Jeff Buckley’i Anma Gecesi (22 Mayıs 2008 – Peyote)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Jeff Buckley'i Anma Gecesi (22 Mayıs 2008 – Peyote)

Düş Macunu, Ece Dorsay, Seha Can, Neon ve Ars Longa sırasıyla sahne aldılar. Arkadaşları görmek ve sohbet etmek müthişti. Güzel geceydi vesselam.

HAGGARD (26 Nisan 2008 – Yeni Melek İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

HAGGARD (26 Nisan 2008 – Yeni Melek İstanbul)

Merak ettiğim için gittim aslında, Haggard dinlemiyorum. Sadece "çok fazla insan seviyor, vardır elbet bunda bir iş" diye düşünüyordum, "canlı izlersem severim belki" dedim. Evet kendi tarzlarında çok iyi olsalar da bana hitap etmedikleri kesin.

 

Fanfare Ciocarlia (2 Mayıs 2008 – Yeni Melek İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Fanfare Ciocarlia (2 Mayıs 2008 – Yeni Melek İstanbul)

Hıdrellez öncesi süper kurt dökme durumu oldu. Süper eğlendik. Sağolsun Romen kardeşler harikaydı. Evet bu adamlar dünyanın en iyi brass orkestrası olma ünvanı konusunda haklılar. Müthişlerdi.

 

Effetto Placebo (31 Mayıs 2008 – Studio Live)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Effetto Placebo (31 Mayıs 2008 – Studio Live)

Aralık ayındaki konsere göre biraz sönük geçmiş olsa da yine de Placebo'nun official tribute grubunu izlemek güzeldi.

 

Efes Pilsen One Love Festival (22 Haziran 2008 – santralistanbul)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Shantel'in elini tuttum, Eugene Hutz'un votkasından içtim, karaokede Radiohead söyledim.

Eveeet, bir Efes Pilsen One Love Festival'i daha gördük, etti 7. Bu adamlar işi biliyor. Bu yıla dek hepsi Park Orman'daydı ve benim de en sevdiğim konser mekânı hep Park Orman olmuştur. Santral'de hiç konser izlememiştim, nasıl bir yer, uygun mu filan gibi endişelerim vardı ama sahne yine muhteşemdi, konser, her şey harikaydı.

Hangi birinden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum.

Shantel'in bundan sonraki tüm konserlerine gitme kararı aldım. Ne kadar sevimli bir insanmış, küçücük, minicik, tatlıcık, şekercik bir insan. Bis yaptıktan sonra Türkiye forması giymişti, gerçi forma mıydı o bilmiyorum, zira futboldan pek anlamam. Neyse efenim bu Shantel efendi çok seviyor bizi, biz de onu.

Baba Zula'da yine göbek attık arkadaşlarla. Dansöz yine vardı. Zaten bir ay önce Mimar Sinan'daki şenliklerde izlemiştim. Gogol Bordello'yu izlemek üzere aramıza geldikleri zaman (ki en öndeydik yine) bizzat Murat Ertel'e de söyledim bunu," Mimar Sinan'da sizi izledik, harikaydı, tabii ki bu akşam da öyleydiniz" dedim:)

Shantel evet, ne diyordum, ahh ahh Shantel ve Bucovina Club Orkestrası, ne adamlar bunlar be kardeşim, insanın alıp eve götüresi geliyor komple orkestrayı. Hayat böyle geçse hep, bayram havasında. Gogol Bordello'da ne enerji varmış, Eugene ne adammış, ilk kez izledim ve şok ettiler beni resmen. Müthişler!

Gevende'yi yıllar önce ilk kez Barışa Rock'ta izlemiştim. Ama zaten Ahmet'i kısa filmlerinden dolayı da tanıyordum. Çok naif adamlar, harikalardı yine.

Etkinlikler çoktu festival alanında. Hayatımda ilk kez Karaoke yaptım ve herkesin seçtiği piyasa şarkıların aksine ben Radiohead'den "No Surprises" i seçtim ve söyledim. Nasıl yaptım bilemiyorum, kafam güzeldi tabii ki:) Yoksa nasıl yani, o kadar insanın karşısında:)

Sonra elektronik davul gibi bişey (gibisi bile çok) koymuşlar, bi de gitar. Gittik onu da denedik, ben haliyle davula geçtim, "ben istediğim gibi çalmak istiyorum" dedim. Eh biliyoruz ya çalmayı nacizane biraz, şöyle bir şov yapayım dedim ama nafile. Neymiş efendim, sadece Black Sabbath koymuşlar, ona uycakmışız, tabii ben uymadım ve kafama göre çaldığım için, ilk dakikada mort olanzi:)

Dart ve langırt oynadık. Hatta langırtın başında çok zaman geçirdik o arada Selim Sesler'i kaçırmışız, içim acıdı.

