Er Yiğit'den "Takım Elbise Suratlı Adamlar"
Sana gönderdiğim havalenin 5ni banka masraf olarak kesmiş…
İçerde beklerken kızın biri üzerime kustu üzerimi temizlemeye çalışırken…
Cep telefonumu çaldılar… Karakola gittim dünyayı gördüm içeri girdim kendime geldim
Ezber yaptım tek tek anlattım… Pek ciddiye alınmadım…
Kendime yeni cep telefonu aldım.
Zaten fazlasını da beklemiyordum ayağım kaydı düştüm yere kalktım kimse gülüyor mu diye bakmadım.
Bir albüm aldım köşedeki cd ciden… Türkçenin için ettim kirayı ödememiştim müziğin sesini açamadım sessizce dinleyince albümü beğenmedim saç sakal traşı olmadım yiyecek bir şey yoktu eve son param sana havale… Dün geceden kalan bozulmuş biraları aç karna içtim kafam pek güzel olmadı sarhoş olmaya çalışmıştım oysa yarın önemsiz bir gündü diğer günde öyle…
Gece pencereden sokağa baktım köşede uyuşturucu satan çocuğu aldılar… Üst kattaki çift yine kavga ediyorlardı birkaç piç parka oturmuş bally çekiyorlardı. Son sigaramda kül olup bitiyordu evi bok götürüyordu…
Derken kapı çaldı az çok tahmin ederek kapının deliğinden baktım karşımda meymenetsiz ev sahibim kirayı istemeye gelmişti değil kiraya bir paket sigaraya param yoktu boğulmaya başladım açmak istemiyordum.
– İçerde olduğunu biliyorum aç şu lanet kapıyı kirayı ver!
– ???
– Sana diyorum lanet olası evden bok kokusu geliyor kirayı ver ya da defol git evimden…
– ???
sessizlik devam eder..
Sonra söylene söylene o defolup gitti ama nereye kadar gidebilirdim ki kapının altından içeri atılan kredi kartı ekstrelerini aldım limit aşımına uğramıştım. Telefon borçtan kesilmişti bilgisayar bozuktu ışıkları açmıyordum.
Aynen ilk şarkı da kafa sallamaya başladım şimdi sarhoş oluyor ve her şeyi unutuyordum bu sefer ses açıktı kapı çalsa bile duymamalıydım.
Takım Elbise Suratlı Adamlar (kreş)
Sağım solum önüm arkam hepsi palavra Sendemi brütüs onlara uydun sonunda

Ne oldu bak…
Sana bana benzemez ki onlar Takım elbise suratlı adamlar
Kapıdan kovsan bacadan damlar Takım elbise suratlı adamlar
Kendi dilimde duyduklarımdan utandım Bu mu benim bu mu benim geleceğim?
Ne oldu bak…
Sana bana benzemez ki onlar Takım elbise suratlı adamlar
Kapıdan kovsan bacadan damlar Takım elbise suratlı adamlar
Geliyorlar üstüme üstüme Biliyorlar yerimi yerimi
Duyuyorlar sesimi sesimi Okuyorlar fikrimi fikrimi
Sana bana benzemez ki onlar Takım elbise suratlı adamlar
Kapıdan kovsan bacadan damlar Takım elbise suratlı adamlar
Sana bana benzemez ki onlar Takım elbise suratlı adamlar
Toprağı kurutan yabani otlar Sonunda onları ben sökücem
Aslında derin bir telaş hakimdi içimde, gelenin bir dost bir kurtarıcı bir umut ışığı olmasını istiyordum o lanet olası kulaklarım bu sebeple zilin sesini bekliyordu sanırım. Gece yarısına kadar bekledim kimse gelmedi.
Geç olunca ışığı yaktım kanepeye uzandım orada öylece ve anlamsızca düşünürken sen geldin aklıma… ve ben uyuya kaldım…
Sabah uyandığımda yine işe geç kaldım yine lanet ettim içkiye hızlıca merdivenlerden inerken bir kadına çarptım. Kadın ağlıyordu o an anladım ki dün gece uyuşturucu satan çocuk öldürülmüştü ve bu kadın onun annesi idi. Ben hala hayattaydım bunun bir anlamı yoktu.
İçimdeki adam düzene isyan eden bir serseri, dışımdaki adam sisteme boyun eğen bir beyefendi olmuştu. Kirayı banka hesabına yatırdım kartların borçlarını ödedim evi temizlettim. Telefon faturalarını ödedim.
Pislik pisliktir kısa bir süre sonra işten kovuldum geç kaldığım için ve anladım ki beyefendi olan her zaman kaybedecek dünyayı takmayanlar ise bir gün elbet kafaya takılacak kişilerdi.
Evden taşındım. Telefon bağlatmadım kredi kartlarını iptal ettirdim. İçimdeki sese kulak verdim ben bir serseri olmak her şeyden daha önemli idi. Ve bazen hiç bir şey olmasa bile bir çözüm yolu mutlaka çıkıyordu. Örneğin bir bankayı soyma planı yapmak. Marketten bir şeyler araklamak… Önüne çıkan ayyaşları tartaklamak bunlar suç değil gerçeğin ta kendisi idi bunları severek değil ama sevmeyerek hiç değil yapıyordum mutlu değildim ama mutsuz da sayılmazdım.
Kimseye benzememek ve kimse gibi olmamak dünya içinde kaldığı sürece insanı mutlu eder. Bunların bir rüya olması ve hiç bir şeyin bu kadar derinden rahatlık veriyor olmaması gerçekten üzücü sayılabilir ve herkes ancak kendi beyninin kapasitesi kadar düşleyebilir hayal edebilir veya yanılabilirdi. Eminim ki yanılmak güzel bir şey ama yanılmaya çalışmaktan ve yukarıda olanların olmamasını sağlamaktan vakit kalmıyor.
Sabah 5.45 sularında uyandım. Sıcak suyun altında derin bir duş aldım. 6.30’da evden çıktım 7.00’da ofisi açtım çay ocağının fişini taktım. Gerekli belgeleri masamın üzerine yerleştirdim. 7.30’da çaycı geldi çayı demledi ve ilk çayı bana getirdi her zaman ki gibi çay ve sigara keyfimi yaptım elemanlar geliyordu.
Hiçbir şey değişmemişti lanet olası hayatımda ve ben bundan bu günde rahatsızlık duyuyordum.
Takım elbise suratlı adam 16/03/2009 saat 10.54