Full Metal Jacket

Bayan Arıza tarafından 6 - Ekim - 2010 tarihinde yazıldı.

EsKaTaLoGyA'dan "Full Metal Jacket"

Ya bu adam bir dahi ya da bir deli.Stanley Kubrick den söz ediyorum tabi.İnanılmaz bir sinema karakteri yaratmış kendine ki deli ile dahi arasında gidip gelen bir yolculuk bu.Anlamsızlığı anlam katmış bence.Aklımda kalan filmleri arasında başrolünü Jack Nicholson ın oynadığı eski bir öğretmenin çok büyük bir otelin kış sezonunda kazan dairesine bakma görevini üstlenip burada kitap yazmak isterken otelin geçmiş gizemine dayanamayarak deliye dönen bir adamın hikayesi The Shining (Cinnet) ve bir sistem eleştirisi kıvamındaki A Clockwork Orange (Otomatik Portakal) sayılabilir.Ancak bence en önemli filmi bana sorarsanız yorumunu naçizane yapacağım Full Metal Jacket (Aslında filmi türkçeye çevirirsek ortaya Tam Zırhlı Mermi gibi anlamsız bi cümle dizini çıkıyor bu yüzden bence orjinal ismini kullanmak dahi iyi.)

Şunu belirtmekte fayda var.Bugüne kadar kaç tane Vietnam savaşını anlatan film seyretmiş olursanız olun,eğer bu filmi izlemediyseniz bence savaş konusunda derinlemesine düşünmemişsiniz derim.Savaşın yıkım gücünü,insanlar üzerindeki psikolojik etkisini,çevreye verdiği tahribatı,geçmiş ve geleceği sorgulamayı bu film ile birlikte anlamdırmamız daha makul.Film iki aşamalı öncelikle Vietnam savaşına gidecek askerlerin eğitim aşaması ikinci bölümde Vietnam savaşının içyüzü.Film 1987 Yapımı.Bu yılda böyle bir film yapmak gerçekten imkanlar dahilinde çok güç.Elde olan teknoloji ile varılabilicek o yılda bence son durak burası.

Çekimi,sekansları,geçiş sahneleri,patlama ve savaş sahneleri gerçekten günümüze yakın bir teknolojinin kullanıldığı izlenimi veriyor.Eğer yapım yılını bilmeseniz,bu filmin 2000 yılından evvel yapıldığı aklınızın hiç bir ucundan geçmez.Yönetmen tabiki Stanley Kubrick,başrollerini, Matthew Modine-Adam Baldwin ve Vincent Donofri'o paylaşıyor.

Filmin can alıcı sahnelerine gelince.İlk bölümde eğitim alan şişman askerin bölümün sonuna doğru sergilediği psikolojik delilik.Adamın öyle bir bakışları var ki tuvalette korkmamak için duygularınızın çoktan ölmüş olması gerekir.Bu kadar bakışlarından ürktüğüm bir adama hayatımda hatırlamıyorum.Etkileyici bir sahne…Matthew Modine'nin şapkasında yazılan Born To Kill (Öldürmek için Doğ) ile göğsünde taşıdığı barış rozeti kendi içinde tezat olmasına rağmen gerçekten anlamlı.Beyninle hükmettiğin bedenine kalbinle hakim olmak ancak ve ancak bu kadar mükemmel bir mizansenle anlatılabilir ki bu askerin bu konu ile ile ilgili komutanına verdiği cevap taktire şayandır bence.Filmde her duyguyu yaşamak olası.Ağlamak,gülmek,tıksırmak,sinirlenmek anlayacağınız tekdüze bir hikaye değil hayatın her yönünü işleyen bir kumaş sanki.Filmde bir savaş karşıtlığı olduğu besbelli.Gelişen olaylar neticesinde kendini barışa adamış bir askerin bile sonunda ateş ettiğini düşünürsen varın bu filmin felsefesini ve psikolojik etkisini siz düşünün…

Film için söyleyeceğim son söz müziklerine dikkat edilmesi. Ortaya mükemmel bir savaş harmonisi çıkarmışlar.

Ve en son sahnedeki ROLLING STONES ''PAINT IT BLACK"