Ahmet Ümit Agatha Christie’ye komşu oldu

Bayan Arıza tarafından Ocak - 19 - 2014 zamanında yazılmıştır.

Yazar Ahmet Ümit’in ismi, Pera Palace Hotel Jumeirah’ın 410 numaralı odasına verildi.

Düzenlenen törende konuşan otelin genel müdürü Pınar Kartal Timer, buranın İstanbul’un simge binaları arasında yer aldığını belirterek, ilk kez yaşayan bir yazarın isminin, otel odasına verildiğini dile getirdi.

Timer, otelde, Mustafa Kemal Atatürk’ün müze odası başta olmak üzere, cumhurbaşkanları İsmet İnönü ve Celal Bayar ile yazarlar Ernest Hemingway ve Agatha Christie’nin odalarının da bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Ahmet Ümit bey de Agatha Christie hanıma komşu geliyor. 411 no’lu oda Agatha Christie odasıdır. Kendisinin odası da 410 numaralı. Proje sıcacık bir sohbet esnasında, Pera Palas’ta bir röportajı esnasında Ahmet Ümit beyle tanışmamızla başladı. Neden bir oda da yazar Ahmet Ümit adına olmasın diyerek yola çıktık ve Ümit de bu fikri sıcak karşıladı.”

Yazar Ahmet Ümit de Timer’in bu konudaki önerisini memnuniyetle karşıladığını anlatarak, şöyle konuştu:

“Pera Palas’ın benim için başka bir anlamı var. 18 yıl önce ilk polisiye romanım ‘Sis ve Gece”nin tanıtımı tam da burada, bu salonda oldu. O açıdan Pınar hanım bu öneriyi getirince gurur duydum. Şu an İttihat ve Terakki üzerine çalışıyorum. Baş karakterlerimizden bir tanesi Şehsuvar Sami’nin otelde kaldığı odanın numarası belli değildi ama şimdi belli. 410 numaralı odada kalacak. Benim için çok gurur verici bir şey. İstanbul’un anıtlarından birisi olan bu otelde, bu binada en azından bir odasında adımın geçiyor olması son derece sevindirici bir şey.”

Daha sonra Ümit ve beraberindekiler, yazarın bazı eşyalarının ve kitaplarının da bulunduğu 410 numaralı odayı gezdi.

Kaynak: ntvmsnbc

Bronx Pi’de ne var ne yok?

