Film & Dizi’ kategorisi için Arşiv

Atypical

Bayan Arıza tarafından Ağustos - 18 - 2017 zamanında yazılmıştır.

Netflix kanalında yayınlanan muhteşem dizilerden biri daha: Atypical! Dizinin yaratıcısı ismini daha önce duymadığım Robia Rashid. Kendisi harika bir iş çıkarmış.

Bir yetişkinliğe geçiş öyküsü olan Atypical, otizm spektrumunda bulunan 18 yaşındaki Sam'in (Keir Gilchrist) aşk ve bağımsızlık arayışını anlatıyor.

Otizm hakkında "Rain Man" filminden sonra en çok bilgiyi aldığım dizi oldu Atypical. Senaryo gerçekçi, diyaloglar keyifli, oyuncular iyi. İnsanı yormayan, keyifle izleten bir anlatımı, akıcılığı var.

Oyuncular, çook eskilerden sevdiğim bir oyuncu olan Jennifer Jason Leigh, "Sam" ve "Casey"nin annesi rolünde.

Sam'i oynayan aslında İngiliz olan ama Amerikan aksanını çok iyi yapan Keir Gilchrist.

Yine eskilerden tanıdığımız Michael Rapaport var ki evimizin babası rolünde.

Evin kızkardeşi rolünde tarzıyla gönlümde taht kuran Brigette Lundy-Paine oynuyor.

8 bölümü bir çırpıda izletti. Umuyorum 2. sezon onayı da gelir.

The Handmaid’s Tale

Bayan Arıza tarafından Temmuz - 31 - 2017 zamanında yazılmıştır.

Beni benden alan, son zamanlarda izlediğim çok etkileyici bir dizi. 9. bölümü izlemiş ve sarsılıp kendime gelmiş durumdayım. Hemen birkaç satır yazıp, izlemeniz yönünde tavsiye bulunmak istedim.

1939 doğumlu Kanada'lı yazar Margaret Atwood’un aynı isimli romanından uyarlanan dizi, "Gilead" isimli bir toplumda geçiyor. Doğal sebepler nedeniyle nüfus düşüşü yaşayan bu toplumda kadınlar devletin malı olarak kabul ediliyor. Toplumun yeniden çoğalması için üreme hizmetine zorlanan kadınları anlatıyor. Başroldeki esas kız "Offred" daha önce Mad Men'den tanıdığımız Elisabeth Moss ve muhteşem bir oyunculuk sergiliyor.

Ayrıca Chuck'ta izlediğim ve beğendiğim bir aktris var ki Yvonne Strahovski; yine Fiennes kardeşlerden biri olan Joseph Fiennes "Komutan" rolünde. Bir de Orange is the New Black'ten pek sevdiğimiz Samira Denise Wiley'i de "Moira" rolüyle izliyoruz.

Dizi, Amerika'nın "Hulu" isimli kanalında yayınlanıyor, IMDB puanı oldukça yüksek. Dizinin bazı yerleri, Amish'ler ya da Mormon'ların kurallarına benziyor diye düşünmeme neden oluyor.

Türü bilim kurgu/drama olarak nitelendirilebilir. Yaratılan distopik evren çok ilginç, resmen o atmosferi size hissettiriyor. Sizi içine sürüklüyor. Dizideki oyunculuk, kostümler, görüntüler, o depresif hal, her şey yaratılan dünyayı anlamamıza yardımcı oluyor. Kitabını da okumak için sabırsızlanıyorum. 

Interstellar

Bayan Arıza tarafından Haziran - 21 - 2017 zamanında yazılmıştır.

Interstellar (Yıldızlararası), Christopher Nolan tarafından yönetilen epik bilim kurgu türündeki 2014 yapımı bir film.

Başrollerinde Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain ve Michael Caine yer alıyor.

Adeta sizi koltuğa mıhlayan 2 saat 49 dakikalık bir sinema şöleni.

Yönetmen, Kara Şövalye'leri ve kafamızı karıştıran Memento'yu yöneten parlak zekâlı İngiliz Christopher Nolan. Ben kendisine "Insomnia" filmiyle vurulmuştum. Bu filmde hem senarist hem de yapımcı koltuğuna başarıyla oturuyor.

Çoğu yerinde beyin şeysi yaşıyorsunuz, kafanız allak bullak oluyor, "tipik bir Nolan filmi" diyorsunuz. Buna rağmen çok etkileyici. Kara delikler, uzay, zaman, astronotlar, paradokslar, boyutlar, yerçekimi, solucan delikleri, dalga sahneleri, ışıklar, geçişler, dünya nasıl kurtarılır? Ve de felsefe.

