Clinic (6 Nisan 2004 – Manhatthan)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Clinic (6 Nisan 2004 – Manhatthan)

25 Haziran 2000 senesinde Radiohead'in "Kid A" turnesi kapsamında Selanik'te izleme şansına eriştiğim Clinic ile 6 Nisan 2004'te Taksim Manhattan'da tekrar buluştum.

Son dönemlerde ismini sıkça duyduğumuz Liverpool'lu indie grubu Clinic'in konseri  21.30 gibi başlaması gerektiği halde 22.45 gibi start aldı. Zaten kapıdaki görevliden konserin 22.30 gibi başlayacağını öğrendiğimiz için konser öncesi bir hayli demlenme şansımız oldu.

Adamlar sahneye çıkınca şok oldum:) Zira herifler "Clinic" e nazire olsun gibisinden doktor kıyafetleri ile sahne aldılar. Klavye olayina bittim. Ahsap bir zemin icine monte etmisler aleti. Ade Blackburn kişisi klavye çalıyor, gitar çalıyor, vokal yapıyor, bir de üflemeli bir şey çaldı ama onun tam olarak ne olduğunu anlayamadım. Sanki ağızla çalınan bir org gibiydi. Velhasıl, çaldılar ve gittiler. Çok az kaldılar sahnede, ara verdiler, verdikleri ara da çok uzundu. Tabii ki Distortions'u, Porno'yu, Walking With Thee'yi çaldılar, Internal Wrangler'ı çaldıklarında tüm seyirciler çoştu.

Kod Müzik'e teşekkürler. İyi ki böyle organizasyonlar yapıyorlar da biz de böyle grupları izleme şansına erişiyoruz.  

Barışa ROCK (21-22 Ağustos 2004 – M.Akif Ersoy Piknik Alanı)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

BarışaROCK (21-22 Ağustos 2004 – M.Akif Ersoy Piknik Alanı)

BARIŞAROCK ile ilgili uzun uzun yazmak isterdim ama pek değmez artık. Çünkü Rock'n'Coke'dan pek farkları kalmadı bence. İçeri yiyecek filan da sokmadılar, gerçi biz illegal yollardan soktuk o ayrı. Bir gece öncesine kadar böyle bir yasaklamadan söz edilmezken gittiğimiz gibi kapıda güvenlik duvarıyla(!) karşılaştık. Yemeklerimizi alıp yerlere attılar. Sanki içeri yemek sokulsa içerde satış olmayacaktı ki oldu da. Herkes nevaleyle gitmiyor ki mekâna, kaldı ki alkolümüzü içeren temin ettik (Tuborg + şarap evet şaraplar güzeldi). Neticede orası bi piknik alanı ve bunu yapmaları demek söyledikleri her şeyi çöpe atmaları demek. Tüm inandıklarımız kül oldu gitti. Seneye ne yapacağımız belli değil. Geçen seneki BARIŞAROCK ortamını anımsayınca gerçekten çok üzdü bizi bu seneki muamele.

Mekân geçen seneye göre çok büyüktü, devasa bir piknik alanıydı. Çadır sayısı çok fazlaydı, herkes çadır kurmuştu. 

Ses düzeni oldukça kötüydü. Sürekli sorun çıktı durdu. 90'lı yıllarda amatör ruhumuzla düzenlediğimiz İTÜ'deki Rock Festivalleri'ni aradık. O zaman her şey bir başkaydı.

İlk günün en güzeli Siya Siyabend'ti. Vokal Murat bizi çok şasırttı. Hem görünüş olarak, hem de -belki biraz- fikir olarak. Adam bir senede erimiş ve kuşa dönmüştü resmen. Geçen yıl konser sonrasında mekânı terketmeyen adamlar, bu kez "bize ayrılan süre doldu" dediler.

Soul Sacriface ve Abraxas'ın elemanları bizim eski Taksim tayfasıymış, Heavy metalle işim olmadığı için bilmiyordum, herifleri sahnede görünce şok oldum. Tüm elemanlar arkadaş çıktı. En çok onlarda eğlendim. Boynum tutulmuş olmasına rağmen kafa salladım ve böğürdüm;-)

Yolgezer, Vedat Sakman, Anima, Teneke Trampet, Gür Akad ilk günden aklımda kalanlar. Teneke Trampet güzeldi, 2 tane akustik gitarlı bir gruptu, liriklerde iyiydi.

