Edebiyat’ kategorisi için Arşiv

Ex-Misafir Defteri’nden Enstantaneler “Hank’in Paylaşımları”

Bayan Arıza tarafından Nisan - 29 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Puşkin'in Güncesinden

Kadınlar hakkında öğrenilenler arttıkça,onların genellikle karşılaştırılmalarının anlamsız olduğunu anlarsın. Birinin diğerinden daha iyi ya da daha kötü olmadığı yönündeki düşünceler ikna edici hale gelir. Tanıdığın her kadın yeri değiştirilemez bir kadındır ve hiçbir aşk yok olmaz ve sonsuza dek içinde seninle kalır. Yani böylece her kadın unutulmazdır.

· İlk aydan sonra N. önümde soyunurken artık tutkulu bir bekleyiş içinde titremiyordum. İki ay içinde, bir sevgili olarak onu kalben öğrenmiştim ve hiçbir özelliği beni şaşırtmadı: Hangi hareketleri yapacağını, hangi inlemeleri duyacağımı, nasıl tutunacağını ve memnuniyet içerisinde nasıl iç çekeceğini ezberlemiştim.

Vücudundan yayılan kokular beni daha önceden yaptığı gibi titretmiyordu. Sanki kendi kokularım gibiydiler. Yarattıkları heyecan, Alman peynirinin kokusundan daha fazla değildi. Alman peyniri bana diğer kadınları hatırlatıyordu.

· Eş ve sevgili arasındaki farklılık; şehvet olmadan yatağa gitmenizdir. Evlilik bu yüzden kutsaldır, çünkü şehvet gitgide ondan dışarıda tutulur ve ilişki yalnızca arkadaşca, hatta kayıtsız ya da genellikle düşmanca bir hal alır. Sonra çıplak beden bir günah olarak düşünülemez, çünkü artık çekici değildir.

· Bir randevuevinden beş fahişe aldım. Onlara cömertçe para verip eksiksiz itaatlerini kazandım. Birincisini sırtüstü yatırdım, ayaklarına karşı ve vajinasına bakarak ellerim ve dizlerimin üzerinde çömeldim. Organımı yuttu ve ikincisi vajinasını bakışlarıma açarak, kürkle çevrelenmiş dudaklarını ayırdı. Diğer ikisi yanlara yattılar ve göğüs uçlarımı emiyorlardı. Ben de parmaklarımı yağlı vajinalarına soktum. Dördüncüsü birincisi ile kakafa kafya arkamda yatıp taşaklarımı yalıyordu. Beşincisi dizlerinin üzerinde arkamda kış deliğimi yalıyordu. Sonuncusuna daha fazla dokunmam gerekiyordu. Aniden onun yerinde Tsarkoye Selo’daki sarayın önünde çıplak kıçımı gösterdiğim eski Çariçe’yi hayal ettim. Gülmeye başladım. Organım ve taşşaklarımda patlayan bir tatmin boşluğu meydana geldi.

· Her kadının ıslak dişiliğinin kendi gizi vardır. Onu düzmeniz sizin tüm gizi çözdüğünüz anlamına gelmez. Yani geçirmek için çıldırdığınız vajinayı elde ediyorsunuz ve size gizi kuyruğundan yakalamışsınız gibi geliyor! Ama hayır, ilginiz zamanla tadına doyamadığınız vajinadan kayıyor ve başkasına bakıyorsunuz. Giz zaman zaman kendini hatırlatır, eş yeniden arzulanır, düzülür. Am bir gece içindir ve sonra tutku yeniden meşru olmayan hedeflere yönelir.

· Süt anneleri sık sık düzüyorum. Bu özel bir zevk veriyor bana. Onları çocukları emzirirlerken düzmeyi seviyorum. Başlangıçta içlerinden biri çocokların yanında utandı ama sonra alıştı. Onu elleri ve dizleri üzeine yerleştirdim, çocukları da altına koydum. Büyük süt dolu memeleri, bebeklerin arayış içindeki ağızlarının üzerinde asılı bir şekilde sallanıyordu. Kalçalarını kamburlaştıdı ve göğüslerini çocukalrım emebilsin diye onlara yaklaştırdı. Sonra penisimi içeri soktum ve nerdeyse hemen ve bir postada birkaç defa geldi. Emenler olmayınca gelmesi daha uzun sürdü.

· Kadınlar sahtekarca,sosyete hanımefendileri istemiyormuş gibi, fahişeler düzer gibi veririler.

· Mutluluğun iki biçimi vardır.Biri bir kadına sabırsız bir halde umutla giderken ve diğeri bir kadından ve tutkudan kurtulmuş olarak geri dönerkendir.

· Bir erkeğin arzuları güçlendikçe “kadın” kelimesini “vajina” keimesinden ayırması zorlaşır. Erkeğe vajinanın yanında kadının varlığındaki herhangi bir şeye gözlerini açtıran tek şey tatmin edilmiş arzudur. İşte bu yüzden zeki kadın ilk olarak erkeğin hayalini vajinasından kurtarmak için kendisini verir. Böylece vajinaya doymuş bir halde kadının sahip olduğu akıl,yetenek,nezaket ve tüm güzellğini takdir edebilecek hale gelir.

· …Çok yavaş yerleştirmiştim ve Polinka bacaklarını omuzlarıma atmak zorunda kalmıştı. “Böyle geniş omuzlara sahip olmanız çok güzel Lordum!” diyen oydu. Ve ben kadınların neden dar omuzlu erkeklerden hoşalanmadıklarını öğrenince çarpılmıştım.

 

Ex-Misafir Defteri’nden Enstantaneler “Hank’in Paylaşımları”

Bayan Arıza tarafından Mart - 18 - 2011 zamanında yazılmıştır.

“Gülmenin moda olduğu bir devirde ağlıyorum, Genç olmanın moda olduğu bir devirde yaşlıyım, Seni sevmenin daha az cesaret istediği bir devirde senden nefret ediyorum.”

“Para seks gibidir. Olmayınca önemi artar.”

“Sabaha karşı 2’den sonra kimse çirkin değildir.”

“Yalan söylüyorum ama inan bana bu doğru.”

