Absentia

Bayan Arıza tarafından Ekim - 30 - 2017 zamanında yazılmıştır.

İşte yeni bir polisiye ve gerilim dizisi daha. Esas kızımız Stana Katic ki en bilinen rolü Castle dizisinde oynadığı Detektif Kate Beckett rolüdür. Oradan beridir severiz kendisini. Burada da FBI Ajanı "Emily Byrne" rolünde. Amerika kanalı AXN'de yayınlanıyor. Programın yaratıcısı ise Matt Cirulnick.

Absentia, Boston'da bir seri katilin peşindeyken kaybolan ve ölü ilan edildikten 6 yıl sonra ormanda bir kulübede bulunan bir FBI ajanı olan Emily Byrne'ın geri dönüş hikayesini anlatıyor. Kim kaçırdı, neler oldu, neden kaçırıldı vb. soruların peşine düşüyor esas kızımız. 6 yıl önceki eşi yine ajan olan Jack Reacher (Patrick Heusinger) olayları çözmesinde kendisine eşlik ediyor. Kendisi ortadan kaybolunca eski eş evleniyor, o dönemde küçük olan oğlu da 9-10 yaşına geliyor. Bir erkek kardeş ve baba da var dizide.

Tüm suçlar Emily'e çevriliyor. 6 yıl geçip de bulunduktan sonra olayları araştırma işinde bir sürü kötü olaylar mevzu bahis oluyor. Neredeyse dokunduğu herkes ölüyor, öldürülüyor. Olay yerinde bizim hatun olunca tüm gözler de ona çevriliyor. Bir de dedektifimiz var, onu da Angel Bonanni canlandırıyor.

Stana Katic yine güzelliği ile göz dolduruyor.  Nitekim çok bir şey katmaz hayatınıza ama hep söylediğim gibi polisiye seviyorsanız izletiyor kendini.

Şimdilik 6 bölüm yayınlandı. Klişelere rağmen tüm bölümleri keyifle izledim.

Mindhunter

Bayan Arıza tarafından Ekim - 17 - 2017 zamanında yazılmıştır.

Yeni bir Netflix dizisi daha. Suç, polisiye ve gerilim severler hemen izlemeye başlasın. Yetmişli yıllarda FBI'ın cinayet psikolojisini başlatan John Douglas'ın "Mindhunter" isimli kitabından uyarlanmış müthiş dizi. Yaratıcı Joe Penhall. Oyunculardan bazıları: Jonathan Groff ki kendisini esas oğlan "Holden Ford" rolünde izliyoruz, Holt McCallany var ki O da "Holden Ford" ile beraber davranış biliminin kurucusu "Bill Tench"i canlandırıyor. Holden'ın sevgilisi "Debbie Mitford" rolünde ise Hannah Gross oynuyor.

ve yönetmen koltuğunda çok sevdiğimiz David Fincher var. Mevzular 1977 yılında geçiyor. O dönemin kılık-kıyafet, ortam vb. her detayı mükemmel kurgulanmış. Teknik açıdan çok başarılı buldum. Ağırdan, inceden işlenmiş konular. Henüz 2 bölüm izlemiş biri olarak fena halde sardığı için hemen size de tavsiye etmeyi kendime borç bildim.

Farklı bir konu, üzerinde çok emek edilmiş bir dizi, David Fincher işe dahil olunca ortaya çıkan ürün mükemmel oluyor. Atmosferi harika yaratmış. Psikoloji, Sosyoloji, suç, suçlu, suça iten sebepler derken üzerinizde bir soğuk hava esiyor ki sormayın. Bir solukta izlenebilecek bir dizi.

The Sinner

Bayan Arıza tarafından Ağustos - 25 - 2017 zamanında yazılmıştır.

Alman yazar Petra Hammesfahr'ın aynı isimli romanından uyarlanan "The Sinner", şu ana kadar yayınlanan altı bölümüyle beni benden aldı.

Jessica Biel ablamız başrolde. Kendisi esas kız "Cora Tannetti"yi pek güzel şekilde canlandırıyor.

