DEPECHE MODE (30 Ekim 2001 – Abdi İpekçi Spor Salonu)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2011 zamanında yazılmıştır.

DEPECHE MODE (30 Ekim 2001 – Abdi İpekçi Spor Salonu)

Bugüne dek defalarca konserlere gittim. Radiohead, Placebo, Massive Attack, Metallica, Pearl Jam, Megadeth, G'N'Roses, Scorpions, Overkill, New Model Army, PJ Harvey, Pearl Jam, Myslovitz, Skin vsvsvs. Sayısını hatırlamıyorum. Yurt içinde de yurt dışında da konser izledim.

Ancak Depeche Mode’un performansının sözünü etmezsem haksızlık yapmış olabilirim. Kendilerinin müziğinden hiçbir zaman hoşlanmadım. Ama adil olmak lâzım yine de. Tuhaf olan da şu, inanılmaz bir DM fanı var. Kendilerine bir miktar da olsa haksızlık etmiş olabilirim. Bu arada, konser sırasında anladım ki şarkılarının % 80'ini biliyormuşum:) 

Albümlerini saymazsam olmaz, değil mi? Gerçi hangi birini sayacağım. Adamlar 80’lerde İngiltere’de “Depeche Mode” ismiyle fink atıyordu. E o halde:

Speak & Spell (1981) A Broken Frame (1982) Construction Time Again (1983) People Are People (1984) Some Great Reward (1984) Black Celebration (1986) Music for the Masses (1987) Violator (1990) Songs of Faith and Devotion (1993) Ultra (1997) Exciter (2001) Playing the Angel (2005) Sounds of the Universe (2009)

OVERKILL (24 Kasım 1998 – Eski Andromeda)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 7 - 2011 zamanında yazılmıştır.

OVERKILL (24 Kasım 1998 – Eski Andromeda)

Yurdum böyle konser gördü mü acaba? Sanırım oradaki tek turuncu t-shirtlü ve piercing'li bendim. Malum siyah t-shirtlü tipler dövecekti beni.

Konserlerin en güzel yönü camiadan eski elemanları görmektir:

– "Vay n'aber üstat? Yine mi sen?" – "İyiyim abi, n'olsun, konser olur da ben gelmez miyim? " – "İyi de senin ne işin var burda hatun yaa? Sen dinler miydin Overkill?" – "Eee hocam bizim de bi geçmişimiz oldu elbet. Ortaokulda az mı dinledim sanıyosun? Years of Decay, Under the Influence, Horroscope..ooo yani..severim Overkill." – "Hımm…demek öyle..hadi gel konser öncesi biraz muhabbet, hem bende şarap var" – "Aa olur yaa, severim şarap filan, bi de muhabbet…ahh mirim…neydi o eski günner, hatırlar mısın hani Gitanes Mudurnu'nun sokaandayken….."

Konser harikaydı. İçerisi felaket kalabalıktı. Kapalı mekân konserlerinden nefret ediyorum. Hiç tadı çıkmıyor. Hep Park Orman'da yapacaksın aslında. Yaz konserleri süper oluyo bir de. Kışın hiç çekilmiyor.

Neyse konsere dönelim; BLITZ muhteşem bir adam. Hay karizmasını yidiğimin herifi. Ortaokul günlerinin hatrına gittim ama hiç pişman değilim. Evil Never Dies!'ı bağıra bağıra söyledim. Çok iyilerdi! BABA adamlar!  

Radiohead (25 Haziran 2000 – Selanik)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 7 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Radiohead (25 Haziran 2000 – Selanik)

Radiohead'in peşinden Selanik'e…

Thom gözlerimin içine baktı. O’nun bakışlarını yakaladım. Nereden başlamalı, nasıl anlatmalıyım bilmiyorum. Sanki her şey rüya gibi geliyor. O herifi göreceğimi düşünemezdim hiç. Onca yolu, kilometreleri, yorgunluğu boş verdim! Her şeye değdi. Hatta şöyle söyleyebilirim; daha iyisi olamazdı ve benim hayatım gerçekten bir kez daha kaydı.

Konser mekânında

25 Haziran 2000'de "Kid A" nin tanıtım turnesi kapsamında Yunanistan Selanik konserine gittim. Konser mekânı bizim Açık Hava’ya benziyordu. Dağların arasını oyup konser mekânı yapmış adamlar, 6000 kişilik mekândı.

Konser 21.00’de başlayacaktı. 19.00’da içeri girdim. Hemen sahneye yapıştım. En önden izleyecektim, plânım buydu, hiçbir kuvvet beni ordan uzaklaştıramazdı.

Enterasan bir şey daha vardı, o da şehirde hiçbir yerde konser olacağına dair işaret olmamasıydı. Türkiye'de bar programlarında bile duvarlara afiş yapıştırırlar öyle değil mi? Konser biletim de olmasa sanki rüya olduğuna inanacaktım.

Bu arada, hatıra olarak Radiohead t-shirtü aldım (W.A.S.T.E.).

