Konser’ kategorisi için Arşiv

Slayer

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Melih Sancar'dan Slayer Kritiği

Rock Republic kapsaminda dun aksam bildiginiz gibi Slayer Istanbul'u salladi. Iste konserden bazi izlenimler;

– Slayer'dan onceki grup olan To Die For saat 22:30 gibi konseri tamamlayip sahneden ayrildilar. Bir kere bis yaptilar.

– Slayer'in sahneye cikis saati 24:00 olarak duyuruldu.

– Konser alani Rock Istanbul'daki Megadeth konserine gore daha kalabalikti. Yas ortalamasi yine Rock Istanbul'dan biraz daha yuksekti. En azindan ben cevremde pek boyle clubber tarzi tipler gormedim.

– Onceki gruplarin Energizer tavsaninin davuluna benzeyen davul seti kaldirilarak Lombardo'nun devasa davul seti getirildi. Bu olay seyirciler tarafindan "Lombardo… Lombardo…" seklinde tezahuratlar ile karsilandi.

– Slayer'in tech'leri sahneyi doldurdu. Amfiler yerlestirildi. Tonlar ayarlandi. Bizlere su atildi…

– Daha Slayer'in sahneye cikmasina 1.5 saat bulundugu icin seyirciler arasinda huzursuzluk bas gosterdi. VIP'dekilere hep bir agizdan kufur edilerek kafalar dagitildi.

– Saat yaklasik 23:40 civari sahne karardi ve her Slayer konserinde oldugu gibi Hell Awaits'in giris efektleri duyulmaya baslandi. Bu arada bizler cosuyorduk tabii…

– Birkac saniye gecmeden Araya, Hanneman, King ve Lombardo sahneye God Hates Us All'dan Disciple'i calarak giris yaptilar.

– Tom Araya saglam bir sakal birakmisti. Gerci sakallarin beyazligi elemanin yasini biraz ortaya dokuyordu ama yine de karizmasindan birsey kaybetmemisti. Hanneman ve King tam bircok konser video'larindan gordugumuz bildigimiz kostum ve hal-tavirlar icinde sahnedeydiler. Onceki konserde de izleyemedigimiz Lombardo'nun sadece kafasindaki sapka gorunuyordu. 🙂

– Araya "Are you ready to Waaaaarrrr!!!" diye bagirinca tum kitle kendinden gecti. War Ensemble, kafalarin toplu halde inip kalkmasini fazlasiyla sagladi.

– Tam siralamasini ve listeyi hatirlamamakla birlikte sunlari caldilar; Disciple, War Ensemble, South of Heaven, Chemical Warfare, Dead Skin Mask, Hell Awaits, Seasons in the Abyss, Raining Blood, Postmortem, Necrophopic, Angel of Death…

– Hangi sarkinin arasindaydi hatirlamiyorum ama Lombardo saglam bir solo atti… Bu herifin bir zamanlarin pizzaci cocugu oldugu aklima geldi o an 🙂

– Seasons in the Abyss'in basini Chemical Warfare ile birlestirerek caldilar ve biz Lombardo'nun dokturdugu yerleri dinleyemedik (Gerci galiba adamin suyunu cikarmamak icin bu birlestirmeyi yaptilar)

– South of Heaven'in bazi bolumlerini oldugundan biraz daha yavas caldilar. Oyle ki sanki bir doom metal grubunu dinliyormus gibi hissettim kendimi…

– Sahneye verilen duman ile seyircilerin uzerinde tepindigi toprak zeminli alandan yayilan dumanlar yuzunden arada bir sadece elemanlarin silueti gorunuyordu.

– Bulundugum yer itibariyle sadece King'in sololarini duyabiliyordum Hanneman'inkiler cok derinden geliyordu. Elemanlar tabi hemen hemen tum sololari duet seklinde caldiklari icin ben ancak sololarin yarisini duyabildim 🙁

– Grup konseri saat 01:50 gibi bitirdi. Ve bis yapmadilar.

Turkiye'den bir dev daha gecti. Sabah saatlerinden itibaren Slayer cikana kadar ivir zivir birsuru grup dinleyince Slayer'in nasil devasa bir grup oldugu bir kere daha anlasildi…

Melih Sancar  

Sigur Ros

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2010 zamanında yazılmıştır.

U.İnce Sigur Ros konserini izledi ve izlenimlerini bizlerle paylaştı.

19 temmuz gunu Sigur Ros Frankfurt konserini izleme firsatim oldu.  Once sahneye on grup olarak Sigur Ros ile birlikte calan 4 bayandan  olusan Amina grubu cikti.Yaklasik 45 dakika kendilerine has tarzlari  ile ,bizleri buyulemeyi basardilar.Ilginc olan sey ise yaptiklari  muzikten cok kullandiklari aletler idi 🙂

Bir testereyi keman yayi,baget ile calmak, su dolu bardaklarin seslerini kullanmak gibi degisik deneysel bir muzikdi.15 dakika aradan sonra beklenen an  geldi,perde yavasca indi ve isik showu esliginde sigur ros sahneye geldi.Intro parcasini caldilar,parcanin hemen arkasindan perde kaldirildi ve Glosoli parcalari ile devam ettiler.Yaklasik 2 saat boyunca ,buyuleyici bir konserdi. Ozellikle alisik oldugumuz Sigur Ros yavasliginin biraz daha disinda daha canli ve sert calmalari beni hem sasirtti hem de etkiledi.Herneyse uzun lafin kisasi,bu adamlarin konserleri kacirilmaz.2 saatin nasil gectigini anliyamadim dinlerken.

 Setlist:  (intro)  glósóli  ný batterí  svefn-g-englar  Saeglopur  sé lest  mílanó  gong  andvari  vaka  vidrar vel til loftarasa  hafssól  popplagið  

Sakin

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Caner'den Sakin kritiği (Studio Live, 26.07.08)

Tam hatırlamıyorum altı mı oldu yedi mi ama Sakin konserlerini bi yana geçtim..İzlediğim en güzel ve en çok eğlendiğim konserlerden biriydi..