Her şey Cora'nın bir yaz günü öğleden sonrası herifin birini sebepsiz bir öfke ile bıçaklaması ile başlıyor. Spoiler vermedim aslında çünkü bundan sonra yaşananlar bizi bambaşka yerlere ve olaylara götürüyor, olay dallanıp budaklanıyor.

Cora'nın kocası "Mason Tannetti" rolünde Christopher Abbott, her şeyi arayan meraklı polis "Harry Ambrose" rolünde de yine pek sevdiğim Bill Pullman var. Dizinin yönetmeni Antonio Campos.

Kesinlikle yayınlanan dört bölüme bakarak çok başarılı bir dizi olduğunu söylemeliyim. Heyecan tavan yapıyor, merak uyandırıyor, kendisini izlettiriyor. Bir sonraki bölümü merakla bekliyor, adeta gün sayıyorsunuz.

          

The Handmaid’s Tale

Bayan Arıza tarafından Temmuz - 31 - 2017 zamanında yazılmıştır.

Beni benden alan, son zamanlarda izlediğim çok etkileyici bir dizi. 9. bölümü izlemiş ve sarsılıp kendime gelmiş durumdayım. Hemen birkaç satır yazıp, izlemeniz yönünde tavsiye bulunmak istedim.

1939 doğumlu Kanada'lı yazar Margaret Atwood’un aynı isimli romanından uyarlanan dizi, "Gilead" isimli bir toplumda geçiyor. Doğal sebepler nedeniyle nüfus düşüşü yaşayan bu toplumda kadınlar devletin malı olarak kabul ediliyor. Toplumun yeniden çoğalması için üreme hizmetine zorlanan kadınları anlatıyor. Başroldeki esas kız "Offred" daha önce Mad Men'den tanıdığımız Elisabeth Moss ve muhteşem bir oyunculuk sergiliyor.

Ayrıca Chuck'ta izlediğim ve beğendiğim bir aktris var ki Yvonne Strahovski; yine Fiennes kardeşlerden biri olan Joseph Fiennes "Komutan" rolünde. Bir de Orange is the New Black'ten pek sevdiğimiz Samira Denise Wiley'i de "Moira" rolüyle izliyoruz.

Dizi, Amerika'nın "Hulu" isimli kanalında yayınlanıyor, IMDB puanı oldukça yüksek. Dizinin bazı yerleri, Amish'ler ya da Mormon'ların kurallarına benziyor diye düşünmeme neden oluyor.

Türü bilim kurgu/drama olarak nitelendirilebilir. Yaratılan distopik evren çok ilginç, resmen o atmosferi size hissettiriyor. Sizi içine sürüklüyor. Dizideki oyunculuk, kostümler, görüntüler, o depresif hal, her şey yaratılan dünyayı anlamamıza yardımcı oluyor. Kitabını da okumak için sabırsızlanıyorum. 

Fargo’nun 3. sezonu başladı, heyooo! :)

Bayan Arıza tarafından Mayıs - 23 - 2017 zamanında yazılmıştır.

"Fargo" filmini çok sevmiştim ve her zamanki gibi Coen kardeşleri ayakta alkışlamıştım. "Acaba dizisi nasıl olur?" diye düşünürken, muhteşem bir ilk sezon çektiler ve önyargılarımı yıktılar. 2. sezon da iyiydi ve mevzunun başlangıcına gittiler. Bu sezon ile günümüze döndüler.

Ve şimdi 3. sezon sağlam başladı. Bu sezon, diğer sezonlara göre daha yavaş ilerliyor fakat yine de biz izleyicileri ekrana çivilemeyi başarıyor.

Bu sezon konusunu, 2010 yılında Minessota’da yaşanmış gerçek bir hikâyeden alıyor. Dizinin kadrosunda iki rolde birden izlediğimiz muhteşem oyuncu Ewan McGregor var. Kendisi Emit ve Ray Stussey isminde abi-kardeşi canlandırıyor.

Yapımcılar, “Emmit Stussey yakışıklı, kendi kendine yeten, gayrimenkul zengini ve mutlu bir aile adamı,” diye tanımlıyor McGregor’un dizideki karakterini. “Tam anlamıyla bir Amerikan rüyası denebilir. Öte yanda, genç erkek kardeşi olan Ray Stussey ise Emmit’in tam zıttı bir portre çiziyor. Kel, göbekli ve lisede sürekli dalga geçeceğiniz türden bir tip. Kısaca bahsetmemiz gerekirse bu sezon Ray’in başarısızlıkları ve talihsizlikleri için kardeşini suçladığı bir hikâye izleyeceğiz.”

