REDD (18 Nisan 2009 – Studio Live)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

REDD (18 Nisan 2009 – Studio Live)

Şüphesiz son aylarda izlediğim en iyi konserdi. Studio Live'ı hiç bu kadar kalabalık görmemiştim. Yaş ortalaması çok yüksekti (+30) ve bu beni çok mutlu etti.

Türk grupları arasında yere göğe sığdıramadığım bir grup Redd. Her türlü övgüyü hak ediyorlar. Müzikal açıdan çok kendilerine özgü olmalarının yanında, lirikler de inanılmaz derecede güzel.

Yeni albümleri "21" in ilk konseri olmasının ötesinde, son bir yıldır İstanbul'da verdikleri ilk konserdi aynı zamanda. Çok sıkı çaldılar, hem 21'den, hem de geçmiş albümlerinden, o bildiğimiz, tanıdığımız ve çok sevdiğimiz şarkılarından da çalarak biz Redd severleri mutlu ettiler. Katışıksız, saf ROCK yapıyorlar, bu işe ruhlarını katıyorlar!

21 biraz sert ancak bu çok şık durmakta.

00.30 gibi sahne alan Redd, 03.00'e dek çaldı. Doğan'ın sesi, Berke'nin ve Güneş'in gitar soloları zaten müthiş. Kulaklarımın pasını sildiler.

Umarım en kısa zamanda bir kez daha izlemek mümkün olur.

PLACEBO (24 Haziran 2009 – TURKCELL KURUÇEŞME ARENA)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

PLACEBO (24 Haziran 2009 – TURKCELL KURUÇEŞME ARENA)

Placebo yine İstanbul'daydı, hem de 4.kez. Yakında T.C. vatandaşlığı vereceğiz adamlara:)

23 Haziran'da gerçekleşmesi planlanan konser, gömrüğe takılan alet edavatlar ve dolayısıyla da sahnenin kurulamaması yüzünden bir sonraki gün yani 24 Haziran 2009 Çarşamba günü gerçekleşti.

Konserden çok keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. Zira adamları daha önce 3 kez izlemiş bir insan olarak pekâlâ kafamda daha önceki konserleriyle karşılaştırma yapabildim.

Konser, Turkcell Kuruçeşme Arena'daydı, mekânın ciks olmasından mı, teenager'ların etrafı kaplamasından mı, çıtır kızların topuklu ayakkabı ile konsere gelip sürekli konuşup konserin içine etmesinden dolayı mıdır bilemiyorum ama pek keyif almadım konserden ve göründüğü kadarıyla Brian'da hoşnutsuzdu. Nerede o Creamfield festivali, nerede o Hilton'da verdikleri ilk konser? Seyirciyi de berbat buldum, sanki "geçiyordum uğradım" havasındaydılar. Playlist'i de çok sevemedim. Adamlar zaten "Battle for the Sun" turnesi kapsamında geldiler, dolayısıyla eski albümlerinden ziyade yeni albüme yoğunlaştılar. Ancaaaaaaaak bateristi çok beğendim.

Seyirci ruhsuz olduğu için Brian sürekli seyirciyi gaza getirmeye çalıştı. Hoş, biraz kendisi de sıkılmış gibiydi. Bir ara "You're fuckin amazing audience" dedi. O seyircinin "Amazing" olmadığı kesindi, olsa olsa "Fuck"lı bir şeylerdi:)

Ancak arkadaki görseller, özellikle kapanış şarkısı olan "Taste in Men" deki efektler müthişti, eski şarkılarını çaldıklarında daha mutlu oldum sanırım. Neyse ki "Black Eyed", "Infra red" ve "Special K" yi bi'şekilde dinlemiş olduk. Ama "I know" u isterdi deli gönül, "Without you I'm nothing" neredeydi?

Ön grup bir Alman grubu olduğu söylenen, hiç duymadığım "Expatriate" idi. 2 kez bis yaptılar.