“Boktan birşey olursa unutmak için içersin, iyi bir şey olursa kutlamak için. Hiçbir şey olmamışsa olsun diye içersin.”

“İnsanların hakkımda ne düşündüğünü önemsemeyerek hayatımı on yıl uzattım.”

“İnsanların yanında mutlu değilim, yeterince içersem kayboluyorlar.”

“Kimsenin ıstırabı olması gerektiğinden fazla değildir.”

“Korktukları için entelektüelleşir insanlar,ümitlerini yitirdikleri için değil. ve korkmakla ümitsiz olmak arasındaki fark bir entelektüeldir.”

“Bizzat insan ırkı üzerine yazarken bile onlardan uzak kaldığımda kendimi daha iyi hissediyorum; iki santim uzakta olmak bile iyidir, iki mil uzakta olmak harika, ikibin mil uzakta olmaksa mükemmel …”

“İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi.”

“Bir kadın olarak doğmuş olsaydım, kesinlikle o.ospu olurdum.Erkek olarak doğduğum için sürekli kadınları arzuladım, ne kadar aşağılardaysan o kadar iyidir. Buna rağmen kadınlar -iyi kadınlar- beni korkuttu çünkü onlar ruhunuzu ele geçirmek isterler sonunda, peki o zaman ne kalırdı benden geriye korumak isteyeceğim? Açıkçası f.hişeleri, düşmüş kadınları arzu ettim, çünkü ölüdür onlar ve serttirler, sizden hiçbir şey beklemezler.Çekip gittikleri zaman hiçbir şey kaybetmezsiniz. Öte yandan bütün bunaltıcı bedellerine rağmen yumuşak iyi kadınlara da hasret çektim. İki türlü de kaybettim. Güçlü bir adam her ikisinden de vazgeçerdi. Ben güçlü değildim. Böylece kadınlarla kadın düşüncesiyle uğraştım durdum.”

“Bir erkek ne yaptığını bilebilir miydi? Genel olarak kararım eğer, birisine karşı bir şeyler hissediyorsanız beklemenin daha iyi olduğuydu. Ondan nefret ediyorsanız, onu derhal d.zmek daha iyiydi, böyle değilse önce beklemek, sonra d.zmek ve ondan sonra nefret etmek daha iyiydi.” CHARLES BUKOWSKI  

Paul Auster “Son Şeyler Ülkesinde”

Bayan Arıza tarafından Ekim - 6 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Alper Elbirler'in Seçtikleri

Suikast Kulübü

I.

“Ölmek isteyen ama bunu kendi başına yapacak cesareti olmayan kş?i Suikast Kulübü’ne üye olur…” Son şeyler Ülkesinde, P.Auster

II.

“…Yeni üye için bir kiralık katil görevlendirilir…” Son şeyler Ülkesinde, P.Auster

III.

“…daha uyanık, daha dinç, yaşamla daha dolu olurlar- sanki yeni bir anlayışla değişmişlerdir…” Son şeyler Ülkesinde, P.Auster    IV.

“…Suikast Kulübü’ne bir kez üye olduktan sonra ayrılmanıza izin yoktur…” Son şeyler Ülkesinde, P.Auster

  V.

“…Öte yandan, eğer kiralık katilinizi öldürmeyi başarırsanız, yükümlülüklerinizden kurtulur-ve, eğer isterseniz, bir kiralık katil olarak tutulabilirsiniz…”

Son Şeyler Ülkesinde, P.Auster

Sylvia Plath

Bayan Arıza tarafından Ekim - 6 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Push Start'tan "Slyvia Plath"

parlak ve kusursuzum.

önyargısız. içime alırım gördüğüm her şeyi hemen olduğu gibi, aşk ya da nefrete bürümeden. zalim değilim, sadece dürüst- küçük bir tanrının gözleri, dört köşeli. gözlerim karşı duvara hapsolur çoğu zaman. pembe, noktalı. o kadar uzun baktım ki ona kalbimden bir parça gibi.ama titrek. yüzler ve karanlık giriyor aramıza tekrar tekrar.

şimdi bir gölüm. bir kadın eğliyor üzerime, kendini keşfetmek için sınırlarımda geziyor. sonra dönüyor o yalancılara, mumlara ve aya. sırtını görüyorum ve sadakatle yansıtıyorum. gözyaşları ve endişeli dokunuşlarıyla ödüllendiriyor beni. değerliyim onun için. gelip gidiyor. her sabah yüzüyle sıyrılıyorum karanlıktan. bende genç bir kızı boğdu ve bende yaşlı bir kadın doğuyor ona doğru gün be gün, korkunç bir balık gibi. Sylvia Plath

*** "yumuyorum gozlerimi, yikilip oluyor dunya; yeniden doguyor acinca gozlerimi. (kafamin icinde yarattim seni galiba.) "

yildizlar dansediyor mavilerle, kirmizilarla dort nala geliyor keyfince karanklik yumuyorum gozlerimi , yikilip oluyor dunya

"beni buyuyle cektin yataga, bunu dusledim" "sarkilar soyledin cilginca, delice optun" (kafamin icinde yarattim seni galiba)…

tanri dusuyor gokten,sonuyor cehennem atesleri cekip gidiyor melekler de, seytanin adamlari da yumuyorum gozlerimi yiklip oluyor dunya

soyledigin gibi donersin demistim ama yaslaniyorum artik,unuttum adini (kafamin icinde yarattim seni galiba)…

bir fitina kusunu sevmeliydim senin yerine bahar gelince gokyuzunu basarlar hic degilse yumuyorum gozlerimi yiklip oluyor dunya (kafamin icinde yarattim seni galiba)…

Sylvia Plath

Sylvia Plath “Bayan Lazarus”

Bayan Arıza tarafından Ekim - 6 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Grace Auster'dan "Bayan Lazarus"

BAYAN LAZARUS

İşte yine yaptım Her on yılda bir Böyle bir tane beceririm

Bir tür ayaklı mucize, tenim Bir Nazi lamba siperliği kadar parlak, Sağ ayağım

Tüy kadar hafif Yüzüm ifadesiz, incecik Yahudi kumaşından.

