Rock Republic (1, 2 ve 3 Temmuz 2005 – Mehmet Akif Ersoy Piknik Alanı)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Rock Republic (1, 2 ve 3 Temmuz 2005 – Mehmet Akif Ersoy Piknik Alanı )

Geçen sene ki Barışa Rock'ın mekanında, Mehmet Akif Ersoy Piknik Alanı'nda gerçekleşti akvite. Bendeniz sadece 1. güne ve 3. güne gittim. Overkill'dan ve elbette ki in Flames'den ziyadesiyle memnun kaldım. Açıkhavada izlenilen konserin tadı bir başka oluyor.

 

Steven Adler ve grubu (9 Şubat 2005 – Bronx)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Steven Adler ve grubu (9 Şubat 2005 – Bronx)

İlk konseri ballandıra ballandıra anlatan arkadaşlar yüzünden gittim konsere.

Sebastian Bach modelinden farklı olarak alınlarda bandana daha bi revaçtaydı:) Sanki zaman hiç geçmemişti de biz hâlâ seksenlerde yaşıyorduk.

Her konserde olduğu gibi yine en öndeydim. Yaklaşık iki saat sound check yapılmasına rağmen vokali duymak imkânsızdı. Adam bayaa gırtlak patlattı, ancak vokali yine de hiç duyamadık. Vokal olmayınca kendi vokalimizi kendimiz yaptık;)

Konser aman aman süper değildi ama eğlendim mi e tabii;) Bolca bağırdık, çağırdık, zıpladık;) Eski zamanları yad ettik.

E haliyle Guns'n' Roses çaldılar, 1987'ye gittik, sonra 1992'ye;) Kendi albümlerinden de 1-2 şarkı çaldılar. Civil War'ı da çaldılar ki konser sırasında en mutlu olduğum andı.

Gitarist abinin iki gitarı da mordu. Sempatik heriflerdi vesselam. Steven ve mor gitarlı abi hatunlara yavşadılar. Ya da şöyle diyelim; yavşayan hatunlara prim verdiler;)

Konserin en sempatiği, konser öncesi sahne ve ses ayarlarıyla uğraşan Kolombiya'lı, Meksika'lı ya da Güney Amerika ülkelerinden birine mensup olduğunu sandığımız ve kendisine "Sanchez" ismini taktığım abiydi;) Grubun annesi gibiydi bu abi: elinde bant, kabloları bantlıyor, mikrofonu düzeltiyor, elemanların içkisini tazeliyordu. Neredeyse iki saat rötarla konser başladı. 24.00 civarı sahne alıp, 01.30 gibi gittiler.  

Sebastian Bach (9 Haziran 2005 – Yeni Melek Gösteri Merkezi)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Sebastian Bach (9 Haziran 2005 – Yeni Melek Gösteri Merkezi)

Aralık konserinden sonra ikinci kez izledim herifi. Aralık konseri daha kalabalıktı amma velakin konser yine muhteşemdi. Sebastian Bach ayrı tabii de, Steve'de çok tatlıydı, ayrıca gitarist Mike Chlasciak'a ise bittim tek kelimeyle.

Ses düzeni şahane olmasa da yine de Sebastian'in muhteşem sesini duyduk. Adamın vokaline diyecek yok. Youth Gone Wild'i gene dinletti bize sağolsun varolsun:)  

Sepultura (23 Mart 2005 – Yeni Melek)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Sepultura (23 Mart 2005 – Yeni Melek)

Irkçı bir insan değilim ama zencileri hoş bulduğumu söyleyemem doğrusu. Ama efenim bu DERRICK GREEN beyefendi neymis öyle ya?

Konserden ziyadesiyle tatmin oldum. Sahneye geç çıktılar, seyirci olarak isyan ettik ama adamlar hakkını verdiler.

Ben davulu cok tuttum bunu bir söyleyeyim en başta. Igor süper süper. Hâlâ çok iyi, çok sert. Andreas Kisser'in soloları müthişti yine, gitarına kurban olurum. Paulo Jr. arkada kalmıştı, atraksiyonu yoktu.

Konser mekânı, Yeni Melek'ti. Orada en son Sebastian Bach'i izlemiştim. Gözlerim beni yanıltmıyorsa Sebastian Bach'tan daha çok insan vardı. Yine yıllardır gördüğüm tipler, bizim eski kötü keman, hassikthe-r, haydar, ekol, gitanes tayfası…

Sepultura'dan önce iki tane ön grup çıkmış. Biri False in Truth'tu biri de bilmem kim. False in Truth'u severim. Ancak Sepultura kadar değil:) O yüzden ön grupları izlemek yerine direkt Sepultura'ya gittik.