Mutlaka izleyin…

Clique

Bayan Arıza tarafından Haziran - 19 - 2017 zamanında yazılmıştır.

Yaratıcısı Jess Brittain, 6 bölümlük BBC dizisi. Bir solukta izledim.

Korku, heyecan ve gerilim yüklü bir üniversite draması.

Dizi, çocukluktan beri birbirlerinin en iyi arkadaşı olan Holly'nin ve Georgia'nın aynı üniversiteye gelmesiyle başlıyor. Başrolde esas kızımız "Holly" rolünde Synnøve Karlsen, "Georgia" rolünde ise İtalyan asıllı İngiliz oyuncu Aisling Franciosi, "Rachel" karakterinde Rachel Hurd-Wood var.

Solasta Women adında bir kuruluş var. Sözde feminist bir yardım kuruluşu. Üniversitede profesör olan hocaları da bu oluşumun bir parçası. Derken Georgia bu oluşumun içine dahil oluyor. ama Holly bir şeylerin tuhaflığından şüpheleniyor. Olaylar bambaşka bir hal alıyor, tacizler, istismarlar, intiharlar…

Sürükleyici bir İngiliz dizisi. Çok spoiler verip tadını kaçırmak istemiyorum. İzleyiniz efenim.

Who Killed Sister Cathy?

Bayan Arıza tarafından Haziran - 1 - 2017 zamanında yazılmıştır.

The Keepers; The Case Against 8, Good Ol' Freda'nın yönetmeni Ryan White'in çektiği ve Netflix'te yayınlanan 7 bölümlük gerçekten yaşanmış bir olayı anlatan belgesel.

Her bir bölüm insanı liğme liğme ediyor. Kızgınlıkla, üzüntüyle, acıyla, şaşkınlıkla, o insanların neler yaşadıklarını anlamaya çalışarak bir solukta izledim. Beni çok etkiledi. Çoğu yerinde ben de kurbanlarla beraber ağladım.

Belgeselin konusu ise acıdır ki bir grup rahip tarafından, Baltimore'da bir katolik kız lisesi olan Keough Lisesi'ndeki öğrencilere yapılan cinsel istismarı anlatmakta. Özellikle kötü bir karakter olan Rahip Joseph Maskell var ki şeytanın bu dünyaya inmiş hali. İşlediği suçlara doktorları, polisleri, başka rahipleri de dahil ediyor. Kızlara yaşattığı acımasız şeyler o dönemde kızların edebiyat öğretmenleri olan ve çok sevdikleri rahibe Cathy Cesnik tarafından farkediliyor. Çok sevilen Cathy Cesnik, olayları örtbas etmek isteyenler tarafından 1959 yılında cinayete kurban gidiyor.

Polisler delilleri yok ediyor, Katolik kilisesini koruyorlar. O sırada öğrencileri olan ve bu olayı bizzat yaşamış olan insanlar bu olayı içlerinden atamadıkları ve Rahibe Catherine Cesnik'i çok sevdikleri için bir şekilde birbirleriyle bağlantı kuruyor ve olayı tüm ayrıntılarıyla araştırıyorlar. Maalesef bu araştırmaların altından çok fena şeyler çıkıyor. Ve bunu da Netflix 7 bölümlük bir belgesele dönüştürerek her şeyden bihaber olan bizlere ulaştırıyor.

The Keepers, Baltimorelu bir rahibenin çözülmemiş cinayetini, bu cinayetin ardında yatan korkunç sırları anlatmakta. Ölümünün üzerinden 50 yıl geçmiş ve öğrencileri (hayatta kalanlar) 60'lı yaşları sürüyor. Maalesef acıları dinmediği için bu olayı hayatlarından çıkaramıyorlar ve tüm engellemelere rağmen çözmek için uğraşıyorlar.

Fargo’nun 3. sezonu başladı, heyooo! :)

Bayan Arıza tarafından Mayıs - 23 - 2017 zamanında yazılmıştır.

"Fargo" filmini çok sevmiştim ve her zamanki gibi Coen kardeşleri ayakta alkışlamıştım. "Acaba dizisi nasıl olur?" diye düşünürken, muhteşem bir ilk sezon çektiler ve önyargılarımı yıktılar. 2. sezon da iyiydi ve mevzunun başlangıcına gittiler. Bu sezon ile günümüze döndüler.

Ve şimdi 3. sezon sağlam başladı. Bu sezon, diğer sezonlara göre daha yavaş ilerliyor fakat yine de biz izleyicileri ekrana çivilemeyi başarıyor.

