Kitap: Jeanette Winterson “Fener Bekçisi”

Bayan Arıza tarafından 29 - Ocak - 2019 tarihinde yazıldı.

Uzun zamandır bir kitabı bitirebilmeyi başaramamıştım. Yatağımın yanında, başucumda üç tane kitabım var, dönüşümlü olarak okuyorum. Maalesef sadece birkaç saat uyumaya zaman bulabildiğimden kitap okuyabilme sıklığım da azaldı. Şimdi düşünüyorum da eskiden kendime ayıracak ne çok zamanım varmış.

Jeanette Winterson’ı uzun zamandır merak ediyor, bir kitabını okumayı istiyordum. Turkuvaz Yayınnevi’nden çıkan 200 sayfalık Fener Bekçisi’ni okumayı başardım.

Kitabın arka yazısı şöyle:

“Babasını hiç tanımayan, annesinin ölümüyle sahipsiz kalan Gümüş’ü Cape Wrath Feneri’nin bekçisi yaşlı Pew yanına alır. Fener suya vuran ışığıyla geçmişi ve bugünü aydınlatırken, Pew’un okyanus kadar derin hafızasından hikâyeler su yüzüne çıkar: 19. yüzyılda inşa edilen Cape Wrath’in ve kurucusu Babil Dark’ın tuhaf hikâyesi. Din adamı Dark, biri karanlık ve yalanlara gömülmüş, diğeriyse tutkulu bir aşkın ışığına bürünmüş iki yaşam sürmüştür. Gümüş için ise Dark’ın hayatı, onu kendi karanlığından aşka taşıyan yol haritası olacaktır.”

Jeanette Winterson, Fener Bekçisi’nde hikâye anlatmanın ve sevginin dönüştürücü gücü hakkında modern bir masal anlatıyor, her zamanki orijinalliği ve çarpıcılığıyla…Winterson’ın aşkı anlatışı, Van Gogh’un ayçiçeklerini çizmesine benziyor: sevgiyle, saplantılı bir şekilde, her zaman konuyu anlatacak yeni bir yol arayarak.-Entertainment Weekly-

Kitaptan altını çizdiklerim:

“Bir insan nasıl kendi ölümüne dönüşür, onu seçer, onu elde eder ve kendinden başka suçlayacak bir kimse bulamazdı? Yaşamı reddetmişti. Madem öyle, bu ölümle ne yapabileceğini anlamak zorundaydı.”

***

“Evet, biz iki kişiydik. ama birdik. Ben büyük dalgalarla parçalandım. Çok zaman önce kırılmış renkli bir kilise camının parçasıydım. Parçalarımı her yerde buluyorum ve onları toplarken her yanım kesiliyor.”

***

“Bana bir hikâye anlat Pew.

Nasıl bir hikâye, çocuk?
Mutlu sonla biten bir hikâye.
Böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde yoktur.
Mutlu son mu?
Hayır, bir son.”

***

“Karanlık bir varlıktı. Onun içinde görmeyi öğrendim, onu görmeyi öğrendim ve kendi karanlığımı görmeyi öğrendim.”

***

“İki Atlantik vardı; biri deniz fenerinin dışında, biri içimde. Benim içindekine yol gösterecek bir fener yoktu.”

***

“Buradayız, oradayız, burada değiliz, orada değiliz, toz zerrecikleri gibi dönüyoruz, evrenin haklarına soyunarak. Önemli olarak bir hiç olarak, hiç istemeden, kendi yarattığımız hayatların içine kapana kısılmış olarak. Ansızın patlak vererek, tekrar deneyerek, geçmişin bizimle niye geldiğini merak ederek, geçmiş hakkında nasıl olup da konuşabileceğimizi merak ederek.”