Set list ise şöyleydi:

kitty litter ashtray heart battle for the sun for what it's worth sleeping with ghosts speak in tongues follow the cops back home every you every me julien special needs the never-ending why black-eyed happy you're gone meds come undone special k song to say goodbye

infra-red the bitter end

taste in men

Fat Boy Slim (1 Ağustos 2009 – Turkcell Kuruçeşme Arena)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Fat Boy Slim (1 Ağustos 2009 – Turkcell Kuruçeşme Arena)

Tadı damağımızda kalan, tam havaya girmişken "hoop n'oluyoruz yahu?" diye bitiveren, tüm yakarmalarımıza karşın bis olmayan bir konser oldu bu. Çok eğlendik o ayrı.

Norman Cook'u bilen, seven, bilinçli dinleyiciler olduğu kadar, alâkasız tipler de vardı her konserde olduğu gibi. Ne yalan söyleyeyim, en kıl olduğum şeyler de bunlar oluyor her daim. Piyasa yapmak için konsere, festivale giden öküz dinleyiciler! Aslında bir şey dinledikleri de yok ya! Cidden çok kızıyorum. Bir de bu tipler uzun boylarıyla ve kıt beyinleriyle biz pigmelerin önüne geçiyorlar mı bir de, off!!

Yine de ziyadesiyle tatmin olduğum bir konser oldu bu. Herif cidden sempatik şahsiyetmiş dünya gözüyle gördük bu İngiliz DJ'i.  

Efes Pilsen One Love Festival 8 (20-21 Haziran 2009 – santralistanbul)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Efes Pilsen One Love Festival 8 (20-21 Haziran 2009 – santralistanbul)

Bu yıl sekizincisi düzenlenen Efes Pilsen One Love Festival yine tam bir festival havasındaydı. Efes Pilsen One Love Festival’i düzenleyenler bu işi yıllardan beri yapıyorlar ve çok güzel kotardıkları da bir gerçek. Elbette eksikler, gedikler ve sakat durumlar da var. Misal çok da geriye gitmeden geçen yıl ile kıyaslayacak olursam daha bu yıl ki festivalin sönük geçtiğini söyleyebilirim. Geçen yıl sadece Pazar gününe katılmış, Shantel ve Gogol Bordello ile zevkin doruğuna çıkmıştık.

Ayrıca bu yıl ki ses düzeni de yetersizdi, sesler birbirine karıştı ve çoğu zaman bazı enstrümanların sesi tam olarak duyulmadı.

Yıllardır Parkorman'da yapılan Efes Pilsen One Love Festival, son iki yıldır santralistanbul'da gerçekleşiyor. Bu yıl ki sanatçılar önceki yıllara göre biraz daha sönüktü sanki ancak biz festivalin sonuna kadar tadını çıkardık ve de ziyadesiyle tatmin olduk, yorgun ama mutlu ayrıldık.

Cumartesi günü festival alanına girdim ve arkadaşlarımla buluştuk. Efes'in kendi düzenlediği festivalde bira fiyatları keşke daha uygun olsaydı, her festivalde bunu dile getiriyoruz ama işe yaramıyor maalesef.

Biralarımızı yudumlarken Ayça Şen'i uzaktan izledik; O'nu şarkı söylerken görmek tuhaf geliyor hâlâ. İlk albümü “Astronot” tan şarkılar seslendirdi Ayça.

Bora Uzer yine coşturdu ki kendisini Kangroove'dan beridir takip etmekteyim. Bora Uzer James Brown’ın ön grubuydu ve birçok müzisyenle sahne aldı, festivallerde en çok alkış alan adamlardan biri. Bir süre Panik Attack’in de vokalistiydi. Yine çok funky ve eğlenceliydi. Yeni albümü “B1” den canlı şarkılar dinledik. İnsanlarını çoşturmasını iyi biliyor, sahne performansı kesinlikle görülmeye değer.

Benim için festivalin en merakla beklediğim konseri elbette ki Portecho idi, kendilerini zaten festivalden 1-2 hafta kadar önce Galatasaray Lisesi şenliklerinde izlemiştim ama doyamamıştım:) Onlar da yere göğe sığdıramayacağım, canlı performansları ile sizi havalara uçuracak, rock enstürmanlarıyla dans müziğini bambaşka bir boyuta taşıyan muhteşem ikili. Konserin başından sonuna dek aralıksız dans ettik ve müthiş eğlendik. O kadar bağırmamıza rağmen “Crazy Nights” ı çalmamış olmaları üzüntü verici ama en azından daha önceki konserlerinde canlı izleme şansı yakalamıştık.

