Şükür

Bayan Arıza tarafından 7 - Ekim - 2010 tarihinde yazıldı.

ŞÜKÜR

Soğuk bir gün. Kış. Normal. Evimdeyim. Sessiz ve huzurlu. Cam kenarı. Sıcak bir petek. Çay. Sıcacık. İçimi ısıtıyor. Ruhumu ısıtıyor. Yalnız değilim ve bu huzur verici. Esas yalnızlığı yaşamadım henüz. Şanslıyım. Çok sevdiğim insanları kaybettiğim nadir oldu. Şimdiyse buna hüzünlenecek zamanım yok. Boşa geçecek zaman. Sıcak bir zaman. Bana ait. Huzur verici bir boşluk. Camın kenarındayım. Beşinci kattayım. Kaygısız. İntihar. Hayır. İntihar etmek için değil. Seyretmek için. Karşımda kocaman beş tane bina. Dışardan bakınca çok boş. Ruhsuz. Oysa onlarca – belki de yüzlerce – insan farklı amaçlar için sığınmışlar binalara. Harıl, harıl çalışıyorlar. Soğuktan korunuyorlar. Hissetmiyorlar. İçerdeler. Binadan çıkanların şükrettiğini görmedim. Bende etmiyorum.

Delilik olurdu. Sıcaktan soğuğa çıkan kaç kişi şükreder ki. Sarı paltolu bir adam. Şahsen tanımıyorum. O da diğerleri gibi. Benim gibi. Şükretmeyecek. Kaldırıp kafasını bakmayacak bana. Hiç tanışmayacağız. Sıcak bir paltosu var. Sarı. Hardal sarısı. Kenarları tüylü. İnsanı üşütmeyecek bir palto. Yaşlı. Adam da yaşlı. Köşeyi döndü. Fotoğrafçının önünden geçti ve yerler de kar var, bazı yerlerde var. Yol tamamen kar kaplı değil. Boş beyazlığı anımsatıyor o kadar. Hayatımızı dolduran renkler iki gün önce geri geldi. Normal. Ve adam düştü. Bu düşen yedinci adam sabahtan beri saydığım. Daha da sayacağım bu gidişle. Bu da bir yerini kırmadı. Toparlanmaya çalışıyor. Zordur düştükten sonra toparlanmak. Şaşkınlık. Utanç. Bir patron. Ve utanıyor. Ama üşümüyor. Pantolonu ıslandı. Biraz. Siyah pantolon bunu pek açığa vermiyor. Toparlandı adam. Sövüyor hayata. Kara.  Soğuğa. Ailesine. Yanında çalışanlara. Etraftan bakanlara. Yoldan geçenlere. Geçmeyenlere. Kimin umurunda. Haklı. Hayata sövmek için bir sebebe sahip olmalı insan. Ve yaşlı adamın bir sebebi var. Düştü. Ve paltosunun yakası yırtıldı. Bu gün o da diğer yedi kişinin gazabına uğradı. Belki daha fazlası. Zira ben hep seyretmedim. Ara sıra çişe gittim. Su içmeye gittim. İşetecek bir su var evde. İçtim. Ve seyrettim. Düşenleri. Sonra işedim. Bütün gün. Kimsenin haberi yok benden. Ve bu gün yedi kez şükrettim. Şanslıydım. Evdeydim. Ve düşenleri seyrettim. Gülmedim. Komik değildi. Ve hava kararıyor. Birazdan. Düşenleri görmem zorlaşacak. Sıkılmaya başladım zaten. Belki dışarı çıkmalıyım. Dikkat etmeliyim. Bastığım yere. Bakmalıyım ara sıra. Yukardan beni seyreden. Çay içen. Zaman geçiren. Şükreden var mı diye.

 Anıl 2002 Selamiçeşme
 
(Bu yazıyı 2002 yılı kış aylarından birinde Charles Bukowski okunduktan sonra dingin bir ruh hali ile yazmıştım.)