Mekâna vardığımızda zaten 21.00'di, evde ve kapıda biraz demlendikten sonra içeri zıpladık. Önce asağıdaydık. Sonra yanımdaki şahsiyetin baskılarına dayanamadım, "illâ balkona çıkalım" dedi. Kendisine her ne kadar "ben her konseri en önden izlerim, uzaktan izlersem bir anlamı kalmaz, burada olmam ve hissetmem lâzım" dediysem de dinletemedim ve balkona çıktık. Hayatımda ilk defa balkondan konser izledim. Ne doğru dürüst pogo yapabildim ne de hareket edebildim. Ama yine de balkondaki tiplerin yanına çöreklendim ve balkondan hem sahneyi, hem de aşağıdaki izdihamı görmüş oldum.

Peki ne çaldılar? Ben zaten Beneath the remains, Arise, Chaos A.D., Rootz ve Schizophrenia icin gitmiştim. Beklediğim şarkıların hepsini çaldılar diyeyim de gelmeyenler kafalarını duvarlara vursunlar:)

Roots Bloody Roots, Territory, Attitude, Beneath the Remains, Desperate Cry, Refuse/Resist, Arise, Biotech Is Godzilla, Chaos A.D. ilk aklıma gelenler.

Bir ara şeye sinir oldum, Andreas'a, herif dünya kupası geçeli kaç zaman olmuş, "Turkey 0, Brasil 1" filan dedi. B.k var sanki:)

Efes Pilsen One Love Festival 4 (11 Haziran Cumartesi 2005 – Parkorman)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Efes Pilsen One Love Festival 4 (11 Haziran Cumartesi 2005 – Parkorman)

Öncelikle harbiden Replikas'ın hastasıyım. Son 3 hafta içinde 3.izleyişim oldu onları, hiç de şikâyetçi değilim. Hatta MaNga yerine onlar bir kaç saat daha çalsalardı hiç fena olmazdı. İlk çıkan grup Replikas'tı. Replikas'tan önce Murat Beşer çalıyordu tabii. Replikas'ta seyirciler henüz gelmeye başlamıştı. Ama bendeniz en öne çöreklendim her zamanki gibi. Sahneye de laf attım bir ton. Gökçe, Barkın hepsi ama hepsi çok iyiler. Yine bi ara gidip konuşacaktım konser sonrası onlarla ama yanlarında arkadaşları vardı.

Efenim Replikas sonrası maNga kardeşler çaldılar. Ben o sırada oldukça uzaklaştım sahneden. Etrafı dolaşmaya çıktık arkadaşlarla. Rammstein coverlardılar bi ara:) Uzaktan seyretmek daha iyiydi tabii:)

Neyse ki Ian Brown sahneye çıktı. Adam tek kelimeyle şahaneydi ve çok sıcak adamdı vesselam. Ama esas olay Super Furry Animals'dı. Vokal İskoç abi bi ara "r" harflerine basa basa İskoç aksanıyla bir şeyler dedi, çok tatlıydı. Sahneye çıkınca yan taraftaki ekranlarda akıp giden görüntüler harikaydı. Vokalistin kostümü de süperdi. Tek kelimeyle harikulâde bir grup Super Furry Animals.

Park Orman'da konser izlemek çok keyifli. Tek sorun, onca giyinmemize rağmen çok üşümemiz oldu.

Bakalım seneye kimi getirecekler? Umarım Sigur Ros'u da izlemek mümkün olur.  

Deep Purple (23 Temmuz 2005 – Park Orman)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Deep Purple (23 Temmuz 2005 – Park Orman)

Arık ölsem de gam yemem. Bu adamları da izledim ya eksik parça tamamlandı. Ne konserdi ya. Adamlar müzik yapmaya başladıkları zaman ben yoktum. Aradan 40 sene geçti ve herifler hâlâ aynı ruhla çalıyorlar.

Benim için tarihi bir gün oldu zira 1993 Metallica konseriyle başladığım konser maratonlarımdan -bugüne dek 100'den fazla konser izlemişimdir kesin- bu kadarını görmedim diyebilirim doğrusu.

Ortamın güzelliği, seyircinin kalitesi, çoşkusu yaş ortalamasının çok çok yüksek oluşu, herkesin hep birden şarkılara katılması ve baştan Ian Gillian olmak üzere tüm grup elemanlarının sempatik tavırları büyüledi. Seyirci harbiden de muhteşemdi. Steve Morse muhteşemdi. Sürekli bizim tarafa en ön sol taraf bakıp bakıp gülümsedi.

