Tepenin ardındakiler çoğu zaman görünmez, başkaları tarafından saklanır. Saklanışlar korku perdesini aralar. Korkuyla yüzleştiğiniz zaman "düşman kim ve nerede?" sorusunu sormak kaçınılmaz olur. Toplumsal gerçeklerden kaçmanız, gerçekleri söylemiyor ve görmüyor oluşunuz, toplumun içinde saklananlar korkular olarak belirir tepenin ardında. Film, toplumdaki sorunları sinemaya aktarıyor ve bizlere mesaj vererek önemli…
Dün akşam itibariyle yeni bir diziye başladım, hemen iki bölüm izledim. Akabinde de bugün sizlerle paylaşmak istedim. The Killing ile başlayan İskandinav polisiye dizi merakım artarak devam ediyordu. Bron ile tam 12'den vurmuş oldum. Dizi, Danimarka ve İsveç ortak yapımı. IMDb'nin 8.4 verdiği dizi iki bölümüyle beni şimdiden kendine bağladı.…
"1972'de birinci sınıf bir komando grubu askeri mahkemece işlemedikleri bir suçtan dolayı hapise atıldılar. Buldukları ilk fırsatta hapisten kaçarak Los Angeles'ta yeraltına çekildiler. Halen polis tarafından aranmaktadırlar. Eğer bir sorununuz varsa ve kimse size yardım etmiyorsa A Takımını arayın. Belki onları kiralayabilirsiniz" şeklinde başlardı bir zamanlar. İzlemek için herkes gibi…
Yönetmen: Michael Haneke Senaryo: Michael Haneke Oyuncular: Jean-Louis Trintignant, Emmanuelle Riva, Isabelle Huppert Süre: 127 dk. Ülke: Avusturya, Fransa, Almanya İki yastık bir yaşantıyı ne kadar ileri götürebilir? Ölüm karşısında ne kadar kayıtsız kalabiliriz, ne kadar ileri gidebiliriz? İşkence çekerek mi ölmeli kısa yoldan kendini ölüme terk etmeli mi insan?…
Ölüm nedir? Son mudur? Başlangıç mıdır? Yoksa hayatımızın devam ettiğini düşünerek yaşadığımız döngüler mi? 70 küsür yaşını geçmiş Clint Eastwood "Gran Torino" filminde bunlara cevap veriyor. Bu yaşa rağmen iyi işler çıkaran hem yönetmen hem oyuncu görevini üstlenen kişiler fazla kalmadı. Kuşağının son adamlarından biri Clint Eastwood. Gran Torino'da adeta…
Bazı şeylerin nasıl olduğunu anlayamazsınız. Afallarsınız. Sizi çılgına çevirir bu şeyler. Onları itmek isteseniz de yakanıza bir şekilde yapışır ve sizi bırakmaz. Kendinizi rahat hissettiğiniz zamanlar azdır. Ve bunu yakalamaksa zordur. Yokluk ile varlık arasında ince bir çizgi, yaşanmışlıkların ve yaşanacakların ardına çizilmiş bir meridyen, içilen şaraplardan sonra dünyanın yamulduğunu…
Canı yanan insanlar içine kapanır. Sessizliğe gömülür. Sessizliği bozmak zordur. Kendi denizinde, kendi adalarında yaşarlar yalnız başına, ama kıyılara saplanırlar. O kıyılardan çıkamayacaklarını iyi bilirler. Rotalarını şaşırmışlardır, ki artık geriye rota da kalmamıştır. Yüzlerindeki kırışıklığı insanlar çözemese de yoluna bir şekilde devam eder. Basit numaralar yapamazlar, ki bu işte becerikli…
Filmin Yönetmeni: Krzysztof Kieslowski Filmin Türü: Dram, Romantik IMDB Puanı: 8.3 Yapım Yılı: 1988 Ülke: Polonya Yayınlanan Tarih: 27 Aralık 1991 Senaryo yazarı: Krzysztof Kieslowski, Krzysztof Piesiewicz Aşk mı daha kuvvetli cinsellik mi? Cinsellik yaşanmadan aşk olur mu? Aşk olmadan cinsellik yaşanır mı? Hisler mi daha önceliklidir yoksa cinsel tutkular…
1933–1945 yılları arasında, Nazi Almanya’sı başkaları için ne ifade eder bilmem ama benim için insanların masumca katledildiği bir dönemdir. Sadece Yahudi oldukları için cezalara çarptırılanlar, insanların çıplak bir biçimde soyundurulduğu, suyun olmadığı, kapalı hücreye kapatılan insanlar…İnsanlar hücrenin kenarından isyan etse de bu isyanlarının bir anlamı yoktur. Acımasızlık her zaman önde…
Nicolas Winding Refn'e Cannes Film Festivali'nde "En İyi Yönetmen" ödülü kazandıran Drive/Sürücü, geçen yılın en iyi filmlerinden biri. Geçen yıl kimi filmler ödüle boğulurken Shame/Utanç, We Need To Talk About Kevin/Kevin Hakkında Konuşmalıyız ve Drive/Sürücü biraz kıyıda kaldı. Sürücü'nün Danimarkalı yönetmeni Nicolas Winding Refn'in Cannes'da aldığı "En İyi Yönetmen" ödülü…