"Kep" adında 3 kişilik genç kardeşlerimizden kurulu bi grup vardı. Onlar da keyifliydi.

Kıbrıs'lı bi grup geldi, adamda süper blues gırtlağı vardı. Rainbow'la başladılar, arkadan bi Guns'n'Roses çaldılar ki gönlümü fethettiler yani. Sonra Deep Purple filan lezizdi. Geçmişe götürdüler bizi, çok da iyi ettiler.

İkinci günün en güzeli kesinlikle Zardanadam, Tibet Ağırtan ve Kara Kedi'ydi. Kara Kedi leziz bir grupmuş, hatun süperdi. Zardanadam'ı zaten sever sayarız. Bizi de pek güzel coşturdular sağolsunlar. Tİbet'ciğimiz canımız "manyak olamazsın" dedikçe iyice zıvanadan çıktık. Bayaa bi pogo yaptık.

Velhasıl gittik gördük efem. Çok daha iyisi olabilirdi, geçen seneyle kıyaslayınca, kıyaslamamak daha iyi galiba. Son derece moral bozucu çünkü.  

Stephen Malkmus & The Jicks (1 Kasım 2003 – Manhatthan)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Stephen Malkmus & The Jicks (1 Kasım 2003 – Manhatthan)

"Yaşasın Pig Lib!"

Bir vakitler "Pearl Jam Türkiye'ye geliyormuş" söylentisi kulaktan kulağa yayılmıştı ve biz grunge çocukları için inanılması güç bir haberdi. Oysa şimdi gelmiş geçmiş bence en iyi indie grup olan Pavement'tan Stephen Malkmus ve grubu Jicks kalkmış İstanbul'da konsere geliyorlar ve artık bu bizleri hiç şaşırtmıyor. Artık ortamlar hareketlenmeye başladı. Sanırım oldukça da şanslıyız.

1 Kasım Cuma gecesi Manhatthan'da saat 23.00'te sahnenin önünde hazırdım. Söylenilen saatte çıktılar hemen hemen. Çok işlevli ve eğlenceli bir grupmuş, onu da gördüm. Hele ki son şarkıdan bir önceki şarkıda davulcunun gitara geçip, kendi aralarında fısıldaştıktan sonra – Lou Reed'in kulakları çınlasın:p – "Satellite of Love" i da çalmaları takdire şayan bir durumdu. İnsan sempatik olmaya görsün:)

Polish Mule, deado, animal midnight, discretion groove ne leziz şarkılardır öyle ya:)) Ha bir de yeni bir şarkılarını da çaldılar. Bass'çı hatun da gayet cool'du ama cool olduğu kadar diğerleri gibi mütevazi ve samimiydi. Boşuna Radiohead'in alt grubu olmadılar Amerika'da:)

Yıllardan beri ilgiyle takip ettiğim Kod Müzik'ten yine böyle özel gösterimler bekliyorum şahsen.  

Tuborg Modern Rock Festivali (31 Ağustos 2003 – Maslak Venue)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Tuborg Modern Rock Festivali (31 Ağustos 2003 – Maslak Venue)

Tek günlük festivalde, dünyaca ünlü Skunk Anansie grubunun solisti SKIN, Tom McRae, Shed 7, Gripin gibi sanatçı ve topluluklar müzikseverlerle birlikte oldu.

Skin'i oldukça şaşırttık sanırım. Seyirci sağlamdı her şeyden önce.

Skin'den önce çıkan Shed7 akustik çaldı, iki gitarla çıktılar geçen gelişlerinden farklı olarak.

Shed7'dan sonra çıkan Tom Mcrae'yi Skin'den daha çok sevdim. Leziz adamdı. Akustik gitarı ve grup elemanları ile çok sevdim bu herifi. Skin'in de sahne performansı iyiydi. Kendi albümünün yanısıra Skunk Anansie döneminden de çaldı elbet. Güzel konserdi.

 

Placebo (13 Eylül 2003 – Park Orman)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Placebo (13 Eylül 2003 – Park Orman)

Brian Molko'yu elledim!

Eveeet, bir Placebo konseri daha izledim. "Creamfield Festivali" kapsamında 13 Eylül 2003 Cumartesi gecesi saat 23.30 sularında sahne aldılar.

Bitter End'ler mi istersiniz, Without You I'm Nothing'ler mi, Special K'ler mi, English Summer Rain, Every You and Every Me, Protect me From What i Want. Plasticine'i çalacaklarını hiç ummazdım. Pek de prim vermediğim bir şarkıydı albümde.

