Charles Bukowski “En Kısa Andır Mucize”

Bayan Arıza tarafından Temmuz - 10 - 2011 zamanında yazılmıştır.

yalnız kalmaktan daha kötü şeyler de vardır hayatta ama genellikle bir ömür alır bunun farkına varmak o zaman da çok geçtir ve çok geçten daha kötü bir şey yoktur hayatta.

(En Kısa Andır Mucize , 256 sayfa)

Kaynak: Parantez Yayınları

John Fante “Roma’nın Batısı”

Bayan Arıza tarafından Haziran - 19 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Dangalak'ı aramıza alıp köpek havlamaları eşliğinde evin yolunu tuttuk. Ben biliyordum o köpeği neden istediğimi. Utanç verici derecede açıktı, ama oğlana söyleyemezdim. Mahcup olurdum. Kendime itiraf edebilirdim ama, bununla ilgili bir sorunum yoktu. Yenilgiye ve başarısızlığa uğramaktan usanmıştım. Zafer açlığı çekiyordum. Elli beş yaşındaydım ve tek bir zafer yoktu görünürde, bir çarpışma bile. Düşmanlarım bile çarpışma isteği duymuyorlardı artık. Dangalak zafer demekti. (…) Köpekti, insan değil, bir hayvan, ama zamanla dostum olacak, beni gururlandırıp dertlerimi unutturacaktı. Tanrı'ya benim hiçbir zaman olamayacağım kadar yakındı ve okuma yazması yoktu, daha iyisi can sağlığıydı. O da uyumsuzun tekiydi benim gibi. Ben dövüşüp kaybedecek, o ise dövüşüp kazanacaktı.

John Fante'nin yeni romanı.

(Roma'nın Batısı, John Fante, Çeviri: Avi Pardo, 184 sayfa)

Kaynak: Parantez Yayınları

Iceberg Slim “Pezevenk”

Bayan Arıza tarafından Haziran - 19 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Siyah getto'larının en önemli yazarı sayılan Iceberg Slim'in ilk kitabı Pezevenk Türkçe'de. Iceberg Slim, Pezevenk'te kendi yaşam öyküsünü anlatırken 1940'ların 50'lerin Amerikasında siyahların yaşadıklarına ayna tutuyor.

Iceberg Slim, 1918'de Chicago'da doğmuş. Çocukluk yıllarını Milwaukee ve Rockford'da geçirdikten sonra tekrar Chicago'ya dönmüş. Babasının evi terk etmesinden sonra annesi ile birlikte büyük bir yaşam mücadelesi vermişler. Iceberg'in annesi bir güzellik salonu açınca parasal açıdan biraz rahatlamışlar. Iceberg, çocukluk çağlarında parlak zekasıyla tanınan iyi bir öğrenciymiş ama 18 yaşından itibaren hayatı tamamen değişmiş. Robert Beck olan asıl adını Iceberg Slim olarak değiştirerek pezevenklik yapmaya başlamış. 42 yaşına dek Chicago bölgesinde bu işle uğraşmış. Çeşitli kereler hapse düşmüş. En son 1960'da 10 ay süreyle hapiste kaldıktan sonra pezevenkliği bırakmaya karar vermiş. Los Angeles'a taşınmış ve yazmaya başlamış. Iceberg Slim, 28 Nisan 1992'de 73 yaşındayken bu dünyaya veda etmiş. Yayınlanmış yedi kitabı var.

Iceberg Slim, ilk ve en önemli kitabı olan Pezevenk'de (Pimp), hayat öyküsünü anlatır. 1969'da yayınlanan Pimp 70'lerin eylemci siyah politik hareketi "Black Panther"lerin başucu kitaplarından olmuş. Iceberg Slim, daha sonra bu hareketin önderleriyle de biraraya gelmiş.

Pezevenk daha sonraki yıllarda da özellikle siyah gençlik arasında büyük bir ilgi odağı haline gelmiş. Iceberg Slim, Rap hareketinin de en sevdiği yazarlar arasında yer almış. Ice T, Pezevenk'in yeni baskısının önsözüne yazdığı gibi, bu sevgiyi ve saygıyı kalıcılaştırmak için kendi adını "Iceberg"den alıyor. Pezevenk, bu yıl içinde filme çekilecek. Filmde Ice-T ve Ice Cube'ün de rol alacağı bildiriliyor.

"Trick Baby", "Mama Black Widow", "The Naked Soul Of Iceberg Slim" gibi kitaplarıyla Iceberg Silm'in ünü gittikçe artmış ve eserleri Almanca'ya, Fransızca'ya çevrilmiş. Dünya edebiyat çevrelerinin ilgisini çekmiş. İngiliz gazetesi The Observer, Mama Black Widow İngiltere'de yayınladığında Iceberg Slim'i "Getto'nun kralı" olarak nitelemiş. Irwine Welsh, "Iceberg Slim, her zaman, hiç bir uzlaşmaya girmeden neyin ne olduğunu açık açık anlatır" diyor. Iceberg Slim, siyahların getto hayatını en iyi anlatan yazar olarak niteleniyor.

