Alice in Chains

Bayan Arıza tarafından 10 - Ekim - 2010 tarihinde yazıldı.

ALICE IN CHAINS ve LAYNE STALEY HADİSESİ

"Nihayet 25 Haziran 2010'da Layne Staley'siz Alice in Chains'i Sonisphere'de dünya gözüyle gördük!!!"

19 Nisan 2002 gecesinde Alice in Chains’in vokalisti Layne Staley Seattle’nın kuzeyindeki evinde ölü bulundu. Kurt Cobain’in ölümü gibi çokça bahsedilmedi. Çünkü müzik otoritelerine göre grunge ölmüştü. Grunge’ı devam ettirmeye çalışan Stone Temple Pilots, Pearl Jam, Soundgarden gibi gruplar da çoktaaan başka diyarlara yelken açmışlardı. Creed, Bush, Puddle of Mud, Nickelback, Godsmack gibi grupların gösterdiği çabalar da eskisi gibi olmayacağını gösteriyordu. “Böyle mi olmalıydı?” kısmı bizi başka noktalara götürür. Grunge’in popüler olmadığı aşikar ama grunge gençliği için çok önemli bir yeri olan Alice in Chains ve elbetteki Layne Staley öyle kolayca es geçilmemeli.

ALICE IN CHAINS, vokalde Layne Staley, gitarda ve geri vokallerde Jerry Cantrell, basta Mike Inez (önceleri Mike Starr idi) ve davulda da Sean Kinney ‘nden oluşmaktadır. Kuruluşu bundan 15 sene öncesine dayanan Alice in Chains’in temelleri henüz lise çağlarındayken atıldı. Layne Staley 1987 yılında Seattle’lı müzisyenlerin mekanı “Music Bank” te Jerry Cantrell ile tanıştı. Cantrell’ın arkadaşları Mike Starr ve Sean Kinney’in de katılımı ile grup kuruldu.

Grubun adının nereden geldiği konusunda değişik spekülasyonlar oldu. Bununla beraber, “Alice in Chains” grup için düşünülen ilk isim değildi. “Diamond Lie” ve “Fuck” gibi isimler de vardı. Hatta bir süre “Diamond Lie” adıyla küçük çapta performanslar sergilediler. Layne’in erken dönem projelerinden biri de, süper kıyafetler giyinip-süslenmek, bir rock yıldızı gibi sahneye çıkmak ve çok sıkı bir grup olmaktı. Bu projenin adını da “Alice in Chains” koymuştu.

1989’da Seattle’daki irili-ufaklı birçok firmanın kapısını aşındırmaya başladılar. 1990 Haziran ’ına gelince Colombia Records ilk EP’leri “We Die Young” u yayınladı.

1990 yılında Alice in  Chains’in debut albümü “Facelift” yayınlandı. “We Die Young"  çıkar çıkmaz rock listelerinde üst sıralarda yerini aldı. Bu albüm başarılı bir albümdü. Zaten bir süre sonra altın plak alacaktı. Prodüksiyonda Dave Jerden ismi görülüyordu. Albümdeki favoriler “We Die Young” olmak üzere, albümün ikinci şarkısı “Man in the Box”, “Love, hate, love”, “I know something (bout you)”  sayılabilir.

Aynı yılın Eylül ayına gelindiğinde ilk konserlerini verdiler. Ekim’de ise New York konserinin biletleri tükenmişti bile. Kasım ayında Poison, Iggy Pop ve Van Halen’la beraber içinde daha sonradan duyulacak ve bir sonraki albümleri “Dirt” te yer alacak olan iki yeni şarkıları “Dirt" ve "Rooster" ile başlarlar müzik ziyafetine. Aralık ayında Seattle’daki Moore Tiyatrosu’nda verecekleri konserleri için yine biletleri tükenir.

Ocak 1991’de “American Music Award” için “En iyi Grup” dalında aday gösterilirler. Fakat aday olmaktan öteye gidemezler. Ancak Cameron Crowe’un filmi “Singles” da, döküntü bir barda “Would” u çalarken ki görüntüleri olay olur. “Man In The Box" bu kez sıkı bir giriş yapar. Tam 26 hafta Top 20’de kalır. Şarkının videosu da MTV’de 16 hafta sürekli gösterilir. Yukarıda bahsedilen grunge’ın popüler olduğu yıllar ve MTV’nin körüklediği zamanlara denk gelir Aic’in sağlam çıkışı.