Ayrıca Mary Elizabeth Winstead, Carrie Coon, David Thewlis ve Michael Stuhlbarg gibi isimler de dizide rol alıyor.

Noah Hawley’in yazıp yönettiği 10 bölümlük dizi 3. sezonu ile FX’te yayınlanmaya başladı. İlk bölümü izledim ve hemen sizinle paylaşmak istedim. İyi seyirler 🙂

Dizi Kritiği “This is Us”

Bayan Arıza tarafından Aralık - 19 - 2016 zamanında yazılmıştır.

Six Feet Under'ı ne kadar çok sevdiğimi bilirsiniz. İşte! Tam o ayarda naif bir dizi. Son zamanlarda izlediğim en güzel, samimi, masalsı, şiir gibi, edebiyat gibi dizi. Kimi zaman gözyaşlarınıza hâkim olamayabilirsiniz; kimi zaman da gülebilirsiniz.

Kesinlikle "this is us" hakkında spoiler verip büyüyü bozmak istemiyorum. Ama biraz vaktiniz varsa vakit ayırmanızı çok arzu ediyorum.

Hüzün, duygusallık, aile kavramı, kardeşlik…

Dokunaklı, kurgusu güzel, müzikleri, verdiği mesajlar, dönemleri yansıtan kısımlar da güzel işlenmiş, kostümler, her şey gerçekçi.

Bölüm bitsin hiç istemiyorsunuz.

Oyuncular da tanıdık. Heroes'dan tanıyıp sevdiğimiz Milo Ventimiglia evin babası "Jack"i çok güzel oynuyor çünkü müthiş bir baba. Anne olarak da aynı zamanda şarkıcı da olan Mandy Moore var. Dizinin yaratıcısı Dan Fogelman ki senaryoya da katkısı mevcut. Diğer oyunculardan bazıları "Randall"ı oynayan Sterling K. Brown, "Kate"i oynayan Chrissy Metz, "Kevin"i oynayan Justin Hartley sayılabilir.

Anne, baba, üç çocuk ve onların hayatlarını feedback'lerle anlatan harika bir dizi. Çok etkiledi beni. Umarım siz de keyif alırsınız.

Fortitude

Bayan Arıza tarafından Mart - 23 - 2015 zamanında yazılmıştır.

"Kutup toprağına gömülen hiçbir şey çürümez".

İşte bir karlı dizi daha. Türevi Forbrydelsen, onun Amerikan versiyonu The Killing, Bron gibi bu da İzlandik, hopelandic!:) Fargo'nun sinema filmini izlediyseniz ve o karlı ortam ilginizi çektiyse evet bu da ilginizi çekecek demektir.

Sky Atlantic dizisi. İngilizler kalkışmış bu kez bu işe. Ünlü oyuncuları bir araya getirmişler ve bizi kutup bölgesinde yer alan Fortitude kasabasına yollamışlar. Forbrydelsen'da "Sarah Lund" karakterine hayat veren Danimarka'nın ünlü oyuncusu Sofie Gråbøl'e de başrollerden birini vermişler. Kendisi Fortitude'de valiyi oynuyor. 

Dizide yer alan oyunculardan bazıları:

Richard Dormer, Johnny Harris, Verónica Echegui, Nicholas Pinnock, emektar oyunculardan İrlanda'lı Michael Gambon, Jessica Raine, Björn Hlynur Haraldsson, Elizabeth Dormer-Phillips ve birçok dizi&filmde oynamış, en son Açlık Oyunları'nda izlediğimiz, ER dizisindeki Dr. Kevin Moretti karakteriyle benimsediğim Stanley Tucci. 

