TiananMenian “Yeşillere bulaşma”

Bayan Arıza tarafından 4 - Nisan - 2011 tarihinde yazıldı.

Şizofren!  Şizofrenler çok ressam çıkartmıştır arasından, epeyce de
yazar.  Bu renkli kişiliğimizin bir göstergesi değil de ne?  Siz asıl
koca götlü memur kadınlardan ve yeteneksiz olmasına rağmen yetki ve
rütbe ile donanmış her hangi boyda orta zekalı bıyıklılardan çekinin.
Gücünüz yetsin de işiniz düşmesin böylesine.  Hayatınızı zindana
çevirmekten büyük zevk alırlar kendileri, yaratılış gayeleri buymuş
gibi suratlarını ekşiterek bakarlar yüzünüze, asla gözlerinizin içine
bakmadan ve değersiz olduğunuzu ve büyük bir organizasyonun kapısının
dibinde küçücük bir sinek kadar hafif durduğunuzu hissettirmek için
oradan oraya sürerler sizi.  Bu arada kendi aralarında "Bak ben bugün
bin beş yüz kişiyi çileden çıkardım ya sen ne yaptın gün boyunca
şekerim",  "Sahi ya akşam olsa da gitsek",  "Aman aybaşına daha bir
hafta var" diye konuşmaktan, çetele tutmaktan geri kalmazlar. Müebbet
hapse mahkûmların odalarının duvarına gün hesabı yaparak çentik atması
kadar saçmalık. Yüzümün bu yarısını şu sabunla diğer yarısını da bu
sabunla yıkadım da, bu yarı sert diğer yarı yur yumuşak oldu diyerek
kişiliksiz ve ucuz teste tabi tutulan yurdumun saf, temiz, tüyü
bitmemiş yetim hakkı kıvamındaki beynine bunlar çok fazla.  Ah ne
yaman çelişkidir Yarabbi bu?  Bürokrasi denilen canavarı kurmak için
bu ülke el birliğiyle bir elli sene geçirdi, şimdi kendini ondan
kurtarmak için kaç yıla ihtiyacı olduğunu planlıyor.  Ve sırf bu yedi
başlı mavi ahtapottan çöplenmek için bu dünyaya gelmiş ve başka da
hiçbir meziyeti olmayan yığınları gözünün önüne getir bir de.   Aman
aman her taraf memur kaynayacak, her makama bir sekreter, bir odacı,
bir çaycı, bir hostes atanacak, daire başkanı yerlere tükürmesin diye
makam odasına tükürük hokkası tahsisi yapılacak ve onun bakım ve
onarımından sorumlu bir "Altı yüz elli yedi" kadrosu açılacak, bir
noter paranın amına koysun diye her devlet dairesi her boktan işlem
için noter onaylı belge isteyecek, düzenlenen her belgeden damga
vergisi peşinen tahsil edilecek, en ufak dilekçe yaldızlı, çerçeveli
bir şablona oturtulacak ve sırf bu siktiriboktan iş için mahkemelerin,
bakanlıkların önü arzuhalci kaynayacak.  Kendi vatandaşına bu denli mi
güvenmez bir devlet?  Güvense niye üççeyrek darbeyle cumhuriyetini
korumaya kalkışsın değil mi?  Ulan o ne aciz demokrasidir ki zırt pırt
tehlikeye düşmekten kendini alamaz ve o ne ucuz laikliktir ki elden
gitmeye kalkar altı ayda bir.  Ama 'Yeşiller' çetin cevizdir ve tüm
kurum kuruluşlarıyla bekçilik yaparlar demokrasimize Elhamdülillah.
Ve yeşiller öyle bir teşkilattır ki devlet içinde ayrı bir devlet gibi
işlevleri de yok değildir hani.  Kendi elleriyle yetiştirdikleri,
besledikleri, eğittikleri bir ton adamdan haz etmezler bir de
homoseksüel olmayan her erkek çocuğunu hayatlarının belli bir
döneminde cehennemi bir nebze olsa da yaşatmak için yanlarına alırlar
ve kendilerinin ve yetiştirdikleri tıfıl kadroların emrine koşarlar.
Bizim oğlan, varsay ki adı Mehmet, ayakkabı boyar, yemek hazırlar,
ölür, tuvalet temizler, selam verir, temizlik yapar, dayak yer, nöbet
tutar, bulaşık yıkar, hapis yatar niye bir sor?  Evine gittiğinde
sivil hayatın değerini anlasın bir de yeşillerin asla karşı
konulmayacak bir güç olduğuna inancı iyice pekişsin diye. Yeşillere
fazla takılmamak gerek, sağlığım yeterince kötü zaten.

     Aklıma ne geldi bak, bu yakın zamandan.  Bir gün Sivas Vali
konağının önünde yürüyoruz İsmail'le, baktık demir parmaklıklarla
çevreli ev bayağı bir güzel, bahçeye, havuza birde konağın dış
cephesine biraz daha emek harcansa, sağına soluna rötuş atılsa hani şu
Ankara'da ki yabancı büyükelçiliklere benzeyecek.  Cana can katan
salkım söğütler, fıskıyeli havuz, yemyeşil çimler.  Ama bir tuhaflık
var, tam caddeye bakan bahçe duvarının iç kısmında iki metrelik bir
ara bırakmışlar tel örgülerle.  Meğer Kangal köpekleri besliyormuş
sayın valimiz ve yer olarak da bahçenin dış demir parmaklıklarına
paralel iki metrelik bir alanı uygun görmüş hayvanlara.  Böyle bir
durumda aklınıza ilk ne gelir?  Benim aklıma devletimin ilde ki en üst
mülki amirinin halkla arasına itlerini yerleştirmesi geldi sadece.
Güvenlik gibi mavalları okuyacak kuşyemi salakları umursamazsan eğer
söylem mantıklı bir çerçeveye oturtulabilir.  Ben aklına ilk geleni
dile getirenlerdenim, İsmail temkinli, "Ses kayıt cihazı vardır belki,
dikkat et" demez mi.  Aklımda 'Günaydın Vietnam' filminden bir
diyalog;  ve "siktimin Başkan yardımcısına da sövemeyeceksek, boşuna
yaşıyoruz bu dünya da be!" benzeri bir cümle.  İsmail'e de
hatırlatıyorum hemen.  Deliyim ya bu tür ufak tefek zırtapozlukları
kendime hoş görüyorum yoksa bana ne devletten, sosyal demokratlardan,
dolunayda uluyan kurttan, dere kenarında deri değiştiren yılandan,
çobanın çaldığı kaval sesinden, valinin kangal itinden. Benim harcım
değil hiç, ayrı kulvarların adamlarıyız biz, ben bazen çişimi yapmakta
bile zorlanırken, onlar koca ülkeyi yönetmeye yelteniyorlar. Az şey
mi?  Benim hayallerime bile ağır gelir.  Hem öyle de sabırlılar, her
ne olursa olsun memleketi illa düze çıkartacaklar, çoğunlukla hata
kendilerinde olsa bile dert değil, çözüm yine onlar tarafından
gelecektir hemen ertesinde.

Yeşillere bulaşma, meclise istediğin kadar giydir, kılkuyruk gazeteci
tekniği.  Reankarnasyon varsa eğer bu kıytırık gazetecileri geçmiş
çağlarda Kral'ın soytarısı olarak görebilirdin Frengistan'da, şimdi
her gazete de birkaç köşe kapatmışlardır kendileri.  Dert etme,
"Toplumlar hak edildikleri gibi yönetilirler" hadisi şerifi var elde
nasılsa…