26 Temmuz 2008 Cumartesi Saat: 18:00 suları.. Düzenlemiş olduğum III.İstanbul SakinFan buluşmasına geç kalmış biri olarak VosVos Kafe'ye vardığımda beni ilk Pamfilya karşıladı..Sonra masaya oturduğumda hatırı sayılır sayıda toplandığımızı gördüm o an neden bilmiyorum ama bir rahatlama anı oldu (: İlk gittiğimde (oturma sırası ile kimse alınmasın) (: Tuğçe (Rainbow),Hazal (Charmed),Çağrı (sari_),Adını şu an yazarken hatırlayamadığım Şeyma'nın kafayı hemen bulan kuzeni,Şeyma (Pamfilya),Gizem (Marulus),Yasin (Siyah),Kamil (RadyoKafa) ve Can (canca007) oradaydı..Daha sonra ilerleyen saatlerde Sakin konserlerinin banko isimleri olan İnanç (sky) ve Gülru (çikolatalı pudding) Gülru'nun bir arkadaşı ve babası ile birlikte aramıza katıldılar.. Güzel muhabbetimiz devam ederken ben bir ara kaçtım bir yarım saatliğine falan..Yine sağlam bir sakinfan olan Yasemin'in (BayanAriza) yanına uğramak için kaçtım aslında.. (: O da bizim aramıza katılmak istedi ama başka bir arkadaş grubuyla takıldığı için ve yine bitmek bilmeyen arkadaşlarından birini beklediği için katılamadı malesef.Olsun dedik! Biz genede ziyaretimizi yapalım dedik ayıp olmasın diye..Neyse o kaçtığım zamanda ki muhabbette baya güzel gidiyordu aslında ama ev sahibi olarak tekrar Vosvos'a geri döndüm.. Neyse lafı fazla dolandırmıyım..Gelelim Konser anına..

26 Temmuz 2008 Saat: 22:00 suları StudioLive önünde heyecanlı bekleyiş.. Ha açıldı..hadi tamam girelim artık saat 10 oldu lan niye dışardayız hala falan derken içeri girdik hayırlısıyla..Grup halinde takıldık içeride biraz..O arada Elif'in SakinFan için özel hazırladığı üzerinde kuş ve balon içinde sakinfan yazan çıkartmalarını aldık..Çok sağolsun eline sağlık..Saatini tam hatırlamıyorum ama bir yarım saat sonra falan Ars Longa sahneye çıktı..Bu arada ilk girdiğimizde bomboş olan mekan hızlı bir şekilde dolmaya devam ediyordu..Belki Sakin konserleri arasında seçim yapmam zor olur ama izlediğim en iyi Ars Longa performansı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim..Bizi güzeeel güzeeell Sakin'e hazırladılar.. (:

Vee Sakin Sahnede.. İkarus Başarsa ile hızlı coşturan ve süper bir giriş yaptılar..Sırayla bissürü aksilik yaşandı..İlk başta güzide ve hesaplı mekanımız StudioLive'da havalandırma sistemi nedense konser esnasında çalışmıyordu..Ara ara çalıştığı için bunu elektiriğe zam gelmesine bağlıyorum (: Bir ara Özdemir'in gitar teli koptu..Mekan sıcaklaşınca herkes kan ter içinde kaldı..İki kere elektrikler gitti geldi..ama hiçbiri eğlencemizi durduramadı..hatta ve hatta tam "Artık Gel" çalarken elektrik gidip geldiğinde bi ara amfiler sağlam kaldı ama mikrofonun sesi hemen gelmedi sanırım..Bizde o bölümde sesimiz yettiğince eşlik etmeye çalıştık.Sonra bunu duyan Onur Artık Gel'in sonunda süper bir çığlık şov yaptı (: "Sentetik Sezar"ın sonunda yere yatmaya çalışmamız kalabalıktan dolayı olmadı ama "Dönsün"de kalabalığa rağmen 5 kişi sarılıp dönerek söylememiz…ve "Edepsiz Komedya"da parmak dansımız gerçekten çok güzeldi..ki özellikle Onur'un çok hoşuna gittiğine eminim..Çok mutlu gördüm şarkıların sonunda onu.. (He bi de Barışarock'ta yepyeni koreografilerimizle yine ordayız) "Küçük Prens"le "Bu Defa"da deyim yerindeyse kendimizden geçtik..Yeni şarkılardan "Bizim Değil" ve "Seninle" çok güzeldi gerçekten..Hee sonlara doğru bi de gene sitemizden Yasmincix nickli Yasemin'i gördüm meğer o da ordaymışta arkalarda takılıyormuş..Bu arada unutmadan BayanAriza'ya da burdan ayrıca selamlarımı iletirim (:

Ve konser "Denek Hayatım"la son bulur..Geriye tatlı bir yorgunluk ve tebessümü eksilmeyen yüzler bırakır..

Çıkışta ise biraz kulisin önünde oyalandıktan sonra Cenker'in de daveti ile Peyote'ye doğru yol aldık.Ki bizimkiler dörtlü halinde oradaydı..10 kişi falan zaten kalabalık olan mekanda güç bela oturabildik..Onur çıkarken gördü bizi ve bir 5-10 dk. takıldı bizle..Çok teşekkür etti hepimize ve vedalaştık..Böylece bir konser gecesinin daha sonuna geldik.. (:

Peki bu gün bize neleri göstedi ? – SakinFan'larının her yaştan çil yavrusu gibi büyüdüğünü ve güzel dostluklar doğduğunu.. – Sakin'in sahnede her türlü aksaklığa rağmen inanılmaz enerjisini bize yansıttığını ve moralleri bozulmadan devam ettiğini.. – Albümde olmayan her şarkıyı deli gibi arşive bi şekilde katmak istediğimizi.. – Bize dar alanın pek yaramadığını geniş alanlarda daha rahat coşabiliceğimizi.. – Artık en azından albümdeki şarkıların tamamını bilipte konsere gelenlerin olduğunu.. – Sakin'in biz de dahil kemikleşmiş bir dinleyicisi olduğunu.. – Her fan buluşmasında yeni ve iyi dostları kazandığımızı.. (Bkz: Rainbow ve Charmes ikilisi ve özellikle gecede beni ağırlayan Marulus ve Siyah ikilisi..

Neyse işte..Uzun lafın kısası..Konser günü böyleydi..

Peki ya sonrası ? (:

-Son 3 kişi olarak kalsak ta (Yasin-Ben-Gizem) bir sakinfan buluşmasının yaklaşık 22-23 saate ulaşarak rekor kırması (: (Hee Yasin'in doğum günü bugün bi de unuttum bak =p Onur'da kutladı sahnedeyken ben bile unuttum düşün artık) -Sabaha karşı yapılan rakı sefası..ve dayanmayan sızan bünyeler.. -Sabah Osmanbey'in arka sokaklarında bir evde ne işi olduğu anlaşılmayan atlet-don gezen bir şahıs (ki kendisi üstüne bir de tır şoförüymüş) tarafından zorla uyandırılmam..Gerçi herif kahvaltı için uyandırdı tamam ama bırak kardeşim sanane! zaten sabah yatmışım.. (: Neyse genede güzeldi..Burdan emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.. (: (Bana ne oluyosa)  

Rock’n’Coke 2006

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Berna Bulat'tan "Rock'n'Coke 2006"

Cuma gunu isten istifa edip, aksaminda gidip bugun oglen dondugum festivalle ilgili usensem de bisiler yaziyim bari : )

Gecen seneden farkli olarak tuvaletler inanilmaz temizdi ki bunun nedeni erkek ve kadin tuvaletlerinin ayrilmasiydi. Pis erkekler : )

Her cesit ve her fiyata yemek vardi, bira 5 YTL idi.