Fortitude'de o güne dek hiçbir suç işlenmemiş, insanlar mutlu mesut yaşıyor. "İnsanlar" dediğimiz de bir avuç insan. Bir bilim adamı öldürülüyor ama ölüm şekli çok vahşi. Kimin yaptığını araştırıyorlar. Anakaradan bir dedektif de bu araştırmaya için adaya geliyor. Cinayeti işleyeni öğrendiklerinde şok yaşıyorlar. Henüz bunun şokunu yaşarken bir cinayet daha oluyor. Aynı şekilde bir ölüm yaşanıyor. Bİr yandan da vali buz oteli yaparak insanları bu küçük kasabaya çağırmak ve o bölgeyi turistik açıdan geliştirmek istiyor. Bir de vahşi kutup ayıları var ki…Aslında dizi hakkında spoiler vermek istemiyorum. Dizinin Türkçe tanıtımlarında ise şöyle diyor:

"Fortitude dünyada başka benzeri olmayan bir yerdir. Kuzey Kutup Bölgesi'nin fırsatları, zenginliği ve keşfi vaadi ile geleceği parlak, kutup doğasının vahşi güzelliğiyle kuşatılmış ve dünyadaki en güvenli kasabalardan bir tanesi olan Fortitude'da hiçbir zaman şiddet suçu işlenmemişti. Ta ki şimdiye kadar."

Dizi, kar ve soğuk içerisinde geçiyor. Çekimlerin bir kısmı İngiltere'de büyük bir kısmı da İzlanda'da gerçekleştiriliyor. Dizinin yaratıcısı Simon Donald. 

Dizinin jeneriği ve müziği de pek güzel seçilmiş.

Kar, soğuk seviyorsanız, İzlanda'nın müthiş doğası ilginizi çekiyorsa, siz de benim gibi İskandinav tutkunu iseniz ve en önemlisi polisiye, gizem seviyorsanız kaçırmayın. 2015 yapımı, henüz 1. sezonda. 9 bölüm yayınlandı. Hemen arayı kapatın bence. Keyifli seyirler!

Bu orjinal web sitelerinden biri: http://www.takepart.com/pivot/fortitude

Dizi: Grimm

Bayan Arıza tarafından Haziran - 5 - 2014 zamanında yazılmıştır.

Geçtiğimiz günlerde başladığım ve şu ara 3. Sezonu izleyip arayı kapattığım dizinin adı Grimm.

Grimm dizisi korku, fantastik, polisiye, macera vb. birçok kategoriye giriyor aslında. Sam ve Dean kardeşlerin maceralarını anlatan süper hiper dizi Supernatural’i andırıyor tarz olarak diyebilirim.

Grimm, Amerika’nın NBC kanalında yayınlanıyor ve hikâyemiz Portland’ta geçiyor. Her biri 22 bölümden oluşan 3 sezonluk bir dizi. 4. Sezonla devam eder mi bilemiyorum ama şu ana dek izlediğim kadarıyla çok sürükleyici ve keyifli bir dizi oldu. Pilot bölüm 2011’de yayınlandı. Dizinin yaratıcıları Stephen Carpenter, David Greenwalt ve Jim Kouf.

Bundan sonrası biraz spoiler olabilir, “dikkat” diyorum.

Dizimiz, Portland polisi Nick Burkhardt’ın hayatı üzerine kurulu. Dedektifimiz Nick, birden bire bir takım tuhaf görüntüler görmeye başlıyor. Nick görünüşte gayet normal olan insanların bir anda korkunç canavarlara dönüştüklerini görüyor ve bunu anlamya çalışıyor. Tam bu sırada ailesi öldürüldükten sonra hayatta kalan tek akrabası olan Marie teyzesinin ziyaretiyle gerçeği öğreniyor. Nick, doğaüstü yaratıkları görebilme yeteneğini ailesinden miras olarak almış. 

Kendisi birçok türden biri olan bir “Grimm” olarak, insanlarla mitolojik varlıklar arasındaki dengeyi korumakla görevli bir kişi. Bir olayı araştırırken şüphelendiği Monroe ise en iyi dostu ve bu olaylarda her şeyi danıştığı dayanağı. Monroe, çok sempatik, tatlı, konuşkan, iyi niyetli biri; aslında o bir “Büyük Kötü bir Kurt” (Blutbad). Ama çevresi için tehlike teşkil etmediği gibi, vejetaryan da bir kurt.