 (Pezevenk, Iceberg Slim, Çeviri Avi Pardo, 264 sayfa,)

Kaynak: Parantez Yayınları

 

Charles Bukowski “Güneşe Uzan”

Bayan Arıza tarafından Haziran - 18 - 2011 zamanında yazılmıştır.

"Kader tanrıçasının zalim olduğu ve sonunda hepimizin posasını çıkaracağı doğru; ama sıkı, ölümsüz bir kaybedenden daha yıldırıcı hiçbir şey yoktur. İşin sırrı şunda yatıyor; herkes kaybedebilir, kaybetmek yeteneklerin en kolayıdır."

Güneşe Uzan Charles Bukowski'nin 1978 – 1994 yılları arasında yazdığı mektuplardan derlemiş. Bu mektuplarda, içten ve sıcak bir anlatımla, hem Bukowski'nin yaşam öyküsünün ayrıntılarına inmek hem de hayat, sanat, siyaset hakkındaki ilginç görüşlerini öğrenmek olanağı doğuyor.

(Güneşe Uzan, Charles Bukowski, Derleyen; Seamus Cooney, Çeviri; Avi Pardo, 216 sayfa)

Kaynak: Parantez Yayınları

Charles Bukowski “Gece Çılgın Ayak Sesleriyle Yırtıldı”

Bayan Arıza tarafından Haziran - 14 - 2011 zamanında yazılmıştır.

bazen alınganlaşırım Nerede olduğumu bilemem, Birkaç adım tökezler, yitik hissederim Kendimi.

Tanıdığım herkes benden daha Uzun Daha zeki Daha müşfikmiş Gibi gelir bana, Ve daha az çirkin Elbette.

Ama asla uzun sürmez bu ruh hali.

Etrafıma sıkı bir Bakış atarım, Çepeçevre Sert bir bakış Ve aklım başıma Gelir.

Ama Bir süre için Sadece.

(Gece Çılgın Ayak Sesleriyle Yırtıldı, Çeviri: Avi Pardo, 152 sayfa)

Kaynak: Parantez Yayınları

 

 

Henry Miller “Yengeç Dönencesi”

Bayan Arıza tarafından Haziran - 7 - 2011 zamanında yazılmıştır.

"Arkadaşsız da yaşayabilir insan, sevgisiz, hatta parasız bile. İnsan Paris'te sadece keder ve ıstırapla yaşayabilir, bunu keşfetmiştim. Acı bir perhiz gerçi, kimileri için en iyisi belki de. Her neyse, tükenmemiştim henüz. Felâketle cilveleşiyordum sadece. Başkalarının hayatını dikizleyecek, ne kadar marazî olursa olsun, bir kitabın iki kapağının arasında olduğu sürece insana tadına doyulmayacak kadar uzak ve meçhul görünen aşkın ölü gözüyle ilgilenecek zamanım vardı. O odayı terk ederken dudaklarımda beliren alaycı gülümsemenin farkındaydım; kendi kendime 'Henüz değil, Orfila Pansiyon' diyordum sanki. O günden bu yana her kaçığın Paris'te er ya da geç keşfettiği bir şeyi keşfettim; cehennem azabı çekecek olanlar kendilerine uygun cehennemi ısmarlayamıyorlardı".

(Yengeç Dönencesi, Henry Miller, Çeviri: Avi Pardo, 256 sayfa)

Kaynak: Parantez Yayınları

John Fante “Los Angeles Yolu”

Bayan Arıza tarafından Haziran - 7 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Los Angeles Yolu'nda Fante, ünlü kahramanı Arturo Bandini'nin maceralarını anlatmaya devam ediyor. Yazar olmak isteyen bir gencin bir balık fabrikasında yaşadıkları hayata bakışını nasıl etkiler!…

"Her sabah bu duyguyla kalkıyordum yataktan. Şimdi kendime bir iş bulmam lazım, lanet olsun. Kahvaltı ediyor, kolumun altına bir kitap yerleştirip ceplerime kalem doldurduktan sonra kapıdan çıkıyordum. Merdivenden indiğim gibi kendimi dışarı atıyordum. Bazen sıcak oluyordu hava, bazen soğuk, bazen sisli, bazen açık. Koltuğumun altında kitapla iş aramaya çıktığım için önemi yoktu havanın.