Guvenlik her zaman ki gibi kendilerine ogretilenin disinda baska problem ciktiginda cozum getiremeyen, sorunu ogrendigine en yakin cozumle cozmeye calisan robotlardan olusmustu.

Sabah sandvic aldim yarisini yedim diger yarisi elimde arabaya gittim iceri girerken yiyecek sokamazsiniz dedi herif bana. Ben de icerden aldim zaten dedim (yani parami sana kira odeyen bi markaya verdim sonucta) burada yiyip girebilirsin dedigi anda tum sandvici adamin agzina tikistirip bogulmasini hayal ettim. Onun verdigi gazla sandvici herife firlattim, sanirim ogrendiklerinde suratina sandvic firlatilinca ne yapmasi gerektigi yoktu.

Lunaparkta yine Crazy Dance vardi binip binip gulmekten geberdim.

Burn sahnesi bu sene cok kalabalik ve coskuluydu.

Hava gecen seneye gore oldukca iyidi, cok az yagmur yagdi, cumartesi oglenden sonradan itibaren hep gunesliydi.

Rockn Coke sunucusu Izzet Oz sevgili genclerle baslayan cumleleriyle bize eglenceli dakikalar yasatti.

Her cesit insan vardi yas ortalamasi muhabbetlerine katilmiyorum, 10.000 kisiden bir ortalama cikartmak imkansiz. Soyle bi yorum yapabilirim gelenler oldukca rahatti, kucuk kiz ve erkeklerin simdi ozenme zamanlari bi sure sonra o da gecer. Kelebek, melek ve seytan olmus kizlar da birer renk sonucta : ) Cokk kalabalikti.

Cumartesi Hayko Cepkin makyajiyla bogurerek sarki soyledi (berbat), Yuksek Sadakat ilk defa dinledim, fena calmiyorlar ama Burn sahnesinde yine ilk defa dinledigim Direct T cok daha iyidi; cello violin ve keman esliginde soyledikleri Beatles coverleri ve kadinin vokali cok begendim. Biraz Nirvana'ya ozenmisler ama buna esinlenmek de diyebiliriz tabi, bayagi Nirvana coveri da yaptilar. Mercury Rev'i uzaktan duydum o sirada balonun ordaydim, pazar gunu ben de binecektim ama cok sira vardi binemedim eminim o kadar yuksekten etrafa bakmak cok guzeldir. Gogol Borello mukemmel bir gorsel solendi ve cok eglenceliydi. Ne manyak tipler onlar yahu. Sebnem Ferah'i pek sevmiyorum ama gecen seneye gore daha dusuk geldi performansi bana. Kasabian'in sahne performansi cok iyi degildi, gereksiz uzatmalar oldu ama iyi caliyorlar, sadece vokalin gotunun biraz inmesi gerekiyor bence. Muse icin onceden yer tutmak isteyenlerden dolayi bayagi kalabalikti. Muse nasil caliyor oyle ya, uc sarkidan sonra arkadaslara ben one gidiyorum dedim, ucuncu siraya kadar ilerledim. Bliss'i caldiklarinda bliss nasil bir hismis anladim. Albumleri yeni ciktigindan dolayi insanlar sarkilarina biraz yabanciydi. Kelime yok anlatmaya…

Pazar Direct-T, Vega geciyorum Reamonn cokkk duygusal ve cokk ictendi, o kadar guzel bir atmosfer yarattilar ki anlatamam. Sisters of Mercy'nin saatinde onlar calmaliydilar bence, S.o.M o kadar kotuydu ki cadir alanina kactik duymayalim diye. Duman'da nerdeyse tum insanlar ayaga kalkti, onlar bile sok oldu, yikildi etraf, Duman'i kac kere izledim bilmiyorum, hepsi de birbirinden guzeldi. Placebo'da ben ben degildim artik, Brian'in kafasini koparasim geldi, keske Bitter End calsa dedigim anda Bitter End'e girmeleri kafa kopartma istegimi daha da artirdi. Space Monkey caldiklarinda Brian'in ruh hali cok daha baskaydi. Ilk bisten sonra bir cover caldilar giden varsa onun kime ait oldugunu soylebilir mi? Konser 20 years ve manyak gitar sololariyla sona erdi.

Rock İstanbul

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Tuçe'den Rock İstanbul izlenimleri

19-21 Haziran tarihleri arasında 3 gün 2 gece boyunca, Kilyos, Solar Beach’te gerçekleşen Rock İstanbul hakkında bir izleyici olarak izlenimlerimi paylaşmak istedim. İki kafadar, üçüncümüzün bize yetişememesi üzerine Fenerbahçe stadının arkasında özel servislerle saat 13:30 civarında Kilyos’a vardık. Girer girmez, Yıldız Teknik üniversitesinden arkadaşlar çadır alanında bize yardımcı oldular. Çadır kurma işleminin ardında konserlerin olacağı yere gidelim dedik. Çadır alanına girişle konser alanına giriş arasında 600-700 metre vardı sanırım. Benim yol hesabım pek iyi değildir (neyse). Ama iki alana da girerken didik didik aramaları biraz bunaltıcıydı – hem bizler için hem de güvenlik görevlileri için. Çok bunalıp yoruldular. Bi ara gene bi şey için çadıra dönmüştüm. Sigaraları bitmişti, paylaştık. 🙂 Neyse, konser alanına girdik, zaten sadece rockistanbul için kurulmuş bi alan değil. Ben de daha önce çeşitli etkinlikler olduğunu duymuştum. Büyükçe bir bina, bu binanın alt katında duşlar ve tuvaletler var, üst katında da büyük bir kafe var. Yürümeye devam ediyoruz. Aşağıda dj set lerin gerçekleştirileceği sahne var. Ayrıca uzun bir bar burada. Bu bar tesislere ait. bir üstte denize karşı, üzeri katılmış (dairesel bir şekilde) izleyici alanın çok da büyük olmadığı bir sahne ile karşılaşıyoruz. Girerken de aldığımız program ve krokiden anlıyoruz ki Pazar günü Anathema’nın çıkacağı sahne budur! Biz bir oha çekip, nasıl yaa.. o kadar insan gelecek, buraya sığılmaz diyoruz ve Pazar gecesi haklı çıkıyoruz. Bunun da bir üstün de ise 3. sahne (ana sahne diye devam etmeyi uygun buluyorum) var. Burası da basketbol alanı üzerine yapılmış, ama Anathema’nın sahnesine kıyasla daha geniş izleyici alanına sahip. Sonra bir durup etrafımıza bakıyoruz.. manzara muhteşem. Ama hemen ardından düşünüyoruz.. sesler karışacak galiba.

