Çok uzun zamandır konser yazısı yazmadığımı fark ettim. Sebebi basit, artık çok fazla konsere gidemiyorum! Bunca yıl boyunca gittiğim konserlere sayıp kendimi avutmak istiyorum ama yine de eski günleri çok özlüyorum.
90’lı yıllarda sıkça dinlediğim, Beneath The Remains, Arise ve Chaos AD kasetlerimi walkman’de sürekli döndürdüğüm -Brezilya’dan çıkmış en güzel şeylerden biri olan- Sepultura’yı doğum günümde sahnede izlemek ilâç gibi geldi. Adamlar 26 Kasım 2015 Perşembe günü sahne alarak bana orta yaşımı konserde kutlama şerefini de vermiş oldular.
Efenim, bu kendilerini 2. Kez izleyişim oldu. Bir önceki konser Yeni Melek’te idi. Üzerinden de bayaa zaman geçmişti. Madem 30. Yılları, gidip sahnede tekrar görmek ve eski günleri yad etmek lâzım dedik ve iyi ki gitmişiz.
Konser mekânı olan Garaj İstanbul’u sevmiyor olsam da bu konserde beni yanılttılar. Hem havalandırma hem de ses düzeni gayet iyiydi.
Kapılar 20.00’de açılacak ve konser 21.00’de başlayacak idi. Hafta içi konserleri hafta sonu konserleri kadar geç başlamaz. Nitekim biz 21.00 de oradaydık ama henüz sahne almamışlardı. Fakat Garaj İstanbul doluydu. “Sokakta biraz demlenelim” dedik ki bi baktık herifler sahnede. Dikdörtgen sayılabilecek bir mekân. En arkadan 2. Sıraya kadar ilerledik ve konseri ziyadesiyle güzel bi yerden izledik.
Yine tanıdıkları gördük, genelde yaş ortalaması yüksekti. Buna sevindik.
Eski albümlerinden çaldılar. Çok gaza geldik, kafa salladık, pogo yaptık ve eğlendik. Her ne kadar 90’lı yıllardan sadece iki elemanı (Paulo Xisto Pinto, Jr ve Andreas Kisser) kalmış olsa ve grubu kuran Cavalera kardeşler çoktaaaan başka gruplara yelken açmış olsalar da bu haliyle bile çok sert adeta taş gibiydiler.
Birçok insan Cavalera’sız Sepultura’nın Sepultura olmadığını savunuyor, bir grup insan da –benim gibi- Sepultura’nın şu anki durumundan memnun.
Vokalist Derrick Green çok sempatik bir herif. Davulcunun yaşı henüz 24 ama dünyanın en genç yeteneklerinden biri olarak gösteriliyordu çünkü 10-11 yaşlarında bile inanılmaz davul çalıyordu. Nitekim yine davulu konuşturdu Eloy Casagrande.
Konserin sonunda bis yaptılar. Son olarak Türk bayrağı açarak seyircilerle selfie yaptılar. Pek keyifli, tadından yenmez bir konser oldu. Umarım bu kış yine böyle güzel grupları izleyebiliriz.
Konserde çaldıkları ilk aklıma gelen şarkılar; Arise, Dead Embryonic Cells, Roots Bloody Roots, Ratamahatta, Refuse/Resist, Territory, İnner Self, Choke, Sepultura Under my Skin.
Biraz da ansiklopedik bilgi vereyim, bilmeyenler için;
Temellerini 1984’te atan efsanevi Brezilyalı grup ilk albümleri Morbid Visions’ı 1986 yılında yayınladı. Peşpeşe çıkardıkları albümlerle kısa sürede adını duyuran Sepultura, 1991 yılında yayınlanan Arise albümüyle dünya çapında büyük bir başarı yakaladı. 1993’te bütün zamanların en iyi heavy metal albümlerinden biri olarak görülen Chaos A.D.’yi yayınladılar. 1996 yılında çıkardıkları Roots albümüyle metal dünyasındaki yerini sağlamlaştıran grup, Max Cavalera’nın ayrılmasıyla vokalleri üstlenen Derrick Green önderliğinde Against, Nation, Roorback, Dante XXI, A-lex, Kairos, The Mediator Between Head and Hands Must Be the Heart albümleri ile başarılarına devam etti.
Şu anki kadrosu da şöyle:
Paulo Xisto Pinto, Jr – Bas gitar
Andreas Kisser – Gitar ve vokal
Derrick Green – Vokal ve vurmalı çalgılar
Eloy Casagrande – Davul