Bayan Arıza tarafından Ocak - 5 - 2014 zamanında yazılmıştır.
8 Ocak Çarşamba : Beyler Pop/rock/indie grubu Beyler, 8 Ocak’ta Bronx Pi Sahnesi’nde kendi şarkılarını ve beğenilen cover şarkıları seslendirecek. Beyler grubu 2011 senesinde Can Köymen, Can Saçkan, Can Koçak ve Mikail Özgüneş tarafından kuruldu. Sahnelerinde kendi besteleri ve güncel cover şarkılar çalan grup, bugüne kadar Bronx Pi Sahne, Mahalle, Ghetto ve Rock’n Coke 2013 sahnelerinde performans gösterdi. 2013 yazında İskender Paydaş ile albüm çalışmalarına başlayan Beyler, 2014 senesi süresince albüm çalışmaları devam edecek. Bilet: 20 TL. 9 Ocak perşembe : Tilt ve Antre Çok yakında albümleri yayımlanacak iki grup Tilt ve Antre, albüm öncesi Bronx Pi Sahne’de dinleyicilerle buluşuyor!Bu keyifli konseri kaçırmayın! Tilt “Tilt” 2005 yılında Derhan Arabacı (vokal), Fatih Göger (gitar), Ahmet Uçak (bas gitar) ve Emir Akkaya (davul) tarafından kuruldu. Bir araya geldikleri dönemden itibaren beste çalışmalarına başlayan grup, birçok bar programında ve konserde yer aldı. Verdikleri konserler ile hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi elde eden “Tilt”, 2009 yılında kendi studyolarını açtıktan sonra burada demo kayıtları aldılar. Grup, 2013 Şubat ayında Erim Arkman ile Babajim Stüdyoları’nda albüm kayıtlarına başladı. Kayıtları son aşamaya gelen albüm, çok yakında dinleyiciler ile buluşacak! Antre Türkçe sözlü rock müzik yapan “Antre”, 2010 Kasım ayında daha önce “Buz” grubunda birlikte çalışan Tercan Şener (davul) ve İsmet Tümer (vokal) tarafından kuruldu ve Caner Hız (gitar) ile “Sınır” grubundan Ferit Keser‘in katılmasıyla son halini aldı. 2010 Aralık’tan itibaren albüm çalışmalarına hız veren Antre, 2011 Mayıs ayında 10 şarkılık albüm kayıtlarını MMA Stüdyoları’nda Bora Uslusoy ve İlter Kalkancı beraber aldı ve Tarkan Gözübüyük de şarkılara yapmış olduğu mix’ler ile katkıda bulundu. 10 Ocak Cuma:  Kıvılcım Ural Şarkı yazarı ve yorumcu Kıvılcım Ural, 10 Ocak’ta Bronx Pi Sahne’de sevenleriyle buluşuyor. Mavi Işıklar grubunun eski gitaristi Fikret Ural’ın kızı İstanbul doğumlu şarkı yazarı ve yorumcu Kıvılcım Ural, içinde hiç müzik susmayan bir evde büyüdüğü için müziğe olan düşkünlüğünü ve kafasında susmayan orkestranın kökünü, çocukluğuna bağlıyor. Kendine özgü tarzı ile bağımsız müzik yazarı ve yorumcuları arasında katılmaya hazırlanan Kıvılcım Ural’ın ilk albümü “Rüya Raporları” Dokuzsekiz Müzik yapımcılığında dinleyicisi ile buluşuyor. Yüzyüzeyken Konuşuruz Yüzyüzeyken Konuşuruz, son dönem İstanbul şehir müziğinin yükselen isimlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Cover şarkıların yanı sıra kendi imzalarını taşıyan harika şarkılarla da iyi müziğin temsilcileri olarak takip edilmeye değerler. 11 Ocak Cumartesi: Marsis Karadeniz müziğinin önemli isimlerinden Marsis yeniden Bronx Pi Sahnesi’nde. Eğlenceli ve güzel şarkıları ile herkesi konserlerine bekliyorlar. Kaynak: Milliyet

Salon’da tiyatro!

Bayan Arıza tarafından Ocak - 5 - 2014 zamanında yazılmıştır.
Salon, Her Pazartesi Tiyatroseverleri “Oyun Salonu”na Bekliyor. Salon, yeni yılda Pazartesi akşamları tiyatro ekiplerini ağırlamaya devam ediyor. “Oyun Salonu”nun ilk konuğu Ekip Tiyatrosu, 6 Ocak Pazartesi akşamından itibaren iki perdelik oyunları “Öğüt” ile Ocak ayı boyunca Salon sahnesi’nde olacak. “Öğüt”, 6, 13, 20, 27 Ocak Pazartesi akşamları saat 20.30’da Salon’da izlenebilir. Cem Uslu’nun yazıp yönettiği oyunda Erman Bağrı, Engin Aydın, İsmail Sağır, Sevil Akı ve Kerem Atabeyoğlu rol alıyor. Oyunun ekibinde ayrıca, Simel Aksünger, Ayşegül Uraz (reji asistanları); Ertürk Erkek, Öner Serkan Şimşek (dekor); Ertürk Erkek (ışık tasarım), Duygu Yetiş (kostüm ve aksesuar) ve Doğa Ebrişim (özgün müzik) bulunuyor. Ekip Tiyatrosu’nun 2013-2014 sezonunun ilk oyunu olan “Öğüt”, farklı kurgusal zaman ve mekânlarda “Eğer insan mutluluğu için çabalıyorsa, nasıl oluyor da hayatımız en beklenmedik anda trajediye dönüşebiliyor?” sorusunu irdeliyor. Ekip Tiyatrosu Kimdir?  2010 yılının Şubat ayında bir araya gelen Ekip Tiyatrosu, sahne hayatına Nisan 2010’da Samuel Beckett’in Oyun Sonu  adlı oyunuyla başladı. Ekip Tiyatrosu’nun ikinci oyunu, ünlü Çek aydın ve siyasetçi Václav Havel’in Largo Desolato adlı eseri oldu. Ekip, Largo Desolato’yla, Çek Cumhuriyeti’nin Brno kentinde bulunan “Theater Faculty of Janácek Academy of Performing Arts” tarafından düzenlenen 22nd SETKÁNÍ/ENCOUNTER International Festival of Theatre Schools’a Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nü temsilen başvurarak tüm dünyadan yapılan 26 başvuru içinden seçilen 12 oyun arasına girdi ve festival sonunda gerçekleşen The Marta Award’da, Büyük Ödül olan Festival Director Award’ı kazandı. Ayrıca, XII. Direklerarası Seyirci Ödülleri’nde, Canlandırmada Bütünlük (Ensemble) Ödülü’ne değer görüldü. Oyunun yönetmeni Cem Uslu, Ekin Yazın Dostları’nın yayınladığı 2011-2012 Tiyatro Sezonu Seçkisi’nde, En İyi Yönetmen olarak değerlendirildi. Biletler Nerede ve Ne Kadar? “Öğüt” oyununun biletleri, 30 TL (Tam) ve 20 TL (Öğrenci) üzerinden temin edilebilir. Salon biletleri Biletix satış kanalları ya da hizmet bedeli olmadan ana gişe İKSV’den temin edilebilir. Lale Kart sahipleri biletlerini %25’e varan özel indirimlerle alabilir. Tüm bilet alımlarında kredi kartı geçerli. Ana gişe İKSV pazar günleri hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında ve etkinlik günlerinde etkinlik başlayana kadar açık.