Çözün kundağı Ah, sevgili düşmanım. Korkutuyor muyum? –

Burnu, göz bebekleri, 32 dişi yerli yerinde mi? Acı nefesi Ertesi gün yok olacak.

Yakında, çok yakında Vahim bir öldür gücü Evimde, etimde olacak

Ve ben işte gülümseyen bir kadın. Daha sadece otuzunda. Ve kedi gibi dokuz canlıyım.

Bu Üçüncü Sefer. Ne lüzumsuzluk On yılda bir imha.  

Bu ne çok iplik. Çekirdek yiyen kalabalık İtişir içeri görmek için

Ellerimi ayaklarımı çözmelerini – Muhteşem soyunmalar. Baylar, bayanlar

Bunlar ellerim benim, Bunlar dizlerim. Bir deri bir kemik olabilirim, farketmez,

Ben de onlardandım, tek tip kadın işte İlk seferinde on yaşındaydım. Kazaydı.

İkinci seferinde istedim Bitirip gitmeyi ve hiç daha dönmemeyi. Üstüstüme kapaklandım.

Tıpkı bir midye gibi. Tekrar tekrar bağırmaları gerekti çağırmaları Ve üstümden ayıklamaları inci gibi parlak yapışkan Solucanları

Ölmek Bir sanattır, herşey gibi. Özellikle iyi yaparım.

Bir ölürüm ki, cehennemden gelir gibi olurum. Bir ölürüm ki, adeta hakikaten olurum. Sanki gider gibi bir davete.

Bunu yapmak çok kolay bir hücrede Ölmek ve kımıldamamak Ölüyü oynadığım tiyatroda sıranın gelmesi gibi

Güneşli bir günde geri gel Aynı yere, aynı yüze, zalim Eğlenen çığrışlara:

'Mucize!' İşte bu yere yıkar beni. Ama bir bedeli var.

Yara izlerime bakmanın, bir bedeli var. Kalbimi dinlemenin —- Hakikaten çalışıyor.

Bir bedeli var, çok büyük bir bedeli var. Bir sözün, veya bir dokunuşun. Ya da biraz kanımı akıtmanın.

Bir tutam saçımın veya elbisemden bir parçanın. Eee, Herr Doktor. Eee, Herr Düşman.

Sizin eserinizim ben, Paha biçilmez, Altın topu bebeğinizim

Bir çığlığa eriyen Dönüyorum ve yanıyorum. Gösterdiğiniz alakaya aldırmadığımı sanmayın.

Kül, kül – Külü eşele bak. Etten kemikten eser yok—-

Bir kalıp sabun Bir nişan yüzüğü Altın bir diş.

Herr Tanrı, Herr Şeytan Savulun Savulun.

Küllerin arasından Doğrulurum kızıl saçlarımla Ve çıtır çıtır adam yerim.

Sylvia PLATH  

Metin Üstündağ

Bayan Arıza tarafından Ekim - 6 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Orçun Sümer'den Metin Üstündağ'a bir merhaba!

– 1965 yılında doğdu…akademi üçten terk… sıkıldı, okumadı…

– Mizaha ortaokul sıralarında, sıralara karikatür çizerek başladı…16 yaşında ÇARŞAF mizah dergisinde profesyonel oldu…

– 600 bin tirajlı eski GIRGIR dergisinin tek elektirikli süpürgesiydi… "Metin'in Aşıkları" isimli köşeyi çizdi (büyüyünce pazar sevişgenlerini kaleminin altına yatırdı.)

– LİMON dergisinde yazdığı ve bana illallah getiren LANGADANK adını verdiği (ve okurken beni de-dangalak- yaptığı) ah pardon… kısa yazılarla, mizahı bir dizeye, kelimeye, giderek hece bölünmelerine ve bir harfe kadar indirdirdi…

– Oris ile vonti, mansur şebboy, imgehan lirikboy, imam ile adam, pazar sevişgenleri, mevzususuzlar, istos vs. gibi ipe sapa kalmaz yazılı-çizili tiplemelerle kendini mandalsız bu çağ'a asmayı başardı…  

– Bir kaç otorite bozukluğu yaşayan ve nihilist olmasalarda yanlarından geçmiş arkadaşlarıyla DELİ dergisini çıkardı. Espri yediler, Espri zıçtılar, 2 yıl parasız çalıştılar ve Edebiyat ile mizahın yakınlaşmasına ön ayak oldular (Mizah reşit olmadığı için o zamanlar, metin ve arkadaşları bu işe ön ayak olduklarından suçlu bulundular ve yaşadıkları günlerde küsurat kaldılar… )

– NANKÖR dergisi'nin kurucuları arasında yer aldı…

– Türkiye'deki en uzun soluklu tek siyasi şovu PLASTİP SHOW'un espri mantığını oluşturdu ve ilk 300 bölümünü yazdı. öyle reytingleri anlamsızlaştırdı…

– Topaldır…

– PENGUEN ve HAYVAN dergilerinde yazmaya devam ediyor.

– Bir gün tatile çıkacağını söylüyor. Bu duruma ev sahibesi ; "çimlere bedevi uzaktan bakıyorsun" diyor metin abimize…

Bu adamın kitapları şöyle sıralanır:

    a ) Langadank     b ) Hey!…Kımıl Zararlısı olma,kımılda biraz…     c ) UGH!..     d ) Mavra Zamanı     e ) Kalk Gidelim Defteri     f ) Pazar Sevişgenleri     g ) Ömür TÖrpüsü     h ) Zemheri ve İmza : Bir Dost(m'öyküler 3)         Üstündağ'ın ( üstündekalanın) son kitabı.