Kız arkadaşı Juliette ile aynı evi paylaşan Nick’in, Hank Griffin adında bir ortağı da var. Nick, hem ailesinden miras kalan bu yetenekle kötü yaratıkları avlıyor; bunu yaparken de Marie teyzesinin ona bıraktığı bir karavan dolusu materyalden ve en çok da Monroe’dan yardım alıyor.

Kendisini bir sürü olay içerisinde buluveriyor. Karşısına her bölümde farklı bir yaratık ve mevzu çıkıyor. Kendisi hem olayları çözerken, bu dünyanın da bir  parçası oluveriyor.

Aslında anlatacak çok şey var; şimdiden bir sürü spoiler verdim bile. En iyisi siz pilot bölümü izleyip karar verin. Şahsen ben bir hafta içinde 2 sezonu da bitirdim, 3’ten devam ediyorum. Keyifli vakit geçirmek isteyen özellikle de bu türü sevenlerin tercihi olacabilecek bir dizi. İyi seyirler!

American Horror Story

Bayan Arıza tarafından Aralık - 28 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Efenim tüm sezonları yalayıp yutmuş bir insan evladı olarak bu diziye tek kelimeyle bayıldığımı söylemek istiyorum. Kimi zaman ruhunuzu adeta boğan bir dizi; ama  bir o kadar da tarifi imkânsız bir merak uyandırıyor bünyede. Ruhu sıkılıyor insanın ama “ne olacak?” diyorsunuz içten içe. Ve en önemlisi de müthiş oyunculuklar. Özellikle Jessica Lange’i ezelden beridir severdim, bu diziyle bir kez daha hayran oldum hatuna.

Türe “Korku” diyebilirim rahatlıkla. Ryan Murphy ve Brad Falchuk isimli iki müthiş adam yaratmış bu kaotik diziyi. Bu iki usta Nip/Tuck’ın da yaratıcılarından aynı zamanda.

Dizi 3 sezon şimdilik; 4. sezon için de anlaşılmış. Her sezon farklı bir konsept içeriyor. Örneğin ilk sezon bir evde, ikinci sezon rahibelerin gözetimindeki akıl hastanesinde geçiyor. Üçüncü sezonda “cadılık” teması işleniyor. İlk sezondaki oyuncuların büyük bir kısmı diğer sezonlarda da karşımıza çıkıyor.

İlk sezon yukarıda belirttiğim üzere üç katlı karanlık ve ürkütücü bir evde geçiyor ve sezonun adı “Murder House”. İlk kez 2011’de gösterildi dizi. İkinci sezonun adı “Asylum”, üçüncü sezon ise “Coven” adını taşıyor. Şahsen ben ilk 2 sezonu daha çok sevdim. Hatta en sevdiğim sezonları sıralayacak olursam, “2-1-3” derim.

İlk sezon olan Murder House’da Jessica Lange ile beraber evin psikiyatristi “Ben”i Dylan McDermott, Ben’ın karısı “Vivien”ı Connie Britton canlandırıyor. Bir de teenage’imiz var ki kendisi evimizin kızı “Violet”. Taissa Farmiga oynuyor Violet karakterini. Bu kızcağız aynı zamanda Bates Motel’deki Vera Farmiga’nın da kızkardeşi. Pek sevdiğim Jessica Lange ise “Constance Langdon” karakterine hayat vermiş. Bir de hastalıklı kafa “Tate” Evan Peters var ki kendisi Jessica Lange ile beraber üç sezondur severek izlediğimiz oyunculardan.

İkinci sezon olan Asylum’da Six Feet Under’dan sevdiğimiz James Cromwell kötü niyetli cani doktor Dr. Arthur Arden’ı canlandırıyor. Ayrıca Heroes dizisinde “Sylar” karakterini canlandıran ve pek sevdiğim Zachary Quinto da cani psikiyatrist Dr. Oliver Thredson’a hayat veriyor.

Korku filmlerini, dizilerini seviyorsanız, gizemli şeyler ilginizi çekiyorsa, karanlık ortamlar size keyif veriyorsa -mesela Bates Motel’in dizi versiyonunu sevdiyseniz- kuşkusuz bu diziyi de seveceksiniz. Kurgu, oyunculuklar, diyaloglar, mizansen, kısacası her şey çok etkileyici. Muhtemelen seversiniz diye düşünüyorum ve tavsiye ediyorum.