Şubat 1991’de Megadeth’in alt grubu olarak Avrupa turuna çıkarlar. Keşke Megadeth daha önce ülkemize gelseydi de biz de bu nimetten faydalansaydık. Metallica konserine sadece “Cult” için gelenleri ve Cult’ı izledikten sonra çekip-gidenleri hatırlıyorum da… Aynı ay “En iyi Heavy Metal Performansı” dalında “Grammy”e aday gösterilirler ama yine alamazlar.

Mayıs 1991 ’de Slayer, Anthrax ve Megadeth’le "Clash Of The Titans" turu başlar. Yine tam o sıralarda Facelift ile beraber “Live Facelift” adında içinde ev&stüdyo görüntülerinin de yer aldığı bir video bandı piyasaya çıkar.

Kasım 1991’e gelindiğinde ikinci EP’leri “SAP” çıkar. “Got me Wrong” şarkısı Alice in Chains fanlarının önce kulaklarına sonra da zihinlerine nüfus eder ve orada uzun süre tutunur. Aynı ay, “RIP” ve “Guitar For the Practicing Musician” dergilerinin okuyucularının oyları ile “En iyi Yeni Grup” seçilirler.

Nisan 1992’de  en iyi grunge albümlerinden biri olan “Dirt” ün çalışmaları için stüdyoya kapağı atarlar. Kayıt, Haziran’a kadar sürer. “Would?” gerçekten de bünyede ciddi tahribatlar yaratabilecek güçtedir. Albümde kötü denebilecek parça yoktur. “Rooster”ı , “Angry Chair” i dinlediğinizde dibin dibine inersiniz. “Them Bones”, “Rain When I Die”, “Angry Chair” albümdeki sıkı arızalardandır. “Dirt” albümü aslında Aic için dönüm noktası gibidir. Grup gittikçe popülerleşir. Artık onlar da diğer Seattle’lı kardeşleri (Pearl Jam, Nirvana, Soundgarden) ile beraber Grunge’ın en iyileri arasında sayılmaktadır.

Ancak “Dirt” müzik otoritelerince çok karamsar bulunmuştur. Adeta karanlığa çağrıdır Aic’in müziği. Layne Staley’in uyuşturucu sorunu gözle görülür bir hale gelmiştir. Albümde “Junkhead” adlı bir şarkı bile mevcuttur. Aslında grubun bu şekilde popülerleşmesi çok acıdır. Çünkü müzikten ziyade Layne’in özel hayatı, bağımlılığı ve gitgelleri insanların merakını uyandırmıştır. Ancak “Dirt” yine de platin plağı kapmayı başarmıştır.  Konserler, turneler devam etmektedir. Ozzy Osborne’la bile turneleri olmuştur. Ocak 1993’te Güney Amerika’da düzenlenen iki kallavi festivalde pek iyi bir performans sergileyemezler. Mike Starr çıktığı zirveden iner ve inzivaya çekilir.  Basçı Mike Inez gruba girer.

Avrupa’da konserler devam eder. Nisan 1993’te grup Amerika listelerine “Last Action Hero” filminin soundtrack’i için kaydettikleri "A Little Bitter" ve "What The Hell Have I"  adlı şarkıları ile döner.

Haziran’dan Ağustos 1993’e kadar birçok festivalde sahne alırlar. Bunlardan bir tanesi "Lollapalooza '93” festivalidir. Alice in Chains’ten başka Fishbone, Primus, Tool, Rage Against the Machine, Dinosaur Jr., Arrested Development ve Babes in Toyland gibi sağlam gruplar da mevcuttur. Bu arada, “Dirt” albümünün satışları üç milyon civarındadır ve herşey iyi gitmektedir.

Eylül 1993’te Lollapalooza’nın sonunda grup üyeleri ikamet yerlerinden tahliye ettirilir. Bunun üzerine grup Seattle’daki London Bridge Studio’suna taşınır: yalnız, depresyonda ve bir hayli sıkılmış vaziyettedirler. Bir hafta boyunca stüdyodan çıkmazlar. Yedi yeni şarkı yazarlar. Grubun EP’si gayet ivedi bir şekilde Stone Temple Pilots’ın akustik EP’sinden önce piyasaya çıkmış olur. “Jar Of Flies” adını taşıyan bu EP’lerinde yeni kaydetmiş oldukları “Rotten Apple”, “Nutshell”, “I Stay Away”, “No Excuses”, “Whale & Wasp”  gibi şarkılar yer almaktadır. “Jar of Flies” Aic’in albümleri içinde melankolik olanıdır. Bu albüm onların diğer türevi gruplar gibi olmadıklarını da çok iyi göstermiş oldu.  Albüm, “Jar of Flies” adını  Jerry’nin lisedeyken fen bilgisi dersinde yaptığı laboratuvar deneylerinden birinden alır. Jerry, bir kavonuzun içine iki tane böcek koymuş, böceklerden birini beslemiş, birini de aç bırakmıştır. Aç olan diğerini yemiştir sonunda. Bu tecrübe sonrasında da Jerry’nin kariyeri müzik ve entomoloji (böcek bilimi) arasında bir noktada sabitlenmiş olur. Şubat 1994’te “Jar Of Flies” Billboard albümler sıralamasında 1 numaraya kadar yükselir. Mart 1994’te, bu EP’den çıkan ilk single "No Excuses" radyoların play chartlarında 1 numaradadır.

