Ex-Misafir Defteri’nden Enstantaneler “Serhat’ın Paylaşımları”

Bayan Arıza tarafından Mart - 27 - 2011 zamanında yazılmıştır.

sıkılmak nedir hiç düşündünüz mü? sıkılmayı düşünerek daha fazla sıkılmak hep bundan korkarız sıkılmamak için elimizden geleni yaparız, üretiriz,  yoktan var ederiz her şeyi. Bar, eğlence, sinema hep bunlar sıkılmaktan korktugumuz için yaratılmış hadiselerdir. Ben çok sıkılıyorum bazen gece yarısı degişik bir düş için yaratıcıdan yardım diliyorum hep sıkılmamak için boşa geçmiş gençlik yıllarının üzüntüsü içinde sadece aşk ve buram buram cinsellik kokan günlerimi özlediğimi düşünüyorum; yaşamın kıyısına ne kadar yaklaşabileceğimiz veya ne kadar uzakta oldugumuzu düşünüyorum. tenim ağlıyor bazı geceler, sevdiğim yatagımda aglıyan tenimin bütünü oluyor bazen; ama yetmiyor hiçbir şey yetmiyor daha fazlasını istiyorum. hep klasik hayata karşı haykırmak geliyor içimden. boş duvarlara bakarak sıkılmaktan korkuyorum, yine alıyorum elime kalemi duvarı karalıyorum ama ilginç bir şey çıkmıyor, hep çekiniyorum bu sıkıcı hayattan sanki iki ucundan kopmuş bir ip üzerinde volta atıyorum.

Bazı geceler hayallere gömülüp sıkıntımı biraz olsun hafifletmek için atıyorum kendimi beşiktaş sokaklarına; sokak fahişeleriyle konuşuyorum gece yarısı onlar bile arada sırada olsa yaptıkları işten keyif aldıklarını söylüyolar iyice sıkılıp dönüyorum dört duvar evimin hapisanesine kapanıp gecenin karanlıgına yeniden dogmasını bekliyorum benim için hiç dogmayacak güneşin dogmasını bekliyorum sessizce ve yalnızlıgıma kahredip ölüyorum her güneşin doguşunda.

 

LOCK, STOCK AND TWO SMOKING BARRELS

Guy Ritchie'nin yönettiği filmin başrollerinde Jason Flemyng, Dexter Fletcher, Nick Moran, Jason Statham, Steven Mackintosh ve Nicholas Rowe yer alıyor. Bunların dışında da en az dört, beş oyuncu hemen hemen eşdeğer rollerde gözüküyor. Denebilir ki oyuncu kadrosu çok zengin.

Tokyo film festivalinde bu filmle En İyi Yönetmen ödülünü alan Guy Ritchie, aynı zamanda filmin yazarı. Oyuncuları anımsayabileceğiniz Türkiye'de vizyona girmiş filmlerini yazmak olası değil. Bu hemen hemen hepsini ilk defa izlediğiniz bir film.

Dört kafadar kısa yoldan zengin olmak istemektedir. Bunun için aralarında para toplayarak, kumar oynama konusunda uzman olduğunu düşündükleri arkadaşlarına verirler. Ancak, kumar oynama esnasında karşılarında yer alan kişinin hile yaptığını bilmemektedirler. Sonunda mafya babasına ciddi miktarda borçlanırlar. Bu borcu yedi gün içerisinde ödeyemedikleri taktirde parmaklarını kaybedeceklerdir. Çareyi bir başka çeteyi soymakta bulurlar. Komedi bundan sonra başlar.

Film tam bir İngiliz komedisi. Özellikle ikinci yarı izleyiciyi alıp, götürüyor. O kadar komik bir şekle dönüşüyor ki, ilk yarı bu filmi niçin izlediğinizi kendinize sorarak yanıtını bulamadığınız duyguyu geride bırakıyorsunuz. Keyifli bir zaman geçirmek istiyorsanız, yaz sezonunun başladığı bu günlerde vizyona giren filmi izlenecekler listenize alın.    

Ex-Misafir Defteri’nden Enstantaneler “Catman’in Paylaşımları”

Bayan Arıza tarafından Mart - 23 - 2011 zamanında yazılmıştır.

"tesadüfler hayatın atomlarıdır" – şebnem işigüzeL.

yanlızdım; gece yanlızdı… kaçacak tek yer : toplu intihar şenliğiydi! cesaret tohumlarıydı ölü toprağıma serptiğim. belki de aradığım içime sığdıramadığım hiçliğimdi. titremelerim; ruh üşümelerim. gördüm ki yalnız değildi yanlızlığım. büyütüp kaçırdığım ümitlerimdi çocukluğum. belki de aradığım tam da buydu da ben ne aradığımı bilmiyordum… bilmiyordun… bilmiyorduk, hayatın zindansılığını. zincirlerini ve kırbaçlarını…  

Ex-Misafir Defteri’nden Enstantaneler “Erhan’ın Paylaşımları”

Bayan Arıza tarafından Mart - 23 - 2011 zamanında yazılmıştır.

