Uyku

Bayan Arıza tarafından 7 - Ekim - 2010 tarihinde yazıldı.

Raskolnikov'dan "UYKU"

Uyuyamıyorum. Halbuki uyumam lazım. Sonuçta 42 saattir uykusuzum. Uyanık kalmayı gerektirmeyecek kadar da berbat bir hayatı devam ettirmekle meşgulüm. Düşler görmek istiyorum, iyimser, umursamaz, unutkan.. Ama olmuyor işte. Vücudum buz gibi. Hiçbir yaşam belirtisi yok. Bir an için öldüm mü
diye düşünüyorum. Ama sigara almak için, buz gibi bedenimi, soğumuş yataktan ayırdığımda anlıyorum ki yaşıyorum. Yaptığım en mantıklı iş, galiba sigaraları bilgisayar masamın çekmecesinde stoklamak.
Kısa süreli bir mutluluk.

Ne zaman bitti bu sigara? Kültablasından zayıf dumanlar yükseliyor. Anlıyorum ki söndürmeye çalıştığım sigara can çekişiyor, yuvarlak, seramik mezarında. Mücadele etmekten vazgeçtiğim kısa ömrümün en buhranlı saatini yaşadığımı hissediyorum bir an. Bu hissi daha önce yaşadım. Hem de defalarca.

Uzun süreli bir hüzün.

Ruhumu dizginleyemeyecek kadar küçük bir odada yaşıyorum galiba. Acılarım
daha büyük bir odayı hak ediyor. Her taraf duman altı. Sokağa atmalıyım
kendimi.

Sokaklar ıslak. Sokaklar çok ıslak. Hapşırmak için türlü şaklabanlıklar
yapan bir fani gibi, gökyüzü de tereddütte, yağsam mı, yağmasam mı? Şimdilik
hapşırmıyor, yağmıyor, her neyse işte.

Gece. Sahildeyim. Dünyanın en arınmış yerinde. Kıyısında en çok ağlanmış
yerde. En çok aşık olunmuş yerde. En sade, en gerçek yerde. Gelgitler,
dalgalar, yakamozlar… Bir köpürüp bir yok olan karanlık sular, sönen
hayatların aynası gibi, kendini bilmezce çırpınıyor. Buraya ait değilim.

Gitmeliyim buradan.

Sahilden uzaklaştım. Sokaklar, pusudaki bir düşmanmışçasına üzerime koca
koca apartmanları salıyor. Sokak lambalarından ve apartmanlardan kaçarken,
az önce sahilden de kaçtığımı hatırlıyorum. Olduğum yerde kalakalıyorum.
Ardıma bakıyorum. Kaçtığım sahil yerli yerinde duruyor. Artık ne apartmanlar
ne de sokak lambaları kovalıyor beni. Peki kimden bu, kovalayanı meçhul
kaçış?

Nefes alıyorum.

Görüyorum.

Sokaklar, lambalar, apartmanlar, uçsuz bucaksız sahiller, her fırsatta
kaçtığım evim.

İşte şimdi her şeyi daha iyi anlıyorum, ben galiba yaşıyorum.
.
.
.
.
.
Peki ya uyku?……………………….. Elbet bir gün o da olacak.