   ../..

tarlabaşı'lı çocuklardık

hem orospu çocuğu hem çingen

on parmağımızda on tiner

gözlerimiz sustalı

birlikte yürüyorduk orta boyluyduk

senin saçların gri oksijen tezahürü

benim kemah kaşlarımı siktir et

-sahi kız biz niye ayrıldık

../..

iyiden iyiye alıştım tütün'e

iyiden iyiye alıştım arslan sütü'ne

ve yılmas pütün'e

hükümüte göre her üçü de sağlığa zararlıymış

sağlık olsun

../..

açtığın şaraplar yaktığın sigaralar

kendi kendilerini içiyorlar bak

eşşek kadar adam filan oldun da tek gece sevgisiz sevgilisiz yapamıyorsun

oturmuş çatıkat gezegenine yakarak içinin tüm ışıklarını

yar bekliyorsun

yar yar yar yar…

yar-rock gelir…  

Latife Tekin “Ormanda ölüm yokmuş”

Bayan Arıza tarafından Ekim - 6 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Ayşe Ülker SAYGAN'dan Latife Tekin "Ormanda ölüm yokmuş" * Herhalde ruzgarda yirtilmasinlar diye yapraklarin sapi var…

*" Yasemin, kendimize ihanet etmeden bu acidan kurtulmamiz zor," diye fisildiyordu.

*- orumceklerden niye korktugumuzu anladin mi simdi? – bunu tukurukleriyle yapiyorlarmis. – incecik ormusler. – kalin oremezler ki zaten. -ondan demiyorum. – ne oyleyse? -isik agin icinde kalsin diye bu.

* Asiklar, bir yerde kesinlikle uc gunden fazla durmamalidir!

* " Tek korkum ozlemek, ozlemekten korkuyorum,cocukluktan kaldi bu korku," demeye basliyordu. " Caresi yok ayrilacagiz ama… durum bunu gosteriyor.."

*Bu yasamin hazlari, yasamin kendi hazlari degil, ama bizim daha yuce bir yasama yukselme korkumuzun hazzidir; bu yasamin kendi eziyetleri degil, ama bu korkudan dolayi kendimize yaptigimiz eziyettir.

*" Askin ureme icgudusuyle aciklanmasi hosuma gitmiyor…" Uzuntulu bir havayla, "baska bir sey var askta, Yasemin," dedi Emin, " insanin aklina gelmeyen birsey. Zumrut 'e bakarken urperiyordum, ormanin icine bakarken urperdigim gibi, bu urpertinin nasil bir urperti oldugunu dusundum, yuregim buz kesiyor, korkunc bir soguma, kendimden geciyordum o anda, bir saniye suruyor hepsi, kaybolup geri donmem."

" Yapma! İcim usudu Emin…"

* O urperti var ya, o an… Hayir, buna bir insan neden olamaz, o hisirti, o goge cekilen ruzgar bir insandan dogamaz… İcimizden birsey akip gidiyor, ama bu akisin yonu insana dogru degil." Yasemin kulagina calinan garip bir ciglikla urperip yavasladi. Sonup giden kedi miyavlamasi gibi bir ses…

" Asik oldugumuzda gozlerimiz bosluga dikiliyor, hemen, yukari dogru, dunyanin disina bakmaya basliyoruz…"

Sanki yirtici bir kus…

" Birsey duydun mu sen de?" " Ask… İnsanda asla olamayacagi bir seye donusme arzusu yaratiyor… Sana da olan buydu herhalde…"

* Bir an ofkeyle ayilmis da yeniden uyuklamaya baslamis gibi, " cocukken bulutlarin nasil hareket ettiklerini anlayamazdim, soramazdim da, bakip oyle korkardim," dedi.

Her nasilsa iliskilerine, cocukken bilemedikleri seylerin duygusu sinmis, kendi kendine yuruyormus gibi gorunen, saskin gozlerle seyrine dalinacak bir arkadaslik olup cikmisti bu.

" Tabi kadinsin… Kadin oldugun icin ormanda dolasmak seni korkutuyor, orman, kadinlarin gezip dolasacaklari biryer degil, gelmekten vazgecersen canim biraz sikilir elbette, ama evinde otur, kadinlar en cok evlerinde oturduklarinda mutlu oluyor."

Yasemin , her nedense dusunememisti bunu. " Kadin oldugum icin evet, olabilir…" diye fisildadi dalginlikla; masallarda istenmeyen kizlar bosuna ormana atilmiyordu. Yalnizca cadilarda agaclarin karanliginda gezinecek yurek vardi.

* "Biliyorsun, ilk gunden beri soyluyorum bunu, insanin dunyada kalbinde bir asla yapayalniz dolasmasi cok zor."

" O zaman soktan cikamadigini dusunuyordum, bunu soyledigin icin seni ayipliyordum ama buyukluk bu, sevgilin olsun tabii, artik incinmem, olmali, onunde uzun bir hayat var, " dedi Emin.

Yasemin, " Yalniz benim mi, senin de olmali, " diye atildi hemen, " kimi agaclarin , disisi ve erkegi yan yana dikilmezse boy atmadiklarini, meyva vermedikleirni bana anlatan sensin, agaclara bakarken kendine soru sormuyor musun? Birkez kirildin diye, dunyada en onemli seydir dedigin aski kalbine mi gomeceksin, belki dusledigin gibi, seninle yola cikacak bir kadin vardir, o kadini aramaktan neden vazgeciyorsun?"

" Yoki gelmezler abi, unut…" diyerek yerde isildayan bir yapraga egildi Emin, " tek tuk cikiyor boyleleri de…" Lale agacindan dusmus bir yaprakti bu.

" Bana rastlamadi…"

* Uzaklari ozleyen bir marti gibi kactin, gonlumun sahilinden, gozlerimin ufkundan bir marti gibi kactin…

*… Olumle bizim aramizda bazen bir tek kisinin kapladigi genislik vardir sadece. Bu kisi kaldirilsa, sadece olum olurdu… Mutlu olmak ne tatsiz olurdu!..

Küçük İskender/Pop h'art kitabından:

zehirli sarmasigin bitiridigi ilkokul gibidir koynunda sakladigin firtina

* Denizi islatmak mumkun mu sevgilim? İste bizim uzulmemiz de bu yuzden imkansiz!