Başkaa, içerde beleş bira da vardı da böyle sembolik olarak tabii, kahveli dark bira vardı, tadını çok sevdim. Bunun dışında bol alkol tükettik tabii haliyle Efes Pilsen'in festivaliydi.

Gogol'dan sonra Otto'ya uğradık, çok fazla kalamadık, ertesi gün iş güç tabii, herkes yoruldu, ayrılmak zorunda kaldık. Bana kalsa ben orada 3 gün 3 gece dans ederdim:)

Şimdiden bir daha ki Efes Pilsen One Love için gün saymaya başladım. Ama bunun öncesinde ne kadar Balkan, çingene ve 9/8'lik aktivite varsa hepsine gidicem. Harikaydı, aylardır beklediğime kesinlikle değdi.

Dolapdere Big Gang & Pijama (22 Mart 2008 – Studio Live)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Dolapdere Big Gang & Pijama (22 Mart 2008 – Studio Live)

Evet efenim Kultur Shock ile başlayan Balkan aşkım tam gaz devam ederken, Shantel'e bilet bulunamadığı için gidilemezken, biraz olsun Balkan açlığımızı dindirmek için Dolapdere Big Gang konserindeydik. Öncesinde Nevi'de demlendikten sonra Studio Live'a geldik. Arkadaşlarıma "yahu bu adamlar geç çıkar çünkü bugün cumartesi" demiştim ama içeri girdiğimizde 23.00'ü henüz geçmişti ki sahnede leziz bir grupla karşılaştık. Meğerse bunlar Pijama'ymış ve süperlermiş:) İçeri girdiğimizde Gogol Bordello cover'lıyorlardı "aman dedik" 🙂

Biz tek grup var sanıyorduk, bilseydik önce damlardık. Olsun yine de gaza geldik:) En azından Shantel'i izleyemedik ama "Disco Partizani" yi Pijama'dan dinlemiş olduk, çok eğlenceliler ve sıcaklar. Kesinlikle tekrar izlemeye karar verdik.

Evet efenim, tadından yenmez grubumuz "Dolapdere Big Gang", 24.00'ü geçtiğinde tam kadro sahnedeydi.

"Smooth" ile başladık "English man in New York" ile devam ettik. Neler mi çaldılar?

İçinde 9/8 barındıran herşey, Raining Men'ler, Final Countdown'lar, Losing my Religion'lar, Serenade'ler, Big in Japan'ler ve hatta Psyco Killer bile:)) Çok eğlendik, kurt ve ona dair ne varsa döktük saçtık ortalığa. Bundan sonra ki Dolapdere konserine de gitme kararı aldık yine. İki saat aralıksız dans ettik. 03.30 civarı Studio Live'dan çıktığımızda ayaklarımızı hissetmiyorduk ama her şeye değdi. Ayın 29'unda en büyük çingene orkestralarından Taraf de Haidouks geliyor Yeni Melek'e, şimdiki hedefimiz orası.

Broken Social Scene (9 Mayıs 2008 – Babylon

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Broken Social Scene (9 Mayıs 2008 – Babylon)

Sahneye uzak bir yerden izlemek zorunda kaldığım bir konserdi. Kalabalık bir geceydi. Grup da öyleydi, Kanada'dan gelen sıcak insanlardı.

 

Kultur Shock (7 Mart 2008 – Balans)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Kultur Shock (7 Mart 2008 – Balans)

Toprağım, canım, pogo arası göbek attıranım, beni şok eden Kultur Shock'um!!

Tarih 7 Mart 2008'i gösteriyor. Konser öncesi Nevizade'de bilumum mekânlarda takıldıktan ve tam konser başlamadan Balans'ın alt katındaki 80'ler gecesiyle iyice gaza geldikten sonra kendimizi Kultur Shock için hazırladık. Ancak bu kadar şok olacağımı tahmin etmezdim. Şimdi efenim bu leziz abiler 24.00 gibi sahne aldılar.

