1991 yılı bir yandan Charles Bukowski'nin yazarlığında doruk noktasında olduğu, yaşam şartları açısından rahata erdiği yıl. Bir yandan da yaşlılıkla hesaplaştığı, ölümü düşünmeye başladığı günler… Son romanı "Pulp"u (Parantez yay.) yazıyor, son şiirlerini kitaplaştırıyor. Günleri masanın başında, bilgisayırının karşısında ve hipodromda at yarışlarını izleyerek geçiyor. İçkiyi azaltmış. Belki de hayatının…
Fatih Kaynak’ın üçüncü kitabı “Köpekler gibi yalnız öleceğiz” çıktı. Yurdumuzda yeraltı edebiyatı alanında yayımlanmış iyi eser pek yok. Bu nedenle özellikle yeraltı edebiyatından hoşlanan okurlar kaçırmasınlar. "En kötüsüyse yeniden başa dönmektir. Hep en başa; o en rezil sokak köpeği yalnızlığına dönersin. Kuyruğundaki pireyi dişlemeye çalışan uyuz bir köpeğin kendi…
Pansiyon Manzumeleri, Charles Bukowski'nin ilk dönem şiirlerinden kendisi tarafından yapılmış bir seçki. Pansiyon Manzumeleri'nde yer alan şiirlerin çoğunluğu, çok az tanınan ya da underground dergilerde yayınlanmış ve daha önce kitaplaştırılmamış. Yazmaya başladığı ilk yıllarda, beş parasız, sefalet içinde, daktilosu ve bira şişesiyle yetinerek, berbat pansiyon odalarında kalarak durmadan yazmış Bukowski.…
Charles Bukowski, edebiyat dünyasına esas girişini şiirle yapmış, bu nedenle şiirlerini düzyazılarından ayrı bir yere koyuyor ve daha çok önemsiyor. Parantez Yayınları'ndan Türkçe'de yeni çıkan kitabı Sarhoş Çal Piyanoyu / Vurmalı Çalgı Gibi / Parmaklar Biraz / Kanamaya Başlayana Dek Bukowski'nin şiirlerinden oluşuyor. 24 yaşındayken ilk kısa öyküleri yayınlanan Bukowski,…
Metis Yayıncılık'tan çıkan Murat Uyurkulak'ın hikâyelerden oluşan son kitabını okudum ve pek sevdim. Kitabın arka kapağında bunlar yazıyor: "İnsan çocukken bir büyük saadet ülkesinde yaşıyor, sağa sola şuursuzca koşturup neşeyle kişniyor. Sonra büyüyor, büyüdükçe salaklaşıyor, salaklaştıkça unutuyor o mesut diyarı, bir nevi ölüyor. Çocuklukla yaşlılık arasındaki o dönem araf misali;…
Elif Şafak'ın okuduğum dördüncü kitabı ve aynı zamanda da en zor okuduğum kitabı oldu "Şehrin Aynaları". Geçişler birbirinden dağınık ve karakterler fazla olduğu için çok dikkatli okumak gerekiyor. Aslında anlatılmak istenen basit olsa da kestirmeden gitmek yerine sizi dolandırıyor, yoruyor. Bunu çokça yaptığı için sıkılma ihtimaliniz de yüksek. Ancak tasvirleri…
Charles Bukowski 1920'de Almanya'da doğdu. İki yaşındayken ailesi ile birlikte Los Angeles'a göç etti. Los Angeles City College'da okudu. Okuldan sonra ülkeyi dolaşmaya başladı. Kapıcılık, benzin istasyonunda pompacılık, bekçilik, bulaşıkçılık, fabrikalarda ve mezbahada işçilik gibi işlerde çalıştı. Yüze yakın işe girdi çıktı. 24 yaşındayken ilk kısa öyküleri yayınlanan Bukowski, bir…
"İzahı güç. Aşk kötü bir sözcük fakat sözün tam anlamıyla, âşıktık. Bir kadınla sevişmeden onu gerçekten tanımanın mümkün olmadığından hiç kuşkum yok. Ve ne kadar çok sevişirseniz birbirinizi o kadar iyi tanırsınız. Ve iş görmeye devam ediyorsa, bunun adı aşktır. İş görmez olduğunda da, başkalarından farkınız kalmamıştır. Seksin aşk olduğunu…
Sahile götürdüm onu o gün. Yaz henüz başlamamıştı, hafta sonuydu, tenhaydı sahil. Harikuladeydi. Berduşlar paçavraları ile kuma uzanmışlardı. Bazıları taş banklara oturmuş şişeyi paylaşıyorlardı. Martılar telaşsız ve aptal uçuşlarındaydılar. Yetmişlik-seksenlik karılar kocaları öldükten sonra kendilerine kalacak evleri satıp satmamayı tartışıyorlardı. Her şeye rağmen huzur vardı havada. Denize doğru yürüdük. Çok…
Bir Elif Şafak kitabını daha hatim ettim. Bu kadının hayal gücü karşısında saygıyla eğiliyorum. Mahrem'in elimdeki 31.baskısı, yine Doğan Kitap'tan çıkmış ve 229 sayfa. Kitap, daha önce okumuş olduğum Baba ve Piç, İskender ve Aşk'tan oldukça farklı, gerçeküstücü bir dille kaleme alınmış. Bu anlamda üslubu bambaşka. Kitabın girişinde "Görmeye ve…