Bis yapıp geldiklerinde "Centrefolds" u çaldılar ki bu da şaşırttı beni. Geçen konserde olduğu gibi bitmeye yakın gene bir "Taste in man" yaptılar. Esas finali ise Pixies Cover'i "Where is my mind?" la yapmaları da yine bir "Oha" durumuydu. Şahsen güzel bir final oldu. Ama madem cover yapacaksınız, eh bir de "Bigmouth Strikes Again" i de ekleseydiniz fena olmazdı. "I'll be yours" ise beni en bir mutlu eden şarkı oldu. Zira çok seviyordum bu şarkıyı. Ayrıca konsere giriş şarkısı da son albümün giriş şarkısı ile aynıydı.

Bi ara Brian Molko sahneden aşağı indi ve önümüzden geçti. Tabii geçerken şöyle bi uzanıp kollarına sürdüm ellerimi, hehe:)

Velhasıl ilk konser daha bir iyiydi sanki. Belki o konserin festival adı altında olmamasındandır.

Creamfield hakkında söyleyebileceğim bir şey yok. Zaten biz Climb'a göre ayarladık kendimizi. 20.30 civarı girdik içeri. Climb gene iyiydi. Her iki albümüne de sahip biri olarak izlemek pek keyifli oldu. Arkadan Aylin Aslım ve şeffaf eteğine bir baktık. Çok sevemedim. Sonrasında da Placebo çıktığında yine en ön saflarda yerimizi aldık. Placebo biter bitmez de ayrıldık, DJ'leri dinlemedik haliyle:)  

Barışa Rock (6-7 Eylül 2003 – Sarıyer Sevgi Parkı)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Barışa Rock (6-7 Eylül 2003 – Sarıyer Sevgi Parkı)   6 Eylül Cumartesi

Mekân bence gayet lezizdi. Böyle oturuyosun çimlerin üzerine, fiyatlar uygun. Bira 1 bucuk. Tuborg gerçi ama kutu. Yiyecek-içecek fiyatları da uygundu. Şarap 3,5 milyon.

Grizu'yu kaçırdım sanıyordum ama ben gittiğimde ilk grup calıyormuş. Neyse efem Grizu iyiydi, yeni şarkıları da fena değil.

Her zamanki gibi en öndeydim. Bi sürü grup izledim. Ortalarına doğru bende film koptu ve yaklaşık 2-3 saat kadar sarhoş geçirdim geceyi. Heavy metal sevmememe rağmen Objektif'te ne grupmuş bea! Adamlarda yaş gelmiş bilmem kaça hâlâ o ruh var heriflerde. Bi ara rahmetli Engin Yörükoğlu'nun sakallarına dokundum. O'da güldü:-)

O kadar cok tanıdık gördüm ki çok şaşırdım. Mekânlardan kaç senelik arkadaşlarımı gördüm. Pogo yaptım, az daha eziliyordum. Ama yine olsa yine yaparım. Düşünsenize pogo yaparken ölecem, ne kıyak bi ölüm olur:)

Mor ve Ötesi'nde tabii ki en öndeydim.

Bu arada mekân aynı bizim dönemin woodstuck'i İTÜ rock fesvtivalleri modundaydı.

7 Eylül Pazar

Barışa Rock’ ın ikinci günü de pek bi güzel geçti.

Aynen Cumartesi de olduğu gibi eski tayfa toplandı. Yıllardır göremediğim arkadaşlarımı gördüm. “90’ ların başındaki İ.T.Ü. Rock Festivallerinde ne güzel eğlenirdik kritiği” yapıldı, ateş yakılıp, ateşin etrafında The Doors şarkıları söylendi, Siya Siyabend’in tavırlarına şaşırıldı. Zira herif bi ara “abicim biz rock müzisyeni değiliz, y.rrak müzisyeniyiz” dedi. Sonra defalarca bu kelimeyi tekrarladı durdu. Gruplara ayrılan süre yarım saat-45 dak. bir şeydi. Fakat bu elemanlar “biz kovulmadan gitmeyiz” dediler. Biz de “s.ktirin gidin o halde” dedik kendi aramızda. Bu kadar cesur adamlar da görmedim ömrü hayatımda, en azından yurdumda.