Nisan 1994’te Kurt Cobain terk-i diyar eyler. Tüm grunge dinleyicileri tek kelime ile yıkılırlar. Alice in Chains için ise durumlar iyidir. Çünkü ikinci single "I Stay Away" piyasadadır ve şarkı için hazırlanan video dikkat çekicidir.

Kasım 1994 civarında Layne Staley “Mad Season” projesi ile hayranlarının karşısına çıkar. Bu projede Pearl Jam’in gitaristi Mike McCready ve Screaming Trees’ten Barrett Martin gibi sağlam isimler yer almaktadır. “Above” adını taşıyan albüm 1995’in Mart’ında çıkar ve ilk single “River of Deceit" alternative müzik listelerinde kayde değer bir başarı grafiği çizer. Yine aynı ay Jerry Cantrell, Willie Nelson’un tribute albümü “Twisted Willie” için "I¹ve Seen All This World I Care To See" adlı bir şarkı kaydeder.

Nisan 1995’te Layne, Jerry, Mike ve Sean “Alice in Chains’in bundan sonraki planları ne olacak?” sorusunu sorarlar kendilerine ve sonrasında da stüdyoya girerler. Prodüktör olarak daha önce Slayer ile çalışmış olan Toby Wright düşünülür. Temmuz 1995 farklı çalışmaların yapıldığı bir aydır. Sean Kinney yine Willie Nelson için Johnny Cash ile çalar, "Time of the Preacher"  isimli bir şarkıda buluşurlar.

Ekim 1995’te Alice in Chains’in kendi adları ile aynı albümünün açılış şarkısının “Grind” olacağı yönündeki haberler tüm radyolarda duyuldu. Ekim’in 6’sında bir şekilde “Grind” in kopyaları tüm radyolara ulaştı. Albüm de ayın 31’inde Halloween’e yetişti ve sıkı bir çıkış yaptı.  Kasım’ın 7’sinde resmi olarak kapağında üç ayaklı bir köpek fotoğrafı olan, grupla aynı adı taşıyan “Alice in Chains” albümü çıkmış oldu.  Kasım’ın 25’inde Billboard Top 200 listesinde 1 numaraya yerleşti.

Nisan 1996’ya kadar geçen süre boyunca konserler ve turneler devam etti. Nisan’ın 10’unda MTV için çaldılar. Böylece "MTV Unplugged" projesi gerçeklemiş oldu. Daha sonra albüm olarak ta yayınlanan bu konserde Layne Staley’in durumu hayranları için içler acısıdır. Çünkü Layne, şarkıları söylemeye çalışıyor ancak uyuşturu sorunu bunu çoğu zaman engelliyor, Jerry hemen takviye ediyordu. 13 arıza şarkıdan oluşan “Unplugged”, Layne’in ve Jerry’nin yardımıyla harika bir unplugged albüm haline gelmişti. Albüm, “Nutshell” ile başlıyor, “Brother”, “No Excuses”, “Sludge Factory” ile devam ediyor ve “Killer is me” ile son buluyordu.

28 Haziran’da Kiss’in Detroit’de Tiger Stadyumu’ndaki konserinde çaldılar. Daha sonra Kiss ile üç sov daha gerçekleştirdiler. (30 Haziran’da Louisville, 2 Temmuz’da St. Louis, 3 Temmuz’da da Kansas City). 4 Eylül 1996’da MTV Video Müzik Ödülleri’nde “En iyi Hard Rock Video” ödülüne aday oldular ama kaybettiler.

31 Mart 1997 Jerry Cantrell için önemli bir tarihti çünkü debut albümü “Boggy Depot” piyasadaydı. Sean Kinney davuldaydı. Üstelik Mike Inez ve Les Claypool ‘ta O’nu yalnız bırakmamıştı.