* Sana gelirken attigim adim, belki benim icin kucuk, ama insanlik icin buyuk bir adimdir! Bu gece tuhaf birseyler yapalim seninle ilk defa. Hayati teneffus eden birer misraysak seninle, ki oyle, kafiyemiz tuttu anlasilan! Peki, o halde, diyelim ki dogada dolasirken karsilasiveren iki farkli elementiz, ama harbi element, delikanli element, koftiden degil! Soyle bir kesisiyoruz once, yokluyoruz kahramanliklarimizi karsilikli, hangimiz kaclara kadar biliyor kerrat cetvelini, onu okuyoruz!Aruzla mi, hece olcusuyle mi, serbest vezinle mi gecmis cocukluklarimiz?

tarih tekerrur etmez bunu hangi manyak soyledi?!

*Ask agir istir: emekli olamazsin,sigortasi yoktur, ikramiye alamazsin, yillik tatil izni verilmez, greve kalkistin mi yersin sopayi, her dakika lokavt tehlikesiyle burun burunasindir, kaza riski yuksektir, amatorce ugrasilir!

* Gidiyorsun iste! Bir kenti terkediyorsun. Belki de sonsuza kadar. Sonsuzluk neyse, ne halta yararsa, sonsuza kadar terkediyorsun belki de. Kaybolan farlara, stop lambalarina soyle seslenmek geliyor icimden: " Ben bir silahim! Ama hicbir silah yaralamaz insani, bir baska insan olmadan!"

dun sabah sutcuyu sagdim bana snein imzali bir donunu verdi

*Hani , kare bulmacalarda soyle sorarlar: " halk dilinde bilmem ne…" Halktan olmaniza ragmen boyle birsey bilmemektesinizdir ve bu sizi yaralar.

okuzlere gidiyorum tren taklidi yapip hemen done'cem

*Kapanan bir derginin sadik okuru gibisinizdir. Ask ise tahrike acik bir pozisyon. Tahterevalliden ilk kim kalkarsa yirtar, oburunun kici yere vurur!

* Ben de sevdim elbet. Sahitlerim var. Ama hicbir iliskide kontrar imzalamadigim icin huzur ve baris ortamlarinda yeseren, cicek veren mizacim sayesinde, kisa sureli birkac sinir krizinin haricinde taklaya gelmedim. Sigorta sirketim Sanat , ozel hayatimin butun zararlarini karsiladi.

* Ben de sevdim elbet. Askla tesrik-i mesaimizde binlerce his dogurduk. O binlerce hissi buyuttuk, okula bile yazdirdik. Tembeldi hislerimiz. Sadakat'i calismadilar. Dersi kirip İhanet'e film seyretmeye gittiler. Bir daha onlari gormedik. Ask, annesinin evine dondu. Ben, yalnizliga verdim kendimi. kucuk'tum, ufaciktim,bir tas attim icime, bin akilli cikartamadi!

yalniz adamlar yalan soylemez, sevgilim sen bana bir pilic daha siparis et

*Samimi davranmamiz sart sevgilim! Sen sevgiyi hep, birlikte oldugun kisi icin, tuttugun takimi degistirmek olarak algiladin sanki. Bana bu mesafeden biraz oyle geliyor.

* "Sadakat, insanin tabiatina aykiri" diyorsun.Ne menem bir seydir su insanin tabiati? Orada orman yanar mi, nehirler tasar mi, cig duser mi, kus kalkip oter mi, daglar puslu mudur? Desene bana ne menem bir seydir su insanin tabiati?

* Bazen geceleri dolasmaya cikiyorum. Kah Venezuella'dayim, kah Ukrayna'da! Kosarak geciyorum dunyanin butun genc sevgililerinin onunden. Birbirlerine iyice yaklasip fisildasiyorlar: – "Hayatim bak yildiz kayiyor, cabuk bir dilek tut! Anliyor musun beni? Hi??…Uyumussun . Cunku sen bir salaksin. Zaten ben de senin bu salakligini seviyorum. Yoksa benim icin bir onemin yok!

alti kasim ustu fasizm

* Birgun memleketin birinde adamin biri cikip diyecek ki: Herkes, ozel ve ozerktir! Ortulu odenekten kisilik tirtiklanamaz! İQ'su dusuk yapmis canli turleri politikaci, polis ve sanatci olamaz. Doga kanunlarina gore bu suctur. Sucun isabet ettigi toprak parcalari, parcali bulutlu ve mutsuzdur..

– Bir gun memleketin birinde adamin biri cikip diyecek ki: Fizikte direnc birimi ohm ise sosyal mucadelede direnc birimi oha! dir. Yasanilanlar karsisinda oha! demek, dusunuldugu kadar degil, yasanildigi kadar zordur! Joging yapan burjuva temsilcileri ile Cop'ing yapan laylaylom'lar arasinda 68 ruhu paris haykiri ki: Ogrenci, sehrin prensidir! Prens olmak, prens kalmak, kucuk prens duyarliligini yitirmemek makbuldur. Cokoprenslerin topu ve copu dislere duslere zararlidir.

kuslari kalkindirma dernegi'nden yardim aliyorum sevgilim olayin farkinda degil!

*Hatirliyorum: sarilik geciren sevgili resimleri, tedaviyi kesinlikle reddederler. Diyorduk ki; hic ayrilmayacagiz, ayrilmak bir kusun bir kusa kusmesidir bizim hayatimizda. Oysa sunu bilemeyecek kadar acemi ve yalnizdik: -ki, herkes cocuklugu kadardir!

cakiltaslari

* Kapitalist cocuk sevgilisine soyle hitap ediyor:

– "Gozlerin cok guzel. Sony mi?"

* Sonucta tanri olmak benim payima dusuyor. İlgiden memnunum, beni yalnizca hayat rahatsiz ediyor. Denizkenarinda yuruyorum. Bu cakiltaslari, baliklarin gozyaslaridir… diye yazmis miydi herhangi bir sair? Hem hatirlasam ne cikar… Bellek, bir insanin inanc ve aci hamalidir.İste bu soz bana ait. Bu sehir ne kadar bana aitse, bu soz de o kadar bana ait. Sen ne kadar benimsen, bu soz de o kadar benim!

* Tarihe en buyuk savas diye gecsin . otumuzle devirdigimiz dag gibi asklar!

* İntihar, tek calgili bir orkestradir. Calgi, meselenin ozune gore degisir.

