Dizi: The Chalet “Dağ Evi”

Bayan Arıza tarafından Mayıs - 7 - 2018 zamanında yazılmıştır.

Netflix’te izlediğim La Mante isimli Fransız gerilim dizisinden sonra, The Chalet isminde dilimize de “Dağ Evi” adıyla çevrilen sürükleyici bir dizi daha izledim.

Efenim, bu da 6 bölümlük bir dizi idi.

Dizi: Aquarius

Bayan Arıza tarafından Nisan - 27 - 2018 zamanında yazılmıştır.

Charles Manson'ın hayatından esinlenerek oluşturulmuş olan "Aquarius", bir dönem dizisi. 1967 yılında geçiyor mevzular. 60'ların sonu, hippi ruhu ve 70'lerin rock'nr'oll mevzuna da ışık tutuyor. Dolayısıyla o dönemin ortamı, kıyafetleri, müzikleri var. Hippie'leri de bolca görmekteyiz. Müzikler nefis.

Çok sevdiğim -en sevdiğim dizilerden olan "Californication"ın esas adamı Hank Moody yani- David Duchovny de dizide esas adamımız dedektif Sam Hodiak'ı canlandırıyor. Sürekli rol kesen, psikopat, sosyopat Charles Manson rolünde İngiliz aktör/şarkıcı Gethin Anthony var. Ki kendisini Game of Thrones'da "Renly Baratheon" rolünde izledik.

The Vampir Diaries ve The Originals'dan tanıdığımız Avustralyalı oyuncu Claire Holt karakolun tek kadın polisi Charmain Tully rolünde. Gizli polisimiz Brian Shafe'i de Grey Damon canlandırıyor. Emma Dumont kendisiyle aynı isimde Emma Karn rolünde. Charles Manson'ın yavuklularından biri. Kendisini de The Gifted'dan tanıyoruz. Tanıdık oyuncular mevcut.

Olay Charles Manson etrafında şekilleniyor olsa başka konular da işlenmekte.

1. sezon 11. bölüme kadar geldim. Gri tonlarında nefis bir dizi. Keyifle izliyorum. Polisiye ve dönem dizileri sevenler bayılacaklar.

Dizi: Marcella

Bayan Arıza tarafından Nisan - 17 - 2018 zamanında yazılmıştır.

Yine bir Neflix dizisi. İskandinav noir akımına sahip bir İngiliz polisiyesi. Jenerik müziği de çok etkileyici.

Marcella, İsveçli Hans Rosenfeldt'ın yapımcılığını, yazarlığını ve yönetmenliğini üstlendiği TV dizisi. Hans Rosenfeldt aynı zamanda The Bridge dizisinin yaratıcısı ve senaristidir – ki o dizi de bizi bizden almıştır.  Dizi, 4 Nisan 2016'da ITV'de yayınlanmaya başlandı. 

Esas kızımız Marcella Backland biraz sorunlu, sürekli blackout'lar yaşayan başarılı bir polis. Kendisini Anna Friel canlandırıyor. Kocası Jason rolünde Nicholas Pinnock var ki O'nu da İzlanda-İngiltere dizisi olan "Fortitude" de izlemiştik.  Polis şefi olarak Ray Panthaki karşımıza çıkıyor.

Marcella, eşi tarafından onu artık sevmediği gerekçesiyle terk edildiğinde bu durumu aşabilmek için 10 yıl önce ailesi için bıraktığı cinayet masasındaki görevine polis olarak geri dönüyor.  Marcella'yı bir yandan bu cinayetleri, bir yandan da eşinin kendisini terk edişinin altında yatan gerçek nedenleri araştırırken izliyoruz. Hem ailesel vaziyetler yüzünden morali bozuk, hem de seri cinayetler başlamış. Derken Marcella bu cinayetleri çözmeye uğraşıyor. Bir yandan da ailesiyle uğraşıyor, bir de bayılmaları ve sonrasını hatırlamama olayları da var.

Üzerine giydiği o yakası kürklü gibi olan montuna da hastayım. Hinterland'deki kadın dedektifin de buna benzer bir paltosu vardı. Bir de The Killing'teki İzlanda kazakları ve kapalı hava modları. Ah bu bendeki İskandinav aşkı bitmez!

Bölümler 46-47 dakika. Sekiz bölüm, tek sezon.

Bir çırpıda izlenir, sürükleyici, keyifli.