İlk olarak programa göre, 1-2. sahne olarak adlandırılan sahne de IQ çıkacaktı, ama ben izlemedim. Ardından Tatufly geliyor ki onu da izlemiş değilim. Sonra Pickpocket vardı, ki ben haz etmem, adamlara gıcığım, duydum ve kaçtım. Çünkü saat 14:15’de ana sahne de Suitcase çıkacaktı. İsmini duyduğumuz adamları izleyelim dedik. Solistin sesi hiç fena olmamakla beraber yine de bana çok öznel gelmedi. Muse’un gelişini sebepsiz yere iptal ettiği bir festival de ‘Time is Running Out’ coverlamak da ilginç oldu ve nerdeyse birebir söylediler. Hele ki bir Depeche Mode cover ı vardı ki, ohaa bu ne taklit dememize neden oldu. Kendi şarkılarını söylerken solistin nasıl bi şey olduğunu anlamak mümkün. Ardından gene ana sahnede Direc-t sahne aldı. 2002 Roxy birincisi olan grubun yılan hikayesine dönen albümleri de sonunda çıkmıştı ve albümden sonra ilk defa izleyecektim. Ama benim için tam bir hayal kırıklığı, şimdiye kadar izlediğim en kötü Direc-t konseriydi. Ne Bilge tam olarak coştu (işte sonlara doğru kendine geldi diyim ben size) ne de dinleyici. Bi kaç konser sonrasında zaten Rock İstanbul’a gelen kitlenin yüzüp güneşlenmekten konserlerde coşmaya hali kalmıyordu sanırım, çünkü inanılmaz eğlenen bir kitle maalesef yoktu. Direc-t sonrasında Aslı sahne alırken ben gelen arkadaşı karşılamak için çıkıp çadırlara gittim. Çadırlardan Aslı’nın sesi çok güzel geliyordu, çoğunlukla cover yaptı, ama “haydi hep beraber” modu insanları rahatsız etti. Daha sonra ana sahnede Ferdidun Düzağaç ve Teoman vardı ama ben o arada 1-2. sahneye geçtim. Bu ara belirtmek gerek, 3. sahne hazırlanırken, 1-2. sahne de konser oluyordu, bu şekilde seslerin karışması engellenmiş oluyordu, ama gece bu durum geçerli değildi maalesef. 1-2. sahnede, saat 18:00’e kadar olan konserler bar ya da amatör diye adlandırılan grupların yarım saatlik performanslarına ayrılmıştı. Biz de saat 15:30’da Alt konseri izledik. Tabii ki çok iyilerdi. Yarım saat bana yetmedi. Bağırıp çağırmalarımız dinlediler ve ‘Siyah’la sahneden indiler. Ben Çilekeş (Chilekesh) konserinde nereye kaçacağımı bilemedim (saat16:30-17:00 arası). Ama türün sevenleri için iyi bir konser oldu diyebilirim. Ve sonrasında saat 18:15’te Fairuz Derin Bulut çıktı. Tam formlarındaydılar. Benim ikinci izleyişimdi, ilkin de biraz sinirliydiler, o yüzden bu konserde çok eğlendik. Bu konser 45 dakika sürdü. Ama bi 45 dakika daha olsa gene yetmezdi. Konser sırasında, alt sahneden (B sahnesi) updıs sesleri geldiği için, buna da laf etmeden geri kalmadılar. 1-2 sahnede sonra Dorian (2004 Roxy ikincisi) çıktı ben gene kaçtım, ve Cem Köksal (21:45-22:30) için geri döndüm. Bu konser de festivalin en sağlam konserlerinden biri oldu. Hemen ardından ana sahnede (3. sahne) Hundred Reasons (22:30-23:30) vardı. Pek heyecanla bekliyordum, birkaç şarkısını dinlemiş ve sağlam bir performans beklemekteydim. Tam bir hayal kırıklığı, ama tamamen teknik sorunlardan kaynaklı: solistin sesi, müzik aletlerinin seslerinin gerisinde kaldı. Sesini duyamadık o güzel sesli solistin. Orda hopladı zıpladı şovunu yaptı ama ses pek gelmiyordu. O koca sahneden ses gelmedi! Çok acıydı… Heyecanla Queensryche beklemeye başladık. 00:00 da başlaması gereken konser 01:30 gibi başladı. Artık ayaklarımız acıyordu, ama yine de hopladık zıpladık. Çok çok iyi bir konser oldu. Yorgunluktan ölen ben konseri sonuna kadar izleyemedim.