Highway Star'la coştum, Woman from Tokyo, Demons Eye ve Perfect Strangers derken bis öncesi Smoke on the Water'la bitirdiler. Bisten sonra da Black Night geldi. Mekândaki herkes hep bir ağızdan "ooo ooo ooo" dedik ve Black Night'in nakaratını yapmaya çalıştık. Of ya inanılmazdı. Düşündükçe tüylerim diken diken oluyor hâlâ.

ÇİLEKEŞ (15 Aralık 2005 – Balans)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

ÇİLEKEŞ (15 Aralık 2005 – Balans)

Son 3 haftadır Çilekeş'in "Yok" albümüyle yatıp kalkan ve daha önce kendilerini hiç canlı izlememiş biri olarak bu konseri merakla bekliyordum. Onlar hakkında birçok şey okudum, daha önce konserlerine gitmiş olan arkadaşlarımdan tiyolar aldım. Nu-metal sevmeyen biri olarak ilk kez bir grubu gerçekten beğendim, sevdim, benimsedim. Neden? Çünkü adamların kendilerine özgü bir tarzı var, kimseye benzemiyorlar, kopya değiller, işlerini iyi yapıyorlar, içlerindeki enerjiyi insanlara da doğru yansıtıyorlar. Hiçbir şarkılarında kendilerini tekrar etmiyorlar, şarkıları özgün. Okumuş çocuklar, beyanatları güzel, ayrıca yaşlarına göre de geldikleri nokta iyi, duruşları sağlam, ukalâ değiller. Birçok sebep var, dediğim gibi konseri merakla bekliyor, adeta gün sayıyordum.

Konser 22.00'de başlayacaktı. Balans'a ilk defa gidiyordum. Hemen söyleyeyim, ses düzeni oldukça iyi. Çilekeş'in çıkmasını beklerken Bloc Party'den Red Hot Chili Peppers'a kadar zengin bir menü ile müzik ziyafeti çektik.

Konserin tek negatif olayı, sahneye geç çıkmalarıydı.

23.30 civarı sahneye çıktılar ve "Kendimden Geriye" ile başladılar konsere. Ama ne başlamak? Sahneye yapışmış vaziyette, tam basçı Sedat'ın önünde pür dikkat konseri izlemeye koyuldum. Bakalım stüdyodaki kadar iyi çalacaklar mıydı, detone olacaklar mıydı? Sempatikler miydi? Aklımdaki sorulara benim istediğim yanıtları verebilecekler miydi?

Görkem, ilk şarkıdan sonra "hafta içi olmasına rağmen bizi izlemeye geldiğiniz için teşekkür ederiz" dedi. "Sorma" ile devam ettiler. Albümde ne varsa birer birer gelmeye başladı. Adamlar çok iyiydi. Ali, Sedat ve Görkem bir yana Cumhur tam anlamıyla bizi esir aldı. O nasıl davul çalmaktır öyle kardeşim, hızına yetişebilmek için başımız döndü adeta.

"Ardıma hiç bakmadan", "Körpe" den sonra Görkem: "Konserlerimizde sıkça çalıyoruz, Rage Against The Machine'i çok seviyoruz" dedi ve arkadan süper performansla "Know your Enemy" geldi. İşte o vakit acaba zıplarsam tavana erebilir miyim dercesine zıplıyordum. 

Albümdeki sevdiğim şarkılardan "Siyah"ı ve "Yetmiyor"ı çaldılar. Sonra Görkem "şimdi Batı Berlin'den bir misafirimiz var" dedi ve sahneden ayrıldı. Bir baktık tüm tombikliği ve sevimliliği ile Fuat geldi sahneye. Yahu bir insan bu kadar sevimli mi olur ya, o yanakları tutup sıkmalı 🙂

Neyse efenim kendisi "eller havaya" filan gibi bişiler dedi, tabii ki sözlerini bilmediğimiz "Batı Berlin geri geldi" tadında bir şeyler söyledi. Sonra o beklenen an geldi ve Fuat ve Görkem beraber "Gözaltı" nı çaldılar. Abicim Görkem'in ses rengi ne muhteşemmiş. Adam konservatuarda keman okumuş, şimdi de Bilgi'de müzik (şan) bölümünde okuyor. Sesini de pek güzel kullanıyor, gırtlağı sağlam. Neyse "Gözaltı" nda hopladık zıpladık tabii ama sonra Fuat gitti:(

"Ankara'lı Metropolis grubunu biliyor musunuz?" dedi Görkem ve biz hep bir ağızdan "eveeeeet" diye bağırdık, "Biz çok seviyoruz onları ve şimdi onlardan bir şarkı çalıcaz" dedi.