"Ne işi, Arturo? Ha, Ha! Sana iş, öyle mi? Kim olduğunu bir düşünsene, oğlum! Yengeç katili. Hırsız. Elbise dolaplarında çıplak kadın fotoğraflarına bak, sonra da iş bulmayı umut et! Ne kadar gülünç! Ama gidiyor işte, salak, koltuğunun altında kocaman bir kitapla üstelik. Hangi cehenneme gittiğini sanıyorsun, Arturo? Neden o sokağa sapıyorsun da bu sokağa sapmıyorsun? Neden batıya gidiyorsun -neden doğuya değil? Cevap var bana, hırsız! Kim iş verir senin gibi bir domuza -kim? Ama kasabının öteki ucunda bir park var, Arturo. Banning Parkı adı. Harikulade okaliptüs ağaçları var orda, yemyeşil bir park, Arturo. Ne kitap okunur orda! Oraya git, Arturo. Nietzsche oku. Schopenhauer. O muhteşem adamlarla geçir zamanını. İş mi? Peh! Oraya git ve okaliptüs ağaçlarının altında kitabını oku iş ararken."

(Los Angeles Yolu, Çeviri: Avi Pardo, 192 sayfa)

Kaynak: Parantez Yayınları

John Fante “Hayat Dolu”

Bayan Arıza tarafından Mayıs - 25 - 2011 zamanında yazılmıştır.

"Ev büyüktü, çünkü planlarımız büyüktü. Birincisi yoldaydı bile, karnında bir yumru; alev gibi hareket eden, bir yılan kümesi gibi kaygan ve kıpır kıpır bir şey. Gece yarısının sessizliğinde kulağını karnındaki pınara dayayıp su seslerini, çağlamalarını ve emişlerini dinlerdim."

Taş gibi aramıza girmişti bebek. Endişeliydim, hiç bir zaman eskisi gibi olamayacağımızdan korkuyordum. Odasına girip eşarbı, elbisesi ya da beyaz kurdelesi gibi özel eşyalarından birini elime aldığımda başımın döndüğü, sevgilime duyduğum aşkın coşkusu ile kurbağa gibi vırakladığım o eski günlerin özlemiyle dolardı içim. Tuvalet masasının önündeki iskemlesi, onun o güzel yüzünü aksettiren ayna, başını yasladığı yastık, yıkanmak üzere bir kenara fırlatılmış bir çift çorap, ipek pantalonunun elimi ayağımı kesen cazibesi, gecelikleri, sabunu, banyo sonrasında hâlâ ıslak ve sıcak havluları; ihtiyacım vardı bu şeylere: onunla olan yaşantımın parçalarıydılar: ruj lekesi de hiç farketmiyordu, çünkü kadınımın sıcak dudaklarından geliyordu."

John Fante, "Hayat Dolu'da her evliliğin en önemli aşamalarından birini, ilk bebeğinin doğum öncesini, karısının hamilelik günlerini, birlikte nasıl yaşadıklarını anlatıyor. Karı koca ilişkilerindeki değişimi, o değişimin hayatlarına getirdiği yenilikleri, hoşlukları ve zorlukları John Fante'nin duru anlatımıyla okuyacaksınız.

(Hayat Dolu, John Fante, Çeviri, Avi Pardo, 144 sayfa)

 

Kaynak: Parantez Yayınları

 

 

Charles Bukowski “Kendimizde Açtığımız Yaralar”

Bayan Arıza tarafından Mayıs - 22 - 2011 zamanında yazılmıştır.

benim için birini terk etmeseydiniz ya da biri sizi terk etmeseydi hiçbirinizi tanıma fırsatı bulamayacağımı anlıyorum şimdi– o berbat gecelerle birlikte anımsanan iyi gecelere içiyorum; işler yolunda gittiğinde herkes kadar mutlu olabildik ve bana sunabileceğinizin en iyisini sunduğunuz için hepinize müteşekkirim; yüreğimde yaşamaya devam edeceksiniz ve bir yerlerde bir cennet varsa şayet bir gün hepiniz orada olacaksınız büyük beyaz köpekbalığı esarette şaşkın gözlerle, şaşkın aptal gözlerle sonsuza dek dönüp dururken.

(Kendimizde Açtığımız Yaralar, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 176 sayfa)

Kaynak: Parantez Yayınları

Charles Bukowski “Kaybedenin Önde Gideni”

Bayan Arıza tarafından Mayıs - 22 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Sadece sıkıcı insanlar sıkılır. Sadece yanlış bayraklar dalgalanır. Size Tanrı olmadılarını söyleyen insanlar aslında aksini düşünürler. Tanrı başarısızlıkların bir icadıdır. Tek cehennem bulunduğun yerdir.

Dallas'tan geçtim ve Pasadena'da aylaklık ettim. Anam ağlamadı çünkü ağlatacak kimse yoktu. İki boy aynasını tuzla buz ettim ve beni hâlâ arıyorlar. İnsanın asla girmemesi gereken mekânlara girdim. Acımasızca dövülüp ölü diye bırakıldım. Kafatasımda cop darbelerinden oluşmuş bir sürü yumru var. Melekler korkudan altlarına kaçırdılar. Harikulade bir insanım.

Siz de öylesiniz. O da öyle. Güneşin sarı nabzı ve dünyanın görkemi de.

(Kaybedenin Önde Gideni, Çeviri: Avi Pardo, 192 sayfa)

Kaynak: Parantez Yayınları