Cem Kurtuluş’tan albüm kritiği: Kesmeşeker “Doğdum Ben Memlekette”

Bayan Arıza tarafından 23 - Temmuz - 2012 tarihinde yazıldı.

Bazı siyah beyaz filmler vardır, bazen de siyah beyaz hayatlar vardır bunu tahmin etmek zordur. Efsaneler geçidi vardır. İşte o Efsane "Metin Kurt" oluyor. 70’lerin efsanevi futbolcusu aynı zamanda sosyalist ayrı bir kişilik.

Metin Kurt, anarşist ruhlu olduğu ve isyankâr bir yapıya sahip olduğu için Galatasaray tarafından gönderiliyor bu 70’li yıllara  denk geliyor. O’na "Çizgi Metin" derlerdi o zaman, sağ açık oynardı. Topu götürürdü. Futbolcuları örgütlerdi, sonra  Spor Emek-sen‘i kurdu. "Bunun Kesmeşeker'le bağlantısı nedir?" derseniz, açayım biraz.

Kesmeşeker şarkı sözlerinde her zaman hayatı futbol terimleriyle anlatmıştır. Ters köşe olma durumları, ceza sahası, geride kaldığımız zamanlar, hayatın şartlarına karşı yenik düşmemek, dünyada aşktan çok acıkanların olduğu bir gerçek, sisteme karşı yenik düşmemek, muhalif olmak ve grubun duruşu en önemlisi.

Albüm kapağına baktığımızda ise Metin Kurt gerçeği var. Endüstriyel futbol gerçeği ortaya çıkıyor. Endüstriyel futbol, tribünler, hayat üçgeninde birleşiyor albüm. Bunların haricinde memlekette doğmuş olma hallerine dair anlatılar da var.

En son "Kum" albümü çıkmıştı 2004’te. Onun üzerinden 7 sene geçti. Uçsuz bucaksız azınlık bekliyordu. Konserler fazla olmuyordu. 2010 yılı itibariyle konserler fazlalaşmaya başlamıştı.

Konserleri kaçırmamaya özen gösterdik. Ekim, Kasım derken Aralık’ta albüm çıktı, sonuç itibariyle beklemeye değdi. Her konserde soru üstüne soru soruyorduk "albüm ne zaman çıkacak?" diye. Ve albüm Perşembe günü çıktı. Kimileri albümü internetten sipariş etti çabuk gelsin diye kimisi müzik marketlere koştu.

Ben de öyle yapmıştım. Perşembe günüydü iyi hatırlıyorum. Herkes albüm alırken o gün ben okuldaydım. Okuldan çıkar çıkmaz  Mephisto‘ya gittim. Gitmemle gelmem bir olmuştu. Albümü alıp otobüs durağına doğru koşuyordum eve bir an önce yetişebilmek için. Albümü beklemek maçı beklemek gibiydi.

"Metin Kurt yalnızlığında"  Kaptan bize "iki şişe ucuz şarap bir tarih yazabilir" diye sesleniyor. Hayatın futbol terimleri arasında kayboluşu gibiydi bu, ceza sahası durumları, ters köşe olma durumları, dünyanın düzeni, yapılan düzenbazlıklar, yalnızlığın içinde kaybolan ceza sahası içinde kendini arayanlar, kuşkular, Kul’a kulluk etmeyenler, sistemin önünde eğilmeyenler, "ve ne güzel" derken bir tebessüm oluşur yüzümüzde.

Ve melodisiyle eski albümleri andıran çalışmalardan. Dinleyip de bıkmadıklarımızdan. Şarkı bitmeden "spiker Metin’in golünü anlatır" sonrasında ne güzel nidaları yükselir.

"Her şey sermaye için sevgilim", bu parçanın öncesi vardı birinden duymuştum albüm çıkmadan önce, kiraz sözleri geçiyor o zaman merak içindeydim. Ve dinlediğimde de favorilerimden biri olmuştu.

Zaman geçer karanlık çöker, yolculuk vaktidir artık martılar deniz aramaya çıkmıştır, kemerler bağlanmıştır. Sonrasında kaptan, "bir mektup yaz parasız yatılıya derken" der ve okuduğu dönemlere selam çakar."Bu dünyada aşıklardan çok acıkanlar var" derken dünya düzenine tepkide bulunuyor. Sistemin acımasızlığı, yaşama sandviçleri veona rağmen ayakta duranlar.

7 yıl olmuştu artık bir şeylerin değişme zamanıydı. Ve "Atlar Dönmedi" ile devam ediyoruz. Can Alper şarkıyı mükemmel hale getirmiş. Bulamadıklarımız, bulup da bizden uzakta olanlara, geçmişte bıraktıklarımız, hala orda mıyız diye söylenmeler,  dönmek isteyip de dönemediklerimiz ve gerçekten özleyince dönmek gerek, "başka insan başka şehir, başka lisan başka nehir bilmem ben" her şeyi özetler.

