Evin girişine saptığımda babamı gördüm odunluğun yanında. Öfkeli görünmüyordu, ben kamyoneti yanaştırırken ifadesiz bir yüzle beni seyrediyordu. "Selam," dedim. Bir müddet daha baktı, sonra odunluğun kapısını açtı. Karıştırıcıyı geri geri odunluğa soktum, gözünü ayırmadan bakmaya devam etti. Motoru kapatıp yere sıçradığımda hâlâ bakıyordu. "Her şeyi açıklayacağım," dedim. Zinciri çözerken de…
Lydia Vance'i ilk kez nerede gördüğümden emin değilim. 6 yıl kadar önceydi, postanedeki memuriyetimden istifa etmiş, yazar olmaya çalışıyordum. Korkudan ödüm bokuma karışıyor, her zamankinden daha fazla içiyordum. İlk romanımı yazmaya çalışıyordum. Yazarken her gece bir şişe viski ve altılık bira paketleri tüketiyordum. Ucuz puro tüttürüyor, yazıyor, içiyor, ortalık aydınlanıncaya…
Sert Erkekler Şiir Yazar Interview, Eylül 1987. Editörün notu: Time dergisi Charles Bukowski'yi "Amerikan ayak takımının mümtaz şairi," olarak nitelendirdi. Ancak şair gerçek hayran kitlesini Avrupa'da bulmuş. Bukowski bugün dünyanın en çok okunan şairlerinden biri. Kitapları sadece Almanya'da iki milyonun üzerinde satmış. Bugün 66 yaşında olan Bukowski'nin 32 şiir kitabı,…
otur Stirkoff. sağolun, efendim. ayaklarını uzatabilirsin. çok lütufkarsınız, efendim. Stirkoff, anladığım kadarı ile adalet ve eşitlik gibi konuları irdeleyen yazılar yazıyorsun; coşku ve kurtuluş hakkı üzerine de. doğru mu bu, Stirkoff? evet, efendim. dünyada geniş anlamda adalet sağlanabilir mi sence? hiç sanmam, efendim. öyleyse bu boktan yazıları neden yazıyorsun? kendini…
Henry Miller… Buruş buruş bir trençkotun üzerinde beliren o pembe beyaz çehre, o kalın sarkık alt dudak, su serpintileri arasından ufku taramaya alışmış denizcilerinki gibi keskin o deniz yeşili gözler, bakalit çerçeveli kocaman gözlüğü siper alıp beni merakla sorgulayan, bir köpeğinki kadar saf ve dikkatli, sükûnet dolu o dingin bakış…
Okurken altını çizdiklerim: * Dünyada az sayıda insanın çok parası vardı, ama ne kadar az paraları varsa o kadar iyi yaşıyorlardı sanki. * Kendini kötü hissettiğinde en mutlu anlarını yaşardı.”Allah kahretsin”, dedi, "her şey ölene dek sıçar.” * İnsan evrenin kanalizasyonudur. * Ölüm vardı sırada, ölüm hep vardı zaten. *…
Yoldaki toza sorun! Mojave çölünün başladığı yerde tek başlarına duran bodur ağaçlara sorun. Camilla Lopez'i sorun onlara, ki adını fısıldasınlar. Evet, çünkü sevgilimi son gören Mojave'nin sınırında yaşayan bir veremliydi ve dediğine göre ona hediye ettiğim köpekle birlikte Batı'ya doğru gitmişti, Panço'ydu köpeğin adı, o günden sonra Panço'yu da gören…
Kitap, Charles Bukowski'nin "Kasabanın En Güzel Kızı" ve "Büyük Zen Düğünü"ndeki hikâyeleri ile yeni birkaç hikâyesinden oluşuyor. İşte zihnime takılanlar: Kasabanın En Güzel Kızı: Çirkin erkeklere müşfik davranır, yakışıklı erkeklerden iğrenirdi. "hayat yok onlarda" derdi. "mükemmel kulaklarından ve burunlarından başka bir bok düşünmezler. Yüzeyseldirler. İçleri yoktur. * "Adın ne?" diye…
En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur sırf uzaklaşmak için, ve geride kalanlar birinin onlardan uzaklaşmayı neden isteyebileceğini bir türlü tam olarak anlayamazlar.
onu her nasılsa yazışma ya da şiir veya dergiler yoluyla tanıdım ve bana tecavüz ve şehvet konulu çok seksi şiirler yollamaya başladı, ve işin içine biraz da entellektüellik karışınca biraz kafam karıştı ve arabama atlayıp Kuzey'e sürdüm; uykusuz, akşamdan kalma, yeni boşanmış, işsiz, yaşlanmış, yorgun, beş on yıldır çoğunlukla uyumak…