The Following

Bayan Arıza tarafından Şubat - 21 - 2013 zamanında yazılmıştır.

Yeni bir diziye başladım. Evet, tahmin ettiğiniz üzere polisiye. Tam bir polisiye tutkunu olduğumu söyleyebilirim. Filmlerde, dizilerde ya da okuduğum polisiye kitaplarda özellikle çözüm aşamasına bayılıyorum. Ama bu yazıda polisiye tutkumdan bahsetmeyeceğim sizlere.

The Following Fox'un yeni dizisi. Dizide bugüne dek sevip sevmediğime hâlâ karar veremediğim yılların aktörü Kevin Bacon başrolde. Dizinin yaratıcısı Kevin Williamson. Önceki işleri biraz çıtır çerez olsa da -ki yine de sağlam bir izleyici kitlesine ve hayrana sahip dizileri yaratıyor adam- (Dawson's Creek, I Know What You Did Last Summer, The Vampire Diaries, The Secret Circle) The Following ile sıkı bir başlangıç yaptı.

Kevin Bacon bir FBI ajanını canlandırmakta, diğer başrolde ise muhteşem bir oyunculuk sergileyen ve süper bir aksana sahip James Purefoy var.

IMDb'nin 8.2 verdiği The Following'in öyküsü ise şöyle; 9 yıl önce 14 öğrenciyi öldüren Joe Carroll (James Purefoy) hapisten kaçmıştır ve cinayetlerini son bir atışla noktalamak istemektedir. Bunu anlayan FBI bir ekip kurar ve ekibe Kevin Bacon'ı -dizide Ryan Hardy isimli bir ajandır- dahil eder. Ancak Ryan alkol problemi yaşamaktadır, yalnız yaşayan mutsuz bir adamdır, kalp pili ile yaşamaktadır. Ryan, tekrar işe döner ve olaylar içinde buluverir kendini.

Katilimiz Joe Carroll'un bir sürü müridi vardır. Edgar Allan Poe'dan yaptığı alıntılarla müridlerini tetikler ve her tarafta cinayetler işlenmeye başlanır. Ortada birçok hedef vardır ve ajanlarımız zor durumdadır. Joe, hapishanede olduğu halde O'nu delicesine seven hayranlarını yönetmekte ve onlara bir şekilde yolladığı mesajlarla tetiklemektedir, cinayetler ve olaylar birbirini izlemektedir.

Hâlâ izlediğim en iyi polisiye dizi The Killing, onun önünde geçebilmiş bir dizi yok henüz. Bunun dışında kalan diğer dizilerin -ki hepsini severek izledim/izliyorum- (Cold Case, Without a Trace, CSI'lar, Castle, The Mentalist, The Bridge, Bones, Criminal Minds, Numb3rs, The Closer vb.) hemen hemen hepsi benim için aynı kategoride. "The Following" elbette bir "The Killing" değil ama sıkı bir polisiye, sürükleyici ve ekrana çiviliyor sizi.

Daha fazla spoiler verip tadınızı kaçırmak istemiyorum. Öykü klasik gibi görünse de bölümler sürükleyici ve oyunculuklar oldukça iyi. Henüz yeni başlamışken arayı kapatıp, siz de bir The Following sever olarak yerinizi alın. Kendi adıma temennim, umarım bu dizi de bir şekilde sonradan bozulmaz. Biliyorsunuz bazen iyi başlayan diziler çok büyük bir hayal kırıklığı bırakarak yok oluyorlar; The Heroes, The Flash Forward, Alcatraz vb.

Sözün özü, şiddeathle tavsiye ederim bu akıcı polisiyeyi.

Oyunculardan bazıları şöyle:

Kevin Bacon … Ryan Hardy Shawn Ashmore …  Mike Weston James Purefoy … Joe Carroll Natalie Zea … Claire Matthews Annie Parisse … Debra Parker Nico Tortorella … Jacob Wells Valorie Curry … Emma Hill Adan Canto … Paul Torres