Arızalılar Kulübü müdavimlerinden Ozan, Nazan Öncel'i anlattı…
Aslında HİÇ gidilmez!!!
Ama “göç” hep vardır…
Tarih 90’larin başıydı. Ve bir velettim ama taa o zamanlarda (böyle dediğime bakmayın çok yakin gelmekte halen) kaset kapağında böyle saçları kahve-kızıl olan kıvır kıvır bir kadın sonradan da yapacağı gibi bazısının politikasına sokuyor(ilk örnek: aynı nakarat) ve de Türkçe anlatımda bir daha hiçbir şarkı sözü yazarından göremediğim, basit kelimelerle sanatsal cümleler kurma bazında harikalar yaratan aşk şarkıları yapıyor. Nazan Öncel müzik kariyerine “bir hadise var” ile devam ediyor… Son dönemlerde bazı ileri zekâlar(!) daha onu yeni tanıyor… Tamam çok sıkı dinleyicisi olamadım bende, ama hep Nazan vardı! Geçen günlerde, Nazan öncel’in eski firması tam anlamıyla bir güzellik yapıyor ve “göç”’ten başlayarak içine “demir leblebi” ve “sokak kızın”’ı da barındıran bir toplamayla Nazan’ın bir toplamasını yayınlıyor. Ben çıktığı ikinci günün akşamı alıyorum ve tekrar saadete eriyorum, çünkü “göç” ü ben uzun suredir bulamadım, bulan var mıydı bilmiyorum. Zaten bende var olan “demir leblebi”’nin yanına bir de “sokak kızı” ve “göç” ekleniyor. Ben yaklaşık iki haftadır “göç” ‘ü dinliyorum, yeni dinlediğim için üzülmenin yanında sindirerek dinlediğim için seviniyorum bile… Albüm Nazan ’ın gitmekli şarkılarından olan (tapılası şarkılardır bunlar) “gidelim buralardan” ile açılıyor. Şarkıya yorum yapmayacağım zaten yapsam 2 küsur sayfa yazsam yine bitiremem:) zaten başka dünyalara garip bir şekilde geçmişken “sen beni öldürüyorsun” ile hepten dağılıyorsunuz. Bu kadın gerçekten yaptığı müziğe içini koyuyor! Eğlencesi ironici (isterse tabi) romantizmi ise pek bir dağıtan şarkılar yapıyor. 3’üncü şarkı geldiğimizde biraz toplanıyoruz; biraz neşe, biraz mutluluk ve çocuksal bir huzur…”bir şarkı tut” ile tekrar dağılıyorsunuz ve ben albümdeki dağıtan şarkıları ardı ardına dinleyince sarhoş oluyorum!

“Bir şarkı tut senin olsun
Bir şarkı tut benim olsun
Yalnızlık yalnızlıktır
Zor dayanıyorum…”
“Ağlama gönlüm” de içinizi acıtıyor ve gerçekten sanatın anlatabilme gücü olduğunu kavrıyorsunuz. “nazlı ay” ile aynı etki sürüyor ve bu parça bana hep bir ağıt gibi geliyor, Nazan hisli bir şekilde ağıt yakıyor…
“Aşk her yerde göç her mevsim
Uzanamadım ellerine
Biraz çocuk kalsaydım
Elinden su içseydim
Beni sevseydin sevseydin
Konuşmasan da anlardım
Gel odalarıma uykularıma
Gel bana”
Albüme adını veren “göç”’ten bir kısım… bu şarkıya ne derseniz deyin (tıpkı diğer şarkılarda olduğu gibi) dinlemeden etkisi olmayacaktır üzerinizde. Ki zaten Nazan söylememiş olacak ve o sesin duygusunu yaşayamamış olacaksınız. Ve sonra ”işiniz gücünüz yok mu yani “ile biraz toparlanabiliyorsunuz. “çocuk kalbim” ile tekrar ayni havaya girip, “vesaire” ile albüm hayata kırık ama hafif toparlar modda bırakıyor.
Koskoca bir Nazan Öncel albümü böyle bitiyor. “göç” benim bu güne kadar dinleyip bıkmadığım, ıssız ada sorusuna göre götüreceğim 3 albümden biri olduğu kesin!
Bence siz de kendinizi Nazan’dan mahrum etmeyin, bırakın o sizi zaten anlar…
15.44
Cumartesi
Nazan Öncel diskografi
1978-sana kul köle olmuşum-kader bu çekeceksin
1980-yağmur duası
1992-Bir hadise var
1994-Ben böyle aşk görmedim
1995-Göç
1996-sokak kızı
1999-Demir leblebi
2004-Yan yana fotoğraf çektirelim
golddust86@gmail.com
Ozan Güler
07 Ocak 2006