Bu sezon konusunu, 2010 yılında Minessota’da yaşanmış gerçek bir hikâyeden alıyor. Dizinin kadrosunda iki rolde birden izlediğimiz muhteşem oyuncu Ewan McGregor var. Kendisi Emit ve Ray Stussey isminde abi-kardeşi canlandırıyor.

Yapımcılar, “Emmit Stussey yakışıklı, kendi kendine yeten, gayrimenkul zengini ve mutlu bir aile adamı,” diye tanımlıyor McGregor’un dizideki karakterini. “Tam anlamıyla bir Amerikan rüyası denebilir. Öte yanda, genç erkek kardeşi olan Ray Stussey ise Emmit’in tam zıttı bir portre çiziyor. Kel, göbekli ve lisede sürekli dalga geçeceğiniz türden bir tip. Kısaca bahsetmemiz gerekirse bu sezon Ray’in başarısızlıkları ve talihsizlikleri için kardeşini suçladığı bir hikâye izleyeceğiz.”

Ayrıca Mary Elizabeth Winstead, Carrie Coon, David Thewlis ve Michael Stuhlbarg gibi isimler de dizide rol alıyor.

Noah Hawley’in yazıp yönettiği 10 bölümlük dizi 3. sezonu ile FX’te yayınlanmaya başladı. İlk bölümü izledim ve hemen sizinle paylaşmak istedim. İyi seyirler 🙂

Manchester by the Sea

Bayan Arıza tarafından Şubat - 28 - 2017 zamanında yazılmıştır.

Gerçek olmayan kurgu bir hikayeyi gerçekmiş gibi hissettirdiği için filmin yönetmeni aynı zamanda da senaristi olan Kenneth Lonergan'a sonsuz teşekkürler. Ve sevgili başroldeki Casey Affleck oyunculuğuyla tavan yapmış durumda, resmen "Lee Chandler" olmuş. Müthiş bir oyunculuk sergilemiş ve bu yılın Oscar'ını da aldı götürdü Casey Affleck. Adam adeta rolü yaşamış.

Film uzun, görüntüler güzel, özellikle karla kaplı soğuk kuzey Amerika görüntüleri içinizi aksine ısıtıyor. Massachusetts bölgesi Kanada sınırına yakın olduğundan oradaki yerleşim, doğa güzellikleri sizi büyülüyor. Maine, Vermont, Michigan gibi bölgelerdeki görüntüler hep göze hitap ediyor doğrusu. Fargo'da da aynısı olmuştu.

2016 yılının en iyi 10 filminden biri olarak seçilmesine şaşmamak gerek. Şahsen benim de bugüne dek izlediğim en iyi filmlerden biri oldu. "Yaşamın Kıyısında" diye çevirmişler filmin adını, sade, gösterişten uzak, şaheser bir başyapıt niteliğinde. Anlatım yalın, görüntüler sade ve güzel, kartpostal havasında akıp gidiyor.

Yazan ve yönetenin aynı insan olduğu filmler sanırım -yönetmenin kafasında yarattığı sahneden çok emin oluşundan dolayı- hep güzel oluyor.

Casey Affleck başrolde (Lee Chandler), Michelle Williams (Randi Chandler) boşandığı eşini oynuyor. Kyle Chandler (Joe Chandler), Lee'nin abisi rolünde; genç oyuncu Lucas Hedges ise Lee'nin yeğeni, Joe'nun oğlu Patrick'i oynuyor.

Konusuna gelelim; Lee Chandler, sıhhi tesisat, elektrik, kapıcılık gibi sıradan işler yaparak, tek göz bir evde yalnız başına yaşayan bir adamdır. Doğup büyüdüğü ama uzun zamandır uğramadığı kentten bir gün acil bir telefon alır. Kalp hastası abisi hastaneye kaldırılmıştır ve durum ciddidir. Lee kafasında endişeler ve soru işaretleri ile yola koyulur. Hastanede alacağı haberle de birlikte hayatı değişecektir.

Filmin yönetmenliğini ve senaryosunu New York Çeteleri filminin de senaristi olan Kenneth Lonergan üstlenirken oyuncu kadrosunda başrolü Casey Affleck sırtlıyor. Kadroda kendisine Michelle Williams, Kyle Chandler, Gretchen Mol ve Lucas Hedges gibi önemli isimler eşlik ediyor.

