genç ve heyecanlı bir kitleydi. Kimi liseli kızlar nişana düğüne gider gibi gelmişler ki çok komiklerdi herhalde Serdar Ortaç ile karıştırdılar ortamı. Konser başlamadan ve hemen her şarkı arasındaki  “Her yer Taksim” sloganlarına gruptan cevap 4. şarkıda biberine gazına “eyvallah” ile geldi zaten.

Kısa bir girişten sonra Duman hızlı başladı konsere ilk albümden gelen şarkılar “Hatun” ve “İstanbul” yardı geçti. Zaman zaman arabesk sularına dalsalar da (Gönül ve Aman aman vb.) gitardan davuldan hiç kısmadılar. Benim için zirve anları “Ah” ve “Belki Alışman Lazım” idi. Ben özellikle ilk albümlerini sevdiğim için hep ondan çalınsın istedim ama olmadı. Yaklaşık iki saat çaldılar ve çok keyifli ve politik gördüm grubu. Konserin ortasında on dakikalık deneysel bir şeyler çaldılar ki biraz Pearl Jam-RHCP soslu biraz progressive kokan hoş bir denemeydi enstrümental bir albüm yapmaları güzel olur. Davulcu Cengiz gecenin en iyisiydi, kardeşim Slayer’da mı çaldın daha önce, yardırdı resmen adam. Kaan Tangöze sonlara doğru ayakta duramıyo gibi hareketler sergiledi sarhoş muydu şov muydu anlamadım:)))   Sonuçta üç dört yıldan beri canlı izlemediğim grubun konserine beklentisiz gittim ve çok keyif alarak çıktım. Pozcu ve ağlamaklı grupları sevmiyorum piyasadaki ve Duman’ın bu dumanlı, arabeskten çok Pearl Jam’e, blues’a kaçan hallerini ve siyasi duruşlarını, grubun sahnedeki enerjisini seviyorum. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bu tür Rock konserlerinin sayısının ve seyirci katılımınının artmasını diliyor ve Duman’a “biraz daha deneysel işlere girin artık” diyorum.

İlker Yıldırım’dan Konser Kritiği: Roger Waters

Bayan Arıza tarafından Ağustos - 5 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Duvara karşı!

Robert Plant’ten Eric Clapton’a Judas Priest’ten REM’e Iron Maiden’dan Ozzy’ye Metallica’dan Rammstein’a kendi kulvarlarında lider grupları canlı izlemiş biri olarak belirtmem lazım “Pink Floyd’ın tadı bir başka hatta bu tat başka yerde yok. Şahsen Gilmour sempatizanı olarak kendisine mesafeli olmama rağmen Roger Waters’ın görselliği politikayı müziği harmanlayarak bize sunduğu şov muhteşemdi. Sahneye hakimiyet, harika müzisyenler, görsel şovlar, siyasi mesajlar, Taksim Gezi’ye göndermeler, The Wall gibi bir başyapıttan çıkan şarkıların canlı sunumu uzun yıllar unutulmayacak.   İTÜ Stadyumu konser için bence süper bir mekân seçimi olmuş. Ulaşımı rahattı ve ağaçlar ve yeşillikler içinde yürüyerek stada ulaşmak Olimpos’ta pansiyondan denize yürüme etkisi yarattı. RHCP ve Iron Maiden’daki gibi yine alkol yoktu ve yine ayık kafayla baştan sona konseri beynimize kazıdık, bu yasaklar istemeden şahsım açısından güzel sonuçlar yaratıyor:) Her kuşaktan ve renkten (sekiz yaşında çocuklardan altmış yaşlarındaki amcalara, türbanlı kardeşimizden romantik çiftlere) insan topluluğu mevcuttu. Roger Waters ve ekibi şova başlayınca muazzam bir şeyle karşı karşıya olduğumuzu anladık. Another Brick In The Wall’ı dinlemek yani yaratıcısından dinlemek…bir kaç dakikalık dünyadan kopuştu resmen hâlâ tüylerim diken diken oluyor. Hemen arkasından gelen benim en çok beklediğim 2. parça Mother dağıttı, gözler buğulandı bi tıkandık felan…zaten öncesinde bir ay önce kaybettiğimiz genç insanların fotoğraflarını sahnede görmek ve Roger Waters’un konuşması yeterince duygulandırmıştı bu da bonusu oldu. Neyse ki usta striptiz yapan kızların görüntüleriyle bezenmiş Young Lust’la rock konserine geldiğimizi hatırlattı.

1. bölüm bittiğinde hipnoz olmuş şekilde bekleşirken onlarca kişinin konser bitmiş gibi gittiklerini gördük. Bence de gidin asla dönmeyin, sizin yeriniz bu konser değil, hatta aynı ortama girmeyelim sizle.

2. yarı hayal gibi bir “Hey You” ile başladı, dağıldık. “Bring the boys back home” derdemez benim gibi bir çok kişi için gecenin zirvesi geldi; “Comfortably Numb”. Gözler yine buğulandı, gözler David Gilmour’u, gözler Pink Floyd’u aradı…çok güzeldi çok.

Dave K. da harika iş çıkardı soloda…”Run Like Hell” yine kendimize getirdi.. Görseller ve süper animasyonlar, duvarın sürekli bir yerlerden gedik açılıp inşa edilmesi, uçan domuz, uçağın duvara çarpması, harika bir müzisyen topluluğu ve en önemlisi güleryüzlü ve enerjik bir Roger Waters izlemek…bundan daha iyisini izleyebilecek miyiz bir daha bilinmez..Pink Floyd tişörtlü binlerce insanla duvarın yıkılışını izledik ve sistemin, yıllar geçse de.   “insan”ı öğütüşünün hikayesini dinledik yaratıcısından. Kaçıranlar da üzülmesin. Bence açsınlar izlesinler The Wall filmini üstüne de Comfortably Numb dinlesinler; ne de olsa Pink Floyd daha iyisi gelene kadar hep zirvede kalacak ve yapıtlarıyla hayatımızda olacak.