Ekim 1998’de Alice in Chains, "Died" ve "Get Born Again" adında iki yeni kayıt gerçekleştirdi. Yine aynı yıl “Fakülte (The Faculty)” filminin soundtrack’i için Pink Floyd’un  “Another Brick in the Wall” ı yeniden yorumladılar. Ancak Alice in Chains’ten sadece Layne vardı bu kez. Gitarda Rage Against the Machine’nin muhteşem gitar ustası Tom Morello, davulda Jane’s Addiction’un davulcusu Stephen Perkins ve bas gitarda da Porno for Pyros’un basçısı Martin LeNoble vardı. Vokal ise Layne Staley’e aitti.

Grup, artık eski popülerliğini yitirmeye başlamıştı. Açıkcası “Alice in Chains” in 95 tarihli albümünden sonra hiçbirşeyin eskisi gibi olmadığı ortadaydı. Artık grunge popüler değildi. Ada’lı müzisyenler revaçtaydı. Yeni müzik dalgası Britanya’da dolaşıyordu. Amerikan Grunge Rock’ı ise gözde değildi. “Alternative” başlığı altında birçok grup mantar gibi türemeye başlamıştı.

29 Haziran 1999’ta “Nothing Safe – Best Of The Box" piyasaya çıktı. Yine 1999 yılında Sony firması “Music Bank” adında üç CD’lik bir “Alice in Chains” seti çıkardı.

Bu tarihten sonrası ise karanlık ve soru işaretleri ile dolu. Çünkü, “Nothing Safe – Best Of The Box" tan sonra ses-soluk kesildi ve ustalar nekahat dönemine girdi. Zaten bu albüm toplama bir albümdü. Toplamalar ve Live Alice in Chains albümleri hayranlarını sevindirdi. Eski şarkılarla avunuldu çünkü yeni şarkıları duymak artık imkansız hale gelmişti. Açıkçası, “Unplugged” şovundan sonra Alice in Chains için geri sayım başlamıştı. Zaten 1996’tan 1999’ta “Nothing Safe – Best Of The Box" in çıkışına dek sessizliklerini korudular. 

13 Kasım 2000’de Colombia Records“Alice in Chains Live” adında bir albümlerini piyasaya sürdü. Bu albümde 1990, 1993 ve 1996 yıllarındaki canlı performans kayıtları mevcuttu.

Yeni şarkılarından oluşmayan(!) son legal albümleri de 28 Ağustos 2001’de çıkan “Greatest Hits” oldu. Adından anlaşılacağı üzere otoritelere(!) göre en iyi Aic parçalarının derlenip-toplandığı bir albümdü. Albümdeki şarkılara bakınca bu göze çarpıyor aslında: Man In The Box,  Them Bones, Rooster, Angry Chair, Would?, No Excuses, I Stay Away, Grind, Heaven Beside You, Again.

Yazının başında da söylendiği üzere Layne Staley 19 Nisan Cuma  gecesi Seattle’ın kuzeyindeki evinde ölü bulundu. 22 Ağustos 1967’de doğan Layne öldüğünde sadece 34 yaşındaydı. Kirkland’da dünyaya “merhaba” diyen Staley, Seattle’da aramızdan ayrıldı. Ölüm nedeni henüz aydınlığa kavuşmuş değil. Cesede otopsi ve bir takım testler yapıldıktan sonra gerçek nedeni öğrenebileceğiz.

Ölümünden bir gün sonra cumartesi gecesi Seattle’ın merkezinde hayranları toplandı ve nöbet tuttular aynı Kurt Cobain’de olduğu gibi. Kuzey batıdan ve Amerika’nın değişik bölgelerinden gelen hayranları çiçeklerle andı Staley’i. Kimileri de O’nun için yazdıkları şiirleri okudu. Layne için düzenlenen törende gitarist Jerry Cantrell,  basçı Mike Inez, davulcu Sean Kinney, eski Alice in Chains basçısı Mike Starr, menajerleri Susan Silver&kocası Chris Cornell ve ailesi&dostları vardı. Birçok şey söylendi her gidenin arkasından söylendiği gibi…

Bizlere düşen, grunge’ın temel taşlarından biri olan “Alice in Chains” efsanesinin önünde saygı ile eğilmek ve yeni solistleri William DuVall ile 14 yılın ardından çıkardıkları ilk albümleri “Black Gives Way To Blue” ile yetinmek olacak.

Layne’e gelince,  bundan on iki sene önce  “We Die Young”  demisti, her şey yeterince açık öyle değil mi?

Yasemin Kanat

Not: Yukarıdaki makalem Lull Dergisi Haziran sayısında, ve garaj.org sitesinde yayınlanmıştır.