onu her nasılsa yazışma ya da şiir veya dergiler yoluyla tanıdım ve bana tecavüz ve şehvet konulu çok seksi şiirler yollamaya başladı, ve işin içine biraz da entellektüellik karışınca biraz kafam karıştı ve arabama atlayıp Kuzey'e sürdüm; uykusuz, akşamdan kalma, yeni boşanmış, işsiz, yaşlanmış, yorgun, beş on yıldır çoğunlukla uyumak…
ayağını kıran kazın etrafında beş-altı yüz tane salak birikmişti nöbetçi yaklaşıp silahını çektiğinde ne yapılacağına karar vermeye çalışıyorlardı ve konu kapandı kulübesinden çıkıp ev hayvanını öldürdüğünü iddia eden bir kadın dışında fakat nöbetçi kayışını ovuşturup kıçımı öp dedi kadına, gidip başkana şikayet et; kadın ağlıyordu ben de gözyaşlarına hiç dayanamam.…
çoğumuz gibi, o farklı işlere girip çıktım ki, midem deşilmiş ve bağırsaklarım rüzgara fırlatılmış gibi hissediyorum kendimi. iyi insanlar da tanıdım bu işlerde öbür tür de. ama birlikte çalıştığım insanları düşününce- aradan on yıl geçmesine rağmen- ilk aklıma gelen Karl oluyor. Karl'ı hatırlıyorum: yaptığımız iş belden ve boyundan askılı önlük…
Bugüne dek korku/gerilim/polisiye edebiyatına dair çok fazla sayıda kitap okudum. Hatta kütüphanemin bir köşesi bu türe ait -özellikle de İthaki Yayınları'ndan çıkmış- kitaplarla doludur. Yine bu türe ait filmleri ve dizileri izlemeyi de çok severim. Suç, suçun hangi psikolojiyle işlenmiş olabileceği, seri katiller, kriminoloji gibi konular özel ilgi alanıma girer.…
Güneşin yüzü denli muhteşemdir boğalar ve bayat kalabalıklar için öldürseler de onları, boğadır ateşi yakan, her ne kadar korkak boğalar da varsa da korkak matadorlar ve korkak erkekler gibi, genel olarak boğa saftır ve saf ölür sembollerden, hiziplerden ya da sahte aşklardan uzak, ve onu sürükleyip götürdüklerinde ölen bir şey…
"Bugün 23 Nisan Neşe doluyor insan Atatürk'ten armağan" …diye başlayan şiirler okumuştum ilkokuldayken ellerim yanda, hazır ol vaziyette. Göğsümde Atatürk'ün iğnelenmiş resmi… Üzerinden çok yıl geçti. Çook uzun ve çook kısa bu geçen zaman diliminde "Yazık, çok yazık" dediğim birçok mevzu var. Belki bugün sevgilimin doğum gününü de kutlayabilirdim. Bugünü…
Buralardan gideceğim Tek başıma Başka yolu yok Kimseye ihtiyacım yok Benim kalbimi ezdiler Sonra da üstüne kırmızı şarap içtiler Hepsine tükürmek isterdim Kötü olmaya çabalıyorum Birinin kalbini yerinden çıkarıp -Kanının döşemeye damlamasına aldırmayarak- Onun yerine avucuma aldığım toprakları koyacağım Elimle ittirip güzelce yerleştireceğim Tam kalbinin yerine… üstüne de keyiflenip, bir…
Parantez Yayınları, çev: Avi Pardo Birinci baskı: Ocak 2001 Damardan şiirler (okurken altını çizdiklerim) Geçmişte birlikte olduğum kadınları düşünüyorum sanki yoktular. (matkap) sıcak bu gece ve mahallenin yarısı sarhoş, öbür yarısı ise ölü. Şiir yazma üstüne verilecek Bir öğütüm varsa, o da şu; Yazma. (söyleşiler) ilginç olan her şey yasak…
bütün bildiğim şu: kuzgunlar ağzımı öpüyorlar, damarlar arapsaçına dönmüş burada, denizse kan denizi. bütün bildiğim şu: eller uzanıyor, gözlerim kapalı, kulaklarım kapalı, çığlığımı geri çeviriyor gökyüzü. bütün bildiğim şu: burun deliklerimden hayaller damlıyor bize tur bindiriyor tazılar, deliler gülmekten katılıyor, tıkırdayarak ayırıyor saat ölenleri. bütün bildiğim şu: ayaklarım kederdir burada,…
Charles Bukowski'ye selam olsun! BARLAR ÜZERİNE: Barlara pek gitmiyorum artık. Sistemimden çıkardım onları. Şimdi bir bara girdiğimde öğürüyorum, O kadar çok bar gördüm ki, yetti bana -gençken yapılacak iştir bara gitmek, biliyor musun, bir hatun kaldırmaya çalışmak, birileriyle dövüşmek filan, bütün o maço saçmalık – benim yaşımda yapılacak iş değil.…