Mesela karsiliksiz ask ise, keman. Mesela karsiliksiz cek ise, darbuka. Mesela ailevi catismalar ise, davul. Mesela sicak catismalar ise, piyano Mesela yalnizlik ise, trompet. Mesela sen isen, duduk..

suret iceri! soytari disari!

*Lunaparklardaki atlikarincalari dusun! Oradaki atlari. Sonsuza dek kovalarlar birbirleirini ve ne menzile ne de birbirleirne yetisebilirler. Biz de boyleyiz sevgilim! Dag daga kavusur/biz seninle kavusamayiz.

tekrar etmek istemeyen papagan

*Anarsizmi hala iyi cins bir rus kopegi saniriz. Cunku sosyalizmi, Ataturk'e karsi cikmak diye adlandiran bir ulusun ozcocuklariyiz….cekmekten cinsel iliskiye girmeye mecalimiz kalmamistir! ……… Gerizekali anarsist dostlarim! Sevgili punk'istanlilar! Bir iki ucler, yasasin Turkler, dort bes alti, Polonya batti, yedi sekiz dokuz Almanya domuz, on onbir oniki İtalya tilki, onuc ondort onbes Yunanlar kalles, onalti onyedi onsekiz yasasin Portekiz! demekle olmuyor bu isler! Kafayi bastan kasimak lazim!

insan teni mezbahadir

* Telefon faturasini yatirmak icin siraya girmek, cehennemdir.Oysa gozardi edilen sudur ki: sevgilinizle geceler boyu saatlerce konustugunuz icin yukluce bir borcunuz olmustur ve siz bu parayi o donem odeyemediginizde dolayi, siradasinizdir. Sevgilinizle askiniza telefon masaji cekmek, yorucu-bunaltici bir beklemeye donumustur. Hicbir hayvan, bir baska hayvanla iletisim kurdugu icin fatura odemez!

* Muhtesem ask hikayeleri: Leyla ile Mecnun, Kerem ile Asli, Ferhat ile Sirin, Tahir ile Zuhre, Turkan ile Cihan tipindeki muazzam melankoli senaryolari. Ask, zaten en yorucu istir. Eger, askin sonunda ayrilik yoksa, askin reklam harcamalarina yeteri kadar onem gosterilmemis demektir.

Nietzsche / Seçilmiş Düşünceler

Sen Bilgi :

*İnsan kendisini kendi yaptigi yanlislarla egitmistir: Once kendi kisiligini yarim yamalak gorebilmistir. Ancak sonra da hayali meziyetler yakistirmistir kendine. Bu yanlislari bilmezden gelmek insanligi, insancilligi ve insanlik haysiyetini yok etmek olur.

*Derin oldugunu bilen kimse, kolay anlasilir olmaya calisir. Kalabaliga derin gorunmekten hoslanan kimse ise anlasilmaz olmaya calisir. Kalabalik dibini gormedigi her seyi derin sanir cunku.

*Yuksek sesle konusan kimse ince seyleri dusunemez hemen hemen.

*Bu adam bu davanin curuk oldugunu goruyor ama inat olsun diye vazgecmiyor; …. Fakat 'sadakat' adini veriyor bu hale.

*Her aliskanlik elimizi daha becerikli, aklimizi ise daha beceriksiz hale sokar.

*İnsanin isi basindan askin oldu mu her turlu sikintidan da uzak kalir.

*En insancil davranis, birisinin utanmasini onlemektir.

Zerdust :

*Dogrusu su ki insan kirli bir nehirdir. Kirli bir nehri kirlenmeden icine alabilmek icin bir deniz olmak gerek. Goruyorsunuz insandan ustun olmayi ogretiyorum size: Ust insan bu denizdir.

*Ogrenmek icin yasayani ve gunun birinde ust insanin yasamasi icin ogrenmek isteyeni severim.

*Ozdeyisler halinde ve kaniyla yazan kimse okunmayi degil, ezberlenmeyi ister.

*Sevinc, her nesne sonsuz olsun ister.

Toplum :

*Tam su sirada bizi tehdit eden iki korkunc hastalik var: İnsandan derin bir tiksinme ve insana derin bir acima!

*İcimizden kendi kendimize yaptigimiz konusmalarda baskalarinin serefini pek korumuyorsak, halk icinde pek durust kisiler degiliz demektir.

*Elimizde kudret olmadigi surece ozgurluk isteriz. Fakat, elimizde kudret olunca ustunluk isteriz.

*Kolay yasamak istiyor musun ? Surude kal ve suru sevgisi ugruna kendini unut

İnsan :

*Ne kadar yukselirsek, ucmak bilmeyenlere o kadar kucuk gorunuruz. Sonuclar karsisinda korkaklik : Modern bir kusur.

*Bir inanci sirf adettir diye kabullenmeye namussuzluk, korkaklik, tembellik denir.

*Bir insanin yuksekligini gormek istemeyen kimse, kendinden asagi ve ustun koru olan her seye daha dikkatle bakar. Bu bakisla da kendini ele verir.

*İnsan butun bir yil sustu mu gevezeligi unutur ama konusmayi ogrenir.

*Bir buyuk adami tutanlar onu ovmek icin kendilerini kor etmeye alisiktirlar.

Dusunce

*Deri degistiremeyen yilan olur. Dusunce degistirmesine engel olunan kafalar da oyle ; Bunlar kafa olmaktan cikarlar.

*Bir nesneyi hem sevebilen hem onunla alay edebilen kimse, dehaya erismis demektir.  