ışıklar söndüğü zaman bir başka aydınlanır şehir bir başka görünür aydınlıktan kalma yüzler ve sözlerin bittiğini hissedersin arzuların seni kapladığını caddeler ve sokaklar gibi belki gönlün yalnızdır belki sen ışıklar söndüğü zaman lanetler canlanır tüm rüyaların üstüne uyuyanlar ardında yeni bir parıltı doğar sessizliği yaşayıp tatmadığın bir şey ararsın hatıralar arasında bir anlık gibi gelir geçmiş bir anlık gibi gelir zaman günahlarına aldanıp ağlarsın ışıklar söndüğü zaman belki insanlığı anlarsın

Ex-Misafir Defteri’nden Enstantaneler “Klaus Kinski’nin Paylaşımları”

Bayan Arıza tarafından Mart - 23 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Blu

karanlıktı derin bir uykuda yapayanlız gözyaslarına bogulmushtun caresizdin uzaktan duyumsanan sahte bir sevginin, ufacık beyaz ısıgıyla avunuyordun. ama cok güzeldin

günesle beraber üzerindeki karanlık örtüyü kaldırdık ölesiye sevindin gökyüzümde ucan kuslar, balıga döndü icinde büyük bir sevgiyle

canlıydım canlandın maviyim mavisin!!!

birden kırmızı kesilmeye basladı hersey kıskanclıgın kızılı günesh tehtid yagdırdı ve kartanlıga batırdı dünyamızı shimdi kutup beyazı seviyorum seni.. bir güneyde bir kuzeyde gizlenen kacaklar gibi

blu

Ex-Misafir Defteri’nden Enstantaneler “Birkan’ın Paylaşımları”

Bayan Arıza tarafından Mart - 22 - 2011 zamanında yazılmıştır.

bi kere daha böyle olmuştu.. ağzımın kuruluğu şöyle dursun, kulaklarımda öyle hırslı bir yangın vardı ki beynimin az sonra tutuşacağını düşünmeye başlamıştım.. ellerimi titreten şeyinse, içimde yeni yeni sallanmaya başladığını hissediyorudum.. hoşuma da gidiyordu ama anlayamıyorudum.. neden aklımda sürekli bir melodi geziniyordu.. şiddeti ellerim titredikçe daha da artıyor, katlanılmaz bir süratle beynimin içinde yankılanıyordu.. bir an gözüm, ellerine kaydı… neden kıpırdamıyorlardı.. içimdeki müzik öyle sarmıştı ki farkında olmadan, uzandığımı gördüm.. uzandım.. ama tutamıyordum.. acaba durmuş, kafamın içinde saklananları mı dinliyordu.. yoksa…?? ama neden sonra, hiç tanımadığım bir ağrı eklemlerimde gezinmeye başladığında müzik sustu.. ne notalar kaldı, ne de yankılar.. ellerimin titremediğini görünce, dışarıdan bakana ne kadar anlamsız gelecekse o kadar anlamsız şeyler çizdiğimi farkettim ucu kırılmış kalemimle.. anlar mı diye ona baktıkça, sadece, gözlerinde farkedemediği o derinliği görüyordum.. anlamadığı kadar derinlerken, son bir kez daha dinledim içimdeki melodiyi ve hep öyle kalmayı diledim sanırım.. ama gerçeğin rüyalarıma sırt çevirmek olduğunu gördüğümde.. devam edeyim mi?

bu siteye bayıldım…  

Ex-Misafir Defteri’nden Enstantaneler “ElderGod’ın Paylaşımları”

Bayan Arıza tarafından Mart - 19 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Pastel boyalariz biz. Sen mor, ben kirmizi. Sen mor, ben yesil. Sen mor, ben siyah. Sen mor, ben mavi. Sendin, sendin, sendin o mavi!!!! Duymalisin o derin mavi aciyi! Ve aglaya zirlaya kutudan disari ciktik…

* Ayni kutuda pastel boyalariz biz. Uzerimizde Mon Ami yazar ama biz mon amour'a takilmis minik ask bocekleri, sevgi yumaklariydik. Elimizden tutan olmayinca biz de cocuk halimizle kendi kendimize hayati anlamaya, olayi goturmeye calistik. Toslaya toslaya kafalari yardik.

