Röportaj: A Journey Down The Well

Bayan Arıza tarafından 8 - Şubat - 2011 tarihinde yazıldı.

A Journey Down The Well'in tek Türk üyesi Taner Torun ile söyleştim. Kendisi Kayıp Kontrol'den A Journey Down The Well'e, Türkiye'den İsveç'e uzanan bir müzik köprüsü kurmuş adeta. Bakın neler anlatıyor…

A Journey Down The Well, Arvo Pärt – Henryk Górecki gibi minimal klasik müzisyenlerin ruhunu günümüzün post-rock soundu ile buluşturma hedefinde olan bir grup.

Bayan Arıza (Yasemin Kanat): Merhaba Taner, seni Kayıp Kontrol'den tanıyoruz. Şimdi de ismini "A Journey Down The Well"de duyuyoruz. Nedir bunun hikâyesi? Kayıp Kontrol'e ne oldu?

Taner Torun: Kayıp Kontrol başarılı bir proje olmasına rağmen, elemanların bir gruba girip bir çıkması, kadronun hep değişmesi gibi nedenlerden ötürü bizi çok yormuştu, benim de iş nedeni ile şehir değiştirmem yüzünden bir virgül koyduk Kayıp Kontrol'e. Ama ilerde tekrar kaldığımız yerden devam etmeye niyetliyiz. A Journey Down The Well'i ise 2006 yazında üçümüzde Antalya'da tatil yaparken kazara tanışmamız sonucu İsveçli müzisyenler Anna Erneman ve Martin Bjelfvenstam ile birlikte kurduk. Müzikal olarak kafalar uyuşunca boş bir ev kiralayıp kayıtlara başladık. The Funeral Album, 2007 Martında yayınlandı. Yeni albümümüz ise Ocak 2009’da yayınlacak.

YK: Bu kadar uzak coğrafyalara rağmen ortak bir noktada buluşmak nasıl oldu?

TT: Martin ve Anna zaten o sene Türk müziğini incelemek ve Türk müzisyenlerle kayıtlar yapmak için Türkiye'ye gelmişlerdi. Benimle tanışınca aradıklarını buldular sanırım. Örneğin "Why Do We Always Meet At Funerals" şarkımızda bizdenden de tınılar var. Zaten müzik ve ruh evrensel kavramlar. Aynı ruhu paylaşan insanları bulmak her zaman zordur, şansıma İsveçli çıktılar.

YK: Evet cidden isabet olmus. Peki biraz da elemanlardan bahsedelim, kim ne yapıyor grupta?

TT: Anna keman ve piyanodan sorumlu, Martin ise daha çok çello ile ilgili. Ben ise vokallerden, gitardan, elektronik ögelerden sorumluyum. Şu an ikinci albümün kayıtlarına başladık, vokalli şarkılar ağırlıkta, bir kaç kayıtta değişik enstrumanlar çalıyorum.

YK: Referans olarak aldığınız müzisyenler kimler? Örneğin üçünüzün de ortak paydası olan müzik adamlarını sayabilir misin?

TT: A Journey Down The Well, Arvo Pärt – Henryk Górecki gibi minimal klasik müzisyenlerin ruhunu günümüzün post-rock soundu ile buluşturma hedefinde olan bir grup. Godspeed You Black Emperor ve A Silver Mt. Zion bizim bu müziği icra etmemize ön ayak olan gruplar. Esmerine, Hangedap, Set Fire To Flames kardeş gruplarımız diyebilirim.

YK: Türkiye'de son yıllarda sizin referans aldıklarınızla örtüşen müzik yapan gruplar artıyor. Hatta yarışmalara girip dereceler elde ediyorlar. Nasıl değerlendiriyorsun bu durumu, insanlar sence yeni müzik arayışında mı? Nasıl bakıyorsun tüm bu gelişmelere?

TT: Morrissey'in çok sevdiğim bir lafı var "Ratings Can't Rate Me" diyor. Bu tarz yarışmalarda derece alan gruplar belli. Bence bu gruplara benzemiyorsanız o tarz yarışmalar sadece vakit kaybı. Bence müziğinizi üretip, dinleyice sunmanız ve dinleyicilerinizle birlikte büyümeniz daha mantıklı bir yöntem. Radiohead bile son albümünü kendi sitesinden dinleyiciye sundu, isteyenler bedava indirebildi. Bir prodüktörün onları keşfetmesini, bir plak şirketinin önlerine bir kağıt uzatmasını beklememelerini öneririm genç müzisyenlere, Do It Your Self geri döndü, yeni bir İsa aramaya gerek yok.