2. gün (20 haziran), sabah 1-2. sahnede ilk olarak Eskişehir’den Gevende çıkacaktı. Ama bir gece öncesinde solistiyle telefonda konuştuk ve çıkmayacaklarını, çünkü kendilerinden katılımcı parası istendiğini söyledi. Onlarda da çıkmayarak bunu protesto edeceklerdi. Sonra programda Frozen Tear (11:30-12:00) görünmekteydi ama izlemedim, sonraki grup Disenchant (12:30-13:00) çıktı. Bu grup da Dream Theather coverlayıp coşturdu. Sırasıyla R.U.J, Playground, Park çıktı ama ben o sırada Adidas’ın çadırında dinlenip oradaki dj’i dinlemeyi tercih ettim. Çok iyi bir dj vardı, brit pop, indie, electronic indie, trip-hop ve 80’ler çok iyi şeyler çalıyordu. Ana sahnede performanslar 14:15’te Düş Sokağı ile başladı, 15:45’te Ceza sonra da 17:15’te Aylin Aslım (Süt’lü) yer aldı. Aylin Aslım öncesi 1-2. sahnede Gripin (16:30-17:15) vardı. İlk defa dinledim, biraz daha dinlemeden yorum yapmak haksızlık olur ama Aylin Aslım için erken ayrıldım. Aylin Aslım sahne de çok güzeldi. J Ayrıca gayet iyi bir performanstı ama ben Ankara’da Tindersticks öncesi izlediğim Aylin Aslım’ı tercih ederim. Yine de çok güzel bi konserdi (ben kıyafetinin de hatası oldum. Erkekler neler düşündüler artık bilemiyorum). Diğer sahne de Bülent Ortaçgil’e kadar Ogün Sanlısoy olması gerekiyordu. Ama Bulutsuzluk Özlemi’nin gelmemesi nedeniyle o konser kaydırıldı. Asıl bomba ise, Ogün Sanlısoy sonrasında sahne alacak olan Erkan Oğur’du. Biz Morlardan sonra bir kısmına yetişebildik, o da büyüleyiciydi. Sıralamaya devam edersek, ana sahnede (3. sahne) 18:45’te Bülent Ortaçgil vardı. Artık yakmayan ama yine de gülümseyen güneşin eşliğinde, harika bir Ortaçgil konseriydi. Ardından 20:30’da (21:30’a kadar) Mor ve Ötesi vardı. Harun’un t-shirtünün önünde ve arkasında ‘Gelme Bush’ çıkartması vardı. Ağırlıkla son albüm ‘Dünya Yalan Söylüyor’ dan şarkıları söylediler. ‘Bir Derdim Var’ la başlayıp, Cambaz’la bitirdiler. En kalabalık konserlerden biri oldu. Hemen sonrasında 1-2. sahneye indiğimizde Erkan Oğur vardı. Bu arada Anathema için gelenlerde yavaş yavaş önlerde saf tutmaya başlamışlardı. Bizse o kadar fanatik Anathema dinleyicisi olmayarak biraz Starsailor dinleyelim bari diyerek, yukarı ana sahneye döndük. Starsailor (21:50-22:50) ‘Poor Misguided Fool’ la başladı. Bir iki şarkı sonra solist, tek gitarla U2 – One söylemeye başladı ve şarkıyı Alcoholic’e bağladı. Bu arada gitardan garip sesler gelince hiçbir müzik aleti olmaksızın herkes bir ağızdan şarkıyı söyledi. Ardından solist haricindeki grup elemanları sahneye dönerek ‘Four to the Floor’ çalarlarken biz Anathema’nın sahnesine yöneldik. Bu arada Starsailor için de epeyce bir gelen olmuştu. 22:50 de çıkması gereken Anathema’nın sahne alması teknik aksaklık nedeniyle baya gecikti. Ama çıkışları da muhteşem oldu. Açılışı Fragile Dreams’le yapıp, Pink Floyd cover’ı Comfortably Numb’la bitirdiler ama bis yapmayı da bildiler. Tabii gecikme nedeniyle diğer sahnede Faithless konseri de başlamıştı ve sesler de karışmaya.. Solist bunun üzerine de baya bir laf edip seyirciyi gaza getirmeyi bildi. Fakat bir arkadaşımız Anathema’nın basçısını sigara alırken yakalayıp fotoğraf çektirirken öğrendik ki, kendisi Faithless izlemeye gitmekteydi. J Biz de yavaştan Faithless’a yöneldik.. Herkes hoplayıp zıplıyordu. ‘We’re one’ şarkısında izleyiciyi de şova katmasını bildiler.. Türün sevenleri pek bir eğlendi. Bu iki gün içerisinde ise, bize gelen telefonlarla İstanbul’da şiddetli yağmur olduğunu öğrendik ama Solar Beach günlük güneşlikti. Kimi zaman hava kapattı, ama yağmur hep teğet geçti.

3. gün günlerden pazartesi olmasının da etkisiyle bir önceki kalabalığın yarısı bile yoktu. Bizde de her sabah 8:30 da güneş tarafından uyandırılmamızın getirdiği yorgunlukla kendimizi Adidas çadırına ve dj.in güzel seçimlerine bıraktık. Benim için canlı performanslar 15:30’da Found Deep’le başladı. Bu arada ana sahne de 14:15’te Zardan Adam çıkmıştı, sonrasında ise İhtiyaç Molası (15:45-16:30) sahneye çıktı. Az kişi vardı maalesef, daha önce izleme fırsatı bulmuş olduğum için istekle gittim ama monitörlerde sorun vardı ve cızırtı çok rahatsız ediciydi. İzleyen sayısının ve teknik sorunların olması İhtiyaç Molası açısında ciddi bir kayıptı. İhtiyaç Molası sonrası bir heves 1-2. sahneye yönelip MBM izlemek istedik ama MBM’in hiçbir elemanını ortalarda görmedik. Sorabileceğimiz birileri de denk gelmedi. Yani MBM konseri olmadı, neden olmadı onu da bilemiyorum. Sonra biz de ana sahneye döndük. Replikas (17:15-18:15) çıktı. Bu adamlar iyiler de, benim bir sorunum var. Yani türü de seven sayan biriyim ama, benim için Replikas olmazsa olmaz değil. İyilerdi yine de.. cidden. Seyirci sayısı da daha fazlaydı, hatta bis bile yaptılar. REplikas’tan sonra 1-2. sahnede Manga (18:15-19:00) yer aldı. Türkçe rap yapan arkadaşları ben pek dinlemeyebilecek zevke sahip olmadığım yorum yapamayacağım. Benim için en iyi konserlerden biri olan Mono ise, saat 20:00 de ana sahneye çıktı. Birçok kişi bu Mono’nun ‘Life in Mono’ yu söyleyen Mono zannetmesi ama onların olmadığının anlaşılmasıydı. Sigur Ros ve God Speed You Black Emperior’ı anımsatan tarzlarıyla, bazı dinleyicileri konserin başında kaçıran Mono, yine de pazartesi gününün en kalabalık konserlerinden biri oldu. Bir saatin nasıl geçtiğini anlamadık bile. Grup elemanlarının seslerini bile duymamış olmamız da ayrıca ilginçti. Kişisel olarak tüm konserler arasında Mono konseri benim 1 numaram oldu. 1-2. sahnede yer alan Evergrey’e (20:30-21:30) yaklaşan yağmurun habercisi olan rüzgar ve şimşekler eşlik etti. Böyle bir ortamda da Evergrey hayranlarına doyumsuz bir konser verdi. Rock İstanbul’un sürprizlerinden biri olan Müslüm Gürses konseri için ana sahneye giderken, Evergrey konseri devam etmekteydi. Bu arada da yağmur yavaştan başlamış ve bir sağnağa dönüşürse Müslüm Baba izleyebilir miyiz diye bizi kaygılandırmaya başlamıştı. Uzun tezahüratlar, alkışlar sonunda Müslüm sahneye çıktı. Paramparça ile başlayıp, Murathan Mungan şarkıları albümü için söylediği ‘Olmasa Mektubun’ şarkısı ile devam edip, bir iki kendi şarkılarından söyledi. “Nirvana isteriz, Pearl Jam de isteriz” tezahüratlarını bir süre izleyip bir anlam veremeyen Müslüm Baba, Paramparça’yı bir kez daha söyleyerek yarım saatlik performansın ardından sahneden indi. Ben de hayatımda bir kerecik de olsa Müslüm Gürses konseri izlemiş oldum, yine de basında ve Rock İstanbul’un web sitesinde Müslüm Baba performansına dair çıkan asparagas haberlerde şehir efsaneleri arasında yerini aldı. Ama keşke gerçek olsaydı dedirtti. Genel olarak bakacak olursak da organizasyonda çok ciddi sorunlarla karşılaşılmadı.