Konser insanıyım ben. Genelde hiç bitmesin isterim, ama bu kez bitmesin diye yalvardım adeta, "Play Forever" diyip durdum. Daha dakka 1 gol 1, herifin birinin pogosu ile yerdeyim, bir el beni karanlıktan kurtardı. Daha sonra da sağlam bir darbe yedim, şimdi sol omzum mosmor. Olsuun, mor bana yakışıyor:)

İlerleyen saatlerde konser tam gaz devam ederken hiç durmadık, göbek attık, Boşnakça konuşup durduk paso, pogo yaptık, bu kadar leziz grup hiç izlemedim. Konser bitiminde adamları alıp eve götüresim geldi, neden mi, çünkü göçmen bir insan olarak bu kadar kanımın ısındığı grup görmedim. Ailemden birileri gibi hissettim herifleri.

Başından sonuna dek hiç yerimde duramadığım ve müthiiiiiiiiiiiiiş keyif aldığım bir konserdi. Mastika'yı da söyledik, Nadija'yı da, "ne varsa bizde var" diyorum ırkçı değilim ama kardeşim, kan çeker diye de bir şey varmış, onu anladım. Bugüne dek izlediğim konser sayısı 300'ü çoktan geçmiştir ama böylesi bir hissiyat yakalamadım hiç, yaşasın Balkan:)

Bu gazla Shantel konserine gidecektim bu gece ama maalesef biletler bir hafta önceden tükenmiş. Onun yerine Bronx'ta Guns'n'Roses ve Velver Revolver cover'ları yapan grubu izleyeceğim bu akşam. Bu omuzla sağ çıkar mıyım bilmiyorum ama her şeye değer:)

Björk (3 Ağustos’08 – Turkcell Kuruçeşme Arena, İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Björk (3 Ağustos'08 – Turkcell Kuruçeşme Arena, İstanbul)

Konser bittiği zaman arkadaşlarıma dönüp şunu şöyledim: "Tamam, ben artık ölebilirim!".

Hayatım boyunca izlediğim en güzel konserlerden biri olmanın ötesinde Björk 3-4 metre önümdeydi, üç kez ağladım! O'nun insan üstü bir varlık(!) olduğunu resmen görmüş/anlamış oldum. Evet bu kadın kesinlikle eksiksiz, tam!!!

Björk'ün Türkiye'ye ikinci kez geleceğini duyduğum tarihten itibaren gün sayıyordum adeta. Son haftalarda ise konseri düşünmekten hiç uyuyamadım. Uyuyabildiğim zamanlarda ise kâbuslarla boğuştum durdum. Son ana dek endişeliydim ve "gidebilecek miydim?" hep bunu düşünüyordum. Biletimi elime aldığım gün sevgili arkadaşım Levent'le görüştük ve bana "çok istedin ve oldu" dedi. Ben de O'na "Daha bitmedi. Şimdi ki planım en öne yani sahne önüne geçmek" dedim ve o gece biletime bakarak uykuya daldım. Saha içi olarak başlayan serüvenim sahne önü olarak finallendi. Gidemeseydim…yo hayır, bu ihtimali düşünmek bile istemiyorum.

Konserin umduğumdan çok kısa sürmesi, daha çok eski albümlerinden "Post" ve "Debut" ile Björk dinlemeye başlayan ve ziyadesiyle de o albümleri çok seven biri olarak beni biraz üzmüş olsa da total olarak konserden tatmin olduğumu söyleyebilirim…Kesinlikle dolu dolu bir konserdi.

Bir kere görsel olarak müthişti, İzlanda'lı brass orkestrası, back vokaller, orkestranın birbiri arasındaki uyumu ve elbette danslar görülmeye değerdi. Ancak yer yer sesler karıştı. Kimi zaman Björk'ün sesini duyamadım özellikle mix'lenmiş olan şarkılarda.

Björk hemen hemen her şarkıdan sonra teşekkür etti. "Mersi" en çok kullandığı sözcüktü belki de.

Konser boyunca etrafı gözlemledim, gelen seyircilerin çoğu şarkılara eşlik etti. Hatta Björk gibi boyanmış olanlar da vardı, "Volta" albümünün konsepti gibi…

Björk'ün yaptığı danslar da inanılmazdı. Kendimi çoğu zaman ağzım bir karış açıkken buldum. Kendimden geçip, farklı bir boyuta ulaştığımı söyleyebilirim açık yüreklilikle. Özellike "Declare Indepence" ten sonra uzun süre kendime gelemedim, dondum kaldım adeta.