Sahnenin önünde beklemeye başladım. Yunanlı elemanlarla tanıştım. İstanbul’dan geldiğimi söyleyince çok mutlu oldular. Radiohead hakkında ve diğer gruplar hakkında konuştuk. Bir tanesi bana en çok Jeff Buckley’i sevdiğini ve Radiohead’i üçüncü kez izleyeceğini söyledi. Bana en sevdiğim Radiohead şarkısını sordu. Ben de "Let down" dedim. Bunu söyleyince herifin gözleri parladı ve kendisinin de en favori şarkısının o olduğunu söyledi bana. İkimiz de "Let Down" diye bağırmaya başladık. Boşa bağırdığımızı konser bittiğinde anlayacaktık:)

Radiohead'i canlı-kanlı görebilmek için oradaydım. Yunanlı bir herifle yabancı bir ülkede "Letdown" diye bağırıyordum. Bu gerçekten de muhteşemdi.

Ve nihayet konser!

Ön grup “Clinic” adını taşıyordu. Vokalist acayip heyecanlı bir tipti. Şarkı söylerken kasıyordu kendini. Yarım saat filan çaldılar. Hepimizi heyecan sardı. Sahnede düzenlemeler yapıldı. Hava karardı. İyice yapıştık sahneye.

Sonra birden bir alkış koptu ve önce Johnny kırmızı t-shirtü ve gözünün üstüne düşen saçları ile koştu tam geldi karşımda durdu. Herkes bağırıyordu, çığlıklar yükseliyordu. Sonra Phil, Ed ve Colin geldiler. Sonra da ufacık tefecik, zayıf ve çelimsiz bir adam -Thom Yorke- göründü. Şu anda yazarken bile tüylerim diken diken oluyor. Adamı görünce adeta öleceğimi sandım. Tam karşımdaydı ve öylece duruyordu. Aramızda 1-1,5 metre filan vardı. Bize baktı, biz O’na baktık.

Yine albümlerinden olduğunu sandığım bir şarkı ile başladılar. Sonra "Bones"u çaldılar. Işıklar renk değiştiriyor, biz ise her defasında ölüp, tekrar diriliyorduk. Bu kadar güzel bir ses, bu kadar muhteşem bir adam karşımızda en sade haliyle duruyor ve bize gülümsüyordu.

“Neler çaldılar?” derseniz;

Çaldıkları parçalar, sırası ile: Optimistic Bones Karma Police Morning Bell How To Disappear.. Street Spirit Talk Show Host National anthem My Iron Lung In Limbo No Surprises Dollars And Cents Fake Plastic Trees Nice Dream Airbag Just Everything In Its Right Place

(bis) Lucky You And Whose Army You Paranoid Android

(2.bis) Exit Music

Ağladık, yalvardık, bağırdık ama dönmediler. Kalbimizi de alıp götürdüler.

"Lucky"de beyaz ve sarı ışıklar vardı sahnede. Thom, nakarat kısmına gelip “pull me ouuttttt” diye bağırınca tüm spotlar kırmızıya döndü.

Kahretsin, İstoş'a geri dönüş başlıyor!

01.00 gibi yola çıktık. Saat 10.00’dan bindiğimiz yere geri döndük. Aslında dönmedik. Kalbimi Thom’a verdim ben!

Placebo (9 Aralık 2000 – Hilton)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 7 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Placebo (9 Aralık 2000 – Hilton)

"You're Such an Amazing Fucking Audience!!"

Brian Molko seyircilere olan memnuniyetini bu şekilde ifade etti.

İçeri giriş

Kapılar 20.30’da açılacağı için "geç gitmekte fayda var" diye düşündüm. Hem otelde -üstelik de Hilton’da- konser nasıl olurdu ki? Oldu oldu, pek bir leziz oldu.

20.00 gibi kapının önündeydik. Hemen yaş ortalamasının düşük oluşu dikkatimi çekti ve “18 yaş sınırı vardır” uyarısı tam tersine işliyordu sanki. Hatta “18 yaşından büyükler giremez” gibiydi:)

Mor ve Ötesi sahnede

Ön grup Mor ve Ötesi idi ve çok iyi bir seçimdi.

Kendimize uygun bir görüş açısı bulmaya çabalıyoruz…

Bu arada, konsere birlikte gittiğim çok sevgili arkadaşım Pınar'la birazcık pigme olduğumuz için sürekli yer değiştirme modundaydık. Neyse Mor’lar indi sahneden. Sonra da organizasyon ekibinden olduğunu sandığımız herif bizi uyuz etti. Sürekli olarak “arkadaşlar şu bariyerleri geçmeyin, 1 metre geriye gidin, yoksa grubu çıkartamıycam” gibisinden laflar etti. Herkes uyuz oldu fakat herif birkaç kez daha bu tür laflar etmeye devam etti.