Karadeniz müziğinden hiç haz etmediğim halde yıllardır samimiyetinden şüphe duymadığım, bizim okulda verdiği Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) konserinden sonra yakasına yapıştığım, İTÜ rock festivallerinde başka bi isimle sahne aldığı zaman gidip boynuna atladığım, söylemlerini çok beğendiğim Kazım Koyuncu çıktı. Sahnede kemençe, tulum her bi bok vardı ve insanları gaza getiren de bu oldu. Müzik çok iyiydi. Harmanlanmış müzik gerçekten bizi yansıtıyor. Kürtçe, ermenice, gürcüce ve lazca rock’tan sonra bi de ingiliz bi grup izledik ki evlere şenlikti. Liverpool’dan kalkmış gelmişler eyvallah ta gelmeselermiş iyiymiş bence, izlediğim en kötü gruptu.

Sonra Bulutsuzluk Özlemi çıktı, eski sarkılarını çaldı coğunlukla ve zıplamaktan gebertti bizi. Öncesinde de Işığın Yansıması sahne aldı. Ne ses varmış vokalistte yahu. Akustik gitardaki Murat Hoca pek seviliyordu. Bildiğim kadarıyla akademisyen aynı zamanda.

Bi grup sahneden inip, diğer grup sahne alana kadar olan süreçte sahnede edilen laflar sağlamdı. Bi an gerçekten dünyayı değistireceğimize inandım. Ütopyalar olmasa hayat çekilir miydi acep?

Yaş ortalaması da yüksekti. Teenage pek yoktu. Akıllı uslu adamlar vardı. Ortam gereği türlü insanlarla muhatap olduk, konuştuk filan. Konuştuklarımız hep akıllı adamlardı. Boş ve kof yoktu yani.

Velhasil, Barışa Rock'a gidildi edildi. 2 gün güzel geçti yorgunluklara ve pişmanlıklara rağmen. Böyle oluşumlara ihtiyaç var bu kesin. Kesin olan bir şey de 45 yaşında da pogo yapacak olduğum.

Muse (7 Nisan 2002 – Maslak Venue)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

MUSE (7 Nisan 2002 – Maslak Venue)

Alt Grup: Suitcase

Biletler çıkar çıkmaz aldım. Bir tane kardeşime, bir tane kendime. Yıllardır sayısız konser izlediğimden hiç heyecanlanmadım bu kez. Ama bu adamlar Ada'dan geliyorlardı. Hani benim en sevdiğim müzisyenlerin yaşadığı yerden…

Açıkçası Muse'un ilk albümünü ne kadar çok beğendiysem, ikinci albümünü de o kadar tutmamıştım. Ama yurdumda fazla konser olmadığından ve ada mefhumundan dolayı konsere gitmeliydim. Konserlere açız zaten. Kaçırmamak gerekiyordu.

Söz konusu gün saat 18.00 gibi mekândaydım. Arkadaşlarımız önlere yakın bir yerde mevzilenmişti. Haliyle biz de hemen çöreklendik. Türlü bürokratik hadiselerden sonra boynumuzda yanıp-sönen o garip ışıklı kalemlerle ön sıralarda yerimizi aldık.

Birçok kez Bronx'ta ve Zoo'da izlediğimiz eşsiz cover'ları ile tanıyıp-sevdiğimiz Suitcase çıktı sahneye. Heyecanlı oldukları göze çarpıyordu. Çünkü ilk kez bu kadar çok insana çalıyorlardı ve Muse gibi bir grubun dinleyicileri vardı karşılarında. Türkçe bestelerini beğendim ben. Özellikle içlerinden birkaç tanesini çok çok beğendim.

Muse saat 10'a çeyrek kala gibi sahne aldı. Başarılı bir konserdi. Ne Uno'yu dinleyebildik, ne Unintended'i, ne Fillip'i, ne de Escape'i. İkinci albüm tanıtım kapsamında geldikleri için setlist ona göre hazırlanmıştı. Sahnede çok az kaldılar. 21.45 gibi başlayan konser 23.00'te bitmişti bile. Tadın damakta kalma hikâyesi bu olsa gerek. Adamlar hakkını verdi ama kalkmışlar kaç bin km. yol tepmişler, e çalın be kardeşim biraz daha fazla, bu bize yapılmaz ki:) PJ Harvey konserinde de aynı şeyi yaşamıştık. Tam ısınmaya başlamıştık ki hooop bitmişti konser. "İngilizlerin genel tavrı mı?" dicem ama yok diğer konserlerde böyle olmamıştı ki hiç.