"Kim sessizse o ağlasın", şarkının ismi tuhaf kaçabilir. Kim bilir bir devrimciye yazılmış da olabilir. Kimliksizlere atılan tokatlar, doğmak istemediğimiz yerler, yarı yolda düşen bir arkadaş, sesini çıkaramayanlar, sesini yükseltince kodese tıkılanlar ve niceleri. Kaptanın sesiyle uzaklara doğru yolculuğa çıkmış oluyoruz.

"Gittiğin Gün" şarkısı "gittiğin gün geldiğin güne uzaktan baktım" girişiyle bu parça çoğu kişiyi mest etse de benim ısınamadığım parçalardan biridir. Yalnızlar ligi, rakiplerin zorluğu ve niceleri bu şarkının bana anımsattıkları…

"Eğ Başını Eğeceksen", zamanında "Kent Ozanları" albümünde yer alan şarkı olmakla birlikte değiştirilmiş olması ayrı bir hava katıyor şarkıya. Ama ben her zaman akustik gitarla çalınmış halini tercih ederim.

"Sıcak ve Kurak", temposuyla bizi sarsan albümün bombalarından. Can Alper coşmuş, esmiş, gürlemiş albümde genel olarak ama bu şarkıda ayrı bir performansı var, ayrıca davulda Emre iyi iş çıkarmış. Konserlerde farklı bir coşkuyla söyleniyor bunun da altını çizelim. Sözler de vurucu özellikle "Hem önemsiz hem de nemsiz bir yerde geçer hikayemiz" kısmı ayrı.

"Doğdum ben memlekette", geçmişe dönüş, memlekette doğmuş olma halleri, yaşamın sıkışıklığı arasında yaşama halleri, başka bir şey olabilmek ve "bana versen milyon dolar/oyununda oynamam ki/diyelim mi?" vurucu sözler devam ediyor. Medya patronlarına ve sisteme karşı bir savaş, kayıp kuşağa sesleniş, muhalif yanlar da her Kesmeşeker albümünde olduğu gibi burada da var.

"İsmail", dinlerken ilk göze çarpan sözler, sonrasında gitar temposu. Denizin ve yosunun kokularını alanlar, rotalamayanlar, rotasını şaşıranlar, yol bulmak isteyenler. "Andıran Otu" kitabının etkileri yok değil sözlerde. Konserde çalınmasını istediğim şarkılardan. "Burası bittiği yer mi başladığı yer mi denizin?" Andıran Otu kitabında geçer.

"Benim Adım ne", politik mesajlar önemlidir ama Kesmeşeker bunu şarkı aralarında verir. Savaşa karşıt olmalarını söylemeye gerek yoktur sanırım. "Benim adım ait değil ki barışa / bütün dünya bir yana / her şey bir yana / benim adım ait değil ki savaşa". ölenler, kalanlar, hiç uğruna savaşanlar,  başkalarının keyfini bekleyenler  ve adı oraya ait olmayanlar. Bu şarkıda ait olmayan şeylere mesaj var. En önemlisi de politik mesaj var.

"Tezatlar Kitabı" İnsanın kendini tanıyamadığı zamanlar vardır ruh hallerinin farklılaştığı dönemler, kendine hakim olamadığı dönemler, insanın kendine karşı olduğu dönemler,  bütün mesele "karşıtlık" üzerine.  Sakin ve aynı zamanda  huzur veren "rüzgarlı deniz  Kıyısını" andıran bir parça.  3. Haymatlos Konserinde çalındığını da ekleyelim. Albümdeki şarkıları biliyorduk ama bu şarkının çalınması sürpriz oldu. Moda sahilinde iyi gider bu parça.

7 yıl bekledi Uçsuz Bucaksız Azınlık. "Ekim" denildi, "Kasım" denildi sonunda albüme kavuştular. Kadıköy, Kesmeşeker'dir, biraz deniz ve yosun kokusu almak isteyenler için, tribünleri selamlayıp ceza sahası içinde kendine yer bulamayanlar için.  Farklı bir Sound, muhalif sözlerin baskın olduğu bir albüm ve Metin Kurt’la efsaneleştirilmesi albüme farklı bir hava kattı. Yazımı bitirmeden şu sözlere yer vermeliyim.

"iki şişe ucuz şarap bir tarih yazabilir. verdiğim tüm sözler bir anda uçabilir. sıcak bir bira, patlak bir sigara, Metin Kurt gibi yalnızız ceza sahasında. Ne güzel, ne güzel. Ne güzel Ne güzel…’’

Ve alın teriyle dolu kaplarda boğulanlar için…