Okurken altını çizdiklerim: * Dünyada az sayıda insanın çok parası vardı, ama ne kadar az paraları varsa o kadar iyi yaşıyorlardı sanki. * Kendini kötü hissettiğinde en mutlu anlarını yaşardı.”Allah kahretsin”, dedi, "her şey ölene dek sıçar.” * İnsan evrenin kanalizasyonudur. * Ölüm vardı sırada, ölüm hep vardı zaten. *…
Yoldaki toza sorun! Mojave çölünün başladığı yerde tek başlarına duran bodur ağaçlara sorun. Camilla Lopez'i sorun onlara, ki adını fısıldasınlar. Evet, çünkü sevgilimi son gören Mojave'nin sınırında yaşayan bir veremliydi ve dediğine göre ona hediye ettiğim köpekle birlikte Batı'ya doğru gitmişti, Panço'ydu köpeğin adı, o günden sonra Panço'yu da gören…
Kitap, Charles Bukowski'nin "Kasabanın En Güzel Kızı" ve "Büyük Zen Düğünü"ndeki hikâyeleri ile yeni birkaç hikâyesinden oluşuyor. İşte zihnime takılanlar: Kasabanın En Güzel Kızı: Çirkin erkeklere müşfik davranır, yakışıklı erkeklerden iğrenirdi. "hayat yok onlarda" derdi. "mükemmel kulaklarından ve burunlarından başka bir bok düşünmezler. Yüzeyseldirler. İçleri yoktur. * "Adın ne?" diye…
En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur sırf uzaklaşmak için, ve geride kalanlar birinin onlardan uzaklaşmayı neden isteyebileceğini bir türlü tam olarak anlayamazlar.
onu her nasılsa yazışma ya da şiir veya dergiler yoluyla tanıdım ve bana tecavüz ve şehvet konulu çok seksi şiirler yollamaya başladı, ve işin içine biraz da entellektüellik karışınca biraz kafam karıştı ve arabama atlayıp Kuzey'e sürdüm; uykusuz, akşamdan kalma, yeni boşanmış, işsiz, yaşlanmış, yorgun, beş on yıldır çoğunlukla uyumak…
ayağını kıran kazın etrafında beş-altı yüz tane salak birikmişti nöbetçi yaklaşıp silahını çektiğinde ne yapılacağına karar vermeye çalışıyorlardı ve konu kapandı kulübesinden çıkıp ev hayvanını öldürdüğünü iddia eden bir kadın dışında fakat nöbetçi kayışını ovuşturup kıçımı öp dedi kadına, gidip başkana şikayet et; kadın ağlıyordu ben de gözyaşlarına hiç dayanamam.…
çoğumuz gibi, o farklı işlere girip çıktım ki, midem deşilmiş ve bağırsaklarım rüzgara fırlatılmış gibi hissediyorum kendimi. iyi insanlar da tanıdım bu işlerde öbür tür de. ama birlikte çalıştığım insanları düşününce- aradan on yıl geçmesine rağmen- ilk aklıma gelen Karl oluyor. Karl'ı hatırlıyorum: yaptığımız iş belden ve boyundan askılı önlük…
Güneşin yüzü denli muhteşemdir boğalar ve bayat kalabalıklar için öldürseler de onları, boğadır ateşi yakan, her ne kadar korkak boğalar da varsa da korkak matadorlar ve korkak erkekler gibi, genel olarak boğa saftır ve saf ölür sembollerden, hiziplerden ya da sahte aşklardan uzak, ve onu sürükleyip götürdüklerinde ölen bir şey…
Parantez Yayınları, çev: Avi Pardo Birinci baskı: Ocak 2001 Damardan şiirler (okurken altını çizdiklerim) Geçmişte birlikte olduğum kadınları düşünüyorum sanki yoktular. (matkap) sıcak bu gece ve mahallenin yarısı sarhoş, öbür yarısı ise ölü. Şiir yazma üstüne verilecek Bir öğütüm varsa, o da şu; Yazma. (söyleşiler) ilginç olan her şey yasak…
bütün bildiğim şu: kuzgunlar ağzımı öpüyorlar, damarlar arapsaçına dönmüş burada, denizse kan denizi. bütün bildiğim şu: eller uzanıyor, gözlerim kapalı, kulaklarım kapalı, çığlığımı geri çeviriyor gökyüzü. bütün bildiğim şu: burun deliklerimden hayaller damlıyor bize tur bindiriyor tazılar, deliler gülmekten katılıyor, tıkırdayarak ayırıyor saat ölenleri. bütün bildiğim şu: ayaklarım kederdir burada,…