Hakan Günday Seçkileri

Bayan Arıza tarafından Ekim - 6 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Kinyas Katre'nin Hakan Günday Seçkileri

"sorarlarsa, ''ne is yaptin bu dünyada?'' diye, rahatça verebilirim yanitimi:''yalniz kalabildim! alti milyarin arasinda dogdum. ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarindan…''

ne ölüm ne de hayat! hiçbiri kovalamıyor beni rüyalarımda. hiçbirinin eli bana değmiyor. çünkü ellerim ceplerimde hiç olmadıkları kadar. varlığıma nedensizlikten delirdim ben. hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. hepsini giydim. hiçbiri olmadı. hepsi dar geldi. inansaydım herhangi birine, uğruna gerekirse dünyayı kan gölüne çevirirdim. okyanuslar kırmızı olurdu. pıhtılaşmış knalardan siyah kanlar yükselirdi. ama inanamadım. bir türlü inanamadım… bütün hayat bir ilizyon. benim gibi kayra gibi…

"Hayir tesekkur ederim. Bu kadar yeter."Alkolle ayrilmamiz boyle oldu. Yeterince icmistim. Yeterince ,hayatin gercek sarhoslugundan kacmistim. Artik sira siselerden kacmaya gelmisti. Simdiye kadar rakiyi suyla; viskiyi buzla karistirir gibi, hafifletmek icin hayati da ickiyle karisritmistim. Ama artik hayati sek icmenin zamani gelmisti. Babamin: "Artik buyudun, kendine de 1 raki koy!" dedigi aksam geldi aklima. Biraz daha buyumustum. Hayati ve dunyayi sek icecek kadar!!!! "Great EscaPe. Great Return!" Ağlamak için gidiyordum. Etimin parçalanışını görmek için gidiyordum. Ruhsal hayatımla alay etmek için, bildiğim herşeyle mücadele etmek için dönüyordum. Ne kadar dayanabileceğimi, ne kadar duyarsız olduğumu anlamak için gidiyordum, sokaklarında tesadüfen babamı görebileceğim ülkeye…

O kadar istedim ki gerçek bir duyguyu içimde hissetmeyi! Eğer pişmanlık hissedersem devamı da gelir, diyordum kendime. Sevmeyi bile öğrenebilirim yeniden, diyordum. Yeniden bir insan olabilirdim. Ama şimdi anlıyorum ki benim için artık çok geç. Ne bir pişmanlık duyuyorum, ne de gözpınarlarım ıslanıyor. Hiçbir şey hissetmiyorum. Hiçbir şey…

Belki de en büyük şiddet buydu: "durmak". İnsan kaçarken başkasının, dururken kendi kanında boğulur. İnsanın kendine biçtiği cezadan daha acı dolu olanı yoktur. İnsanın kendine verdiği cezaların ilki, işlediği suçtur…

"Ve artık insanlar bir karar vermeli. Ya cenazelerde ağlamayacak ölülerine , ya da üzerine basmayacak, sevdiklerinin cesetlerinin beslediği toprağın!"

"insanlar…"dedim fısıldayarak."taşırlar insanları. kundaktayken, tabuttayken. hep taşıyacak birileri olur. bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı…  

Chuck Palahniuk “Görünmez Canavarlar”

Bayan Arıza tarafından Ekim - 6 - 2010 zamanında yazılmıştır.

fc.Tyler Durden, Chuck Palahniuk'un "Görünmez Canavarlar" ını okuduğunu ve kritiğini de Arızalılar Kulübü okuyucularıyla paylaşmak istediğini söyledi.

Elimde bilimum sayıda "öss için bizi seçin!" sloganlı test kitabı ve cebimde bir miktar paramla kitabevine aylık taksiti yatırmaya gittim. Sonra e madem geldik, "yeraltı edebiyatı"na da bi göz atalım dedik… Irvine Welsh te yeni bir şeyler yok, Anthony Burges desen aynı, Yalom'dan yıllardır tık yok… Bukowski zati bi ölü. Chuck'tan umudu tamamen yitirmiştim ki, o da nesi??? Karman çorman bir ilüstrasyonun yanında "Görünmez Canavarlar" yazıyor. Kitabı elime aldım ve tahmin edersinizki bırakmadım. İşte hikayemiz böyle başlıyor kardeşlerim…

Kitabı bir hanımefendi çevirmiş; Funda Uncu Irklı. Tabii ki ayrıntı yayınlarından ve maalesef 203 sayfa. Chuck 280 i geçemedi zaten nedense!- Fiyatı sizi bilmem ama benim için faiş bi fiyat; 13 YTL 🙂

Eve gittim ve kitabı açtım; okudum okudum okudum…

Öykü şu arkadaşlar: 'Motor' diye dalga geçtiğimiz türden bir manken söz konusu. Adı; Shannon. Kızımız klasik amerikan ailesi tipi çocuğu. Bir abisi var; ismini söylemek kitabın sonunu söylemek olur… Shannon "kurtulucem ulen ben bu hayattan" diyerek manken olmaya karar veriyor. Ve sonrasında tahmin edersiniz ki; Donna Karan pantolonlar, Calvine Kline donlar, her tür pozisyonda seks. Ve zengin bir sevgili; Manus. Bir arkadaş, o da manken; Evie. Transeksüel bir diğer 'kurtarıcı-arkadaş'; Brandy Alexsandr, ya da bu kitabın Tyler Durden'ı …

Klasiktir, her Palahniuk kitabı gibi bir betimleme uslubu-ama hiç batmıyor, ukalalık etmiyor, öğüt veriyor- Ve yine klasiktir kitabımız sondan,başa 'flashback'lerle ilerliyor…

Elinde tüfekle etrafa ateş saçan Evie, yerde kanlar içerisinde Brandy, Brandy'e "ben senin öz ve öz kardeşinim 'abiciğim' "diyen Shannon ve yan odada bir 'koca bebeğin' sütünü içen sevgili; Manus…

Shannon bize öyküsünü anlatmaya başladığında artık manken değil ve yüzü yok! Çünkü yüzü ancak kitabın sonunda öğrenebileceğimiz bier nedenden ötürü paramparça edilmiş durumda. (İpucu: "hiçbir zaman mükemmel olmama izin verme Tyler, hiç mükemmel olmayayım. Tetiği çek ve duvarları beynimle boya!!!) Dişleri de yok, bebek maması yiyor. Hastanede bir ibneyle tanışıyor; Brandy'le… Sonra Brandy imiz. tyler ımız diyor ki;"siktir et kızım. GELECEĞİNİ YARATABİLMEN İÇİN, GEÇMİŞİNİ SİLMEN LAZIM. BİZE İYİ OLARAK ÖĞRETİLENLERİ DEĞİL, KÖTÜ OLDUĞU SÖYLENEREK BİZDEN UZAK TUTULANI TERCİH ETMELİYİZ"

