Pearl Jam

Bayan Arıza tarafından 12 - Ekim - 2010 tarihinde yazıldı.

PEARL JAM

Pearl Jam ilk 5'imdeki yerini hâlâ korumakta. Ten'in çıkışından yani cafcaflı grunge döneminden bu yana tam 19 yıl geçti ama ben hâlâ grunge dinliyorum. Biz grunge çocukları için, o dönemi baştan sona yaşamış, özümsemiş gençlik için hâlâ mühim gruptur Pearl Jam. Ayrıca kasetli günlerden CD'li günlere geçişte ilk aldığım CD de "Ten" dir.
 
İlk kez "Alive" ile duydum. Acayip hoşuma gitti. Hemen gidip "Ten" albümünü aldım. Defalarca hiç sıkılmadan dinledim. Once, Even Flow, Ocean, Jeremy, Garden, Release me. En çok "Even Flow" beni gaza getiriyordu. Eddie Vedder ve tayfası bizim içimizden çıkmış, sade, samimi adamlardı. Eddie'nin muhteşem vokali ve komplike bir müzik karşımızdaydı.

İlk kadroda vokalde Eddie, bass'ta Jeff, davulda Dave, gitarlarda da Stone ve Mike vardı. Stone Gossard, en sevdiğim gitaristlerdendir. Ten albümü bir şaheserdir ve bir çok Pearl Jam fan'i sonra çıkan albümlerin Ten kadar sıkı olmadığını söyler. En başta da ben.

Müziği ile olduğu kadar sözleri ile de arada kalmış gençliğin dili olurlar. 1991'de çıkan Ten albümü ile Seattle'ı ve Grunge'ı Nirvana ile beraber tekrar ateşlerler. Adamların fan club'ına mektup yazarım. Çok sıkı olduklarını ve Türkiye'de birçok hayranları olduğunu söylerim. 15-20 gün içinde bir mektup gelir ve çok samimi bir cevaptır bu.

1993'te "VS" albümü çıkar ve hemen bi koşu gidip alırım. "Daughter" ve "Rearviewmirror" hemen alışkanlık yapar. Bu arada tüm lirikler elbetteki Eddie'ye aittir. Pearl Jam gerçekten sıkıdır. Kadro değişmemiştir.

Hemen bir sene sonra 1994'de "Vitalogy" çıkar. İçinden de şarkı sözlerinin yazılı olduğu bir kitapçık. VaaaW! Çok iyi be:-) Kadro yine aynıdır. Ama "eski Red Hot davulcusu Jack Irons gruba gelecek" denir ve Dave gruptan ayrılır.

Açılış parçası "Last Exit" ile sarar beni. "Spin The Black Circle" ile yerimde duramam. Yumuşak parçalar da mevcuttur. Nothingman, Tremor christ gibi.

Bu arada ben Seattle'a Fan Club'a bir mektup daha döşerim. "Burda hayranlarınız var, onlar sizi Türkiye'de görmek istiyolar, sizi seviyoruz" filan derim. Bir cevap, Türkiye'yi bildiklerini, oradaki olaylardan haberdar olduklarını (nasıl acaba,herhalde tek mektup yazan ben değildim!) ve en kısa zamanda gelmek istediklerini söylerler. Yaw inanılmaz Pearl Jam Türkiye'ye gelcekmiş, olur mu lan! Arkadaşlar arasında şöyle bi diyalog geçer :

– Abi Pearl Jam Türkiye'ye gelcekmiş…
– Hadi len, Seattle nere, bura nere? Saçmalama! Hayatta inanmam.
– Valla bilmiyom, ama olursa ne güzel olur düşünsene…

Oldu işte! Adamlar yeni albümleri "No Code" ın tanıtım turnesi vesilesi ile geldiler.

19 Kasım 1996 Salı. Yeşilköy Dünya Ticaret merkezine geldiler. Önce bi punk grubu çıktı (Fastback) sonra da onlar.

"How much differenceeee does it makeeeee, how much difference does it takeeee…." ile başladılar. Konser mekânı iğrençti ama Seattle havasını her bi hücremde hissettim ve hâlâ da hissediyorum. Pearl Jam'i canlı izlediğimi düşündükçe tüylerim diken diken oluyor.

Gelelim "No Code" a, bu albüm pek tutmaz. Millet, "Ten" albümündeki gibi bir şeyler bekler ama onlar -Eddie'nin de dediği gibi- aşmıştır, durulmuştur. Sene 1996'dır. Ben ise tüm Pearl Jam albümlerini sevdiğim gibi bu albümü de sevdim. Bir tek Dave'in gitmesine bozulmuştum. İşte bu albümde kadro değişir ve Jack Irons davulun başına oturur. Who u are, off he goes hele ki I'm open ile harbiden bu adamlara saygım biraz daha artar.  

2 sene sesleri çıkmaz. 1998'de "Yield" albümü çıkar. Artık bende CD sevdası baş göstermiştir. Yıllardır topladığım arşivim artık MC'den CD'ye kayar. "Given To Fly" sanırım ilk çıkan single'dır. Haa bi de "Do The Evolution" a bir video çekilir, çizgi filmdi bu. Ben en çok "Push me, Pull me" yi severim. Ama doğrusu bu ya, Ten'i 100 kez dinlediysem bu albümü 25 kez filan dinlemişimdir. Eksik geldi, pek sevemedim nedense.

Bi CD'lerini daha alırım ki acayip gaz verir. "Pearl Jam Live: On Two Legs" adını taşıyan bu albüm, grubun canlı performanslarından oluşmaktadır. "Oh be, eski PJ daha iyiymiş" derim.

Sonrasında çıkan "Bineural" beni hiç açmaz. Ancak "Riot Act"i Bineural'dan daha çok severim. Bizim kuşağın 25'li adamları şimdi 35'i devirmişlerdir. Ne biz eski biz, ne de onlar eski Pearl Jam olacak. Ancak şu bir gerçek ki onlar ilk 5'imde olacaklar.

Eski albümü "Merkinball" u bulur ve bir dinlerim. Bir de elemanların Atlanta konserini dinler, dinledikçe İstanbul'da adamları kanlı-canlı-heyecanlı izlediğim aklıma gelir.

İşte benim Pearl Jam hikayem burada biter şimdilik. Onlar benim için özeldir ve hep öyle kalacaklar.

Albümleri
Ten (1991)
Vs. (1993)
Vitalogy (1994)
No Code (1996)
Yield (1998)
Binaural (2000)
Riot Act (2002)
Pearl Jam (2006)
Backspacer (2009)