Albümlerine çektikleri ilk klibin şarkısı "Y.O.K." geldi ve yine herkes şarkıya eşlik etti. Sonra yine "Deftones sever misiniz?" dedi Görkem ve bir cover çaldılar. Ben o arada sahneye doğru bağırıp "Kürar'ı çalacak mısınız?" dedim, Görkem'de yanıma kadar gelip tüm sevimliliğiyle "tabii ki" dedi:) "Kürar" albümdeki en sevdiğim şarkı zira. Gerçi ayırmıyorum ama o şarkının melodisini pek seviyorum…

İçimden bi yandan da "KoRn da çalsalar keşke" diyordum ki "Y'all want a single" geldi, sağlam bir cover'dı, helal olsun kendilerine.

Efenim konser böyle aktı gitti, 01.30'a doğru yaklaşırken konser nihayetlendi. Zıplandı, hoplandı, kafa sallandı, pogo yapmaya çalışıldı. Bazı öküzler konseri elleri bağlı izledi, onların üzerine pogo yapılmak istendi, bir kısım kızın üzerine pogo yapıldı, kızlar korktu, kaçıştı:)) Bis yapıldı ve "Kendimden geriye II" ile konser bitti:(

Sedat'a "Setlist'i istiyorum" dedim, hemen sahneden kopardı verdi setlisti, bu kaçıncı setlistim bilemiyorum:)

Tam gaza gelmiştik aslında, tahminimden de iyiler, sevimliler, canayakınlar ve işlerini iyi yapıyorlar. Bundan sonraki tüm konserlerine gitmeye karar verdim.

Fon. Cilekes – Kürar

bayan ariza sundu:)

Cake (17 Şubat 2005 – Akatlar Spor Merkezi)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Cake (17 Şubat 2005 – Akatlar Spor Merkezi) "nooo phooone, nooo phoooone I just wannaa beee alone"

Ziyadesiyle sağlam konserdi. Hatta son aylarda izlediğim en güzel konserdi. Özellikle Steven Adler şokundan sonra muhteşemdi. Kulaklarımın pası silindi. Zira ses düzeni şaşırtacak derecede iyiydi. Adamların sahne performansı müthişti ve stüdyo kaydıyla birebir çalmaları harikaydı.

Cake, adeta cool adamlar tayfası, çok sempatikler. Gitarist, konser sonunda sanki gülümser gibi oldu;)

Efenim her ne kadar "biz hiç profesyonel bir grup değiliz, setlist kullanmayız. Hangi şarkıyı çalmamızı istiyorsanız söyleyin" demiş te olsalar çalmalarını beklediğim şarkıların çoğunu çaldılar zaten, sağolsunlar varolsunlar.

Frank Sinatra'yla girdiler ve Distance ile finallediler. Sheep go to heaven goat go to hell, perhaps perhaps perhaps, i will survive, guitar, no phone, comfort eagle.

Bis'te "Never There" ve "Distance" çaldılar. No phone'u biz seyircilere söyletebilmek ve seyirci katılımını sağlayabilmek için bayaa bi uğraştılar: "haydi baylar", "haydi bayanlar" şeklinde koro bile olundu ama daha sıkı koro olunabilirdi kanımca.

Konser çok başarılıydı bence. CAKE çok iyi grup çünkü.

Sponsor, Tekel Birasıydı. Bu da oldukça şaşırtıcıydı. Mekânda sigara içilmemesi (içenler de oldu tabii) iyi fikirdi. Dumandan boğulmamış oldu insanlar. Yaş ortalaması bir çok konserde olduğu gibi çok düşük değildi, hoş 18 yaş sınırı da vardı ama yine de ortalama yüksekti.

Yurdumdan CAKE ikinci kez geçti. Umarım yine geçer de tekrar izleme şansı yakalarız bu muhteşem grubu.

Barışa Rock II (27 – 28 Ağustos 2005 – M.Akif Ersoy Piknik Alanı)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Barışa Rock II (27 – 28 Ağustos 2005 – M.Akif Ersoy Piknik Alanı)

Eveeet, bu sene üçüncü Barışa Rock'a da gittik. Sıralama yapacak olursam en iyisi bu seneydi. Evet ilk senenin amatör ruhu, samimiyeti vardı. Geçen sene rezaletti. Hatta geçen sene yaşananlardan sonra bu sene gitmeme kararı bile almıştık. Ancak geçen seneki Barışa Rock o kadar çok eleştiri aldı ki "bu sene iyi bir şey olacak" dedik ve yanılmadığımızı da gördük.