Kaynak: Milliyet

Yeni Basım Led Zeppelin Kataloğu 2014 İtibarıyla Yayınlanacak

Bayan Arıza tarafından Ocak - 3 - 2014 zamanında yazılmıştır.

Led Zeppelin’in 2012′de duyurusunu yaptığı yeni basım albümleri 2014 itibarıyla dinleyicisiyle buluşmaya başlıyor.

Gitarist Jimmy Page yeniden mixlenip servis edilecek ilk Zeppelin albümlerinin: Led Zeppelin I, Led Zeppelin II, Led Zeppelin III olacağını duyurdu.

Robert Plant’se daha önce yayınlanmamış Zeppelin parçaları bulduğunu, bu kayıtların vokallerinde grubun basçısı John Paul Jones’un olduğunu söylemişti. Plant, John Paul Jones’un parçaları yayınlamaması için kendisine 2 araba ve bir sera (anladık) teklif ettiğini de sözlerine eklemiş.

Yeni sürümlerin yeni albüm kapaklarının, son yılların en başarılı sokak sanatçısı Shepard Fairey tarafından tasarlanacağı konuşuluyor.

Kaynak: Radyo Eksen

‘Mom’ CNBC-e’de başlıyor

Bayan Arıza tarafından Aralık - 28 - 2013 zamanında yazılmıştır.

‘Two and a Half Men’ ve ‘The Big Bang Theory’nin yaratıcısı Chuck Lorre imzalı yeni komedi ‘Mom’, bugün 20:00’de CNBC-e’de başlıyor.

‘Two and a Half Men’ ve ‘The Big Bang Theory’nin yaratıcısı Chuck Lorre imzalı yeni komedi ‘Mom’, iki çocuklu bir annenin başından geçen komik hikayeleri ekrana taşıyor. Hayatına yön vermeye çalışan eski alkolik anne rolünde izleyeceğimiz Christy’i ise ünlü oyuncu Anna Faris canlandırıyor. ‘Mom’, birbirinden komik bölümleriyle bugün 20:00’de CNBC-e’de başlıyor!

Christy, alkolü yeni bırakmış, iki çocuk annesi genç bir kadındır. Bir restoranda garson olarak çalışan Christy’nin evli olan şefiyle yolunda gitmeyen bir ilişkisi vardır. İçkiyi bıraktıktan sonra “Adsız Alkolikler” isimli toplantılara katılmaya başlar ve orada yıllardır görüşmediği annesiyle karşılaşır. Hayli trajik gözüken hayatı ise bir anda komediye dönüşür.

Birbirinden ünlü oyuncuları konuk edecek olan ‘Mom’ın ilk bölümünde, yaklaşık 10 yıldır Two and a Half Men’de izlediğimiz oyuncu Jon Cryer’i göreceğiz. Gelecek bölümlerde ise genç aktör Justin Long ve Oscar ödüllü oyuncu Octavia Spencer’ı izleyeceğiz.