Film galasını 23 Ocak 2016'da Sundance Film Festivali'nde yaptı. 18 Kasım 2016'da sınırlı yayınına başlanılan filmin genel gösterimi 16 Aralık 2016'da başladı. Film Amerikan Film Enstitüsü tarafından 2016'nın en iyi 10 filminden biri olarak seçildi ve 89. Akademi Ödülleri'nde elde ettiği 6 adaylıktan En İyi Özgün Senaryo ve Casey Affleck'in oyunculuğuyla En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı. 74. Altın Küre Ödülleri'nde beş adaylık elde ederek bunlardan sadece Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı. Ayrıca 70. BAFTA Ödülleri'nde 6 adaylık elde etti.

Bol ödüllü film, ama ödülleri de hak eden bir film. Son haftada izlediğim filmleri sıralayacak olursam, ilk sırada Manchester by the Sea, ardından Lion ve 3. sırada La La Land gelir.

Filmi mutlaka izlenecek filmler listenize alın, hiç pişman olmazsınız.

Lion

Bayan Arıza tarafından Şubat - 27 - 2017 zamanında yazılmıştır.

Dev Patel'i hep çok sevmişimdir. Slumdog Millionare'den önce Skins'de de iyiydi. Bu filmle daha da çok sevdim. Ama bu kez O'nun küçüklük halini oynayan Hintli oyuncu Sunny Pawar'ı ise daha çok sevdim. Neredeyse tüm filmi tek başına aldı götürdü.

Beni en çok etkileyen, hikâyenin gerçek oluşuydu. Kendimi bildim bileli kurgulardan ziyade gerçek öyküler beni daha çok etkilemiştir; sinemada da edebiyatta da. Film bir dram aslında. Bol bol ağladım. Hindistan'daki sefalet, 5 yaşındaki Soroo'nun yaşadıkları gerçekten çok üzücüydü.

Gelelim konusuna;

Lion, Garth Davis tarafından yönetilen ve senaryosu Saroo Brierley ile Larry Buttrose'un kurgusal olmayan kitabından Luke Davies tarafından uyarlanan 2016 yapımı dram filmi. Filmin oyuncu kadrosunda Dev Patel, Rooney Mara, Nicole Kidman ve Deepti Naval oynamaktadır.

Film dünya galasını 10 Eylül 2016'da Toronto Uluslararası Film Festivali'nde yaptı, 25 Kasım 2016'da ABD'de gösterime girdi, eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı ve dünya çapında 76 milyon dolardan fazla hasılat elde etti. 89. Akademi Ödülleri'nde En İyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Patel), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Kidman) ve En İyi Uyarlama Senaryo dahil 6 adaylık elde etti.

Saroo adında beş yaşındaki bir Hintli çocuğu, Kalküta sokaklarında evinin binlerce kilometre ötesinde kaybolur. Avustralyalı bir çift tarafından evlat edinilmeden önce pek çok sorunla uğraşır; 25 yıl sonra, kaybettiği ailesini bulmak için yola çıkar.

Kadro: Dev Patel, Saroo Brierley Sunny Pawar, Genç Saroo Rooney Mara, Lucy David Wenham, John Brierley Nicole Kidman, Sue Brierley Abhishek Bharate, Guddu Khan Divian Ladwa, Mantosh Brierley Priyanka Bose, Kamla Munshi Deepti Naval, Saroj Sood Tannishtha Chatterjee, Noor

24 Nisan 2013'te Garth Davis'in Saroo Brierley'in hayatını anlatan bir film yapacağı açıklandı. Film, Brierley'nin A Long Way Home adlı anı kitabından uyarlandı. Ekim 2014'te başroller için Dev Patel ve Nicole Kidman'ın kadroya katıldığı duyuruldu. Ocak 2015'te Nawazuddin Siddiqui, Priyanka Bose, Tannishtha Chatterjee ve Deepti Naval oyuncu kadrosuna katıldı. Nisan 2015'te Rooney Mara, David Wenham ve Divian Ladwa oyuncu kadrosuna katıldı. Pallavi Sharda, Saroo'nun arkadaşını oynamak için filmin oyuncu kadrosuna katıldı. Hauschka ve Dustin O'Halloran filmin müziğini besteledi.

Temel çekimler Ocak 2015'te Kalküta, Hindistan'da başladı.  Nisan ayının ortalarında, çekimler Avustralya'da Melbourne ve Hobart şehirlerinde gerçekleşti. Kidman'ın sahneleri Avustralya'da çekildi.

Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biri oldu Lion. Google Earth sen ne güzel bir şeysin ayrıca:)

La La Land

Bayan Arıza tarafından Şubat - 27 - 2017 zamanında yazılmıştır.

Keyifle izledik. Yüzümüzdeki tebessüme engel olamadık. Oscar'ı hak etti mi? Bu kadar çok değil bence!