Shannon'da bir gece onu öldürmeye gelen nişanlısı Manus u bagaja kapattığı gibi soluğu Brandy nin otelde alıyor. Brandy fırsatı tepmiyor ve genç kızımızla yakışıklı 'delikanlı'mız o diyar senin bu diyar benim dolaşıyorlar…

Amaçları şu: "bulunduğumuz dünyada cinsiyetlerimiz sadece bir görüntüden ibaretse" bizde hormonlanırız kardeşim! ki bu hormon haplarının fiyatı öğreniyoruz ki çoook faiş…

Ne mi yapıyorlar? Anlatıyim..; Tyler ın garsonluğa gittiği evlerde banyolara dalıp yüzlerce parfüm şişesine işeyip not bıraktığı banyolara gidiyorlar. Şık giyiniyorlar. Aralarından biri -ki çoğunlukla Manus koca bebek emlakçıların sütünü içiyor- Brandy ve Shannon bambaşka kimliklerle banyolardan hormon hapları çalıyor. Shannon da günün zaferi olarak hergün "katil-sevgili-nişanlısı" Manus un yemeklerine kadınlık hormon hapları atıyor. Ardından da "sence erkeklerin benim için deli olması bu tangaya mı bağlı yoksa buna mı?" soruları geliyor zatı muhteremden…

Sonuç… Kitap bittiğinde aslında elinizde bir kitap tutmadığınızı fark ediyorsunuz. O tuttuğunuz şey aslında HAYAT… O tuttuğunuz "kimlik krizi", aids, seks, anne-babalar, ve hayat hakkında daha nice şey tuttuğunuz…

Sanırım 'yaşayan' en iyi yazar Plahniuk… Herkes okuyor, evet bekareti bozulmuş durumda ama..; Mutlaka al al al!

Elif Şafak “Araf”

Bayan Arıza tarafından Ekim - 6 - 2010 zamanında yazılmıştır.

İlker Yıldırım, Elif Şafak'ın "Araf"ını bitirdikten romanda bahsi geçen müzisyen ve şarkıları bir listeye dökmeye karar veriyor ve aşağıdaki yazıyla birlikte bana iletiyor.

ELİF ŞAFAK: ARAF Özgün adı: The Saint of Incipient Insanities İlk Basım: Nisan 2004 (Metis Yayınları)

“Yalnızlık, yabancılık, dil ve zaman üzerine bir roman…

Kim gerçek yabancı – bir ülkede yaşayıp başka bir yere ait olduğunu bilen mi, yoksa kendi ülkesinde yabancı hayatı sürüp, ait olacak başka bir yeri de olmayan mı?

İsimlerin yabancı memleketlere ayak uydurma sürecinde muhakkak bir şeyler eksilir – bazen bir nokta, bazen bir harf ya da vurgu. Yabancının isminin başına gelenler pişmiş tavuğun olmasa da pişmiş ıspanağın başına gelenlere benzer – ana malzemeye yeni bir tat eklenmesine eklenmiştir de kalıpta gözle görülür bir çekme olmuştur bu arada. Yabancı işte ilk bu fireyi vermeyi öğrenir. Yabancı bir ülkede yaşamının birinci icabı insanın en aşina olduğu şeye, ismine yabancılaşmasıdır.

Elif Şafak’ın İngilizce olarak kaleme aldığı Araf’ı Türkçeye, Aslı Biçen çevirdi. Farklı din, çevre ve kültürlerden gelip yolları Boston’da kesişen bir grup genç insanın dokunaklı öyküsü anlatılmaktadır. Keskin bir kavrayışa ve mizah duygusuna sahip olan Araf, ait olma konusundaki sürekli özlemin ve sürgünde bir yurt arayışının öyküsü. Belki de hepsinden önemlisi, ister Doğu’da ister Batı’da, kendi yurdunda bile bir yabancı olmanın heyecan verici keşfi.” Romanda bahsi geçen müzisyen ve şarkılar:

Nick Cave: As I sat sadly by your side (Sayfa 8,16) Steppenwolf:Born to be wild (Sayfa 78) Roger Mc Guin: It’s alright ma (Sayfa 80) Stone Roses: Made of Stone (Sayfa 81) Barry Adamson: Save me from my hand (Sayfa 81) Pixies: Where’s my mind (Sayfa 81) David Bowie: I’m afraid of Americans (Sayfa 83) Patti Smith: Paths that cross (Sayfa 85) Leftfield: Open up (Sayfa 90) Cypress Hill: Hits from the bong (Sayfa 90) System Of A Down: Chop Suey  Barry Adamson: The vibes aint nothin’ but the vibes (Sayfa 106) Alabama 3: Mansons of the god (Sayfa 110) The Clash (Sayfa 143) Joe Strummer (Sayfa 143) Lagwagon: Coffee&Cigarettes (Sayfa 164) Lou Reed: Stupid man  Sugercult: Stuck in America (Sayfa 168) David Bowie: I’m deranged (Sayfa 209) Anita Lane: Sex o’clock (Sayfa 210) Gaia: How much reality can you take (Sayfa 211) Cypress Hill: I want to get high (Sayfa 211) Patti Smith: Citizen Ship (Sayfa 230) Primal Scream: Out of the void (Sayfa 238) Skunk Anansie: It takes blood&guts to be this cool but I’m still just a cliche (Sayfa 241) Primal Scream: Don’t fight it, feel it (Sayfa 244) The Ramones: Somebody put something in my drink (Sayfa 247) The Smiths: What difference does it make (Sayfa 263) Portishead: Only (Sayfa 274) Sex Pistols: Something Else (278) Manic Street Preachers: Suicide is painless (Sayfa 279) Chumbawamba: Amnesia (Sayfa 281) Elvis Costello (Sayfa 294) Don Allison: You can be replaced (Sayfa 301) Dead Kennedies: Bleed for me (Sayfa 302) PJ Harvey: This mess we are in (Sayfa 339) Iggy Pop: Gimme Danger (Sayfa 343)