Geçen seneki H2000’den sonra herkes bu konuda kaygılıydı ama konserler açısında -bi kaç gecikme dışında- sorun çıkmadı. Ama çok az yemek çeşidi vardı, bira pahalıydı (5 milyon). Çadır alanı ile konser alanı arasında kontrolsüz bir alan vardı ve arabasıyla gelen insanlar burada kendi içkilerini içtiler. Biz arabasızlar da hiç sarhoş olmadan bir festival geçirmiş olduk.  

Radiohead

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Radiohead Turkish'in en aktif üyesi Selcuk Kalyoncu'dan

23 Ağustos 2009, Radiohead, Prag Konseri

Aslinda anlatilmaz yasanir ama yine de bikac bisi yazmak gerekir diye dusundum.

Konser heyecani zaten 1 hafta oncesinden abuk sabuk ruyalar gormekle baslamisti. (Radiohead konserinde iken konser alanina havadan tekerlekli jet-ski inmesi vs. oeh diyerek gecistirdim bunlari).

Konser gunu geldi catti. Mukemmel bi sekilde yanlis tramvaya binerek konser alani yerine ebesinin orekesinde bi yere gidip sonra taksiye atlayarak konser alanina gitme faslina hic girmiyorum 🙂 Isin ozu, 17:15 gibi konser alanindaydim, 17:30 gibi ise iceri girmistim. Biletin uzerinde saat olarak 19:00 yaziyordu ama on grup mu yoksa konser baslangici mi belli degildi.

On grup demisken hemen yeni paragrafa basliyim 🙂 Konserden bir gun once sans eseri, on grup olarak Moderat'in cikacagini ogrendim. Super bir surpriz oldu. [Bilmeyenler icin Moderat: Apparat ve Modeselektor'un (ikisi de almanya cikisli) ortak bir projesi. Elektronik agirlikli muzik yapiyorlar. Hatta agirliklisi fazla. ]. Velhasil kelam moderat saat 18:30'da sahneye cikti. ($ak$ak$ak).

Moderat'in setlist'ini yazmaya gerek yok. Gayet güzeldi. Radiohead cikana kadar gayet guzel dinlendi. Islik veya wuuuu sesleri gelmedi hic bi zaman kimseden. 19:30 gibi sahneden indiler ve sahne Radiohead icin hazirlanmaya basladi.

Gecen sene Rock Werchter konserindekine yakindi sahne. Ama biraz daha iyiydi. Yine Tibet bayragi vardi piyanonun onunde ve yine sahnenin tepesinden asagiya dogru inen florasan irisi seyler vardi (ki ben bunlari gokyuzunden gelen yagmur damlalari olarak goruyorum, in rainbows'dan serbest cagirisim, bilmem ne kadar tutarli).

Sahnenin tepesinde 3tane de kameraman vardi. Onlarin cektikleri goruntuler ayni anda arkadaki ekranlara veriliyordu. Cok guzeldi gercekten. Sahnenin kurulmasi bi omur gibi geldi. Veeeee sonunda abiler sahne aldilar ($ak$ak$ak$ak$ak$ak$ak$ak$ak$ak$ak$ak)

Aslinda bundan sonrasi ruya gibi. Transa gecmis gibiydim. Playlist'le beraber aklimda kalanlari biraz yazicam.

1) 15 Step Az cok bununla giris yapacaklarini tahmin ediyorduk. 2) There There Bunu tahmin etmiyordum. Sahne onune trampetler gelince tabi cogu kisi there there diye bagirmaya baslamisti 🙂 3) Weird Fishes/Arpeggi Burada gokyuzune ciktim 4) All I Need 5) Lucky Aslinda bu da az cok surpriz oldu. ama cok da leziz oldu, uzun zamandir dinlemedigimi farkettim 6) Nude Nude calarken herkes bi dinginlesti, sakinlestik, su ictik :p 7) Morning Bell 8) 2+2=5 9) A Wolf At The Door Bu da hic beklemedigim sarkilar arasinda idi 10) Videotape Tam da bu satiri yazarken iTunes'da videotape calmaya basladi, kara gücler! Bisi yazmiyorum bu sarki ile ilgili 11) (Nice Dream) Iste gecenin en buyuk suprizlerinden bitanesi buydu. The bends'den hic sarki beklemezken nice dream girmesi! cok guzeldi cok 12) The Gloaming Thom Yorke dansi gorduk burda 🙂 13) Reckoner Hastasiydim, gittikce daha fazla hastasi oluyorum 14) Exit Music (For A Film) Iste bittigim an buydu. Exit music yada fade out calmalarini hic beklemezken Thom Yorke akustik gitari ile calmaya basladi. O an agzimdan cikan kelimeler "eywaaah" oldu. fazla soze gerek yok. exit music… (Not: Prag konserinden 2 gun once avusturya'da fade out caldiklarini okudum. Sanirim fade out calsalardi toparlayamazdim, hayirlisi olmus) 15) Bangers + Mash Burda salyalar sacarak dansettik. sahneye 2.bi bateri kucugu geldi Thom Yorke icin. Hem caldi hem soyledi hem tepindi. Biz de eslik ettik 16) Bodysnatchers Heralde en cok bekledigim sarkilardan birisi bu idi. Gitarlari takip edebilene ask olsun 17) Idioteque Thom Yorke dansi, 2. seans

