Avusturya

Bayan Arıza tarafından 11 - Şubat - 2011 tarihinde yazıldı.

 AVUSTURYA

Viyana

Avusturya’nın başkenti, onlar “Wien” diyor. Avusturya, 9 eyaletten oluşan ve nüfusu yaklaşık olarak sekiz milyon olan küçük bir ülke. Viyana, Avusturya'nın nüfus bakımından en büyük (iki milyon), yüzölçümü bakımından en küçük şehri. Aynı zamanda ülkedeki yabancı sayısı da bir buçuk milyon. Bunun üç yüz bini Türk, çoğu da Yozgat'lı (40 bin kadarı).

Çok uzun yıllar boyu Habsburg hanedanının yerleşim yeriymiş bu güzel şehir. Hem modern hem de tarihi dokusuyla ruhunuzu okşuyor adeta.

Orta Avrupa’nın bitip, gerçek Avrupa’nın başladığı yer. İnsanların hep yüzü gülüyor, herkes keyifli, mutlu.

Stefan Kilisesi, görülmesi gereken yerlerden biri, şehrin merkezinde yer alıyor. Gerçi şehirde görülecek o kadar güzel yer ve gezilecek o kadar çok galeri ve müze var ki, tarihi mekânlar bir yana, şehirde yürümesi bile çok keyifli çünkü tertemiz bir şehir, güvenli, kocaman caddeleri var, yokuşu olmayan dümdüz bir şehir.

“Yunus Emre Çeşmesi” ni söylemeden geçemeyeceğim. Türkiye, 1991’de bunu Avusturya’ya hediye etmiş. Bölge olarak Türkenschanzpark’ta yer alıyor.

Sizi görkemiyle büyüleyecek “Schönbrunn Sarayı” var ki, mutlaka Viyana'ya gittiğinizde "görülmesi gerekenler listesi"ne ekleyin. Çok büyük, içinde 1500’e yakın oda var, bahçesi de kocaman, ucu bucağı yok. Her köşede heykeller, süslemeler ve müthiş bir mimari ile karşılaşabilirsiniz.

Yine görülmesi gereken yerleden biri İmparatorluk Sarayı olan “Hofburg Sarayı”. 1918 yılına dek Habsburg Hanedanlığına aitmiş bu muhteşem saray. Artık müze olarak hizmet veriyor.

Belvedere Sarayı da müthiş dokusu ve bahçe süslemeleriyle sizi büyülüyor. Mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri daha.

Opera Binası, şehrin eski ve muhteşem mimarisiyle dikkat çeken binalarından biri. Viyana’da bir gece kaybolduk, ara sokaklara daldık, yolu bulacağımızdan emindik. Bir süre dolandıktan sonra Opera Binası’na ulaşarak yolumuzu bulabildik:)

Klasik müzik seviyorsanız bunu da ıskalamayın. Vals ve klasik müzik her gece var neredeyse. Vals yapılan bir yer ararken Avusturya’lılara sorduk, haliyle kaldığımız süre boyunca İngilizce konuşarak anlaşmaya çalıştık gerçi birkaçımız Almanca da biliyordu ancak Almancamız pek işe yaramamıştı anlaşılan, “waltze” deseydik işimiz daha kolaylaşacaktı:)

En çok tüketilen içki, bira ve şarap. Hemen hemen tüm mekânlarda gözlemlediğim bolca şarap ve bira tüketildiği oldu. Bir de sinitzeli var ki, leziz ötesi. Bizim restoranlarda satılanlardan daha büyük geliyor. “Chicken” veya “pork” olduğunu belirtmeniz gerekiyor, yoksa domuz şinitzel yiyebilirsiniz. Çünkü domuz oldukça revaçta bir et.

Kahve ve kek de meşhurmuş ancak bana çok enteresan gelmedi. Sacher Torte denilen bir tatlı var, aynı isimli otelin yanındaki cafede satılıyor; çok övülmüştü ancak lezzet olarak farklı gelmedi bana, kayısılı çikolatalı pasta gibi bir şeydi.

Bir de Mozart çikolatası olayı var ki, her yerde bunlardan satılıyor. Madem öyle biz de aldık, ama kesinlikle lezzetli bir çikolata değil, çok yoğun bir tadı var, bana hitap etmediği kesin.

Supermarketlerinden alışveriş edebilirsiniz. Genel olarak pahalı bir şehir değil ancak Euro kullandıklarından, Euro’nun da bizim paramız karşısında pek değeri olmadığından çok fazla açılmamakta fayda var. Fakat orada yaşayan biri için çok pahalı değil, ne çok ucuz, ne de çok pahalı. Supermarketlerde içki reyonlarına uğrayın! İçki o kadar ucuz ki, Türkiye ile karşılaştırıldığında vergilerin ne kadar belimizi büktüğü ortada. Tekila en pahalı içkiydi, o bile 17 euro idi, Türkiye’deki fiyatını biliyorsunuz, karşılaştırmayı siz yapın.

Viyana’dan şehir dışına doğru…

Şehir dışına çıkma fırsatınız olursa Viyana ormanlarını görmenizi tavsiye ediyorum. Gerçekten de kartpostallarda görebileceğiniz güzellikte ormanlar, tertemiz bir hava, o ormanlar içindeki rengarenk villalar, muhteşem güzellikte bahçeler…

Bir de ilginç bir öyküye sahip Seegrotte Mağarası var. Yaklaşık 500 metrelik bir tünelin içinden yürüyorsunuz, yerler kaygan ve içerisi birkaç aydınlatma dışında karanlık. İlerlerken sağda solda bölümler var, insanların çalıştığı yerler, bir küçük kilise ve sonunda da mağara gölü ile karşılaşıyorsunuz. Hatta bu gölün üzerinde küçük bir sandalla dolaşabiliyorsunuz, korkutucu bir yer. “Three Musketeers” filminin bir bölümünü burada çekmişler, duvarda afişi var, bir de filmde kullanılan ejderha başlı sandal maketi.

Mayerling Köşkü de yine görmeniz gereken yerlerden biri.

Bir de dünya güzeli bir şehir var ki, ismi Baden! Muhteşem güzellikte sakin küçücük bir yerleşim yeri. Alışveriş yapabilir, restoranlarda yemek yiyebilirsiniz. Yine burada da her yerde Mozart çikolatası satılıyor.

Avusturya, modern ile klasik binaların bir arada olduğu çok seveceğiniz bir ülke. Sakin, huzurlu ve her yeri sanatla dolu. Bir gün fırsat olursa bir kez daha gitmek istiyorum, bu iki günlük gezi beni kesmedi:)