Cumartesi gününe geri dönecek olursam, oldukça kalabalık bir arkadaş grubuyla festival alanında bilumum aktivitilere takılarak, futboldan dart’a hatta langırt’a kadar her köşeye uğrayarak, muhabbet, eğlence derken baya bi grup izledik.

Şüphesiz M83 festivalin en iyi performansına sahip gruplarındandı. Gündüz gözüyle ve en önden görebilmek de iyiydi. Grup, 2001 yılında Anthony Gonzales ve Nicolas Fragmeu tarafından Fransa'da kuruldu. Shoegaze akımının öncülerinden olan M83’ün 4 tane stüdyo albümü var.

Klaxons ve Tricky'de festival boyunca içilen biralar etkisini gösterdi, power point sunumu tadında geçti konserler:)

Tricky müthişti. Trip-Hop’un en önemli temsilcilerinden olan Tricky, 1995'te yayınlanan ilk stüdyo albümü "Maxinquaye" ile Mercury ödülüne aday oldu. Hatta NME dergisi okuyucuları "yılın albümü" ödülünü verdi kendisine.

Klaxons'a gelince, Nu-Rave akımının yaratıcısı sayılan Klaxons’un 2007 yılında çıkardıkları "Myths of the Near Future" adını taşıyan tek bir albümleri var ve bayılıyorum onlara. Çok eğlenceliler ve Adalılar bu işi iyi gayet iyi yapıyor. Bloc Party’i de bekliyoruz…

Röyksopp ise tam anlamıyla göz doldurdu. Torbjorn Brundtland ve Svein Berge’den oluşan grup, sadece 3 albüm çıkardı ama tüm dünya onları tanıyor, Norveç’li abiler birçok festivalde onbinlere seslendiler.

Yasemin Mori’de göz dolduran şarkıcılardan biriydi, yine pek tatlı, pek güzeldi.

Ana sahnede konserler erken bitti ama Otto ve Tamirane’de eğlence sabaha dek devam etti. Aeroplane, Filthy Dukes, Zero 7 & Ross Allen ilk aklıma gelenler…

Bir Efes Pilsen One Love Festival daha böylece sona erdi. Tuvaletler, yiyecek-içecek fiyatlarının yüksek oluşu, ses düzeninin yeterli olmayışı vb. eksiklikler de oldu tabii ama güzel yanları da vardı. Size yukarıda anlatmaya çalıştım. Seneye daha iyi gruplar bekliyoruz Efes’ten, Sigur Ros’u getirse, Interpol’u kapıp gelse, The Strokes cilası olsa hiiiiiç hayır demem:)

Taraf de Haidouks (29 Mart 2008 – Yeni Melek)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Taraf de Haidouks (29 Mart 2008 – Yeni Melek)

İzlediğim en güzel konserlerden biri daha. Aslında "güzel" tanımlaması ne derece doğru bilemiyorum, en ilginç konserlerden biriydi diyebilirim. Ancak Yeni Melek'te yapılan konserleri hiç sevmiyorum teknik ve görsel olarak. Onun altını çizeyim önce. Gelelim konsere;

Rahmetli dedemden büyük, altın dişli amcalarla Romanya ve Balkan coğrafyasında gezindik durduk. Finalde sahneden inip, seyircilerin arasına karıştılar enstrümanları ile beraber.

Adamları gördükçe hep çocukluğumdaki çingene düğünleri aklıma geldi, zaten kılık kıyafet, esmer yüzler, o içtenlik, o gülüş, her şey birebir uyuyordu. Sıcakkanlı insanlar, çok samimiler. Tombiş solist konserin sonunda şapkasını ters çevirip para bile topladı, daha ne olsun:)

Güzel kemancılar, güzel akerdeon ustaları, sımsıcak insanlar, hepsi enstrümanının piri. Bir de hep gülüyorlar, hele kemancılar, adamın hep mi yüzü güler ya, hepsi öyleydi ama, solistlerden sanırım en yaşlısı 80'nin üzerindeydi.