Önce konusuyla başlasak;

"Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir.

Sebastian gelenekseksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır. Oscar ödüllü Whiplash’in yazarı Damien Chazelle’in yazıp yönettiği bu romantik müzikal, modern zamana adanmış bir Hollywood masalı."

Aşıklar Şehri (özgün adıyla La La Land), Damien Chazelle tarafından yazılan ve yönetilen Amerikan romantik müzikal komedi-drama filmi. Filmin başrollerinde Ryan Gosling ve Emma Stone yer almaktadır. Film oyunculuğa hevesli Mia ile caz piyanisti Sebastian'ın ilişkisini konu edinmektedir. Los Angeles'da çekilen filmin özgün ismi aynı zamanda şehri ifade etmektedir.

Chazelle filmin senaryosunu 2010'da yazdı fakat yapımcı bulamadı. Whiplash'ın başarısından sonra film Summit Entertainment tarafından yapılandırıldı. Film galasını 31 Ağustos 2016'da 73. Venedik Uluslararası Film Festivali'nde yaptı ve 9 Aralık 2016 tarihinde ABD'de gösterime girdi.

Aşıklar Şehri oldukça iyi bir eleştirel beğeni sağladı ve 2016'nın en iyi filmlerinden biri olarak kabul edildi. Film Amerikan Film Enstitüsü tarafından 2016'nın en iyi 10 filminden biri seçildi ve 89. Akademi Ödülleri'nde 14 adaylık elde ederek Akademi Ödülleri tarihinde en fazla adaylık elden üç filmden biri oldu ve 6 dalda ödül kazandı. Ayrıca 74. Altın Küre Ödülleri'nde en fazla adaylık elde eden film olarak elde ettiği 7 adaylıktan hepsini kazanarak Altın Küre tarihininde rekorunu kırmış oldu. Ayrıca 70. BAFTA Ödülleri'nde elde ettiği 11 adaylık ile yine en fazla adaylık elde eden film oldu.

Oyuncular Ryan Gosling: Sebastian Wilder Emma Stone: Mia Dolan John Legend: Keith Rosemarie DeWitt: Laura Wilder Finn Wittrock: Greg Earnest J. K. Simmons: Bill Tom Everett Scott: David

Müzikal sevmememe rağmen severek izlediğim keyifli bir filmdi. Emma Stone'un Oscar'lığı beni şaşırtmış olsa da; ki Ryan Gosling daha iyiydi bence filmde. Yönetmenin Whiplash'ini de rock müziği seven bir insan olarak daha çok sevmiştim. Ama bu filmde de Sebastian'ın Caz müziğine olan sevgisi, aşkı ve hayatının anlamı oluşu beni çok etkiledi. İçinizi ısıtacak melodiler, danslar ve masalsı bir dokunuşu var filmin. İzlenmesi gereken filmler listenize eklemeyi unutmayın.

Dizi Kritiği “This is Us”

Bayan Arıza tarafından Aralık - 19 - 2016 zamanında yazılmıştır.

Six Feet Under'ı ne kadar çok sevdiğimi bilirsiniz. İşte! Tam o ayarda naif bir dizi. Son zamanlarda izlediğim en güzel, samimi, masalsı, şiir gibi, edebiyat gibi dizi. Kimi zaman gözyaşlarınıza hâkim olamayabilirsiniz; kimi zaman da gülebilirsiniz.

Kesinlikle "this is us" hakkında spoiler verip büyüyü bozmak istemiyorum. Ama biraz vaktiniz varsa vakit ayırmanızı çok arzu ediyorum.

Hüzün, duygusallık, aile kavramı, kardeşlik…

Dokunaklı, kurgusu güzel, müzikleri, verdiği mesajlar, dönemleri yansıtan kısımlar da güzel işlenmiş, kostümler, her şey gerçekçi.

Bölüm bitsin hiç istemiyorsunuz.

Oyuncular da tanıdık. Heroes'dan tanıyıp sevdiğimiz Milo Ventimiglia evin babası "Jack"i çok güzel oynuyor çünkü müthiş bir baba. Anne olarak da aynı zamanda şarkıcı da olan Mandy Moore var. Dizinin yaratıcısı Dan Fogelman ki senaryoya da katkısı mevcut. Diğer oyunculardan bazıları "Randall"ı oynayan Sterling K. Brown, "Kate"i oynayan Chrissy Metz, "Kevin"i oynayan Justin Hartley sayılabilir.

Anne, baba, üç çocuk ve onların hayatlarını feedback'lerle anlatan harika bir dizi. Çok etkiledi beni. Umarım siz de keyif alırsınız.