Dizi: Deep Water

Bayan Arıza tarafından Nisan - 17 - 2018 zamanında yazılmıştır.

Netflix sayesinde izleme şansı bulduğum 4 bölümlük Avustralya suç draması ve polisiyesi. 2016 yapımı.

Dizi, 1970-80'lerde gerçekten yaşanmış, 80 gey erkeğin ölümüyle sonuçlanmış nefret cinayetlerine dayanıyor. Hiçbiri çözülememiş, örtbas edilmiştir. O dönemlerde şiddete uğrayan LGBT bireyler korkularından şikayette bile bulunamamışlar. Günümüzde bu cinayetler tekrar başlayınca olay o yıllarla ile ilişkilendirilir. Ve mevzu derinleşir.

Başrolde "Orange is the New Black"te sevdiğimiz bir karakter olan Yael Stone var. Esas polis kızımız "Tori Lustigman"i canlandırıyor. Ortağı rolünde de Shine filminden bildiğim tuhaf ama karizmatik görünümlü Noah Taylor var, O da dedektif Nick Manning rolünde.

Akıcı ve sürükleyici bir dizi.Tek sezon olan ve kısa bölümlere sahip dizileri seviyorum. İyi seyirler.

 

Dizi: The River

Bayan Arıza tarafından Nisan - 6 - 2018 zamanında yazılmıştır.

Netflix satın aldığımızdan beri özellikle İngiliz polisiyeleri hayranı oldum. Genelde tek sezon ve 6-8 bölüm gibi olduğundan çabucak bitirilebiliyor. Çok uzatmıyor, hikayeyi akıcı bir şekilde sunuyorlar. Bu şekilde birkaç dizi bitirdim. Konularını okuyup hangisini seçeceğime karar veriyorum. Hatta bir önceki izlediğimiz diziye göre öneriler de getiriyor Netflix.

En son 6 bölümlük "The River" dizisini izledim. Son yıllarda çok dizide-filmde karşımıza çıkan İsveçli oyuncu Alexander Skarsgård'ın babası olan Stellan Skarsgård başrolde. Ki kendisi İsveç'te de ünlü olan bir adam. Kendisi, çocukları hepsi sinema sektöründe ve başarılar. Gerçekten karizmatik tipler.

Diziye adını veren "River" karakterini canlandırıyor Stellan Skarsgård. Esas kızımız "Stevie"yi ise Nicola Walker oynuyor. Pek sevdiğimiz Adeel Akhtar, River'a eşlik eden ekip arkadaşı dedektif "Ira King" rolünde.

Suç, drama ve polisiye, Hepsi bi arada sunuluyor. Dizinin yaratıcısı Abi Morgan. BBC sunuyor ve İskandinav tadında bir drama adeta. İskandinav demişken, bu diziden önce de Norveç polisiyesi olan "Borderliner"ı izledim. Hatta orada başrolde olan polis memuru şimdi izlediğim yine İngiliz polisiyesi olan "Marcella"da da oynuyor. Hepsi konu olarak birbirinden farklı, hiç sıkmayan, keyifle izlenen, İskandinav havası yaratan diziler.

Dizinin konusunu şuradan aldım (https://noluyo.tv/haber/2742/iskandinav-tadinda-ingiliz-polisiyesi-river);   BBC’nin yeni polisiye dramalarından River, doğaüstü ögeler içeren ve son yıllarda çok popüler olan İskandinav dizileri tadında bir dizi olarak karşımıza çıktı. Polisiye dizilerin geleneği olan sorunlu dedektif  bu sefer farklı bir açıdan işleniyor. Gözlerinin önünde öldürülen ortağı Jackie Stevenson (Nicola Walker)’ı kimin neden öldürdüğünü araştırırken üzerinde çalıştığı başka bir vakayla ilgili birini daha görüyor. River’a ortak olarak Utopia’dan tanınan Adeel Akhtar’ın oynadığı Ira King eşlik ediyor. 

İsveçli aktör Stellan Skarsgård’ın başrolde olduğu dizi kısa süre önce ortağını kaybetmiş olan başarılı bir dedektif olan John River’ı konu alıyor. River, ölen ortağını görmeye devam ediyor ve onunla konuşuyor. Ray Donovan’dan tanıdığımız Eddie Marsan’ın Thomas Cream adlı eski bir katili canlandırdığı kişi ise River’ın görmüş olduğu bir başka figür. River ölmüş olan bu insanları görmesini hayalet değil manifesto olarak tanımlıyor. Bölüm boyunca geçen konuşmaların ve olayların alt metinlerinin başarısı diziyi amaçlanan karanlık ortama çok iyi sokuyor. Neredeyse tek başına rol alan Stellan Skarsgård’ın oyunculuğunun psikolojik açıdan sizi dizinin içine çektiği bir dizi olarak kaçırılmaması gerekiyor. Özellikle bu tarz işleri seviyorsanız kesin izlemeniz lazım!