* Pastel boyalariz biz. Tek hulyamiz dunyayi bastan sona renklerimize bogmak ve onu yasanabilir bir yer kilmakti. Nicelerimiz yikildi, ortalarindan ikiye, dorde kirilip dagildilar. Ama biz azimliydik, yilmadik, direndik. Boya boya bitmediremedik, ufaldik, kucucuk kaldik. Yine de atesimiz sonmedi. Gencligimizi gokkusaklari arasinda gecirdik.

* Pastel boyalariz biz, ayni kagitta gezinen… Serseri dolasirken ne renkler gorduk ve gonlumuzu bagladik. Depozitosuz verdigimiz ruhumuzu her defasinda acimasizca tükettiler. Her uzuntumuzde, her yikintimizda kullerimizden var olduk, yeniden ruhumuzu yarattik. Cunku ruhsuz yasayamazdik.

* Pastel boyalariz biz, akilda dert, sirtta yuk eksik olmayanlardan… Firil firil dondu dunya, siril siril gecti zaman. Sanirim yaslaniyorduk. Renklerimizi gittikce acilmaya, solmaya baslamisti. Agzimizda kalan tat hep biber acisiydi… Yuregimiz yorgunlugu idi cizdigimiz resimler.

* Pastel boyalariz biz. Bir hirka bir post sevdasina tukettigimiz nefeslerimizin en sonuncusunu "sarap" diyerek verdik. Engin renklere ve sonsuz enerjiye karisip harmanlandik, renklerden ahenk olusturduk.

* Pastel boyalariz biz. Ama rahat durmayiz. Her yagmur yagdiginda yeryuzune iner, gunes ile sevisir gogu yedi renge bogariz.

Sevgiler, dostlukla…

Ex-Misafir Defteri’nden Enstantaneler “Hank’in Paylaşımları”

Bayan Arıza tarafından Mart - 18 - 2011 zamanında yazılmıştır.

“Gülmenin moda olduğu bir devirde ağlıyorum, Genç olmanın moda olduğu bir devirde yaşlıyım, Seni sevmenin daha az cesaret istediği bir devirde senden nefret ediyorum.”

“Para seks gibidir. Olmayınca önemi artar.”

“Sabaha karşı 2’den sonra kimse çirkin değildir.”

“Yalan söylüyorum ama inan bana bu doğru.”

“Boktan birşey olursa unutmak için içersin, iyi bir şey olursa kutlamak için. Hiçbir şey olmamışsa olsun diye içersin.”

“İnsanların hakkımda ne düşündüğünü önemsemeyerek hayatımı on yıl uzattım.”

“İnsanların yanında mutlu değilim, yeterince içersem kayboluyorlar.”

“Kimsenin ıstırabı olması gerektiğinden fazla değildir.”

“Korktukları için entelektüelleşir insanlar,ümitlerini yitirdikleri için değil. ve korkmakla ümitsiz olmak arasındaki fark bir entelektüeldir.”

“Bizzat insan ırkı üzerine yazarken bile onlardan uzak kaldığımda kendimi daha iyi hissediyorum; iki santim uzakta olmak bile iyidir, iki mil uzakta olmak harika, ikibin mil uzakta olmaksa mükemmel …”

“İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi.”

“Bir kadın olarak doğmuş olsaydım, kesinlikle o.ospu olurdum.Erkek olarak doğduğum için sürekli kadınları arzuladım, ne kadar aşağılardaysan o kadar iyidir. Buna rağmen kadınlar -iyi kadınlar- beni korkuttu çünkü onlar ruhunuzu ele geçirmek isterler sonunda, peki o zaman ne kalırdı benden geriye korumak isteyeceğim? Açıkçası f.hişeleri, düşmüş kadınları arzu ettim, çünkü ölüdür onlar ve serttirler, sizden hiçbir şey beklemezler.Çekip gittikleri zaman hiçbir şey kaybetmezsiniz. Öte yandan bütün bunaltıcı bedellerine rağmen yumuşak iyi kadınlara da hasret çektim. İki türlü de kaybettim. Güçlü bir adam her ikisinden de vazgeçerdi. Ben güçlü değildim. Böylece kadınlarla kadın düşüncesiyle uğraştım durdum.”

“Bir erkek ne yaptığını bilebilir miydi? Genel olarak kararım eğer, birisine karşı bir şeyler hissediyorsanız beklemenin daha iyi olduğuydu. Ondan nefret ediyorsanız, onu derhal d.zmek daha iyiydi, böyle değilse önce beklemek, sonra d.zmek ve ondan sonra nefret etmek daha iyiydi.” CHARLES BUKOWSKI