Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Pardon”

Bayan Arıza tarafından 8 - Ekim - 2013 tarihinde yazıldı.

“Adalet, mülkün temelidir” her mahkeme salonunda duvarda yazılı klişe bir cümle.  Cümledeki sözün ağırlığı bir yana, içindeki gerçek dışı cümle bir yana. Ülkede  deliller olmadan suçlu olmayan kişiler suçlanır, suçlanmasının ardından haklarında işlem başlatılır, mahkemeye sevkedilirler, mahkemeye sevkedildikten sonra haklarında karar çıkar ve kodese tıkılır. Çark  böyle döndükçe adaletsizlikler diz boyu devam eder…

Ferhan Şensoy’un oyunculuğunun dibine vurduğu  “Pardon” filmindeki  mevzular adaletsizliklerden yola çıkıyor, mizahî unsurlar öne çıkarılarak derin bir mevzuya el atıyor. Bir adalet trajedisi tadında suratımıza  sert bir tokat atıyor.  Toplumsal, ekonomik ve siyasi olaylara  ağır eleştirileriyle öne çıkmasının yanında film senaryo, diyaloglar, araya sıkıştırılan müzikler ve yönetmenin ilk filmi olmasına rağmen usta oyuncuları bu filmde barındırması  takdir edilesi.

Mizahî unsurların filme farklı bakış açışı kazandırmasının yanında filmde bahsedilen mevzular gerçek hayattan alınıyor.

Ölüm oruçları, polislerin suçlu olmayan birini “terör örgütü” bahanesiyle tutuklaması, sorgu odasında suçsuzları döverek sorgulamaları vb.

Filmin ilk yarım saatinde  karakolda sorgulamalar, şakalaşmalar, suçlamalar komik olduğu kadar trajik. Bülent Kayabaş işkenceye karşı çıkan biri olarak karşımızda. Ferhan Şensoy ile Bülent Kayabaş’ın sorgula(n)ma diyalogları efsane nitelikte.

Esprilere şapka çıkartılması gereken bu çalışma aynı zamanda yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi. Teknik bilgilerinin haricinde mekân olarak genellikle sahnelerin soruşturma odasında geçip sonrasında hapishaneye konuk olan 3 kafadarın suçsuzluğu üzerine film şeklini alıyor. Diğer oyuncuların başarısız olduğu söylenmez ama film daha çok Ferhan Şensoy’un “İbrahim” karakteri üzerinden ilerliyor. Aynı zamanda asker kaçağı.

Üç adam suçlamadıkları bir suç yüzünden suçlanıyor. Çıkacakları günü bekliyorlar, her mahkeme sonrası “çıkarız ulan buradan” düşünceleri her seferinde yatıyor, en sonunda 24 yıl hapse mahkûm oluyorlar. 24 yıl hapis cezası almalarının ardından suçsuz oldukları açıklanıyor. Aynı zamanda asker kaçağı olan İbrahim suçsuz olup dışarı çıkmasına rağmen cezaevi müdürünün “asker” diye çağırması üzerine askere yollanıyor. Hapishanede her defasında “eniştemi vuracağım” diye ant içen İbrahim’in eniştesini vurmasıyla filmin finali geliyor. Suçsuz kaldığı zamanların acısını devletten çıkarıyor İbrahim filmin sonuna doğru:

– İbrahim ne yaptın?

– Devletten 6 yıl üç ay alacaklıydım, ödeştik. Pardon!

 

O kadar mevzunun geliştiği, dalaverelerin dönmemesine rağmen devletin suçsuzları kodese tıkmak için trajikomik hikâyenin sunulduğu filmde “ulan bu kadar da olmaz” dedirten film, bitişine doğru “pardon canım oluyor böyle şeyler” dedirtmeyi başarıyor. Delillerin yok sayıldığı ülkelere gönderme yapan film sadece yaşadığımız ülkeyi değil, bütün ülkelerin sorunlarını kapsıyor. Adaletsizlikleri şu sözlerle daha iyi anlıyoruz:

 

– Bir şey yapmamakla kalmadık 6 yıl üç ay hapis yattık.

– Arada bi oluyor böyle yanlışlıklar.

– Yanlışlık dediğiniz 6 yıl üç ay.

– Devletten 6 yıl üç ay alacaklıyız yani.

– Müdür bey haybeye 6 ay üç ay yattığımız için devletten tazminat alabilir miyiz?

– Sanmıyorum.

– Eee ben ne anladım bu yatıştan?

– Adalet dediğiniz o kadar da adil bir şey değil demek ki?

– Maalesef, pardon!

Güldürürken düşündüren, mizahî unsurları ön plana çıkararak hiciv yönü baskın olan bir film “Pardon”.  Adaletsizliklerin “arada bi oluyor böyle yanlışlıklar” sözüyle yanlışların sadece bir defa değil, defalarca olacağını seyirciye resmediyor “Pardon”.