• Bis-1

18) Pyramid Song Bu sarkiyi Franz Kafka icin caliyoruz dedi Thom abi. Ilginc baska bir nokta Johhny Greenwood'un gitari keman yayi ile calmasi idi. 19) These Are My Twisted Words Iste yeni bir Radiohead sarkisi. Thom Yorke yeni bi sarki calicaz dediginde geyik yapiyo, kesin paranoid android calicaklar diye dusunmustum. Ama hakkaten yeni sarki imis. 🙂 Ben begendim. Indirmek isteyenler icin link: http://cdn.virtek.com/Waste/TheseAreMyTwistedWords.zip 20) Airbag Bas gitarlarina kurban oldugum sarkisini caldilar yine. Colin Greenwood caldikca ben costum. Cok guzeldi 21) The National Anthem Evde tek basima dinlerken bile kendimden geciyorum. Konserde ne haldeydim varin siz dusununun. 22) How To Disappear Completely E national anthem'in uzerine bole bisi gerekirdi 🙂

• Bis-2

23) The Bends Tam da 2.bis'in ilk sarkisi! O kadar surpriz oldu ki. Leziz oldu leziz 24) True Love Waits Bu bildigimiz true love waitS'den cok farkli idi. Thom piyano basinda idi. Johnny ise bi taraftan efektlerle oynayarak mix benzeri bisiler yapiyordu. Efektler everything is in its right place'e cok benziyordu ki bi sonraki sarkinin o oldugunu, dolayisi ile de konserin son sarkisinin geldigini anlamistim 25) Everything In Its Right Place Gecen sene ki Rock Werchter'de (ve genelde konserlerde) oldugu gibi bu sefer de final sarkisi bu oldu. Caldilar caldiler ve gittiler. Thom Yorke'un efektlerden gelen sesi devam etti bi sure. Sonra 2 kisi gelip ayni anda onlari kapattilar ve konser bitti.

Yine mi bitti ya diyerek offlayarak pofflayarak disari ciktim. Taksiye atladim, otele gittim. Konser fotolarina vs baktim hemen 🙂 Sonra bi sonraki konser ne zamanmis diye baktim ama su anda bisey yok. Umarim seneye tekrar gitmek nasip olur.

Hamis 1) Konserin bootleg'i internete mevcut. Indirmek isteyenler icin link: http://www.megaupload.com/?d=4YYV6AX8 Hamis 2) Anlatim bozukluklari, dusuk cumleler ve biri digerini tutmayan satir baslari icin kusura bakilmaya Hamis 3) Evet paranoid android calmadilar. Nasil oldu ben de anlamadim.

NILS PETTER MOLVæR

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Mine Melody'den NILS PETTER MOLVæR kritiği

Muhtesem bir ses ziyafetiydi bence..sadece muzik degil ses efendim:)

Aslinda saksafon ve trompet gibi uflemeli calgilari pek sevmem ben..bana hep dunyanin en gereksiz muzigini yaptigina inandigim Kenny G'yi hatirlatirlar. Ama her yigidin yogurt yiyisi ayridir, bazi amcalar da biseyi cok farkli kullanir da bizi onceki duygularimizdan arindiriverir bi guzel ..Nils amca da bence trompeti benim dusundugum halinden cikarmis..

Bir trompetci (nils amca), bir gitarist, bir baterist, bir dj ve turntable'ci amcadan terkip grup bize bol ambiansli bambaska boyutlara goturen bi konser dinlettiler saolsunlar..

Nils amca'nin onunde ikide bir ayak degistirdigi Roland pedal'a anlam veremedim ilk, zira trompet elektro-trompet olacak degildi..uflemeli calgilarin ampli cikisi yok..ee ne bu pedallar derken, onunde trompet'in agzini bi ona bi ona tuttugu hatta bazen trompet basini icine soktugu mikrofonlar dikkatimi cekti..kabloyu takip etmedim tabi..meger mikrofondan cikan sesler pedalla proses ediliyomus efendim..aman ne guzel..bunu kesfettikten sonra bi sure yaramazlik yapmak gecti icimden..ve ozellikle o trompetten cikardigi bir sesi elde etmek icin elimle onu yaparken bastigi pedala basmak istedim..Yapsam nolurdu acaba:)

Arada oryantalist arada tam kuzeyli sesli trompet ve elektronik efekt yagmuru arasinda bateri isin icine girdigi zaman gercekten hem manen hem bedenen kaptiriyosunuz olaya..ama bateri genelde uzun suren hi-hat ve tom'lar olarak kaldi..oysa muzigin snare ile yukseldigi yerleri cok severim ve bence bu olmaliydi..bu da benim gorusum..snare insanin ruhuna ruhuna basar dimi:)

Velhasil konser, konserdi, guzeldi.. bis yaptik yine geldiler.. pek iyi oldu:)  

Nick Cave

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Gül Göze, Nick CAVE'i anlatıyor.

Dun aksam Nick Cave konserindeydim.

Adami kanli canli karsimda gorurdugumde heyecanlandim bir sure gozlerime ve kulaklarima inanamidim. Iste sahnedeydi, karsimdaydi, inanilmazdi; siyah takim elbisesi beyaz gomlegi ile oyle cool ve karizmatik gorunusu vardi ki insanustu bir varlik izlenimi uyandiriyordu. Sarkiya baslamadan hello dedi biz de hello dedik, herkes sus pus olmustu, söz birligi etmis gibiydik; onu kizdirmak istemiyor, buyu bozulsun istemiyorduk. Sinirli ve hircin biri olarak bekliyordum ama oyle biri olmadigini daha sonra anladim. Ummagimiz bir sekilde vurmustu bizi beklenmedik espriler patlatlatiyordu biz de ona kahkahalarla cevap veriyorduk. Ikinci sarkiya baslayinca kucuk bir ciglik kopardim bu benim sarkimdi ‘Red Right Hand’ ..Bu sarkiyi dinlerken sarkiyla ilgili bir anim canladi gozlerimde. Iki sene once Omerli’ye H2000 festivaline arabayla gidiyorduk, halet-i ruhiyem dususe gecmis pike ucusuyla yere calimak uzereydi Red Right Hand’i dinleyelim demisti arkadas hic bir seyle ilgilenecek halde degildim, kulagima melodiler degiyordu ben izin vermiyordum ama ruhuma ulasmaya basarmisti, ilk defa dinliyor gibiydim, gozyune bakmis gunesin batisindan sonra ki renkleri saskin bakislarla seyretmeye baslamistim kendimi daha iyi hissetmis her seyi unutmus, baska bir aleme gecmistim…

Piyanoda müthişti bazen kizgin dalgalar gibi kopuruyor bazen sut liman oluyordu sigara ustune sigara yakiyor,hicbirini bitirmeden atiyordu. Haydi ayaga kalk diyordum icimden salinarak ritm tut ve sarkini soyle sahnede daha da doymak istiyordum ona.. Henry’s Dream’i arkadasima Gul’e armagan ettim.. ‘Erkan simdi gokyuzunden izliyordur’dedi olen esini anarak. Konseri bitisinde selam verip ayrildilar ama biz oyle bir tempo tuttuk ki geri gelip bir kac sarki daha soylediler. Grubuna ve kendisine ayakta alkislayarak ciglik cigliga tesekkur ettik. Bir hayalim daha gerceklesti seni gercekten gordum ve dinledim Nick Cave tesekkurler.  

