Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Message in a Bottle”

Bayan Arıza tarafından 7 - Kasım - 2012 tarihinde yazıldı.

Canı yanan insanlar içine kapanır. Sessizliğe gömülür. Sessizliği bozmak zordur. Kendi denizinde, kendi adalarında yaşarlar yalnız başına, ama kıyılara saplanırlar. O kıyılardan çıkamayacaklarını iyi bilirler. Rotalarını şaşırmışlardır, ki artık geriye rota da kalmamıştır. Yüzlerindeki kırışıklığı insanlar çözemese de yoluna bir şekilde devam eder. Basit numaralar yapamazlar, ki bu işte becerikli değillerdir.

Gece gece kafam bozulmuş bir şişe 35'lik votkayı bitirip ikinciye geçmiştim ki aklıma "Message in a bottle" adında bir film geldi. Votkanın etkisi kendini o kadar da göstermemişti. Karanlık çöktüğünde karanlık bir oda içinde filmi izlemeye başladım diyerek kısa özet geçeyim sinema severlere ve okuyuculara…

Film hakkında bilgisi olmayanlar için; Nicholas Sparks’ın romanından uyarlanmıştır film. Türkçe’ye "Denizden Gelen Mektup" olarak çevrilmiştir. Yönetmenliğini Luis Mandoki’nin yaptığı 1999 yapımı Kevin Costner filmi olarak kayıtlara geçmiştir. "Denizden Gelen Mektup" adlı kitapta şu alıntıya yer verilmektedir:

"Yağmur yağmaya başlamadan birkaç saat önce, ılık bir yaz akşamında şişe tekneden denize atılmıştı. Bütün şişeler gibi bu da kırılgandı ve yerden biraz uzaktan bırakıldığı takdirde kırılabilirdi. Ama, tıpkı bu şişede olduğu gibi, denize ağzı iyice kapatılıp bırakıldığında, insanoğlunun tanıdığı denize en dayanıklı nesnelerden biri haline geldi. Artık fırtınaları veya tropik kasırgaları güvenle aşabilir, en tehlikeli akıntılarda sağ salim ilerleyebilirdi. Gerçeği söylemek gerekirse, verilen bir sözü yerine getirmek için yazılıp içine yerleştirilmiş mektup için olabilecek en iyi yuvaydı."

Filme gelecek olursak; eşini kaybetmenin acısıyla yaşayan bir adamın aşkını yıllar geçse de nasıl yaşattığını anlatmaktadır.  Balıkçı bir babanın oğlu olan Garret kendi adasında yaşayan tekneyle ilgilenen, sessizliğin izinden giden biridir. Therasa’nın hikâyesi de bunun dışında gelişir. Yalnız başına tatile çıkan Theresa, bir gün ıssız sahilde dolaşırken kumların üzerinde bir şişeye rastlar. Şişenin içinde son derece samimi bir dille yazılmış çok dokunaklı ifadelerle dolu bir mektup vardır.

Bu mektup kendisini çok etkilemiştir ve Therasa bu mektubun izinden gitmektedir, aynı zamanda Theresa araştırmacı gazetecidir. Bunları yazan Adam bahsettiğimiz gibi Garret Blake’tir. Bunu amansız yolcuğun sonunda bulur ve bir aşk hikâyesi böylece başlamış olur. Ama kesinlikle tekrarlanan aşk filmlerinden biri değildir.

Kendini gazeteci olarak tanıtan Theresa, ki öyleydi sonrasında kendini Garret’e kaptırır. Bu Garret için de sürpriz olmaz. Her ne kadar Garret her daim Catherine’dan bahsetse de, zamanla bu da kaybolacaktır. Theresa kısa süren yolculuğun ardından eve dönmek zorundadır, ama Garret ile ilişkileri devam edecektir.

Garret, Therasa’yı ziyaret etttikten sonra ilişkileri daha da güçlenir, Garret aynı zamanda Theresa’nın oğluyla da iyi ilişkiler kurmuştur. Garret, aradığı huzuru Therasa’da bulmuştur ama sonrasında işler kötüye gider. Çünkü Theresa’nın sakladığı mektupları Garret bulup çıkarmıştır bir yerden ve Theresa’nın yalancı olduğunu düşünmüştür. Tüm olanlardan sonra Therasa da  Garret’in kendisine bir daha güvenmeyeceğini düşünür. Arada soğukluk olmasına rağmen bir süre araları az da olsa düzelmiştir.

Zaman geçtikçe yine de birbirlerinden kopmamışlardır. Garret’in babası da Theresa’yı sevmiştir. Birçok şeyi Theresa’ya anlatmıştır.

2 yıldır boş bıraktığı tekneyi yapmak için hazırlığa geçen Garret Blake, teknenin açılışına Theresa’yı da davet etmiştir.  Garret’in yolladığı tekne fotoğrafındaki mektupla, açılışta yaptığı konuşma farklıdır. Sonrasında Garret, Theresa için teknesiyle yollara düşmüştür. Fırtınalı bir gecede tehlike çanları Garret için çalmıştır. O gece Garret 3 kişiyi kurtarsa da kendisi boğularak ölmüştür, bunun haberi de Theresa’nın ofisine acilen ulaşmıştır. Bunun sonucunda da Theresa büyük üzüntü kalmıştır.

Filmin artıları:

* Kevin Costner’in oyunculuğu

* Romanın filme başarılı bir şekilde uyarlanması

* Klişe aşk filmlerinden arındırılıp dram özelliğinin ağır basması

Başarılı bir yapım. Denizin üstünde yaşayan umutsuz bir adamın umudunu bir kadın sayesinde nasıl kazandığını çarpıcı şekilde anlatan bir film. Tavsiye edilir.