Nirvana Tribute (7 Nisan 2006 – Balans)

Bayan Arıza tarafından 9 - Şubat - 2011 tarihinde yazıldı.

Nirvana Tribute (7 Nisan 2006 – Balans)

Konser öncesi biletini almakta ihmalkârlık ettiğimiz 25.İstanbul Film Festivali'nde gösterilen "Punk Tavrı" isimli belgesel filme gittik sevgilimle. Sinepop'a gittiğimiz zaman elbette bilet yoktu. Davetli oldukları halde gelmeyenlerin davetiyelerini satışa sürdüler ve son 4 biletten yararlandık.

İçinde Nirvana'nın, Sonic Youth'un, Ramones'un, The clash'in, Sex Pistols'un, New York Dolls'un, Patti Smith'in, Velvet Underground'un ve daha bir sürü güzel grubun yer aldığı belgesel bir film izlemek acayip gaz verdi. Film de süper bir antolojiydi doğrusu. Henry Rollins harika bir adam, Black Flag'in beyni olduğunu, yazdığı kitapları, ettiği dahiyane lafları ve oynadığı filmleri biliyordum zaten. Black Flag'e 1982'de geçmesinin dışında ne kadar sağlam bir kafası olduğunu, "siktir git" dediginde bunun "aksam yemek yiyelim" anlamına gelmedigini, harbiden "siktir git" demek olduğunu, her daim doğru, dolaysız ve çok fazla konustuğunu ve doğu yakasından geldiğini gururla söylediğini de gördük:)

23.30 gibi Balans'taydık. Elemanlar 00.20 gibi sahne aldılar. 3 kişiden mütevellit bu Nirvana Band beni bambaşka bir atmosfere götürdü. Cobain'in giydiği o kırmızı çizgili kazağı giymişti vokal gitar; sahneye çıktığında Cobain'in taktığı yanları beyaz güneş gözlüğü takmıştı, gözler mavi, saçlar kısa, sarı, küt ve ortadan ayrılmış. Davulcu da kesinlikle Dave'e benziyordu. Ancak tüm sevimliliğine ve iyi niyetine rağmen bass'çı kardeş Krist Novoselic'e benzemiyordu, zıplaması hariç:)

Grubu sevdim çünkü mütevazi tiplerdi. Gus Vant abinin "Last Days" inde Michael Pitt'in canladırdığı Cobain'i bir ucube gibi göstermesi zaten sinirimi bozmuştu. Birçoklarının aksine ben hiç sevmedim Last Days'i, istediği kadar şiirsel anlatsın, bilumum öğelerle süslesin, hayır sevemedim. Ama konserde, yalancı da olsa herif Cobain gibiydi, elinde gitarı ve ağzında çığlıkları, evet kesinlikle sevdim. Eleman her şeyi iyi güzel yapmış ama solak değildi, ilk dikkatimi çeken de buydu:)

Konserin sonuna doğru tam da Cobain'in ölüm yıldönümündeyken Cobain'e göndermeler yaptı vokalist, "Rest in Peace" dedim ben de. Sahnenin en önündeydim. Müthiş pogo oldu ve sahneye çıkılıp stage diving yapıldı.

Love Buzz'da seyircileri sahneye çağırdı vokal/gitar, 7-8 tane tip sahneye çıktı ve seyircilerin üzerine atladılar. Aynı hadiseyi Love Buzz çalarken vokal/gitar da yaptı:)

Cobain gibi olması mümkün değildi ama şu dünyada izlemeyi hayal ettiğim bir tek Nirvana vardı, onu da böyle bir şekilde izlemiş oldum, Nirvana seven bir gruptan güzel Nirvana cover'ları dinleyerek…

Konser bittiğinde sahneye çıkıp set list'i aldım. Ama setlist'e uymadıklarını gördüm. Zira set list'te "Smells Like Teen Spirit" yoktu ama çaldılar.

Beni en çok mutlu eden "in Bloom" diye bağırdıktan sonra "in Bloom" u çalmalarıydı. En sevdiğim Nirvana parçalarından “Aneurysm" i çaldılar, buna acayip sevindim, Nirvana'dan izlemeyi hayal ettiğim "Love Buzz", "School", "Blew" ve "Negative Creep" ti, hepsini çaldılar. Ben daha çok Bleach'çiyim aslında.

Aşağıya set list'i yazıyorum ama set list dışında çaldıkları şarkılar da oldu.

Üzerimizde grunge hırkamız, içimizde grunge ruhumuz. Pearl Jam konserinde ne hissettiysem, hâlâ aynı şeyleri aynı yoğunlukta hissediyorum.

Grunge forever çünkü ruh asla ölmez!

sahneden yürüttüğüm Setlist:

Radio Friendly Unit Shifter
Floyd The Barber
Drain You
Breed
Sliver
In Bloom
About a girl
on a plain
Heart Shaped Box
Lounge Act
Pennyroyal Tea
Man Who Sold the World
Serve the servants
School
Frances Farmer…
Aneurysm
Come as You Are
Negative Creep
Love Buzz
Rape Me
Blew
Lithium
Territorial Pissings

Listede göremediğim benim aklıma gelen:
Smells Like Teen Spirit
You Know You Are Right
Something in the Way