Megadeth

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Melih Sancar'dan Megadeth Konseri Kritiği

-Kurban'in Symphony of Destruction'un bir bolumunu calip sahneden ayrilmasi ile Megadeth teknik ekibi hummali bir sekilde sahneyi kurmaya basladi.

-Bu sirada on saflarda yer edinmeye calisan bizler yaslari 15 ile 18 arasinda degisen 'clubber' tipleri mumkun oldugunca arkalara gonderme derdindeydik 🙂

– Gitarlarin ve basin sound check islemleri bitti fakat davulun basindaki herif oturdugu yerden kalmak bilmedi…

-Saat 21:30'a yaklastiginda, sahneye her duman verilisinde bu sefer grup cikiyor zannedilip galeyana gelindi.

-Fakat davulun basindaki teknisyen hala bir trampet'e bir altolara vurup duruyordu…

-Bu arada banttan System Of A Down calinmaya baslandi ve bircok kisi tarafindan yuhalandi ve islikla protesto edildi… Boylece adamlara Turk Rock dinleyicisinin nasil baktigini bire bir gormus olduk 🙂

-Saat 22:00 gibi once sahne karardi ve Shawn Drover davulun basina gecti. Birkac saniye icinde Dave ve digerleri hizli bir sekilde Blackmail the Universe'I calarak sahneye daldilar…

-Tam listeyi ve siralamayi hatirlayamiyorum ama sunlari caldilar. Blackmail the Universe, Skin o'My Teeth, In my Darkest Hour, Die Dead Enough, A Tout Le Monde, She Wolf, Hangar 18, Kick the Chair, Scorpion, Sympony of Destruction, Tornado of Souls, Trust, Peace Sells, Holy Wars. Eger tam playlist'I gercek siralamasi ile not almis veya hatirlayan birisi varsa buraya yazarsa sevinirim. Ben de iTunes'da oyle bir playlist olusturacagim.

-Dave, kendilerini konser alanina getiren aracin soforu yuzunden gec cikmak zorunda kaldiklarini soylerek ozur diledi…

-Dave'in neseli gunune denk geldik herhalde.. Cunku eleman oradan oraya kosturup duruyordu. Dave, kot pantolon ve kirmizi bir t-shirt giymisti. Diger grup elemanlarinin siyahlar icinde oldugunu gozonune alinca en arkalardan konseri izleyenlerin bile Dave'I rahatlikla ayirt edebilmesi mumkundu…

-On sag tarafta acilan ve Megadeth kelimesi ile olusturulmus bir anagram tasiyan bir pankarti Dave guzel buldu ve o pankarti hazirlaylanlardan istedi…

-Bazi sarkilarda sololari Dave, bazilarinda ise Glen atti. Dave'in elinde surekli Flying V sekilli ESP'ler vardi.

-Son sarki olarak Holy Wars'I caldiktan sonra seyirciyi selamlayip, pena dagitip sahneden ayrildilar. Ve bis yapmadilar. Gerci seyirci de ilginc bir sekilde bis yapmalari icin oyle aman aman tezahurat da yapmadi yani. Bu arada bu selamlama toreni sirasinda arkadan banttan Silent Scorn caliyordu.

-Konser saat 23:30 gibi bitti. 🙁

Benden bu kadar. Benim hatirlayamadigim detaylari baska arkadaslar da eklerlerse sevinirim.

Melih Sancar  

Gogol Bordello

Bayan Arıza tarafından Ekim - 8 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Gogol Bordello

22.Haziran.2008 Santral İstanbul'da öğleden sonra Efes Pilsen One Love Festival'indeyiz sahneye çıkan gruplarla çoşmuşuz enerjmizi sonuna kadar harcamışız Shantel'de bitirmişiz ve Gogol Bordello'yu dinleyecek takatimiz kalmamış artık saat 23:00'te çıkacak olan grup elemanları 23:25 olumuş hala meydanda yok,  biri bir kaç kez gelip mikrofonu kontrol ediyordu.  Huzursuzlanan bazı seyirciler ıslık çalıp protesto yapmaya başlamışlardı. Bazı arkadaşlarımız bekleyemediği için gittiler.

Açıkçası Gogol Bordello'yu tanımıyordum. Biraz daha dayanıp kim olduklarını görmek istiyordum. En azından bir iki şarkı dinleyip giderim diye düşünüyordum. Sunuculuğu üstlenen kişi gelip mikrofonu eline alıp beklemeye değer bir grup olduğunu belirten bir şeyler söyledi pişman olmayacaksınız dedi. Ve sonuda grubun elemanları göründü deri yelek giymiş başında renkli bantı ile kemancı dede, kovboy şakpalı gitarist, davulcu  akordeoncu ve vokalist Eugene Hutz elinde şarap şişesi ile mor kıyafetleri ile görününce bir alkış koptu.

Şarkılarından birinin isminin 'Start Wearing Purple' olduğunu bayan ariza söylemişti. Ve sahnede bir şenlik havası esmeye başladı grup elemanları çok renkliydiler ara sıra iki japon kız gelip dans edip şarkıya eşlik ediyorlar ordan oraya koşaraka dans ediyorlardı. Gözlerimi alamıyordum yerime çakılmıştım sonra sallanmaya başladım müzik eşliğinde.

Bir çok etnik çingene punk şarkıları, sahne şovları ile şarkıdan şarkıya geçiyorlar, ilgimizi dağatmamıza izin vermiyorlardı, sürpriz doluydular. Sonra kağıt bardakları fırlattı bir elemanları votka ikram etti.  Ve final şarkılarını Sulukule'ye ithaf ettiler. 'Sulukule'nize kültürünüze sahip çıkın' mesajı verdiler  f..k of Mc Donald's f..k of Ramada diyerek Sulukule'nin yıkılıp yerine modern binalar yapılmasını eleştirdiler. Şarkıları ve gösterileri ve votkaları ile Bizi çok iyi ağırladılar biz de onları…

Gül Göze