Yayınlanacak birinci bölümde; Christy, yaptığı bir dizi hatanın ardından hayatını yoluna koymaya karar veren genç bir kadındır. Fakat yabancılaştığı annesi ortaya çıkınca bu kararı uygulaması daha da zorlaşır.

“Aile Krizi” isimli ikinci bölümde ise; Christy ve Bonnie bir aile krizi ortaya çıkınca kişisel farklılık ve çatışmalarını bir kenara bırakıp, ekip olarak mücadele etmeye başlarlar.

Kaynak: ntvmsnbc

 

Cats Müzikali ilk kez İstanbul’da

Bayan Arıza tarafından Aralık - 28 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Broadway’in en uzun soluklu müzikallerinden biri olan ve bugüne kadar 50 milyondan fazla kişi tarafından izlenen CATS Müzikali 1 Ocak’tan itibaren Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde sahnelenecek.

Dünyanın en önemli müzikallerinden olan Cats Müzikali, Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

Türkiye’ye ilk kez gelen müzikal, 1 Ocak’tan 2 Şubat 2014’e kadar toplam 16 kez İstanbul’da sahnelenecek.

T.S. Eliot’un “Old Possum’s Book of Practical Cats” adlı kitabına ve Andrew Lloyd Webber’in rekorlar kıran uyarlamasına dayanan müzikal, kediler arasındaki bir öyküyü anlatıyor.

Bugüne kadar 300’den fazla şehirde, 50 milyondan fazla kişi tarafından izlenen, ilk kez 1891’de Londra’daki West End’de, 1982’de de Broadway’de izleyici ile buluşan müzikal, Londra’da 20 yıl boyunca sahnelendi.

Müziğin, dansın, şiirin, hayallerin, tiyatronun ve aşkın “mükemmel” uyumunu içinde taşıyan Cats, en iyi müzikal ve en iyi yönetmen dalları dahil olmak üzere Broadway’de 7 kez Tony Ödülü’nü kazandı. Olivier Award en iyi müzikal ödülü ve en iyi orijinal kadro kategorisinde de Grammy ödülü bulunan Cats, 2008 yılında İngiltere çapında kapalı gişe oynadı.

Kaynak: ntvmsnbc

 

‘Hiçbir rol için bu kadar heyecanlanmamıştım’

Bayan Arıza tarafından Aralık - 28 - 2013 zamanında yazılmıştır.

CNBC-e’de yayınlanacak A Young Doctor’s Notebook’ta izleyeceğimiz Daniel Radcliffe, “Dizinin yapımcıları ne kadar büyük bir Bulgakov hayranı olduğumu bilmedikleri için onları çabucak reddetmemi bekliyorlarmış. Oysa hayatım boyunca hiçbir rol için bu kadar heyecanlanmamıştım” diye konuştu.

Dünya onu Harry Potter olarak tanıdı, ancak Daniel Radcliffe Potter’dan fazlası olabileceğini çoktan ispatladı.

Radcliffe ile gerçekleştirdiğimiz telefon röportajında, hayranı olduğu bir yazarı canlandırma deneyiminden, Jon Hamm’den ve kariyerinden konuştuk.

A Young Doctor’s Notebook uluslararası olmak konusunda sınır tanımıyor doğrusu. Amerikalı bir TV yıldızı ile İngiliz bir film yıldızı, Rus bir yazarı canlandırmak üzere bir arada. Üstelik hikaye de Rusya’da geçiyor. Bu deneyimi nasıl tanımlarsınız?

İlginç olacak, ama siz bu şekilde listeleyene kadar projenin ne kadar uluslararası olduğunu fark etmemiştim. Bence yerinde bir kombinasyon oldu, çünkü Rus komedisi ile İngiliz komedisi arasında ciddi benzerlikler var. Jon Hamm çok başarılı bir drama oyuncusu olarak tanınıyor, ama komedi konusundaki yeteneği tartışılmaz düzeyde. Diğer yandan Rusya’dan çıkan bu ilginç malzemenin üç İngiliz komedi yazarının süzgecinden nasıl geçtiğine tanık olmak da sıradışı bir deneyimdi. Siz böyle art arda sıralayınca, “Bu uluslararası karmaşa, pek de iyi bir sonuç vermemiş olsa gerek” gibi geliyor insana, ama gerçekten de iyi bir sonuç veriyor.

Sahnelerinizin çoğunda Jon Hamm ile birliktesiniz. Birlikte iyi bir ekran kimyası yakalamışsınız. Onunla çalışmak nasıldı?

