Ölüm nedir? Son mudur? Başlangıç mıdır? Yoksa hayatımızın devam ettiğini düşünerek yaşadığımız döngüler mi? 70 küsür yaşını geçmiş Clint Eastwood "Gran Torino" filminde bunlara cevap veriyor. Bu yaşa rağmen iyi işler çıkaran hem yönetmen hem oyuncu görevini üstlenen kişiler fazla kalmadı. Kuşağının son adamlarından biri Clint Eastwood. Gran Torino'da adeta…
Film’ kategorisi için Arşiv
Bazı şeylerin nasıl olduğunu anlayamazsınız. Afallarsınız. Sizi çılgına çevirir bu şeyler. Onları itmek isteseniz de yakanıza bir şekilde yapışır ve sizi bırakmaz. Kendinizi rahat hissettiğiniz zamanlar azdır. Ve bunu yakalamaksa zordur. Yokluk ile varlık arasında ince bir çizgi, yaşanmışlıkların ve yaşanacakların ardına çizilmiş bir meridyen, içilen şaraplardan sonra dünyanın yamulduğunu…
Canı yanan insanlar içine kapanır. Sessizliğe gömülür. Sessizliği bozmak zordur. Kendi denizinde, kendi adalarında yaşarlar yalnız başına, ama kıyılara saplanırlar. O kıyılardan çıkamayacaklarını iyi bilirler. Rotalarını şaşırmışlardır, ki artık geriye rota da kalmamıştır. Yüzlerindeki kırışıklığı insanlar çözemese de yoluna bir şekilde devam eder. Basit numaralar yapamazlar, ki bu işte becerikli…
Filmin Yönetmeni: Krzysztof Kieslowski Filmin Türü: Dram, Romantik IMDB Puanı: 8.3 Yapım Yılı: 1988 Ülke: Polonya Yayınlanan Tarih: 27 Aralık 1991 Senaryo yazarı: Krzysztof Kieslowski, Krzysztof Piesiewicz Aşk mı daha kuvvetli cinsellik mi? Cinsellik yaşanmadan aşk olur mu? Aşk olmadan cinsellik yaşanır mı? Hisler mi daha önceliklidir yoksa cinsel tutkular…
1933–1945 yılları arasında, Nazi Almanya’sı başkaları için ne ifade eder bilmem ama benim için insanların masumca katledildiği bir dönemdir. Sadece Yahudi oldukları için cezalara çarptırılanlar, insanların çıplak bir biçimde soyundurulduğu, suyun olmadığı, kapalı hücreye kapatılan insanlar…İnsanlar hücrenin kenarından isyan etse de bu isyanlarının bir anlamı yoktur. Acımasızlık her zaman önde…
Hayatta her şey iyiye giderken, birden ters köşe olmanız her zaman kaçınılmazdır. Ve bu kaçınılmazlık öyle yapışır ki yakanıza peşinizi bırakmaz ve kendinizi duvara çarpmış gibi hissedersiniz. İyi taraftan bakarsınız olaylara, kötüler gözünüze çarpmaz ve sonunda sert şekilde hayatın tekmesini yemiş olursunuz. O tekmeyi yediğinizde "bir daha hiçbir şey eskisi…
UCUZ BIR YAŞAM, ÜÇÜNCÜ SINIF BIR İŞÇİ, TOPLUMSAL KURALLARDAN UZAK BIR ADAM Film, Charles Bukowski’nin Factotum adlı romanından uyarlanmıştır. 3. sınıf bir işçi, sokaklarda sürten, barlara takılan, ailesiyle arası bozuk olan, kumar ve içkiyi bırakamayan, hipodromlara gitmeyi seven aynı zamanda kavgacı bir adam ve onun yaşam öyküsünü anlatıyor. Gittiği işlerde…
Sonbahar çoğu zaman hüznü, ayrılıkları hatırlatır, içinizde bir şeyler kalmıştır, her sonbahar geldiğinde insan kendini hüzne bırakır. Ve ondan kopamaz ve uzaklaşamaz. Bu oldukça zordur. Her ayrılık yeni bir aşk doğurur belki de ya da sonbaharın hatırlattıklarıdır bunlar. Bir Sonbahar Hikâyesi adlı film 90’ların ilk yarısında bunalımlı film çekme ekolüne…
A.C.A.B., 1940'larda Birleşik Krallık madencilerinin grevleri sırasında kullanıldı ilk kez. Kısaltma olarak kullanılan şifrenin anlamı sorulduğunda grevciler, Always Carry A Bible (Daima Kutsal Kitabı Taşı) olduğunu söylemişlerdir. Taraftarlar arasında A.C.A.B (All Cops Are Bastards) olarak çevriliyor, kimileri de "All cops are Beautiful" diye yapıyor açılımını. Bu kelimeden dolayı kodese tıkılma…
Dead Poets Society, 80’li yılların sonlarına doğru çekilmiş olağanüstü bir filmdir. Filmin en önemli ayrıntısı ise Robin Williams’ın filmde oynamasıdır. Daha önce Robbin Williams’ı "Good Morning Vietnam" filminden tanıyordum. O filmde de görevini en iyi şekilde yerine getirmişti. Filmdeki amaç askerlerin morallerini yüksek tutmaktı. Ölü Ozanlar Derneği'ndeki görevi ise daha…