Efes Pilsen One Love Festival (22 Haziran 2008 – santralistanbul)

Bayan Arıza tarafından 9 - Şubat - 2011 tarihinde yazıldı.

Shantel'in elini tuttum, Eugene Hutz'un votkasından içtim, karaokede Radiohead söyledim.

Eveeet, bir Efes Pilsen One Love Festival'i daha gördük, etti 7. Bu adamlar işi biliyor. Bu yıla dek hepsi Park Orman'daydı ve benim de en sevdiğim konser mekânı hep Park Orman olmuştur. Santral'de hiç konser izlememiştim, nasıl bir yer, uygun mu filan gibi endişelerim vardı ama sahne yine muhteşemdi, konser, her şey harikaydı.

Hangi birinden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum.

Shantel'in bundan sonraki tüm konserlerine gitme kararı aldım. Ne kadar sevimli bir insanmış, küçücük, minicik, tatlıcık, şekercik bir insan. Bis yaptıktan sonra Türkiye forması giymişti, gerçi forma mıydı o bilmiyorum, zira futboldan pek anlamam. Neyse efenim bu Shantel efendi çok seviyor bizi, biz de onu.

Baba Zula'da yine göbek attık arkadaşlarla. Dansöz yine vardı. Zaten bir ay önce Mimar Sinan'daki şenliklerde izlemiştim. Gogol Bordello'yu izlemek üzere aramıza geldikleri zaman (ki en öndeydik yine) bizzat Murat Ertel'e de söyledim bunu," Mimar Sinan'da sizi izledik, harikaydı, tabii ki bu akşam da öyleydiniz" dedim:)

Shantel evet, ne diyordum, ahh ahh Shantel ve Bucovina Club Orkestrası, ne adamlar bunlar be kardeşim, insanın alıp eve götüresi geliyor komple orkestrayı. Hayat böyle geçse hep, bayram havasında. Gogol Bordello'da ne enerji varmış, Eugene ne adammış, ilk kez izledim ve şok ettiler beni resmen. Müthişler!

Gevende'yi yıllar önce ilk kez Barışa Rock'ta izlemiştim. Ama zaten Ahmet'i kısa filmlerinden dolayı da tanıyordum. Çok naif adamlar, harikalardı yine.

Etkinlikler çoktu festival alanında. Hayatımda ilk kez Karaoke yaptım ve herkesin seçtiği piyasa şarkıların aksine ben Radiohead'den "No Surprises" i seçtim ve söyledim. Nasıl yaptım bilemiyorum, kafam güzeldi tabii ki:) Yoksa nasıl yani, o kadar insanın karşısında:)

Sonra elektronik davul gibi bişey (gibisi bile çok) koymuşlar, bi de gitar. Gittik onu da denedik, ben haliyle davula geçtim, "ben istediğim gibi çalmak istiyorum" dedim. Eh biliyoruz ya çalmayı nacizane biraz, şöyle bir şov yapayım dedim ama nafile. Neymiş efendim, sadece Black Sabbath koymuşlar, ona uycakmışız, tabii ben uymadım ve kafama göre çaldığım için, ilk dakikada mort olanzi:)

Dart ve langırt oynadık. Hatta langırtın başında çok zaman geçirdik o arada Selim Sesler'i kaçırmışız, içim acıdı.

Başkaa, içerde beleş bira da vardı da böyle sembolik olarak tabii, kahveli dark bira vardı, tadını çok sevdim. Bunun dışında bol alkol tükettik tabii haliyle Efes Pilsen'in festivaliydi.

Gogol'dan sonra Otto'ya uğradık, çok fazla kalamadık, ertesi gün iş güç tabii, herkes yoruldu, ayrılmak zorunda kaldık. Bana kalsa ben orada 3 gün 3 gece dans ederdim:)

Şimdiden bir daha ki Efes Pilsen One Love için gün saymaya başladım. Ama bunun öncesinde ne kadar Balkan, çingene ve 9/8'lik aktivite varsa hepsine gidicem. Harikaydı, aylardır beklediğime kesinlikle değdi.