Film’ kategorisi için Arşiv

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Captain Phillips

Bayan Arıza tarafından Şubat - 4 - 2014 zamanında yazılmıştır.

2013 yılı sinema adına verimli bir yıl oldu. Pek çok  iyi iş çıkmasına rağmen Oscar alamayan filmler olduğu kadar iyi iş çıkarmamasına rağmen Oscar alan filmler de  oldu. Sinema kuşağında ödülü pek önemsemeyen benim gibiler için bunlar gereksiz detaylar. Mevzuya dönecek olursak Paul Greengrass sizler için tanıdık bir isim olabilir…

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Psikometrist”

Bayan Arıza tarafından Ocak - 24 - 2014 zamanında yazılmıştır.

Psikometrist; bir nesneye dokunarak, geçmişte o nesneye dokunmuş kişi ya da kişiler hakkında bilgi edinebilme yetisine sahip kişilere verilen sıfat. “Dünyada en iyi filmleri biz çekeriz, en iyi sinemayı biz biliriz” diyen Amerikalılardan sonra sinemaya farklı bir boyut kazandıran Güney Kore sineması son zamanlarda yükselişe geçti. Çalıntı olmayan kendine ait…

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Yıkılmayan Adam”

Bayan Arıza tarafından Ocak - 5 - 2014 zamanında yazılmıştır.

“Yarınlardan beklediğimiz insanın insanca yaşamasıdır”. Düzen, sermaye, satılmışlar, patronlar… Düzen bizi yutan bir balık. Her birimiz neredeyse onun eline bakarız, bazılarımız ise onur kavramını iyi idrak etmiştir mevcut düzene karşı isyan bayrağını çeker. İsyan bayrağı masum ölümlere neden olur, patronlar köşeyi döner çark böyle devam eder, namussuzluk almış başını gider,…

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Le gamin au vélo”

Bayan Arıza tarafından Aralık - 17 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Bir çocuğun saflığını anlatmak için yola çıkıyor “Le gamin au vélo”. Saf bir çocuğun babasını arayışları, babasını arayıştan vazgeçmemesi, o duygu yükü içinde ilerlemesi, çocuğun psikolojik olarak yıpratıldığı filmin başlarından itibaren izleyiciye  yansıtılıyor. Filmin sadeliği büyülüyor, ders veriyor, sözcükler karşısında susmamızı öğretiyor bize. Hikâyeye dönecek olursak Cyril,  garip bir oğlan.…

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Pardon”

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2013 zamanında yazılmıştır.

“Adalet, mülkün temelidir” her mahkeme salonunda duvarda yazılı klişe bir cümle.  Cümledeki sözün ağırlığı bir yana, içindeki gerçek dışı cümle bir yana. Ülkede  deliller olmadan suçlu olmayan kişiler suçlanır, suçlanmasının ardından haklarında işlem başlatılır, mahkemeye sevkedilirler, mahkemeye sevkedildikten sonra haklarında karar çıkar ve kodese tıkılır. Çark  böyle döndükçe adaletsizlikler diz…

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Now is Good

Bayan Arıza tarafından Ekim - 4 - 2013 zamanında yazılmıştır.

“Hayatlarımız an serilerinden oluşur, bırakın aksın, bırakın aksın” An’lar yerine yeniden getirebilmesi zor olan şeylerdir. Yaşarsın, biter, hatırlanır, tekrar yaşamak istersin, uğraşırsın, didinirsin ama o an’ları özlemekle geçirirsin zamanını. Yitirilecek hiçbir an bir daha gelmez, sadece biraz daha erteler ve sonra biraz daha yitirirsin hem kendini hem de özlediğin o…

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Match Point

Bayan Arıza tarafından Ağustos - 31 - 2013 zamanında yazılmıştır.

“Bir tenis maçında topun çizgiye yaklaştığı anlar vardır. Biraz da şansın yardımıyla top içeri düşebilir ve kazanırsın. Ya da ileri gider ve kaybedersin. Gerçek bu kadar basit midir?”. Hayatta şans faktörü ne kadar önemlidir bilirsiniz. Top fileye takılırsa hayatınız çıkmaz sokağa girebilir, ama top şimdilik fileyi geçmişse biraz daha şansınız…

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Annie Hall”

Bayan Arıza tarafından Ağustos - 30 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Konu Woody Allen olduğunda her türlü manyaklığı o filmin içine sokabilirsiniz. Manyaklık, serserilik,  sokağın dili, kameranın içine kendi hayatından kesitler sunması, cinsel arzular, acı, sefalet, yalnızlık, hangover olma durumları her türlü şey Allen filmleri için söylenebilir. Allen sineması daha çok cinsel arzuları, kadın-erkek ilişkilerini, hayatın anlamsızlığını kendine tema olarak belirlemiştir.…

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği “The Talking of Pelham”

Bayan Arıza tarafından Ağustos - 5 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Amerika deyince aklımıza daha çok kendi filmlerini öven, yüksek bütçelerle klas filmler ortaya koyan, milliyetçi politikalarla gişe rekorları kıran filmler geliyor. Ama “yiğidi öldür hakkını ver” söyleminin altında yatan gerçeği unutmamak gerekir. Çektikleri filmlerle izleyiciyi kendine çekmeyi başaran bir politikası var Amerikan sinemasının. “Hey dostum bu bizim işimiz” klişesinin ağızlardan…

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Katiller de Ağlar

Bayan Arıza tarafından Ağustos - 3 - 2013 zamanında yazılmıştır.

1970’li yıllardaki sağ ve sol kargaşalarından kaynaklı sosyal mesaj veren filmler döneme damgasını vurmuştur. Dönemin oyuncu kadroları hep aynı olmuş, bazı film kadrolarında elemanlar değişmiştir. Nuri Alço ile Coşkun Göğen karakteri çoğu filmde birbiriyle yer değiştirmiştir. Cüneyt Arkın ise 1970’li ve 80’li yılların vurdulu kırdılı kabadayı ve ülkenin yardımsever evladı…