Boşuna "Haydutlar Orkestrası" değiller öyle değil mi?

Replikas ve Nekropsi Konseri (29 Şubat 2008 – Babylon)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Replikas ve Nekropsi Konseri (29 Şubat 2008 – Babylon)

Bu adamlarla aynı havayı solumak müthiş. Replikas ve Nekropsi'yi yıllar önce İTÜ Rock Festivallerinde izlemiştim.

İçerisi çok kalabalıktı. Önce Replikas sahne aldı. Sonra da Cevdet, Cem, Gökhan ve Kerem'den mütevellit Nekropsi tüm sempatikliği ve içtenliği ile yeniden karşımızdaydı. Onları izlemek için bayaa beklemiş olduğumu düşünürsek ki en son 1998'de yani 10 yıl önce 4.İstanbul Rock Festivali'nde izlemiştim. O zaman da yine Replikas'da o festivalde vardı.

Konser saat 03.00'e dek sürdü ve deyim yerindeyse kalbim yerinden çıkarcasına, ağzım bir karış açık bir şekilde izledim. Sabaha dek de sürse "hayır" demezdim. Konser hiç bitmesin istedim.

Konsere gelenler çok şanslılar. Gelemeyenler ise ne kadar büyük bir şey kaçırdıklarını asla bilemeyecekler.

R.E.M. (4 Ekim 2008 – Turkcell Kuruçeşme Arena)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

R.E.M. (4 Ekim 2008 – Turkcell Kuruçeşme Arena)

Müthiş konserdi vesselam. Michael Stipe'ın sallanan poposu gözümün önünden gitmiyor:)

Konser sonrası Ekşi Sözlük'e yazdığım entry:

"kesinlikle gözlerimin açık gitmemesine neden olmuş, "hayatımın konserlerinden" biri diyebileceğim, hatta "michael stipe insansa biz neyiz ulan?" diye düşünmeme bile vesile olmuş tüylerimi diken diken eden konser". (bayan ariza, 05.10.2008 10:26)

 

Metallica UK – Metallica Tribute Band (23 Şubat 2008 – Bronx)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Metallica UK – Metallica Tribute Band (23 Şubat 2008 – Bronx) Metallica'yı daha önce iki kez izlemiş bir insan olarak Metallica Tribute Band ne derece tatmin ederdi beni bilmiyordum ama gayet keyifli konserdi.

Eski albümlerden çalmaları çok isabetli oldu. İçerisi oldukça kalabalıktı. Hep bir ağızdan şarkılara eşlik ettik. Kafam leziz olduğundan set list'in tamamını hatırlamam çok zor. Ama ilk aklıma gelenleri sıralayayım.

Master of Puppets Fade to Black Harvester of Sorrow Enter Sandman Welcome Home (Sanitarium) Who Cares? Creeping Death Nothing Else Matters One Seek and Destroy Sad But True The Four Horsemen Battery

Jeff Buckley’i Anma Gecesi (22 Mayıs 2008 – Peyote)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Jeff Buckley'i Anma Gecesi (22 Mayıs 2008 – Peyote)

Düş Macunu, Ece Dorsay, Seha Can, Neon ve Ars Longa sırasıyla sahne aldılar. Arkadaşları görmek ve sohbet etmek müthişti. Güzel geceydi vesselam.

HAGGARD (26 Nisan 2008 – Yeni Melek İstanbul)

Bayan Arıza tarafından Şubat - 9 - 2011 zamanında yazılmıştır.

HAGGARD (26 Nisan 2008 – Yeni Melek İstanbul)

Merak ettiğim için gittim aslında, Haggard dinlemiyorum. Sadece "çok fazla insan seviyor, vardır elbet bunda bir iş" diye düşünüyordum, "canlı izlersem severim belki" dedim. Evet kendi tarzlarında çok iyi olsalar da bana hitap etmedikleri kesin.