Cem Kurtuluş’tan Albüm Kritiği: Ekoin [Mavibidon​] – Ev Kayıtları

Bayan Arıza tarafından 2 - Ocak - 2013 tarihinde yazıldı.

Ne yaptığını bilmemek çoğu zaman kafayı yemeye sebep olur ve bu albüm de böyle çıktı denilebilir belki de. Telif hakkı filan yok sadece korsan bir şey. Uzun yolculuk yapmayı seven, aynı zamanda bir şeyler üreten, Kesmeşeker sever ve aynı zamanda Kadıköy ruhu taşıyan arkadaşımız Ekin'in "Mavibidon" projesi ile karşı karşıyasınız.

Biraz deniz havası, deniz kokusu, kayıklar, sakinlik, sessizce hallerimiz, gitarın tınıları; çok şey olmayan ama sadece bir şeyler, bir haber, bir mektup gibi, çuf çuf sesiyle kalkan trenler, bir bekleyiş misali, yıktıklarımız, yaktıklarımız, yerine onardıklarımız, onaramadıklarımız, beklediklerimiz, yitirdiklerimiz, yitirmek için uğraştıklarımız, bir sebep uğruna hiçliğe dönüşmelerimiz…

Denize karşı bakışlarımız ve zamanın çabuk geçmesini bilmek, denize karşı attığımız taşlar, Moda sahilinde içmelerimiz, bir gece yarısı çalmayan telefonun yalnızlığında kaldığımız saatler, ağlayışlarımız, bizi hiçten sayanlar, varlığımızı yok sayanlar, aradıklarımızı bulmak ya da bulmamak, şarap şişesine selam durmak; o nereye dönüyorsa oraya dönmek, bize uzak olanlar sonucunda yalnız mı kaldığımızı hissettiren durumlar ve içinde yaşadığımız durumların hepsi de denilebilir albüm için. Az mı saydım çok mu saydım bilemedim.
 
Her sabah uyanışlarımız, sonrasında yıkamadığımız yüzler, aynada utandığımız bir yüz, yaprağın kopması gibi hissedişlerimiz ve sayamadıklarımız…
 
"Belki de" tarifi zor yapılan bir şarkı. Gecenin bize anımsattıkları, sıcak bir kahve gibi, bulunamayan bir şey gibi "oysa  ne yağmur gibi oysa ne yalnız gibi oysa ne yağmur gibi ararım seni". Hüzünlendirir, sakinliğiniz de artar, deniz kıyısında oturursunuz, elinizdeki şaraba bakarsınız.
 
"Ağlamaktan durduğun an" yıllar geçer hastalanırsın işin yoktur, bomboş gezersin, bir de Kadıköy sokakları, caddeler,  telefonun çalmaz, dört duvar arasında kalmanın verdiği his, sıcak bir kahve, önünde bir kitap, o kitabın içinde kaybolduğun satırlar ve ağlayışlar kalmıştır geriye artık. ve pek severim bu şarkıyı da. Politik bir şarkı da denilebilir "işten atar zam denince" sözleri bunun için yeterlidir.
 
"Halime Acıma", düşler ve içinde kaybolduklarımız, acılarımız ve her şey. İlk başlarda sakin gidiyor şarkı sonrasında bir hızlılık söz konusu orası pek güzel.

"Yalnız mıyım yoksa" yalnızlıkta boğulma halleri, bir gece sonrasında köşede kalan şarap, "uzak mısın bana yalnız mıyım yoksa" kısmı can alıcı yer.
 
"Yağmur" Kadıköy'ü anımsatan, aynı zamanda yalnızlara ve bütün tren yolcularına adanmış bir parça sanki, öyle hissettiriyor. Sakinlik, huzur ve deniz kıyısı…

Korsan albüm olsa da edinin dinleyin efenim. Bir Kadıköy yağmuru eşliğinde iyi gider bu albüm. "Kadıköy eseri" diyebiliriz bu albüme, deniz kıyısında içmeyi seven bir adamın yazdığı sözlerden oluşuyor, yaşamın içinde bulunan her şeye değinmiş.
 
O’na, Kadıköy’e, tren yolcularına selam olsun!