Efes Pilsen One Love Festival 8 (20-21 Haziran 2009 – santralistanbul)

Bayan Arıza tarafından 9 - Şubat - 2011 tarihinde yazıldı.

Efes Pilsen One Love Festival 8 (20-21 Haziran 2009 – santralistanbul)

Bu yıl sekizincisi düzenlenen Efes Pilsen One Love Festival yine tam bir festival havasındaydı. Efes Pilsen One Love Festival’i düzenleyenler bu işi yıllardan beri yapıyorlar ve çok güzel kotardıkları da bir gerçek. Elbette eksikler, gedikler ve sakat durumlar da var. Misal çok da geriye gitmeden geçen yıl ile kıyaslayacak olursam daha bu yıl ki festivalin sönük geçtiğini söyleyebilirim. Geçen yıl sadece Pazar gününe katılmış, Shantel ve Gogol Bordello ile zevkin doruğuna çıkmıştık.

Ayrıca bu yıl ki ses düzeni de yetersizdi, sesler birbirine karıştı ve çoğu zaman bazı enstrümanların sesi tam olarak duyulmadı.

Yıllardır Parkorman'da yapılan Efes Pilsen One Love Festival, son iki yıldır santralistanbul'da gerçekleşiyor. Bu yıl ki sanatçılar önceki yıllara göre biraz daha sönüktü sanki ancak biz festivalin sonuna kadar tadını çıkardık ve de ziyadesiyle tatmin olduk, yorgun ama mutlu ayrıldık.

Cumartesi günü festival alanına girdim ve arkadaşlarımla buluştuk. Efes'in kendi düzenlediği festivalde bira fiyatları keşke daha uygun olsaydı, her festivalde bunu dile getiriyoruz ama işe yaramıyor maalesef.

Biralarımızı yudumlarken Ayça Şen'i uzaktan izledik; O'nu şarkı söylerken görmek tuhaf geliyor hâlâ. İlk albümü “Astronot” tan şarkılar seslendirdi Ayça.

Bora Uzer yine coşturdu ki kendisini Kangroove'dan beridir takip etmekteyim. Bora Uzer James Brown’ın ön grubuydu ve birçok müzisyenle sahne aldı, festivallerde en çok alkış alan adamlardan biri. Bir süre Panik Attack’in de vokalistiydi. Yine çok funky ve eğlenceliydi. Yeni albümü “B1” den canlı şarkılar dinledik. İnsanlarını çoşturmasını iyi biliyor, sahne performansı kesinlikle görülmeye değer.

Benim için festivalin en merakla beklediğim konseri elbette ki Portecho idi, kendilerini zaten festivalden 1-2 hafta kadar önce Galatasaray Lisesi şenliklerinde izlemiştim ama doyamamıştım:) Onlar da yere göğe sığdıramayacağım, canlı performansları ile sizi havalara uçuracak, rock enstürmanlarıyla dans müziğini bambaşka bir boyuta taşıyan muhteşem ikili. Konserin başından sonuna dek aralıksız dans ettik ve müthiş eğlendik. O kadar bağırmamıza rağmen “Crazy Nights” ı çalmamış olmaları üzüntü verici ama en azından daha önceki konserlerinde canlı izleme şansı yakalamıştık.

Cumartesi gününe geri dönecek olursam, oldukça kalabalık bir arkadaş grubuyla festival alanında bilumum aktivitilere takılarak, futboldan dart’a hatta langırt’a kadar her köşeye uğrayarak, muhabbet, eğlence derken baya bi grup izledik.

Şüphesiz M83 festivalin en iyi performansına sahip gruplarındandı. Gündüz gözüyle ve en önden görebilmek de iyiydi. Grup, 2001 yılında Anthony Gonzales ve Nicolas Fragmeu tarafından Fransa'da kuruldu. Shoegaze akımının öncülerinden olan M83’ün 4 tane stüdyo albümü var.

Klaxons ve Tricky'de festival boyunca içilen biralar etkisini gösterdi, power point sunumu tadında geçti konserler:)

Tricky müthişti. Trip-Hop’un en önemli temsilcilerinden olan Tricky, 1995'te yayınlanan ilk stüdyo albümü "Maxinquaye" ile Mercury ödülüne aday oldu. Hatta NME dergisi okuyucuları "yılın albümü" ödülünü verdi kendisine.

Klaxons'a gelince, Nu-Rave akımının yaratıcısı sayılan Klaxons’un 2007 yılında çıkardıkları "Myths of the Near Future" adını taşıyan tek bir albümleri var ve bayılıyorum onlara. Çok eğlenceliler ve Adalılar bu işi iyi gayet iyi yapıyor. Bloc Party’i de bekliyoruz…

Röyksopp ise tam anlamıyla göz doldurdu. Torbjorn Brundtland ve Svein Berge’den oluşan grup, sadece 3 albüm çıkardı ama tüm dünya onları tanıyor, Norveç’li abiler birçok festivalde onbinlere seslendiler.

Yasemin Mori’de göz dolduran şarkıcılardan biriydi, yine pek tatlı, pek güzeldi.

Ana sahnede konserler erken bitti ama Otto ve Tamirane’de eğlence sabaha dek devam etti. Aeroplane, Filthy Dukes, Zero 7 & Ross Allen ilk aklıma gelenler…

Bir Efes Pilsen One Love Festival daha böylece sona erdi. Tuvaletler, yiyecek-içecek fiyatlarının yüksek oluşu, ses düzeninin yeterli olmayışı vb. eksiklikler de oldu tabii ama güzel yanları da vardı. Size yukarıda anlatmaya çalıştım. Seneye daha iyi gruplar bekliyoruz Efes’ten, Sigur Ros’u getirse, Interpol’u kapıp gelse, The Strokes cilası olsa hiiiiiç hayır demem:)