Dizi: The OA

Bayan Arıza tarafından Şubat - 12 - 2018 zamanında yazılmıştır.

Şimdilik tek sezonluk bir Amerikan bilim kurgu dizisi. Netflix'in açıklamasına göre yeni sezon çekimleri de başlamış.

Evinden kaybolduktan yedi yıl sonra, genç bir kadın yeni gizemli yeteneklerle geri döner ve gizli bir görev için beş yabancıyla bir ekip kurar. Dizimizin konusu en kısa şekliyle bu. Bir sürü kavram var, yaşam-ölüm, melek, cennet vb.

Başroldeki esas kızımız Brit Marling aynı zamanda dizinin de yaratıcısı. Yönetmenliğini üstlenen Zal Batmanglij -ki kendisi Brit Marling ile beraber projelere imza atan bir yönetmen.

Brit Marling "The OA" karakterine yani "Praire Johnson"a hayat veriyor. "Homer" rolünde Emory Cohen ve manyak doktor Hunter rolünde de önceki rollerinden tandığımız/bildiğimiz Jason Isaacs var.

Spoiler vermek istemiyorum ama dizinin konusu harika. İlginç, kendini izlettiriyor. Merak uyandırıyor. Ancak yine de daha iyi işlenebilirdi gibi geliyor. Finalde de daha iyi bir şey bekliyordum. Kafamda bazı şeyleri oturtamadım.

Yine de 2.sezonu merakla beklemekteyim. Sanıyorum 2. sezonla açılacak. İzlemek lâzım.

Dizi: The Lizzie Borden Chronicles

Bayan Arıza tarafından Şubat - 8 - 2018 zamanında yazılmıştır.

Amerika'nın Lifetime kanalında yayınlandı ama Netflix'te bulmak mümkün. Tek sezonluk mini dizi 8 bölüm maalesef:/

Lizzie Borden Chronicles, 1892 yılında babası ve üvey annesinin korkunç cinayetleri sonrasında tartışmalı bir şekilde beraat eden Lizzie Borden’ın bu olay sonrasında etrafında geçen olayları ve kişileri konu ediniyor. Bugün bile çözülmemiş bir olaydır.  Lizzie Borden Davası, o dönemlerde Amerikan kamuoyunu uzun süre meşgul eden bir cinayet soruşturmasıdır.

Anne ve babasını baltayla doğrayarak öldürmekle suçlanan Lizze Borden’in bu cinayetleri neden ve nasıl işlediği uzun yıllar tartışılmıştır. Bugün hala olayla ilgili cevaplandırılamamış karanlık noktalar vardır.

Lizzie Borden, zaman içinde çocuk tekerlemelerine konu olacak kadar ünlenmiş, giderek populer kültürün bir parçası haline gelmiştir.

Yeterli paraları olmasına rağmen her şeye sahip olamaması onu çıldırtan başlıca neden. Bu sebeple bir kleptoman haline gelip şehirdeki irili ufaklı mağazalardan sürekli bir şeyler çalmıştır.

Christina Ricci esas kızımız Lizzie Borden olarak rolünün hakkını fazlasıyla veriyor. Bu rol için biçilmiş kaftan.

Clea Duvall ise Lizzie’nin ablası Emma rolünde; Cole Hauser ve Jonathan Banks de diğer oyunculardan bazıları.

Kaçmaz!

Dizi: Hinterland (Galce “Y Gwyll”)

Bayan Arıza tarafından Ocak - 29 - 2018 zamanında yazılmıştır.

Bu kez Galler'e gidiyoruz, Keltçe isimler, yerler, diyaloglar bolca duyabileceğiniz bir polisiye daha.

Çok kaliteli bir dizi, senaryo, oyunculuklar, karanlık hava, manzaralar, doğa, aksan her şey güzel.

Galler kanalı S4C'nin 2013 yapımı dedektif draması. Netflix'te "Broadchurch" tadında suç temalı İngiliz dizisi ararken buldum, iyi ki de buldum.