Placebo sahnede

Işıklar söndü, çığlıklar koptu. Önce davulcu, ardından selvi boyuyla Stefan soora da minyon’um frontman’im Brian Molko geldi sahneye. Biz tam Stefan’ın önündeydik. Sahnenin solunda yani. Brian’ı görebilmek için zıplamak gerekiyordu. Valla ne diyim?! Herifler süperdi. Zaten bu konser Black Market Music’in tanıtımı olduğu için son albümden nerdeyse tüm parçaları çaldılar. Tabii eski fixler de çalındı. Hemen ilk aklıma gelenleri sıralayayım:

Days Before You Came Special K Black Eyed Slave to Wage Peeping Tom Narcoleptic Haemoglobin Passive Aggressive Commercial for Levi 36 Degrees Pure Morning Every You Every Me Allergic Scared of Girls Bionic My Sweet Prince Without You I’m Nothing

Blue American'ı çalmalarını bekledim. Tüm gün bu şarkıyı mırıldanmıştım. Aslında You Don't Care About Us da olsa fena olmazdı 🙂 Brian'a doğum günü seremonisi

Son bis’i de Taste in Man ile bitirdiler. Işıklar süperdi, ses harikaydı. Molko, slow’larda sigara yaktı. İşin en güzel tarafı da konser gecesi yani 9 Aralık Molko’nun doğum günüydü. Yay’ım Molko’m. Biz tam “happy birthday to you” derken “tamam mı, bitirdiniz mi? Şimdi size piyano çalcam, çok iyi çalamam ama idare edin” dedi. Süperdi. Lan idare etmek ne demek be:) hehe…

Faydalı mesajlar

Herif ayrıca mesajlar da verdi. Britney Spears, Christina bilmemne, Back Street Boys, Boyzone gibi arkadaşları saygıyla (!!!!!!) andı. Tek gerçek olanın aşk olduğunu söyledi. Annesine, İsa’ya, Tanrı’ya, ön grup MoRRRRRRRRveOtESİİİİİ'ne ve bize teşekkürlerini sundu. Mor ve Ötesi'ni telaffuz ederken sanki italyanca konuşuyormuş gibiydi. R'lere bastı yani:)

Bizim acayip eğlendirici seyirciler olduğumuzu da söyledi.

Ben artık erdim

Enteresan bişey oldu. Pınar'a dönüp “ya every me every you’u ne zaman çalarlar acaba?” diyordum ki şarkı başladı. İkimiz de şaşırdık. Soora konserin sonunda doğru yine Pınar'a ve Gökhan’a “yaa hocam pure morning’i çalmadılar, olmaz ki ama” diyordum ki şarkıya girdiler. Sanırım erdim ben :))

Sonuç

Yurdumdan bir Placebo geçti. Hem de öyle bi geçti ki dağıttı gitti. Haa bu arada bu next generation işi bilmiyo abi. Adamlar sahneden ayrıldı. Alkış tutup geri çağırmamız ve heriflerin de bis yapması gerekiyordu. Hemen dağıldı çıtırlar.

Saat 22.00 gibi sahne alıp 24.00’te ayrıldılar. Tadı damağımızda kaldı. Kendilerine şunu söylemek istiyorum:

“Bunu saymayız bi daha bekleriz:))”

Bence Placebo Türkiye'ye yine gelecek çünkü çok memnun ayrıldılar.

Not: Günlerden 10 Aralık 2000 Pazar ve hâlâ sersem gibiyim. Fonda da Black Market Music var. Mmm pek bi leziz…

Mor ve Ötesi (26 Şubat 2000 – Ada Müzik)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 7 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Mor ve Ötesi (26 Şubat 2000 – Ada Müzik)

Mor ve Ötesi'ni "Bu işte bi terslik var" konulu nükleer karşıtı konserde izledim. Ada Müzik'te gerçekleştirilen konsere katılım büyüktü. Konser sırasında sahnenin sol tarafındaki duvarda nükleer facianın sonuçları ile ilgili dialar gösterildi.

Konser ise muhteşemdi. Türkiye'de müzikal anlamda kendime en yakın bulduğum şahsiyetler onlar.

Konserde "Şehir" den ve "Bırak Zaman Aksın" dan çaldılar. Bir de sanıyorum 3 tane yeni parça çaldılar. Şarkıları hep bir ağızdan söylememiz ise harikaydı.

Konser sırasında Harun bize bakarak şunu söyledi: "'Bu işte bi terslik var' diye düşünüyoruz ve biz giysilerimizi ters giyerek geldik, hadi siz de bunu yapın!". Elbette ki bu bir tepkiydi ve hepimiz bunu yaptık.

Konser çıkışında duvarda korkunç fotoğraflar gördüm. Organları dşarda doğan, eksik organlı, tek gözlü, beyni patlamış kareler…Radyasyon sızıntısı yüzünden hilkat garibesi olarak doğmuş bir sürü bebek.

Nükleere ihtiyacımız yok. Sakat, eksik, daha doğmadan kanserli bebekler istemiyoruz. Maske ile dolaşmak istemiyoruz. Mor ve Ötesi'ni sonuna kadar destekliyorum. Böyle duyarlı insanları görmek beni acayip mutlu kılıyor.