YK: Haklısın, zaten sizin gibi grupların da belli bir kitlesi oluştu artık. Bu harika, çok seviniyorum bu duruma, özellikle Türkiye'de klişenin dışına çıkılabilmesi müthiş….

Biraz da ilk albümden bahsedelim. Mart ayında çıktığını söyledin, hangi firmadan çıktı? Örnek şarkıları nereden dinleyebilir insanlar?

TT: The Funeral Album bir self-release. Dağıtımını internet üzerinden yaptık. İsteyenler ücretsiz indirebiliyor. İkinci albümümüz ise yeni kurmakta olduğumuz kendi şirketimizden hem CD hemde dijital formatta tüm dünyada satışa sunulacak. O zamana kadar bizi Last Fm sayfamızdan ve blogumuzdan The Funeral Album şarkılarını dinleyebilir ve indirebilirler.

YK: Konser olacak mı peki? Dinleyicinizle bir araya gelmek istiyorsunuzdur sanıyorum. Merak ediyorum da, farklı coğrafyalarda olunca nasıl olacak bu etkileşim?

TT: 2009 yazı gibi küçük bir dünya turnesi söz konusu, ama kesinleşmediği için fazla ayrıntıya girmeyeyim. Bir araya gelip gezeceğiz biraz, konuk müzisyenlerimizle birlikte.

YK: Müthiş bir şey. Pekâla, konserler kesinleşince ilk önce www.arizalilarkulubu.com üzerinden duyurmama izin var mı?

TT: Olmaz mı, tabii ki.

YK: Yeni albümden bahsedelim, belli bir konsepti var mı? Neler anlatabilirsin bize albüm hakkında? Adı belli mi herşeyden önce?

TT: Adı belli ama orjinal fikirlerin çalınması olasılığına karşı, bunu şimdilik sır olarak saklıyoruz. Yeni albüm, ilkine göre daha az deneysel ve beste ağırlıklı olacak. Biten kayıtlardan yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki, ilk albüme oranla kayıt kalitesi çok daha iyi. Yeni albümde bize kocaman bir vokal korosu eşlik ediyor. The Funeral Album bir cenaze albümüydü ve onun hüznünü barındırıyordu. Yeni albüm ise Büyümek, Dünyayı keşfetmek ve onun sorunlarına duyarlı olmakla ilgili.

YK: Grubun dünya üzerindeki tanınırlığı, bilinirliği nedir, ne tip feedback'ler alıyorsunuz?

TT: Grubu kurarken bu kadar insana ulaşacağımızı hayâl bile etmiyorduk. İsmini bile bilmediğimiz ada ülkelerinden dinleyicilerimizin çıkması bizi sevindiriyor. Polonya,Norveç, İspanya ve Kanada da çok sayıda dinleyicimiz olması güzel bir şey. Ama garip bir durum söz konusu. Türk ve İsveçli müzisyenleriz ama Türkiye'de az tanıyoruz, Norveç'teki dinleyicilerimiz, İsveçtekinin yaklaşık 8 katı kadar.

YK: Gerçekten enteresanmış. Norveç ve İsveç arasındaki yaşananlar beni hep şaşırtmıştır zaten. Herşeye rağmen birbirlerine çok destek veriyorlar, bu kesin.

Zaman ayırdığın için sonsuz teşekkürler. Umarım önce Türkiye'de sonra da İsveç'te ve her yerde insanlar sizin müziğinizi keşfeder.

TT: Ben de çok teşekkür ederim. Siteni çok seviyorum. Hatta Arızalılar Kulübü sevenleri için bir Ian Curtis yazısı yazmıştım zamanında.

YK: Teşekkürler. Ian Curtis müthiş adamdı. Control'u izledin mi, izlediysen görüşlerini alabilir miyim?

TT: Büyük bir keyifle izledim. Joy Division ve Ian üzerine tonlarca film çekilse hepsini izlerim. Joy Division müziği sonsuza kadar değiştiren gruplardan biri.

YK: Tamamen hemfikirim. Ben de çok sevdim ve keyif aldım izlerken. Tekrar teşekkürler, başarılar diliyorum. Konserinizde en önde olacağımdan şüphen olmasın.

TT: Kesinlikle eminim en önde olacağına. Ben de teşekkür ederim bu keyifli söyleşi için.

Yasemin Kanat (7 Ocak 2008)
Röportaj edit (19 Eylül 2008)