Ses düzeni iyiydi, ışık, sahne vs. bunlar güzeldi. En beğendiğim grup GEVENDE oldu. Bir arkadaşım daha önce tavsiye etmişti. PASTEL isimli kısa filmden de biliyordum zaten Gevende'yi. Ağzım bir karış açık izledim kendilerini. Eskişehir'li bir grup. Bu senenin de Roxy Müzik 1.leri yanılmıyorsam. Gitarlı, violalı, trompetli şahane bir grup.

2000'de Eskişehir'de kurulmuş ve 2002'de de "Gevende" ismini vermişler. Barışarock sonrası hemen küçük bir araştırma yaptım ve web sitelerini buldum. Burada 3 tane şarkıları, videoları ve konser kayıtları var. Grup hakkında da bilgiye ulaşlabilirsiniz: www.gevende.com

İlk gün, geçen sene de katılmış olan Bursa menşeili Yolgezer vardı. Deli iyiydi, gayet punk'lardı:) Anima çıkamadı. Ama yanlış görmediysem Anima'nın gitaristi, Turgut Berkes'le çalıyordu. İhtiyaç Molası güzeldi. Objektif çıktı. Çamur sahne aldı. Avustralya'dan "6Hr Sundae" diye bir grup geldi. Kendi besteleri ile bir kaç cover çaldılar. Biri de "Seven Nation Army" idi. Demirhan Baylan ve elbetteki adamım Cenk Taner ve Kesmeşeker. Barışa Rock'a gitme sebeplerimin ilki Kesmeşeker'di. İlk günü böyle kapattıktan sonra mekânda kalmadım.

Gelelim mekâna, geçen sene olduğu gibi bu sene de, Mehmet Akif Ersoy piknik alanıydı. Mekânda her şey makuldu. Bira ucuzdu, yiyecek içecekler de öyleydi. WC'ler yetersizdi ve ücretliydi. Oldukça fazla sayıda çadır vardı. Diğer standtlar da görülmeye değerdi.

2.gün mekâna vardığımızda Moğollar sahnedeydi. Programa göre geç saatte çıkması beklenen Moğollar, kalabalığı bulmuşken erken sahne aldılar. iyi ki de öyle oldu. Sahne performansları muhteşemdi.

Sonrasında bizim dönemin sert çocukları aynen devam ettiler ve arka arkaya, kimi zaman da bi arada Catafalque, Soul Sacricife, Abraxas, False in Truth sahne aldı.

Gökalp Baykal güzeldi. Yavaş şarkılarını tercih etmemesi benim açımdan iyi oldu:)

Yaşar Kurt ise çok keyifliydi. Barışarock akmaya devam etti ancak ben ve yorgun bedenim Yaşar Kurt sonrasında mekânı terkettik.

Umarım seneye dördüncü Barışa Rock olur ve biz yine orada oluruz.  

Afrirampo (3 Ekim 2005 – Roxy)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Afrirampo (3 Ekim 2005 – Roxy)

Japonya'dan 2 riott grrrl

Afrirampo'yu 3 Ekim 2005 günü Roxy'de izledim. Sahneye kırmızı iç gıcıklayan iç çamaşırları ile çıktılar. Bir davul ve bir gitar, ama ortaya çıkan şey "şahane", tek kelimeyle şahane.

20'li yaşlarda iki kız taaa Japonya Osaka'lardan geldi, dünya turnesindeler bu iki capon abla. İsimleri Pika ve Oni. Normal bir konser değildi onlarınkisi. Sahnede çığlıklar, davulun tepesine çıkmalar, gitarla sevişmeler, yerlerde yuvarlanmalar, gürültü, çok gürültü ama rahatsiz edici değil. Bi ara gitar seyirciler arasında dolaştı. Konserin sonuna doğru pogo yapıldı. Herkes çoştu, herkes şaştı.

Hayatımda ilk kez Japon bir grubu izledim. Aynı zamanda bugüne dek 100'den fazla konser izlemişimdir. Böyle bir atmosfere ilk kez şahit oldum. Tüm seyirciler, yani biz Roxy'deki 300 küsür insan ağzımız bir karış açık izledik konseri. Benim için değişik bir tecrübe oldu. "Hatunlardan müzisyen nasıl olur?" a pek güzel örnekti. Bendeniz nacizane davul çalıyorum ama o abla gibi çalabilmek için çok uğraşmak gerekiyor:) Keyifli konserdi özetle.