Hele konfeti yağmuru, uçuşan ışıklar, alevler, brass orktestrası hepsi ama hepsi inanılmazdı. Björk, bizleri kendi evine misafir etti adeta, O'nun gezegeninde kısa bir süre olsa da dolaştık ve evet orası kesinlikle müthiş bir yer.

Pagan Poetry'de o kadar çok bağırmışım, çığlık atmışım, özellikle "I lovveeee himmmm" demişim ki şarkı bittiğinde boğazımın acımasından ve sesimin çıkmamasından anladım. Varsın çıkmasın.

Konser başlamadan önce müzik yapan sözde DJ(!)'e bolca selamlarımı(!) yolluyorum buradan da. Arka arkaya 15 tane Japonca şarkı çalınır mı ya? Kendimi Afrirampo konserinde hissettim. Sabah bir uyandım ki Japonca konuşuyorum.

"Medulla" daki en sevdiğim şarkısı olan "Where is the line"ı da çalsaydı şahane olacaktı…Ama daha ne olsun! Dünya gözüyle Björk'ü gördüm. Rahatlıkla ölebilirim artık, gözlerimin açık gitmeyeceği kesin.

Setlist ise şu şekilde sıralanıyor:

EARTH INTRUDERS HUNTER PAGAN POETRY DESIRED CONSTELLATION THE PLEASURE IS ALL MINE JOGA OVERTURE IMMATURE ARMY OF ME TRIUMPH OF A HEART FIVE YEARS COVER ME WANDERLUST HYPERBALLAD PLUTO

Bis'ten sonra: THE ANCHOR SONG DECLARE INDEPENDENCE

Barışa Rock (9 Ağustos’08 – M.Akif Ersoy Piknik Alanı, İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

BarışaRock (9 Ağustos'08 – M.Akif Ersoy Piknik Alanı, İstanbul)

Bu yıl 6.'sı düzenlenen BarışaRock'a -bir yıl fireyle- yine katıldım.

İzlemek istediğim gruplar cumartesi günü sahne alacakları için ve pazar gününe de çok bitkin olduğumdan bu yıl sadece cumartesi günü BarışaRock'a gittim. Çok da isabetli oldu. Gerçi pazar günü Hakan Kurşun'u izlemeyi çok istiyordum ama maalesef akşamdan kalma durumları buna engel oldu. Hakan Kurşun'u bugüne dek canlı izleme şansı yakalayamadım çünkü çok çok az konser veren bir insan.

Sakin'de en öndeydik Sakin Fan'daki arkadaşlarımla beraber, hatta bir de pankart açtık. Onun öncesinde çıkan Gren'i de önden izledim, Sakin'den sonra Mor ve Ötesi sahne aldı. Yerimizi kaybetmedik. Onları da her zaman olduğu gibi yine en önden izledim. Sakin'in ve Mor'ların profesyonellikleri müthişti yine, çok seviyorum bu adamları.

4 hatun olarak girdiğimiz mekânda bilumum aktiviteye katıldık, ufak maceralar yaşadık ve eskilerden de bir çok arkadaşımı gördüm, bir sürü insana selam verdim, selam aldım, halaylara katıldım, halayları bozdum, tam bir aktivisttim:)

Festival alanında, serdarcharliebrown ve Ychorus Obası'nın oymak başı sayın cocteautwince ile de bir araya geldik, nihayeeeeeeeeeet! Maalesef uzun soluklu muhabbet etme şansımız olmadı çünkü hepimiz farklı yerlere dağıldık, devamlı koşturmaca halindeydim:) Sonra ben bir ara kendi arkadaşlarımdan uzaklaşıp Sakin Fan'la takıldım. Hatta Gren'den sonra Mor ve Ötesi bitene dek hep onlarlaydım.

Her şey bir yana, işin en güzel yanı, gecenin 3'ünde Onur Özdemir'le nihayet tanışabilmek ve uzun uzun konuşabilmekti. Bu benim için sürprizdi. Çok tatlı bir insan, dünya iyisi ve çok samimi. İyi ki var. Soner'e de sevgiler buradan, O'da çok içtendi.

BarışaRock bu sene beni tatmin etti. Seneye olmayacağı söyleniyor. Umarım tersi çıkar.