Jon, birlikte çalışmaktan memnuniyet duyduğum, çok iyi bir insan olmasının yanı sıra, karşısındaki oyuncunun işini kolaylaştıran, yardımsever bir aktör. Mad Men’de yönetmenlik de yaptığı için, bir sahnenin nasıl çekilmesi gerektiği konusunda teknik açıdan son derece yetkin. Örneğin günün sona ermesine bir saat kalmışsa ve hala çekecek iki uzun sahnemiz varsa, prova esnasında şöyle bir şey diyebiliyor: “İkimiz de odanın şu tarafına adım atmıyoruz. Dolayısıyla kameranın tam bir dönüş yapıp, tüm odayı görmesine gerek yok.” Bu öneri bize yarım saat kazandırabiliyor. Jon bu açıdan bulunmaz bir oyuncu. Özellikle sadece 20 günlük bir çekim takviminiz varsa…

Bulgakov’un büyük bir hayranı olduğunuzu duyduk. Onun eserleriyle nasıl tanıştınız? Bu rolün size önerilmesi bir tesadüf müydü?

İster inanın ister inanmayın, tamamen bir tesadüftü. Bulgakov ile 18 yaşında, The Master and Margarita’yı okuyunca tanıştım. Kitap, amazon.com hesabımdaki tavsiye listesindeydi. Satın aldıktan sonra, bir buçuk yıl kadar kitaplığımda bekledi. Nihayet okuduğumda yazarın büyük bir hayranı oldum. İşin komiği, dizinin yapımcıları ne kadar büyük bir Bulgakov hayranı olduğumu bilmedikleri için onları çabucak reddetmemi bekliyorlarmış. Oysa hayatım boyunca hiçbir rol için bu kadar heyecanlanmamıştım. Rolü Jon Hamm ile paylaşacağımı öğrenince heyecanım ikiye katlandı.

O zaman teklifin üzerine atladığınızı söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle! Resmen üzerine atladım. Jon, rol için beni ikna etmek üzere New York’taki evimi ziyaret etti. Ama kapıdan içeri girer girmez, benim ikna edilmeye ihtiyacım olmadığını anladı. O kadar istekliydim ki!

Kaynak: ntvmsnbc

Yeni Albümün İlk Konseri Grammy Ödüllerinde

Bayan Arıza tarafından Aralık - 22 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Fransız elektronik müzik veteranı Daft Punk’ın, RAM‘i yayınlamasının ardından yakın tarihte canlı performansına şahit olamayacağımızı biliyorduk.

Ancak 2′linin konser vermeme kontenjanı doldu.

Ocak 26′da gerçekleşecek Grammy töreninin, 4. albüm RAM’in ilk canlı performansına ev sahipliği yapacağı duyuruldu.

Böylelikle geçtiğimiz haft sonu Bands In Town aplikasyonundan duyurulan, Londra Camden Town’ı kaosa boğacak Koko konserinin bir yanlış anlaşılma olduğu da netlik kazandı.

Kaynak: Radyo Eksen

Radyo Eksen Müzik Ödülleri

Bayan Arıza tarafından Aralık - 20 - 2013 zamanında yazılmıştır.
2013’ün en iyilerini yine Eksen dinleyicisi belirliyor.

Bu sene dokuzuncusu gerçekleşecek Radyo Eksen Müzik Ödülleri’nin sonuçları yine dinleyicilerden gelen oylarla belirleniyor.

Albümleri, beklenmeyen geri dönüşleri, büyük kayıpları ve iddalı yeni çıkışlarıyla 2013 yılının en iyilerini www.radioeksen.com adresindeki anketten oylayabilirsiniz.

Sekiz farklı kategoride beşer adayın bulunduğu oylama, 31 Aralık Salı gününe kadar devam edecek ve sonuçlar yılbaşı gecesi Radyo Eksen’den açıklanacak.