Ayrıca, dizi yayınladığı tarihte Galler'de 350 bin kişi tarafından izlenmiş ve o güne kadar en fazla kişi tarafından izlenen yapım olma özelliğini taşıyor.

Dizi çok uzun, adeta sinema şöleni. Biraz ağır gidiyor. Ancak bu türü sevenlerin hoşuna gidebilecek diye düşünüyorum. Bölümler 90 dakika sürüyor, her bölümde farklı bir dava işleniyor. Asıl adamımız dedektif Tom Mathias (Richard Harrington) ve 4 kişilik ekibi olayları çözmekle uğraşıyor.

 

Dizi: Broadchurch

Bayan Arıza tarafından Ocak - 29 - 2018 zamanında yazılmıştır.

3 sezonu da keyifle izledik. İngilizler polisiyeyi de iyi biliyor yahu. Aksanlara bayıldım. Manzaraya bayıldım. Bol bol güney İngiltere kıyılarını ve doğa güzelliklerini izledik durduk. Dizi Portishead Somerset'te çekilmiş zaten. Doğası muhteşem.

Her bir sezon 8 bölümden oluşuyor.

Doctor Who'nun kadrosundan, Black Mirror'dan oyuncular görmek mümkün. Zaten esas adamımız dedektif Alec Hardy yani David Tennant İskoç aksanıyla bizi mutlu mesut ediyor.

Esas kızımız, başına gelmedik kalmayan diyelim Olivia Colman ise Alec Hardy'nin has elemanı yardımcısı Dedektif Ellie Miller'ı canlandırıyor.

Yine Black Mirror'ın 3. bölümünde oynayan Jodie Whittaker var, O da dizide "Beth Latimer" karakterini canlandırıyor.

Biraz The Killing tadında, "katil kim?" sorularıyla kafayı yedirten başarılı bir polisiye. Beth Latimer'in 11 yaşındaki oğlu Danny öldürülüyor, ilk sezon kim yaptı diye merak ediyoruz. 2. sezonda mahkeme yeniden masaya yatırılıyor, 3. sezonda ise bambaşka bir cinayet hikayesi var. Sürükleyici, merak uyandırıcı, polisiye severlerin bayılacağı bir dizi.

Dizi: Black Mirror

Bayan Arıza tarafından Ocak - 29 - 2018 zamanında yazılmıştır.

İngiliz dizilerine olan hayranlığım her geçen gün katlanarak gidiyor. Gerçi içinde Amerika'da çekilmiş bölümler de var. Bu dizi resmen beni benden aldı.

Black Mirror, İngiliz Channel 4 kanalında yayınına 2011 tarihinde başlayan distopik bir dizidir. Kazandığı başarı ve popülaritesi sonrasında 2015 yılında Amerikan Netflix tarafından yayın hakları satın alınmıştır.

Yaratıcısı Charlie Brooker 71 doğumlu bi Adalı. Aynı zamanda da dizinin yazarlarından biri.

4 sezon da ve içindeki bölümler de birbirinden bağımsız. biraz bilim kurgu, biraz gizem, biraz felsefe dizinin genel konusu. her bölümde olaylar bi şekilde çözülüyor gibi olsa da kafamda bir dolu soru işaretleri ile bitiriyorum bölümü. Kara Ayna, çoğu bölüm ile bizi ters köşeye yatırıp, pek güzel toplum eleştirisi yapıyor.

İlk olarak İngiltere'de yayınlanmaya başlayan Black Mirror yaşam ve teknolojinin karanlık tarafına odaklanıyor. Bir sezonu sadece 3 bölümden oluşan dizi, 2013'te "en iyi mini dizi" Emmy ödülünü kazandı.

Filmin yaratıcısı Charlie Brooker dizinin içeriği ve yapısı hakkında şunları söylüyor: "Her bir bölüm farklı bir yerde, farklı bir gerçeklikte geçiyor. Hem de farklı oyuncu kadroları ve yönetmenle."

Eğer teknoloji bir uyuşturucuysa, ki öyle hissettiriyor, bunun yan etkileri neler? Teknoloji rahatlıkla rahatsızlığın arasında bir yerde. Her bir duvara, her bir masaya baktığınızda gördüğünüz şey bir kara ayna (Black Mirror): yani ya bir tv, ya bir monitör ya da bir akıllı telefon.

Şiddetle tavsiye edenzi. Kesinlikle bağımlılık yaratıyor…