New Born, Muscle Museum, Bliss, Feeling Good, Space Demantia, Micro Cuts, Plug in Baby ilk aklıma gelenler…

Yurdumdan bi Muse geçti. Umarım Radiohead'i de burada görmek mümkün olur. Yoksa ben yine onların peşinden vuracam kendimi yollara…  

Mor ve Ötesi (20 Mart 2002 – Babylon)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Mor ve Ötesi (20 Mart 2002 – Babylon)

Mor'ları bir kez daha izledim ve bir kez daha iddialarımda ne kadar haklı olduğumu gördüm. Şahsi fikrim, Mor ve Ötesi Türkiye'nin en iyi modern rock gruplarından biri olduğu ve olacağı yönünde.

20 Mart 2002'de Babylon konserindeydim. Sahneye yapışmış bir şekilde izledim konseri. Her defasında da "vay be, böyle adamlarla aynı havayı solumak bile muhteşem" dedim içimden. Onlarla gurur duyuyorum.

Performansları elbette iyiydi. Çok fazla şarkı çaldılar ki bu iyi bir şey. "Son Giden" le başladılar. "Pis" le bitirdiler.

Bis için geri döndüklerinde de "Uyan"ı çaldılar. Sıkı bir final oldu. Konserde yine en sevdiğim MVÖ şarkıları 23, Orda Durma, Beyaz, Pis gibi şarkıları da dinlemek çok iyiydi. Bundan sonra hiçbir konserini ıskalamayacağım. Kendi kuşağımdan adamların böyle şeyler yaratması beni çok mutlu kılıyor. iyi ki varlar, iyi ki!  

 

PJ Harvey (11 Temmuz 2001 – Harbiye Açıkhava)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2011 zamanında yazılmıştır.

PJ Harvey (11 Temmuz 2001 – Harbiye Açıkhava)

PJ Harvey harbiden kapris mi yaptı?

En çok görmek istediğim müzisyen hatun PJ Harvey'i, 11 Temmuz 2001 Çarşamba günü Jazz Festivali kapsamında Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda izledim. 21:30'da başlaması gereken konser 10 dakikalık bir rötar ile 21:40'da başladı. Hatun ışıltılı bir kıyafet giymiş, sıska, çiroz, 40 kilo kadardı…

Sahne şovu tam düşündüğüm gibiydi yani muhteşemdi. Kadın denilen şeydi O.

Son albümü "Stories from the city, Stories from the sea" den çalmakla beraber, eski albümlerinden şarkılar da söyledi. Hele ki gitarı eline alıp, o güzel sesi ile bizleri mest ettiği anlar…Yineliyorum…Benim kadın anlayışım budur. Müzisyen hatunları çok takdir ediyorum.

"Down by the water" da fiksti elbette ama kıçımı yırtmama, ses tellerim haşat oluncaya dek "heeeyyy pjjjj, rid of meeeeee" diye bağırmama rağmen çalmadı. Konser ne yazık ki çok kısa sürdü. Afedersiniz ama seyircilerin de biraz suçu var bence. Sadece bir kez bis yaptı, biste 3 şarkı çaldı. Ve saat 23:00'te konser bitti. Ben 23:30 ya da 23:45 hayalleri kurarken hatun çekti gitti. Ellerim su topladı alkışlamaktan. Sanatçı, alkışı duyarsa gelir. Olay budur! Hatun geri gelmedi. Sadece bir kez bis yapıp gitti. Gerçekten de tadı damağımda kaldı.  

Megadeth (3 Temmuz 2001 – Maslak Venue)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Megadeth (3 Temmuz 2001 – Maslak Venue)

Ne konserdi! En çok da lise günlerimin hatırına gittim Megadeth'e, "Rust in Peace" için en çok, şaştım kaldım olan bitene.

Gruptan ayrılan 2 üyelerine rağmen cok iyilerdi. 2 saat 15 dakika boyunca aralıksız çaldılar. Tam 21.30'da başladı konser, hiç problemsiz. İnsan bir dinlenir, ara verir di mi? Saat 23:00 olduğunda "tamam artık, bu kadar performans olmaz ki be kardeşim" dedim ama herifler durmadılar ve bisler için verdikleri aralar bile birkaç dakikayı geçmedi, çok iyilerdi.

Yeni baterist biraz daha çalışmalı. Yeni gitarist Menza'nın tarzını kapmış bile. "Angry Chair"i de çaldılar.

Yurdumdan Megadeth gecti. Pek güzel oldu, iyi ki de oldu. Umarım yine gelirler.