Yılın Albümü: Arcade Fire – Reflektor Washed Out – Paracosm My Bloody Valentine – MBV Arctic Monkeys – AM Vampire Weekend – Modern Vampires of the City

Yılın Grubu: Pearl Jam Nick Cave and the Bad Seeds The National Queens of the Stone Age Kings Of Leon

Yılın Kadın Vokali: Deap Vally – Lindsey Troy Warpaint – Emily Kokal Goldfrapp – Alison Goldfrapp Neko Case Mazzy Star – Hope Sandoval

Yılın Erkek Vokali: David Bowie Jake Bugg Kurt Vile Julian Casablancas Miles Kane

Yılın En İyi Çıkış Yapan İsmi: Savages Fidlar Haim Palma Violets Atoms For Peace

Yılın Konseri: Arctic Monkeys – Rock’n Coke 2013/ Hezarfen Havaalanı 07 Eylül The Hives – Eksen On Fair/Parkorman 15 Eylül The XX – Parkorman 07 Ağustos Roger Waters – ITÜ Stadyumu 04 Ağustos Iron Maiden – BJK İnönü Stadyumu 26 Temmuz

Yılın Videosu: Queens of the Stone Age – The Vampyre of Time and Memory Paul McCartney – Queenie Eye Yeah Yeah Yeahs – Sacrilege Phoenix – Trying To Be Cool Travis – Moving

Yılın Şarkısı: Editors – Sugar Foals- Inhaler Daft Punk – Get Lucky Pixies – ‘Indie Cindy’ Pearl Jam -Sirens

Kaynak: ntvmsnbc

Kediler 5 bin yıl önce evcilleştirildi

Bayan Arıza tarafından Aralık - 20 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Bilim insanları, Çin’de bulunan fosiller üzerinde yaptıkları incelemelerde kediler hakkında bugüne kadar saklı kalan bilgiler ortaya çıkardı. 5 bin yıl öncesine uzanan fosiller, kedilerin fare yakalamak için kullanıldığı ve böylece evcilleştirildiklerini savunuyor.

Kedi en sevdiğimiz iki evcil hayvandan biri olmasına rağmen geçmişi hakkında çok fazla bilgimiz yok. Çin’de Taş Çağı’ndan kalan bir köyde yapılan kazılar ise araştırmacılara uzun yıllardır merak ettikleri soruların cevabını göstermiş olabilir.

Çin orta bölgesinde yer alan Quanhucan adlı çitçi köyünde yapılan kazılarda bulunan 5 bin 300 yıllık fosiller, kedilerin insanlarla sanıldığından daha uzun zamandır birlikte yaşadığını öne sürdü.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan ABD’nin Washington Üniversitesi’nden Fiona Marshall, “Kedilerin insanlarla yaşamaya başladıkları sürecin ilk deliline ulaştık” dedi

Marshall, avcı-toplayıcı kabileler tarafından binlerce yıl önce evcilleştirilmeye başlanan köpeklere kıyasla, kedilerin ‘çiftçilerin evcil hayvanları olarak’ insanlarla beraber yaşamaya başladığını belirtti.

USA Today’de yer alan habere göre, antik çiftçi köyünde bulunan kedinin kemiklerinde şaşırtıcı derecede fazla tahıl kalıntısı bulundu. Bu bulgu, vahşi kedilerin evcil kedilere dönüşme sürecinin bir delili olarak kabul edildi.

‘FARE YAKALAMAK İÇİN GELDİLER’ Fosillerin DNA’sı henüz araştırılmamış olması nedeniyle, araştırmacılar iki olasılığı öne çıkarıyor. Çin’de bulunan kediler ya Ortadoğu’dan getirilmiş evcil hayvanlardı; ya da çiftçiler tarafından evcilleştirildiler.

ABD’nin Missouri Üniversitesi’nde genetik bilimci olan Leslie Lysons, “Vahşi kediler utangaç hayvanlar… Büyük olasılıkla insan yerleşimlerine farelerden dolayı yaklaştılar ve köylüler de onları yakalamalarına izin verdi” dedi .

Lysonsy, vahşi kedilerin zamanla fare yakalamakla evcilleştiği teorisinin doğru olabileceğini belirtti. Kedi fosillerinden bazılarının dişlerinin aşınmış olması, vahşi kedilerin uzun yıllar köyde çiftçiler tarafından beslendiğini savunan bir diğer bulgu oldu.

Evcil kedilere ait keşfedilen ilk tarihi bulgular, 4 bin yıllık antik Mısır çizimleriydi. Bilim insanları, Quanhucan fosilleri üzerinde yapılacak DNA analiziyle kedilerin kökenini ortaya çıkarmayı amaçlıyor.

Kaynak: ntvmsnbc