Pearl Jam 20

Bayan Arıza tarafından 13 - Aralık - 2011 tarihinde yazıldı.

Pearl Jam Tribute ve PJ 20 beni öyle etkiledi ki, kritiği yazdıktan sonra filmi de sizlerle paylaşmak istedim. İnternette film afişi bakarken aşağıdaki kritiğe rastladım. Kritiği okuyunca ben yazmışım gibi hissettim. Ben de bu cümleleri kullanacaktım, bu hissiyatlar içindeydim ve üzerine ilâve edecek bir başka sözcük bulamadım.

Ruhuna sağlık Yudum Şaşmaz, ben de 1996'da seninle aynı yerdeydim.

***

Mother Love Bone ve Andrew Wood’la başlıyor film, hikayenin kendisi gibi.

Grup için bir solistten çok daha fazlası Wood, 1990’da aşırı dozdan öldükten sonra tek teselli Eddie Vedder oluyor: İlk zamanlar sahneye ancak yüzünü kapatan saçlarının arkasında çıkabilen ama sesiyle sınırsız bir esarete düşüren utangaç genç adam…

Günümüz teknolojik gelişmelerinden faydalanan çekimlerle harmanlanan ilk dönem kayıtlarından perdeye yansıyanlar arasında öne çıkanlar Mother Love Bone küllerinden doğan Pearl Jam’in Soundgarden ile olan yakınlığı; Temple of the Dog; sırtında sevgi kelebeği Eddie ile şarkı söyleyen Chirs Cornell; ilk albümleri Ten ile karşı konulmaz yükseliş; Kurt Cobain’in yersiz kritiği ve 1992 MTV Video Müzik Ödülleri’nde kendini yalanlayan samimiyeti; Neil Young’la yapılan işbirlik; Ticketmaster’a karşı verilen savaş; Danimarka’da 2000 yılında gerçekleştirilen Roskilde Festival’inde ölesiye ezilen 9 hayran; eski yeni, pek çok konser performansına eşlik eden serbest düşüş Eddie oldu.

Seattle’in rock müziğin başkenti ve grunge’ın anası olduğu zamanlar, yani belgeselin özellikle ilk yarısı insana bir sinema salonunda olduğunu kesinlikle unutturuyordu! Öyle ki sükunetini korumayı başaran diğer izleyicilerin ‘hayran’lığını pek de edepli olmayan bir şekilde sorgulayabiliyorsunuz içinizden.

Jerry Maguire ve Vanilla Sky gibi çok bilinenler dışında, 1970’lerde bir Rolling Stone muhabiri olduğu günlerin otobiyografik yansıması Almost Famous ve bir kuşağın Seattle’a göç fantezisi sebebi 1992 filmi Singles’ın da yönetmenliğini yapan Cameron Crowe, kişisel tarihinin fonunda en az bir Pearl Jam şarkısı olan herkesin ruhunu besledi.

2010, Madison Square Garden’da  Betterman’in ilk yarısını bir ağızdan söyleyen güruh belli ki sadece dinlemeye gelmemişti Pearl Jam’i. Yaşamaya gelmişlerdi, daha doğrusu yaşadıklarını hissetmeye…

Benim o gece o sinemada olmamın sebebi gibi.
Ve 1996’da İstanbul, Dünya Ticaret Merkezi’nde!

Kaynak: Milliyet (Yudum Şaşmaz)